İçeriğe geç

ŞİDDET

Bölüm 2 · 4 dk okuma

ŞİDDET

Bölüm 2

Görünmez gerçekler...

Bir anda annemin sesi kesilmişti. Komşular bizi kurtarmış sanıyordum. Taki kapının altından kan gelene kadar… Bir anda çığlık attım kimseden ses gelmiyordu kapıya daha sert vuruyordu komşular. Başım hiç olmadığı kadar çok dönüyordu. Sesler oldukça boğuklaşmıştı. Kendimi zorladım gözlerimi araladım her yer bulanıktı. Başımda bir sürü insan vardı ama ben hiçbirinin suratını göremiyordum. Sesler boğuklaştı, görüntü uzaklaştı. Uykum hiç olmadığı kadar ağırdı sanki kendimi zorluyormuşum ama başımda duran birisi gözlerimi zorla kapatıyormuş gibiydim. Ve en sonunda dayanamayıp kendimi uykunun ellerine teslim ettim…

Uyandığımda başımda birçok makine ötüyordu. Neredeydim ben? Ne olmuştu bana? Derken annem geldi aklıma. Bir anda ağlamaya başladım ve annemi çağırıyordum. Doktorların sesi bir anda kesildi önümü daha iyi görüyordum ama hala o kadar net değildi hiçbir şey. 1.78 Boylarında yaklaşık 48 yaşında olan, saçlarının ortası olmayan hafif kilolu bir doktor duruyordu karşımda. Ona baktım ve annemi sordum. Annemin durumunu şu an bilmediğini söyledi ve duraksadı bana bakarak dalmıştı… Yoksa anneme bir şey mi olmuştu? Ağlamaya başladım tekrar “Anneme bir şey oldu değil mi bana söylemiyorsunuz ama “dedim. Adam sesini çıkartmadı, sadece yüzüme bakıyordu. Ağladım, ağladım adam kendime zarar vermemem için başımda duruyordu. Bir zamandan sonra durdum. Ağlasam ne olacaktı ki? Geri gelip beni kollarına mı alacaktı yeniden? Halsizdim ve gittikçe yavaşlayarak ağlamamı kestim. Doktor da durumuma acıdığı için ağlamamı kesmemi ya da susmamı istemedi. O da biliyordu ki bir yerden sonra susacağımı. Hala nefes almakta zorlanıyordum. Yutkunurken boğazımda bir ağrı vardı. Doktor konuşmuyordu. Ben konuşmuyordum. Odanın içini sessizlik bürümüştü adeta uyumak için izin istedim ve izin verdi tam gözümü kapatacakken durdum “ Şeyy acaba uyuyana kadar yanımda kalabilir misiniz?” doktor biraz düşündü ve bıyıklarının altından hafifçe gülümsedi “Tabiki. Şimdilik herhangi bir işim yok ama bir şey alıp geleceğim sen gözlerini kapat. Nedensiz bir güven kaplamıştı o minik bedenimi. Gülümsemek istemiştim ama yapamıyordum. Doktor hafifçe saçlarımı okşadı ve odadan çıktı. Uyumanın bana iyi gelebileceğini düşünmüştüm. Sanki annem yanımdaymış gibi örtüme sarıldım ve derin bir iç çekerek gözlerimi kapattım.

Gözlerimi açtığımda doktor yanımdaydı. Elinde; içinde su gibi bir madde olan ve o suyun içinde de simler olan bir defter vardı. “Uyandın demek prenses” dedi gülümseyerek. Kafamı olumlu anlamda salladım. Defteri elime tutuşturdu ve bana bir söz vermemi istedi. İlk biraz düşündüm ve sonra yine olumlu anlamda başımı salladım. “Anneni hatırladığın her anda bu deftere ona söylemek istediklerini yaz tamam mı? Bana güven annen yazdıklarının hepsini yukarda okuyor olacak.”. Gözlerim tekrar dolmuştu. Ağlayarak doktora sarıldım ve biraz öyle ağladıktan sonra teşekkür edip geri çekildim. Doktor o sıcacık gülüşüyle içimi ısıtmıştı. Günün sonunda iyi olduğum için beni hastaneden çıkartacaklardı. Babamı polisler götürmüş ifade vermesi için. Bu sırada beni de Çocuk Esirgeme Kurumu’na göndereceklermiş. Doktorum bunu duyunca bir an bekledi bir şeyler düşündü ben umutsuzca hazırlanırken ve bir anda “Aslında hastanemizde oldukça çok yer var, kızcağızı da oraya götürmek yerine burada tutsak daha iyi olabilir. Hem bu aralar piskolojisi çok iyi değil, başına her an bir şey getirebilir. Bu durumda bizimle güvende kalması daha mantıklı değil mi ?” dedi. Polisler bir anda duraksadı yüzüme baktılar ve birisi eğildi ve “ İster misin?” dedi, başımı olumlu anlamda salladım ve doktora baktım. Hala gülmekte zorluk çekiyordum, gülemiyordum ve o da bunu anlamıştı ki tekrar saçımı okşadı

Gün gelmişti. Babam delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakılmıştı. Duyduğuma göre önümüzdeki bir yıl boyunca gözetim altında beni eve babamın yanına göndereceklermiş. İlk başta tırstım, korktum ama beni kısa bir süre de olsa koruma altına alacaklarını söylediklerinden içim en azından daha rahattı. Polisler beni ve babamı ayrı arabalarda evimize bırakacaklarımı söylediler. Korkuyordum. O eve tekrardan nasıl gireceğimi bilmiyordum. Nasıl çıktığımdan da haberim yoktu zaten. Yolculuğun başlarında kimseden ses çıkmıyordu. En sonunda bir polis eğlenceli bir şarkı açtı. Onlar dans etti ben izledim. Daha çok eğlendiler daha çok izledim ama onlara katılamıyordum. Hala durumumun aynı olduğunu gördüklerinde şarkıyı kapattılar. Kısa bir sürenin ardından uzun boylu polise bakarak “Sizden bir şey isteyebilir miyim?” dedim. Polis kafasını olumlu anlamda sallayınca elimdeki doktorumun verdiği deftere baktım daha sonra da polise “Doktor buraya yazdıklarımı annemin görüp okuyabileceğini söylemişti ama benim daha okuma yazmam olmadığı için yazamıyorum rica etsem söylediklerimi deftere yazabilir misiniz?” polis biraz duraksadı ve sanarım gözleri dolmuştu. Defteri elimden aldı ve yaka cebinden çıkarttığı kalemle yazmaya hazırmış gibi bekliyordu “küçük yazabilir misiniz defter biterse annem ona dediklerimi öğrenemez…” adam derin bir nefes daha çekti. Sanarım ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Başını yine olumlu anlamda salladı ve söyledim “Anne beni neden yanında götürmedin? Babam ya bana da vurursa?” polislerle beraber ağlıyorduk. Yapabilecekleri bir şey yoktu. Kanıtları yoktu. Herkes biliyordu fakat bildiklerimiz avucumuzu açınca içindeki oksijenden farksızdı. Göremiyordu kimse. Benim dışımda…

Bölüm sonu

5 yorum