Tam koltuğuma oturmuştum ki içeri Selin girdi " ne haber aşkım" bunu söylerken tabiki gülümsüyordu. " iyi senden ne haber" " bakıyorum bizim buz kütlesi yine formunda" " bari farklı bir şeyler de selin, buz kütlesi sencede fazla klişe değil mi ?" "Kusura bakma tatlım yaratıcılığım bu kadar, işler nasıl aynı mı ?" "Aynı", suratını buruşturdu "maşallah sohbetine doyum olmuyor, neyse duruşmam var bir uğrayayım demiştim, Avukat Selin iş başına hadi bay bay" cidden bu kızın hala nasıl benim en yakın arkadaşlarımdan biri olduğunu anlayabilmiş değilim. Bir Yaman vardı bir de Selin ve Ayda. İşte bu kadardı öyle herkese hemen güvenmezdim. Sosyal becerilerim iyiydi fakat sosyal bir yapım yoktu; insan pek sevmezdim aslında.
Sonunda burada ki işlerim bitmişti aslında daha yeni dosyalara bakmam gerekiyordu ama bu gün yorgun hisdettiğimden onlarada evde bakmaya karar verdim. Bu gün evde yemek istemiyordum. Mutfağa girmeyi severdim ama gerçekten yorgundum, normalde eve spariş ederdim fakat bu gün değişiklik yapıp dışarda yemek istiyordum. Yakınlarda arkadaşımın bir restorantı vardı oraya gitmeyi planlıyordum. İncelemem gereken dört dosyayı alarak arabaya bindim ve eşyaları yan koltuğa bıraktım. Arabam siyah bir Mercedes G63 . Bu araba için uzun süre para biriktirmiştim ama değmişti ne yapabilirim ki keyfime düşkün biriydim. Sonunda restorantın önüne geldiğimde ufak bir detayı unuttuğumu fark ettim, arkadaşımın restorantı sattığı detayını atlamıştım. Yerine yeni bir restorant vardı, buraya girmeye karar vererek içeri girip cam kenarı bir masaya oturdum. Restorant güzel dekore edilmişti tavandan değil de, etrafta küçük ve loş aydınlarmalar vardı, yeşil ve beyaz tonları bir mekandı, mutfakla oturma bölümünü sadece yeşil bir tezgah ve tezgahın arkasında tezgahın yandan uzunluğunun yarı boyutuna gelen içki kısmı ayırıyordu. Oradan gelen kokular insanın dahada iştahınız açıyordu. Hafifçe elimi kaldırarak garsonu çağırdım bir süre sonra yanıma gelerek önüme menüyü bıraktı "hoşgeldiniz efendim" o dırada menüyü açtım ve hemen bir göz atıp deniz mahsullerinin olduğunu gördüm "merhabalar deniz mahsullerinden bir öneriniz var mı acaba ?" " deniz mahsullerinden levrek öneririm efendim "pekala ben bir levrek ve bir kadeh kırmızı şarap alayım lütfen" "pekala efendim, hangi şarabı tercih edersiniz" tekrar menüye göz attım ve "Bardolino olsun lütfen."
Yaklaşık on beş, yirmi dakika sonra sparişim geldi ilk çatalı aldım ve açıkçası harikaydı üzerinde özel bir sosu vardı. Yemeğimi bitirmiştim ve tekrar aynı şekilde garsonu çağırdım "buyurun efendim" "ben bir magnolya alabilirmiyim ve lütfen şefiniz çağırırmısınız". Bazı insanlar garipseyebilir fakat biri işini iyi yapıyorsa nerede olursa olsun onu tebrik ederdim ve bunu yüz yüze yapmak daha samimi geldiği için işi yoğun değilse bu şekilde yapardım. "Umarım bir sorun yoktur efendim" "hayır, bir sorun yok kendisini kişisel olarak tebrik etmek istiyorum" "pekala efendim". O sırada aynamı çıkarttım ve kendime baktım kötü gözükmek istemezdim rujuma baktığımda yerindeydi, dolgun dudaklarım olduğundan ruj sürmeyi severdim, rımelim de buz mavisi gözlerimi ortaya çıkartmıştı. . Ve günün kötü haberi tokamı düşürmüş olmam dı sanırım, neyse evde bir sürü var. Tam o sırada yanımdan nazik ve kalın bir ses geldi "merhabalar beni çağırmışsınız ve bu da magnolyanız."
Kafamı sağıma çevirdim ve yok artık karşımda resmen selvi boylu bir afet var dı. Tamam ben de bir yetmiş sekiz boyındayım kısa sayılmam ama bu adam yaklaşık bir doksan beş falan vardır. Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim ela gözleri, hafif açık buğday teni ve siyah hagif dalgalı saçlarıyla tam bir afet-i devran dı.
Arslan Ulutürk Ağzından
Bu gün işler yoğun değildi ama güzel ilerliyordu. O sırada garsonlardan Yasin yanıma geldi " Arslan abi bir hanım efendi seni çağırıyor, tebrik mi ne edecekmiş sanırım bir de magnolya istemişti." " Abi yalnız abla da bayağı güzel ben diyeyim de." Ah bu çocuğun gönlü, tamam öyle herkese seviyorum ediyorum demez ama her kadını da beğenmek nedir be kardeşim. " Of Yasin of " " ne dedim sanki abi " " tamam tamam hadi işine sen hangi masa " " masa 555 abi. " normalde bana restorant ' da oturma bölümünde bu tarz samimi hitaplar kullanamazlar ama aramızdaki samimiyet ötürü mutfakta samimi hitaplara izin veririm. Mutfaktan çıkarak elimdeki magnolyayla masaya doğru ilerlemeye başladığımda masada siyah, dalgalı, uzun saçlı bir kadın sola dönük bir şekilde elindeki aynaya bakıyordu. Yanına gittiğimde hafif sevecen bir biçimde buyurun beni çağırmışsınız ve bu da magnolyanız diyerek tatlısını masaya bırakmıştım ki bana doğru döndü. o an bir kal geldi çünkü karşımda ki kadın resmen özenle yaratılmış gibiydi tabi ki her kadın güzeldir burada her gün bir sürü insan görüyordum ama bu kadının enerjisi çok farklıydı sanki huzurlu bir ev gibi hissettirmişti bir anda bakışları. " Teşekkürler ben sadece çok güzel yaptınız söylemek istemiştim gerçekten yediğim en iyi levreklerdendi, sanırım defne yaprağıyla birlikte pişirmişsiniz ve bu da hoş bir koku vermiş." levreği gerçekten iyi pişiririm ve beğenmesi beni mutlu etti, ayrıca birazda olsa yemekten anlıyor olmalı ki levreği defneyle pişrdiğimi anlamış. " Evet defneyle pişirdim ve açıkçası beğenmenize beni çok mutlu etti, sanırım mutfağa biraz ilginiz var bunu sormanızdan bu sonucu çıkartabilir miyim ?"Hafifçe gülümsedi ve " evet çıkartabilirsiniz, sadece işimden dolayı sık giremiyorum malesef." Açıkçası işini merak etmiştim"işinizi sorsam ?" " tabiki, savcıyım ben" şaşırmıştım ama aslında ondan beklenilecek bir mesleki bence. Çok kendine has dik bir duruşu vardı.
Hafif çıkıntılı düz burununda hafif kırmızılık vardı sanırım gözlük takıyor. " Gözlük mü takıyorsunuz" "evet nereden anladınız" " Hafif iz yapmış" "anladım teşekkürler". O sırada Yasin yanıma geldi ve "kudura bakmayın böldüm ama şefim yeni müşteriler gelmeye başladı." Konuşmamız bittiği için üzülmüştüm, neden ki ? Tekrar konuştu " kusurabakmayın işinizin hafif olduğu bir anda çağırnıştım ama sizi biraz fazka tuttum" " hayır öyle düşünmeyin benim için zevkti, sohbetimiz iyiydi adınızı öğrenebilir miyim ?" " Acar adım, Acar Sancak " " bende Arslan Ukutürk, umarım tekrar görüşürüz sayın savcım."