Yeni taşındığım evim hala boşaltılmamış kolilerle doluydu. Temizlik yapmaktan yorgun düşen bedenimi arkamda ki koltuğa bıraktım. "Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş." diye mırıldandım. Sürekli alışveriş yaptığım için evime sığamaz olmuş o yüzden başka bir eve taşınmıştım. Ama ne yapabilirim, alışveriş benim terapimdi ve bir şeylerle baş etme yöntemimdi. Ya da ben kendimi öyle avutuyordum. Ayağa kalkarak mutfağa yöneldim, hazır paketli bir pizzayı mikrodalgaya attım. O sırada da bir içecek doldurdum. Pizzamı ve içeceğimi alarak masaya oturdum. Yemeğimi yerken ınstangram uygulamasında haber sayfasına tıkladım. Kullandığım tek bir hesabım vardı o da fakedi, hoş zaten takipleşebileceğim bir yakınım yoktu. Kadın cinayetleri, trafik kazaları, siyasi bunalımlar... Haberler içimi daraltınca sayfadan çıktım. Telefonu kapatacağım sırada bir bildirim sesi yankılandı. Tanımadığım bir hesap bana yazmıştı, istemsiz bedenim kasıldı. Kimse bana yazmadığı için birisinin yazması heyecanlanmama sebep olmuştu. Sessizgolge: Etrafımda Charles Bukowski okuyan kimse yok. Kaşlarımı çatarak mesajı tam üç kere okudum, "Ne saçmalıyor bu?" Önümde iki seçenek vardı, ya engelleyecektim ya da cevap yazacaktım. Kendimi tanıyordum, eğer cevap vermezsem önümdeki bir hafta neden yazmadım diye düşünmekten kafayı yerdim. Derin bir nefes alıp mesaj isteğini onayladım. Daginikbulutlar:Anlamadım? Kalbim heyecanla kasılmıştı, neredeyse kimseyle muhattap olmadığım için birisiyle konuşmak beni çok geriyordu. Sessizgolge: Bir reels videosu gönderdi. Yorumlarda Charles Bukowskiden alıntı yazan sadece sensin. Attığı videoya tıkladım, videonun üzerinde 'Sevdiğin yazardan bir alıntı bırak.' yazıyordu. Yorumlara tıkladığımda bir yıl önce yaptığım bir yorum gördüm. "Yalnız mısın?" "Evet." "Kimse yok mu?" "Kimse. İnsanlara tahammülüm yok biliyorsun." Charles Bukowski-Factotum. Daginikbulutlar: Yani, ne var ki bunda? Sessizgolge: Hiç, dikkatimi çekti. Yaklaşık üç dakika ne yazacağımı bilemediğim için mesajı görüldü de bıraktım. Sessizgolge: Rahatsız ettiysem kusura bakma. Daginikbulutlar: Etmedin, insan bazen sevdiği muhabbetleri yapabileceği birini istiyor etrafında. "Ama kimse olmuyor." diye mırıldandım. Yalnızlığa alışmıştım, yalnızlığı kendime sevdirmiştim. Şikayetçi değildim. Sessizgolge: Ama kimse olmuyor değil mi? Yazdığı mesajla ufak bir şaşkınlık yaşasam da cevap verdim. Daginikbulutlar: Olmuyor. Ama etrafında vaktini yiyen ve seni üzme ihtimali olan kişilerin olmaması lüks değil mi sence? Sessizgolge: Peki etrafında, vaktini değerli kılan ve seni bu dünyanın yükleriyle tek bırakmayacak kişilerin olması lüks değil mi? Daginikbulutlar: Kendine yalnızlığı henüz sevdirememiş bir yalnız var sanırım karşımda. Sessizgolge: Aslında bakarsan evet, etrafımda sadece Charles Bukowski okumayan değil, genel kimse yok. Üzüntüyle dudaklarımı büzdüm, yalnızlığın acısını yaşamış biri olarak karşımda ki hesabın sahibini çok iyi anlıyordum. Daginikbulutlar: Bir gün yalnızlığı seversin umarım. Sessizgolge: Bilmem. Neyse, değerli vaktini bana ayırdığın için teşekkür ederim. İyi geceler. Daginikbulutlar: İyi geceler. Telefonumu kapattıktan sonra mutfağı toplayıp yatağıma uzandım, mesajlarımızı tekrar tekrar okudum, her okuyuşumda aynı kasılma bedenimde baş gösterdi. Telefonumu kapatarak başımı yastığıma gömdüm bu gece ilk kez yalnız hissetmeyerek uykuya daldım.
Bölüm 1
1. MESAJ
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.