Mücriyye nereye gitdiğini bilmeden hızla ara sokaklarda kaybolmuşdu.Ayaklarında terlik olmadığını ayağına batan simlerle anlamışdı..Etrafına bakdığında her yerin pembe simle kaplı olduğunu gördü..Rojda abla yeni terlik fabrikasının açılışını yapmışdı.Mücriyye fabrikaya girmeye karar verdi. İçeride sayısız terlik vardı. Aklına arabaya fırlatdığı terlikler geldi. Üzüntü ile içeriyi gezmeye başladı. Onu bu kadar korkutan şey belkide terlikdi..
-Ayakların güzelmiş-Dedi Rojda abla arkasından bakarken
-A-abla özür dilerim izinsiz girdim beni affe-
-Seni buraya getiren ayak benim terliğime aşık olmuş,izini önceden almışsın tatlım
-Senin terliğin mi? Ama Hüsnusunun onları nasıl olur?!
-Tatlım o kilotcu karı terliklerimi çalıp yerine üçgen kilot yerleşdirdi. Bilirsin kilot severim heleki üçgense..Anlamam uzun sürdü ama çok geçdi..
-Üzücü olmalı..
-Evet tatlım ama şu an sen varsın.. Bana yardım etmek için gönderildin..
-Ben ne yapa bilirim? ah o terliklerin sizin olduğunu bilsem arabaya fırlatmazdım..
-Ne?Arabaya mı fırlatdın!? Ucube!bana yardım etmelisin küçük velet
-A-ama nasıl?
-Pavyonda işe başla anlaşmayı boz.Terlikler sana aşıkken bunu sadece sen yapa bilirsin.
-Ben yapamazsam?
Rojda abla onu kovdu.İşe başlamasını ,başlamazsa ondan terlik yapacağını söyleyerek tehdit etdi..
Simli ayakları ile ara yollarda yürüyordu Mücriyye. Hayat neden onu böyle sınıyordu ki? Hayatı önceden de kolay değildi zaten. Bunlarla nasıl baş edecekdi? Ayağına takılan taşla yere düşdü. Hayır. Taş değildi bu. Bu.. Terlikdi!
-Beni nasıl buldun?!
-Bu ayakları asla unutamam..


