-Matmazel, bir fikriniz var mı?
- Olmasını o kadar çok isterdim ki...
-Kim size neden bunları yapmak istesin? sizin gibi soylu bir hanımefendiyle kimin derdi olur?
-Anlayamayabilirsiniz, bu normal mösyö. Ama hikayem korkarım sizi benden soğutacak...
-Ama anlatmazsanız bilemeyiz değil mi matmazel.
-Sadece bilmeniz gerekeni anlatacağım korkarım.
-Ah siz başlayın yeter matmazel.
-Sonra siz yani anlatır mısınız kendinizi? öylesine yani mösyö!
-Endişelenmeyin, ne kadarını isterseniz.
-Tamam ama siz bana öyle bakarken anlatamam. Biraz ciddi olun n'olur.
-Peki, peki zor ama bu.
Amelia, Nathan kendisine bakarken çok utanmıştı. Çok güzel bakan bir Nathan, Çok güzel gülen bir Amelia...
-Ailenin üçüncü ve ilk çocuğuyum ben- Tam bir karmaşa- ama güzel bir duyguydu bu. Bende varım diyebilmek yani... Babam soylu bir aileden gelir, ama annem... Taşralı bir ailenin tek kızı. Ama mantıklı bir kadındır. Hep annem olduğumu söylerler, yani hep onu andırırmışım. Neyse şuan bu önemli değil sanıyorum. Ailem ve ben büyük annemlerde yaşardık. Çok güçlü bir kadındı o. Annem ben yirmi bir yaşımdayken birden hastalandı çok geç olmadan da Fulhamda öldü. ne acı değil mi? ama hayır babam onun hep ölmesini istedi çünkü Guildford da bir kadın sevmişti. Çok olmadan evlendiler zaten. Ama mutlu oldular mı sanıyorsunuz mösyö? hayır kadın babamı değil şöhretini, ismini, parasını istiyordu. Ben buna izin vermedim pek tabii annem bunları hak etmedi mösyö. Ama en sonunda babam Guildforda taşındı. büyükannem, ben ve Katy Fulham da yaşamaya devam ettik. Büyük annem ölünce - Katy Hollandalı bir beyefendi ile yolunu çizmişti çoktan- Ben yalnız kaldım mösyö! Ama Christina ile tanıştım! Bir Amerikalı ne kadar iyi olabilirse o kadar iyiydi işte. Arada Fransa da ki akrabalarını ziyaret ederdi. İşte bu benim buraya geliş nedenim mösyö. Sanırım başka bir şey yok.
-Matmazel, sanırım gerçekten zordu sizin için?
-Gözler yalan söylemez mösyö, benimkiler de sadece acı var.
-Hiç gözlerinize baktığınızı sanmıyorum matmazel!
Nathan son cümlesinden dolayı çok utanmıştı. Amelia bıyık altından gülmeye devam etti. sevmişti bu durumu. Nathan bir şey hatırlamış gibi irkildi.
-Ben anlatacaktım değil mi?
-İsterseniz mösyö.
-Aslında anlatacak çok bir şey yok matmazel. Dört kız kardeşim, annem ve ben bu kadar...
-Bence bu kadar değil?
-Ah evet, birde siz.
Amelia bunu hiç beklemiyordu, ama Nathan söylediği şeyin arkasında gibiydi. Sonra Amelia konuşmaya devam etti.
-Merci mösyö, birden yapıyorsunuz bunu.
-...
-O zaman devam edin lütfen.
-Dedim ya bu kadar gerçekten. Burada doğdum, büyüdüm ve ailem -beş çocuk olduğunu varsaymazsak- biz, annem ve babamdan oluşuyordu. Babam kanserdi matmazel.
-Ah ,üzgünüm
Nathan üzgün havayı dağıtmak istiyordu.
-Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?
-Mösyö ne önerirsiniz?
-Sizi takip ediyor olabilir matmazel.
-Sanıyorum.
-Otelde kalmanız tehlikeli olabilir.
-Başka bir yere gitmem bir şey değiştirmez değil mi?
-Çok akıllı düşünüyorsunuz. Elbette sizi orada da bulabilir.
-Kalabalık iyi olabilir.
-Christina sizi ağırlayabilir mi matmazel?
-Bu iyi olabilir mösyö.
-Polise gitmek isterseniz?
-Ah baştan beri biliyorsunuz mösyö! hatırladığım kadarıyla ailemizi tehdit eden insanlar hep var olmuşlardır. Ama istedikleri sadece para emin olun.
-Size güvenmek istiyorum. o zaman size eşlik edeyim matmazel.
*** Sabaha karşı Nathan, Christina'nın yanına yalnız gelmişti. Hoş her zaman beraber olamazlardı ama Amelia ne Natha'nın ne Christina'nın yanındaydı. Amerikalı Lori teyzesinden iki dakika müshade isteyip Benard ile birlikte Natha'nın yanına geldi.
-Bir sıkıntı mı var mösyö?
-Amelia yanında değil?
-Sizin yanınızda olması daha doğru olmaz mı mösyö?
Nathan aniden bir şey hatırlamış gibiydi.
-Biliyor muydunuz matmazel?
-Neyden bahsettiğinizi üzgünüm anlayamadım?
-Mektuplardan.
-Ameliaya gelen mektuplardan mı?
-...
-Ah sanırım hizmetçisi onların Fulhamdan geldiğini belirtmişti. Ama hala sorunu anlayamadım?
-Ameliayı dün kendim buraya bırakmıştım ben.
-Onu hiç burada görmedim mösyö üzgünüm. Ama o oteldedir sanırım.
-Olamaz matmazel.
-Sizi anlamakta güçlük çekiyorum mösyö?
-Amelia takip ediliyordu Christina.
-Ama bu imkansız ! nasıl olabilir, gayet normaldi.
-Gelen mektuplar tehdit için gönderilmişti.
-Ah o zaman, Anlayamıyorum mösyö o zaman Amelia neden otelde değil?
-Dün akşam yani, otelin onun için güvenli olmadığına karar verdik.
-Evet, bu doğru olabilir o zaman.
-İşte yalnız kalmaması için dün matmazeli buraya bıraktım.
-Ama ben neden göremedim, hem sabaha kadar ayaktaydık biz!
-İşte bu benim de anlayamadığım yer matmazel. Sizi dün burada bulamadık!
-Ah her zaman burada oturamam öyle değil mi? benim de ihtiyaçlarım var.
-Ama Benard?
-O dün sarhoştu mösyö! Bize bunu nasıl yakıştırabilirsiniz? ayrıca dün onu bıraktığınızın bir kanıtı yok sanıyorum!
-Siz! bunu benim üstüme yıkmaya çalışıyorsunuz ama matmazel!
-Ah kesinlikle hayır, sadece buradan kimse suçlu olamaz.
-Ama Amelia'nın öldüğünü nereden çıkardınız?
-Sadece tahmin mösyö. Ama kaybolduğu kesin öyle değil mi?
-İnanın ne yapacağımı bilmiyorum. Her yere baktım! herkese sordum ama yok! Hizmetçi hala otelde ama bir şeyden haberi yok!
-Bizim yapabileceğimiz bir şey yok mösyö.
-Beklesem gelir mi... onun beni bırakabileceğini... Hayır matmazel beni bırakamaz değil mi?
***
"-Nathan nerede? bayım ona bir şey yapmayın! O çok korkar bayım..."
* Mademosielle Noir kalbi kırık bir kadındı. Tek yaptığı kendini birazda olsa ifade etmeye çalışmaktı. Kendisi ruhu gibi siyaha bürünmüştü. Saçları uzun ve siyahtı. Teni soluktu ve hasta görünüyordu. İçten içe yardım istiyordu. İnsanlar onun bu halini anlamak istemediler. *