Bugün taşınıcaktık.Ailemin isteği üzerine çünkü anneme göre benim bunda bir karar hakkım yoktu ama babam yinede banada sormuş fikrimi almıştı.Zaten bende burdan gitmek istiyordum onun için pek sıkıntı etmedim. Yaklaşık olarak 13 yıldır burada yani İzmir'de yaşıyoruz ama ben buraya hiç ısınamadım. Ama annem tabiki bunu hiç bir zaman sorun etmedi. Şuanda 18 yaşındayım lise son öğrencisiyim. Gideceğimiz yer ise İstanbul evet İstanbul ben oraya aittim. Orası benim yuvamdı.ordan hiç ayrılmamalıydım ama oldu işte bı kere koptum oradan. Ama bir de bana sorun ordan ayrılınca neler yaşadın neler diye daha 5 yaşındaydım ama her şeyin farkındaydım.
"Açelya kızım gel şu koliyide sen taşı belim ağrıdı"annemin bana seslenmesi üzerine oturduğum koltuktan kalktım ve kafamdaki düşünceleri bir köşeye bırakıp annemin yanına gittim.koliyi elime aldım tam kaldırırken babamın "kızım ne yapıyorsun bı yerine zarar gelicek bırak ben taşırım" demesiyle peki deyip geri yerime geçtim sonunda bu mahalleden bu ortamdan bu lanet yerden kurtulacaktım okulumu fazla kafaya takmıyorum çünkü şimdiden okulum sınıfım ayarlanmıştı bile her şey beni bekliyordu
Ama sorun şuyduki ben daha İstanbul'un neresine gideceğimizi bile bilmiyordum.
Ama sonuc olarak İstanbul'a geleceğimiz için fazla kasmadım ve sorma gereği hissetmedim. Yaklaşık 2 saat sonra babamın hadi gidiyoruz arabaya binin demesiyle yolculuğumuz başladı.
Annem arabanin ön koltuğunda babam sürücü koltuğunda ben ve kardeşim defne ise arka koltuktaydık. Evet bir de kardeşim var benden iki yaş küçük 10. Sınıfa gidiyor,bazen ona çok kızsam,sinirlensem bile seviyorum onu.
Ben bunları düşünürken uykuya daldım ve pek rahat olmayan bir uykuya daldım.
Birden gözümün önüne bir park geldi mor bir salıncak küçük bir kiz orda sallanmaya çalışıyor etrafta arkadaşları var oyun oynuyorlar o sırada yanına bir çocuk geliyor ve onu kolundan tutup salıncaktan kaldırıp yere doğru itiyor düşüyor canı acıyor ama ağlamıyor. Kızın yanına gitmek istiyorum ama ayaklarım bir şeye takılıyor ve bende düşüyorum o sırada yanıma o kız gelip bana gülümsüyor.
"Kızım, kızım hadi uyan geldik eve gidelim eşyalar bizden önce geldi ve yerleşti evde uyursun"
Babamın sesiyle gözlerimi açtım ve belli belirsiz tamam anlamında kafamı salladım. Yavaşça ayağa kalktım eve ve çevreye bakmadan direk içeri girdim çünkü çok uykum vardı günlerdir düşünmekten uyuyamıyordum.
ERTESİ SABAH
İçeri dolan güneş ışığıyla gözlerimi açtım yatakta oturur pozisyona geldim telefonumu elime aldım ve harika şarjı da tam biticek zamanı bulmuştu
Oflayıp telefonumu şarja taktıktan sonra banyoya girdim bugün okula gidicektim ve iyi görünmek zorundaydım.
Banyodaki işlerimi hallettikten sonra çıktım üstüme okul kıyafetlerimi giydim ve makyaj masama baktım "harika masa burda ama eşyalar yok" diye hayıflandıktan sonra aşağı salona indim ve kutuları karıştırmaya başladım ve evet buldum tam kutuyu aldım odama geri gidiyordum ki kapının zilinin çalmasıyla yerimden sıçradım sabahın bu saatinde kim gelmiş olabilirdiki?
Kutuyu bıraktım ve yavaşca kapıya ilerledim "kim o" ses gelmedi "kim o" ses gelmedi en son kapı deliğinden baktım ama kimse yoktu kapıyı açtım tam geri kapatıcakken yerdeki küçük kutuyu ve altındaki zarfı gördüm kendi kendime "bide gelir gelmez gizli hayranın oldu desinlerde biraz güleyim"dedim kutuya da aldım ve odama geçtim açıkçası pek merak etmiyordum,o yüzden makyajımı yapmaya başladım nemlendiricimi sürdükten sonra biraz yüzümüm emmesini bekledim daha sonra biraz fondöten, kapatıcı,pudra, allık,dudak kalemi,ruj,maskara mı sürdüm ve kirpik kıvırıcım kıvırdım kirpiklerimi saçlarımı zaten açık bırakmıştım birazcık saç kremi sürüp taradım ve hazırdım çantamı yanıma aldım ve o sırada aklıma kutuyu elime aldım açtım bir kolye vardı ve ucunda küçük bir yıldız vardı. Yıldızları çok severdim her şeyden çok hemde. Sonra notu elime aldım notta şöyle yazıyordu:
öncelikle günaydın diyceksin ki şimdi bu not ve kutu nerden çıktı bu notu ve kutuyu ben gönderdim.simdilik bunu bilsen yeter ve evet yıldızları seviyorsun,o kolyeyi boynuna tak ve hiç çıkarma olur mu şuna emin ol ki sen çok özel ve güzel birisin kendini asla dışlanmış ve küçük hissetme kutunun alt kısmında küçük bir hediye daha var belki görmezsin diye söyleyeyim dedim kendine dikkat et ve kolyeyi takmayı unutma küçük okulunda başarılar...
agzim açık notu okuduktan sonra "bu ne lan kamera nerde şaka nerde kim bu kamera şakasının sahibi, lan Açelya ne saçmalıyorsun kendi odanda kim sana kamera şakası yapabilir off" ben bunları düşünürken aklıma kutunun altına bakmak geldi kolyenin koyulduğu yerin ordaki minik süngeri kaldırdım ve bu da ne mor küçük bir yüzük ama kalpli ve çok hoş hemen aldım ve taktım tamda elime göreydi umursamadan gidip kolyeyide taktım çünkü neden olmasın.
Annem ve babam işe gittiği için erkenden çıkmışlardı bende telefonumu alıp evden çıktım ve okulun yolunu tuttum. Kapının önüne gelince içeri bir göz gezdirdim basketbol oynayanlar,sohbet edenler, dolaşanlar,voleybol oynayanlar ve dışardaki çardakta oturmuş etrafı izleyen yaklasik 10 kişilik o erkek grubu klasik her okulda vardır,kendilerini baş boy zannederler ama aslında böcekten korkarlar falan kendi kendime güldüm sonra zikin çalmasıyla kendime gelince. Müdürün yanına gittim ve sınıfımı öğrendim 12-A evet kapının önünde durdum ve kapıyı çalıp içeri girdim tüm gözler birden bana döndü. Hoca "sen yeni öğrenci olmalısın" dedi kafa salladim. "Kendini tanıt bakalım" dedi bende "merhaba ben Açelya 18 yaşındayım ailem ile beraber İzmir'de yaşıyorduk ama buraya taşındık ben de o yüzden buraya geldim." Dedim "hoş geldin Açelya boş bir yere geçebilirsin" deyince kafamı salladım ve en arkada iki boş yer vardı biri cam tarafı diğeri duvar tarafı cam tarafına doğru yöneldim çocuk uyuyordu yavaşça omzuna dokundum ve "kalkabilirmisin oraya oturucamda" deyince çocuk bana baktı baktı ve kalktı köşeye geçtim hemen çocuk uykusundan uyanmış elini yüzüne yaslamış ve öylece bana bakıyordu.kendimi bir tuhaf hissettim ve kafamı öne eğdim o sırada bana elini uzattı ve "ben yağız tanıştığımıza memnun oldum arkadaş olmak istermisin" diye sordu açıkçası çok tatlı birine benziyordu ve yakışıklıydı gülerek elini tuttum."olur tabiki neden olmasın" dedim harika deyip önüne döndü ve alttan telefonunu çıkarıp bana doğru uzattı,ona sorar gözlerle bakınca hesabının adını gir takipleselim dedi.kafa salladım ve hesabıma girip istek attım daha sonra kendi telefonumu elime alıp isteği kabul edip geri takip yaptım.daha sonra kabul edince hesabını incelemeye başladım ve bir fotoğrafta gözüm takılı kaldı

Çok yakışıklıydı daha sonra kafamı kaldırdım ve ona baktım oda bana baktı ve "çok beğendin heralde deyince" utanarak kafamı eğdim ama oda benim fotoğrafım bakıyordu ve hatta fotoğrafı büyütüp yüzümü incelediğini gördüm sessizce güldüm. O sırada zil çaldı daha zil çalar çalmaz içeri bir sürü kız girdi ve bizim yanımıza gelmeye başladılar ama hepsi bana igrenerek bakıyordu yağışa sorar gözlerle baktım kulağıma eğildi ve okulun popüler çocuğunun yanında oturuyorsun deyince olduğum yerde kaldım ama açıkçası tek düşündüğüm çok güzel koktuğuydu...
Elimden tuttu ve ayağa kalktı bende kalktım ve kapıya doğru giderken kızlar orda kalmıştı aşağı indik bahçeye ve çardağa o çocukların yanına yürümeye başladık 'hemde el ele' kalbim içerde parçalara ayrılırken yanlarına geldik renkli gözlü olan bize doğru baktı ayağa kalktı ve "sabah yoktun bı sorun mu var" deyince hayır dedi yağız ve devam ettik beni hepsiyle tanıştırdı ama hemen tabiki taniyamazdim. Renkli gözlü olan çocuğun adının Berk olduğunu öğrendim aklımda tek o kaldı o kadar.
ARKADASLARRR BU BÖLÜM 1100 kelime yazdimmm ayayayaya
neyse devammm nede olsa eğlenceli djdkdkdkdkfk yoruldum ama ne düşünüyorsunuz konu hakkında