İçeriğe geç

SINIR

Bölüm 1 · 2 dk okuma

SINIR

Bölüm 1

GİRİŞ

Üniversite kampüsü, güneşin son ışıklarıyla boyanmış sessizliğe gömülüyordu. Ağaçların arasında uzanan taş yollar bomboştu artık. Baharın son demlerinde, rüzgârın taşıdığı yasemin kokusu bile garip bir şekilde ağır geliyordu havaya. Derslerin bitişini haber veren o tanıdık uğultu, yerini bir durgunluğa bırakmıştı. Herkes ya yurda dönmüş ya da evine ulaşmak üzere çoktan yola koyulmuştu.Zeynep, yorgun adımlarla yürümek yerine bu kez hızlı, neredeyse telaşlıydı. İnce siyah paltosunun etekleri dizlerinin etrafında savruluyor, omzuna taktığı çantasının askısı her adımda hafifçe sarsılıyordu. Normalde okuldan çıkınca birkaç arkadaşıyla kahve içmeden günü tamamlamazdı ama bugün farklıydı. İçinde tanımlayamadığı bir huzursuzluk vardı; sanki görünmeyen bir el, omzuna dokunmuş ve kulağına “git” diye fısıldamış gibiydi. Nefes alışverişi hızlanmış, gözleri sürekli etrafı tarar hâle gelmişti.Metroya bindiğinde camdan dışarı bakmak yerine başını eğdi; yerin altındaki tüneller bile onu daha güvende hissettirmiyordu. Kalabalıkta yalnız hissediyordu kendini sanki o anda orada olan herkes birer gölgeydi, sahte bir kalabalığın içindeydi. Metrodan indiğinde hava iyice kararmış, rüzgârın sesi usulca uğuldamaya başlamıştı. Eve giden yokuş, diğer günlerdeki gibi sıradan değildi bu kez. Her adımı, biraz daha artan bir tedirginlikle atıyor, kalbinin çarpıntısını kulaklarında duyuyordu. Gecenin sessizliği neredeyse ürkütücüydü; ne bir araba sesi, ne bir pencere tıklaması… Sadece onun ayak sesleri yankılanıyordu kaldırımlarda.Ve o an geldi. Sanki rüzgâr birden durdu.Hava ağırlaştı.Bir fısıltı…İnce, belli belirsiz ama doğrudan kulağının arkasında duyulmuş gibiydi.“Zeynep…”Adını duymuştu. Ama bu ses ne tanıdıktı, ne de yabancı. Zaman sanki birkaç saniyeliğine dondu. Arkasını döndü.Boşluk.Sokak lambasının altında titreyen gölgesi dışında hiçbir şey yoktu. Yalnızdı. Görünürde kimse yoktu ama kalbi, orada birilerinin olduğunu haykırıyordu.Bir an duraksadı.Sonra babaannesinin yıllar önce anlattığı o eski efsane yankılandı zihninde. “Eğer bir akşam ay tam tepedeyken, adını hiç duymadığın biri seni çağırırsa, durma. Dönersen, ait olmadığın bir âleme uyanırsın.” Gözlerini gökyüzüne çevirdi. Ay oradaydı. Tertemiz geceyi aydınlatan, bembeyaz, büyük bir daire gibi duruyordu göğün ortasında. Tam tepedeydi.Tam da efsanedeki gibi.Dudakları titredi. Derin bir nefes aldı. Artık sadece yokuşu çıkmıyordu sanki görünmeyen bir şeyden kaçıyordu. Adımları hızlandı, nefesi kısaldı, omuzları gerildi. Etrafındaki evlerin pencereleri bile karanlıktı; sanki bu sokak sadece ona aitti, ya da belki de yalnızca o burada mahsur kalmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.