Hayatınız tek günde altüst olabilir mi? Gözlerinizin önünde birinci dereceden yakınlarınız öldürülse peki. Ailede hayatta kalan tek insan olmak zor olur muydu? Bu ölüme meydan okumak olamaz mı?
7 saat önce
Gün bittiğinde şükürlerimi yüce rabbime sundum. Sonunda annemin dırdır ve çenesinden kurtulmak sanki ölümü küçük bir sıyrıklarla atlatmak gibiydi. Annem aldığı şeyleri överken arabanın hızlandığını fark ettim.
Babam normalde arabayı sakin kullanmazdı kabul ama böyle de kullanmazdı. Birşeyin ters gittiğini anlamam uzun sürmedi sesimin tedirgin çıkmasına engel olmayarak konuşmaya başladım "Baba ne oluyor, neden araba çok hızlı?" dedim. Babam da ne olduğunu anlamamış olacak ki anlamaz bir ifadeyle dikiz aynasından bana baktı.
Babam direksiyona asıldı ama direksiyon kontrol dışı hareket ediyor, yanlış yerlere sürükleniyordu. Araba birden daha da hızlandı ve uçurumdan yuvarlandı. Gözlerim karardı ve hatırladığım en son şey
büyük bir çığlıktı.
Gözlerimi açtığımda yoğun ışıktan dolayı gözlerimi kapadım. Yavaş yavaş gözlerim ışığa alışırken toprak bir alanda değil aksine aşırı konforlu bir yatakta olduğumu fark ettim. Hastanedeydim? Ailem neredeydi? Yüzümde bir acı yoktu ama kolum ve bacağım çok ağrıyordu.
Bu düşünceler iyice beynimi bulandırmışken içeriye elinde bir dosya ile doktor girdi. Ellili yaşlarda ama yaşına rağmen şık ve alımlı bir kadındı. Bana doğru geldi ve sedyenin yanındaki sandalyeye oturdu. Yavaşça elimi kavradı ve konuşmaya başladı "Daha yeni uyandın ve seni böyle bir haber ile sarsmak istemezdim ama..." alımlı doktor durdu. Konuşmadı yada konuşamadı isteksizliği harelerinden okunuyordu, konuşmak, ağzını bıçak açmak istemiyor gibiydi.
Yavaşça konuşmaya başladı "Aileni kaybettik tatlım, senin adına çok üzgünüm daha on yedi yaşında olduğun için koruyucu bir aileye ihtiyacın olacak. Bu nedenle seni ben evlat edinmek istiyorum. Tabii sen de istersen." nasıl bu kadar rahat ve çabuk söylemişti herşeyi, oysaki ben ağlamamak için kendimi tutmaya çalışıyordum.
Herşey çok ani olmuştu ve şimdi alımlı doktor yani yeni annem Yerin beni sakinleştirmeye ve az da olsa yemek yedirmeye çalışıyordu ama nafile. Ağlamaktan başka birşey yapmıyordum. Yerin ağzıma bir iki lokma koymaya çalışsada kalbim yanarken hiçbir şey olmamış gibi davranamıyordum.
Yerin bana birşeyler yedirmeye çalışırken benden 5 veya 6 yaş büyük olduğunu düşündüğüm bi adam geldi. Yerin onu görür görmez ayağa kalkıp "Hoşgeldin oğlum." dedi. Oğlan suratıma baktı ve "Bu kim?" dedi. Suratı ne kadar tanıdık gelsede hiçbir şekilde çıkaramadım. Yerin tekrar konuştu "Barın bu Asena, Asena buda Barın yeni kardeşin." Barın beni baştan aşağıya süzdü. Birşeyin yanlış olduğunu düşündüm gözü çok üstümdeydi. 'Tanışıyor muyuz?' diye sormak geldi içimden.
Bir süre sonra bu baskıya dayanamadım ve yavaşça doğruldum. Yerin hemen öne atıldı ve "Tatlım yavaş ol, yorgun düşebilirsin." dedi. Hayatımın en dolu ve en yorucu gününü geçirmişken nasıl "yorgun düşebilirsin" dedi. İnsanlar gerçekten çok bencil yaşadığımı yaşamadan anlayamayacak.
...
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama şuan arabanın camına doğru bakarak olanları unutmaya çalışıyordum. Arkada hayatımda dinlediğim en güzel şarkı olan 'Yarım Kalan Sigara' çalıyordu. Aslında şarkı sanki benim için yazılmış bestelenmiş ve doğru günde dinlemem beklenilmiş gibiydi. Tam olarak şuan ki halimi anlatıyordu, ben artık yarım kalan bir sigaraydım.
Kelimeler zihnimi bulandırırken bir evde durduğumuzu fark ettim. Oldukça gösterişli bir evdi. Barın indi ve ardından kapım açıldı "Kendim de yapabilirim yardıma gerek yoktu ama yinede sağol." dedim. Barın bir iki saniye yüzüme baktı ve birden beni kucağına alarak arabanın kapısını kapattı. Yerin yanımızda değildi yani beni kurtaracak kimse yoktu.
Tam ağzımı açacakken Barın konuşmaya başladı "Üzgünüm ama annemin kesin emri var. Seni yormayacağıma ve o gelene kadar gerekirse seni kundaktaki bebekten ayırmayacağıma dair söz verdim."dedi. Yüzüne sinir bi ifadeyle baktım ve "Eminim ki Yerin bunu kast etmemiştir.Bir insan birkaç adımdan yorulmaz yalnız." dedim. Yüzüme alaylı bir ifadeyle baktı "Sen bu evin ne kadar büyük olduğunun farkında mısın? Ve kısa bir bilgi odan en üst katta." dedi ve yüzüme tek nefeslik bi mesafe bırakarak yaklaştı "Benimkinin tam yanında." dedi. Sıcak nefesini yüzümün bütün sinir uçlarında hissettim.
Suratına yavaşça yaklaştım ve sert bir tokat indirdim. Ardından sanki hiç birşey olmamış gibi yere inip ilerlemeye başladım. Arkamdan baka kalmıştı 'Hiç bi kız onu bu şekilde reddetmedi mi?' diye düşündüm. Arkamı döndüm ve "Gelmiyor musun?" dedim. Suratındaki afallamış ifade silindi ve bana doğru ilerlemeye başladı.