Hiroshi o kızla göz göze geldi. Üstündeki kıyafette 126 yazıyordu. Kız Hiroshi'nın boynuzunu farkeder farketmez ellerini hafifçe yukarı kaldırdı. Shougun kadına saldırdığı kan geri yükseldi ve kızın önünde süzülmeye başladı. Hemen içeriye girdi ve kapıyı kapattı. Ardından kapının arkasına kandan bir duvar ördü. Bir süre sonra öyle bir sertleşti ki kristale döndü kan. Hemen Hiroshi'nin yanına vardı kız. Onun koltuk altından tuttu ve bağırarak, K? : EMOLLİRE. Dedi. Hiroshi'nin kapana kısıldığı duvar bir anda yumuşadı ve kızın üstüne düştü, onu zar zor tuttu. K? : Ne ağırmışsın sende. Dedi kız. Hiroshi'yi bir anda üstünden attı, Hiroshi duvardan destek alarak zar zor ayakta kaldı. H: Neden bana yardım ediyorsun? Diye sordu kıza. Kapı zorlanmaya başladı. K? : Sence başka seçeneğim var mı? Diyerek yanıtladı. Ardından Hiroshi'nin kolundan tuttu ve elini kristal kana yasladı. Kan bir anda yumuşadı ve köpürmeye başladı. H: Kaynatıyor musun onu sen? K? : Tamda öyle yapıyorum. Kapı bir anda açıldı. Kaynar kanı kapıyı açan Shougun'ların üstüne püskürttü. Ardından ikiside koşmaya başladı, kızın başındaki yılanlar Shougun'lara karşı tısladı. Kız hala sıkıca Hiroshi'nin kolunu tutuyordu. Hiroshi her ne kadar topallayarak gitsede yinede kimse onlara yetişemedi. Kacarken Hiroshi arkalarındaki Shougun'lardan birinin konuştuğunu duydu. Fakat dediklerini anlamadı, başka bir dilde konuşuyorlardı, ve sanki rapor veriyor gibiydi. İkisi birlikte yan yana duran iki asansörden birine bindi. Kız geride bıraktığı kanı elinin tek haraketiyle geri çekti ve üst kata bastı. H: Kaçmıyor muyuz neden üst kata bastın? K? : Sence giriş kapısı açık mıdır? Hani bütün her yeri ayağa kaldırdık ya? H: Evet doğru, düşünemedim özür dilerim. K? : İsmin neydi bu arada? H: Ben Hiroshi. K? : Bende Suin, memnun oldum. Hiroshi karşılıksız kaldı. Hiroshi de sanki bir şeyler değişikti. Bir kaç gün öncesinden kalıntı yoktu. Tamamen bambaşka biri gibiydi. O eğlenceli arkadaş gitmiş, özgüveni yerlerde küçük bir çocuk gelmişti. S: Hadi toparla kendini, ölü gibi bakıyorsun. Dedi Suin. Hiroshi boş gözlerle tekrar baktı. H: Bana neden yardım ettin ki? Diye sordu Hiroshi, sesindeki çaresizliği duymak hiç zor değildi. Ardından Suin, Hiroshi'ye hızlıca bir tokat attı. Hiroshi şok geçirmişe döndü. Asansörün kapısı açıldı. Suin, Hiroshi'nin kolundan tutup asansörden dışarı fırlattı. Bu katta diğerinin tıpatıp aynısıydı, uzun bir koridor ve sollu sağlı denek odaları. S: Bende seni neden kurtardıysam? Dedi Suin kendi kendine, Hiroshi bunu duydu. Ardından Suin'in eli üstünde süzülen kan fokurdamaya başladı. Kendiside asansörden çıktı ve kanıyla asansörün metal zemini kapladı. Asansörün kapısı anında kapandı ve asansör aşağı inmeye başladı. S: Fazla zamanımız yok, hadi yürü. Diyerek Hiroshi'yi kolundan çekiştirdi ve koridorun sonuna doğru hızlı adımlarla yürümeye başladılar. Sağ ve sol tarafları deneklerle doluydu. Bazılarının üstünde kanla yazılmış gibi duran "ᛒᚣᛇᚣᚱᚽᛇᚽᛇ" yazısı vardı. O yazılardan bir tanesinin arkasında Hiroshi tanıdık bir sima gördü. Anında yerinde durdu. Çok geçmeden onu tanıdı: İçeride duvara hapsolmuş, kafası önde bir kadın bedeni vardı, annesi. Saçları zorla sökülmüş gibiydi, bütün saçları onun önündeydi. Kafasında kalan bir kaç saç teli vardı ve kafası kanıyordu. H: A-ann- Lafı kursağında kaldı. Konuşamadı. Titreyerek odanın camına dokundu. S: Annen mi? Hiroshi sessiz kaldı. Hiç bir şey diyemedi. Gözleri kan ağlıyordu. Yumruğunu sıktı, kendisini sıktı. Ona yardım etmek için yaklaşan Suin'i elinin tersiyle itti. S: Sonun onun gibi olmasını istemiyorsan benimle gel, birlikte kaçalım. Ardından kolundan çekiştirmeye çalıştı Suin. Hiroshi tekrardan onu reddetti ve önüne dönerek: H: Teşekkürler, kendi başıma yürüyebilirim. Dedi. Ardından Suin'in arkasından onu takip etmeye başladı. Suin ne kadar hızlı yürüyorsa Hiroshi'de bir o kadar yavaştı. Küçük adımlarının her birinde bir şey düşünüyordu. S: Yakalayacaklar bizi biraz hızlı yürür müsün? Hiroshi daha da yavaşladı, etrafındaki denek odalarına baktı. Her birine baktığında kendisini görüyordu. Biraz daha ilerlediler. Koridorun sonuna doğru Hiroshi yan yana duran başka tanıdık simalar daha gördü. Daichi'yi, camında hiç bir şey yazmıyordu. Diğeri ise babası, camında yine kanla yazılmış "ᛒᚣᛇ̧ᚣᚱᚽᛇᚽᛇ" cümlesi asılıydı. İkisininde kafası öne düşmüştü. Hiroshi uzun uzun onları izledi. H: (Bu ikili sanki bir yerden bana tanıdık geliyor.) Dedi kendi kendine. Suin ise ona eşlik etmeye karar verdi. S: Bunlarda mı yakının? Diye sordu. Suin o an bir şey farketti, Hiroshi'nin kalan son gözü, sanki ruhu yokmuş gibi bembeyaz parıldıyordu. Hiroshi yerinden hiç kıpırdamadı, sadece eliyle o ikisini gösterip, H: Bilmiyorum, hem tanıyorum gibi, hem de tanımıyorum sanki. Dedi Hiroshi, artık kendi yakınları bile ona yabancı geldi. S: Sen iyi olduğundan emin misin? H: Bilmiyorum. Tek bildiğim şey, kadının yüzü. S: Sen iyi değilsin, gel benimle. H: Hayır. Diyerek onu tersledi Hiroshi. Suin ise kolundan çekiştirerek onu peşinden sürdü. Hiroshi hala yaşadığı travmanın etkisinde, Suin'i zar zor takip ediyordu. Ara sıra kendisinin içinde bir ses yankılanıyordu, "Hiroshi, Hiroshi, Hiroshi, Hiroshi". Tamamen delirip kontrolü kaybetmeden önce Suin'i takip etmesi gerekiyordu, fakat o bunun farkında bile değildi. İçten içe kendini yiyordu. H: Bana seslenmeyi durur musun artık? Diye söylendi Hiroshi. S: Bir tokat daha mı istiyorsun? H: Ben senle konuşmuyorum. Diyerek Suin'i tekrar tersledi. Suin derin bir iç çekti ve yollarına devam ettiler. Uzun koridorun sonunda iki yol karşıladı onları. Sağ tarafta bir sürü kapalı kapı, solda ise acil çıkış merdivenleri duruyordu. S: İşte bu. Diyerek Heyecanlandı Suin. Hiroshi'nin kolundan kavradığı gibi acil çıkış merdivenlerine yöneldi. Kapıyı açtılar, aşağı inen sonsuz gibi gözüken merdivenlerde kapının gıcırtısı yankılandı. H: Burada mı kalacağız? S: Sence? Birlikte merdivenlerden aşağı inmeye başladılar. Her bir adımlarının sesi yankılandı. Bir kat indiler, ikinci kata varmadan oranında kapısı açıldı. Karşılarında o Shougun kadın duruyordu. Suin'in kafasındaki yılanlar Shougun kadına doğru atıldı. Hiroshi öylece yerinde durdu. Suin ise Hiroshi'yi yakaladığı gibi üst kata koşturdu. Shougun kadın da arkalarından onları takip etti. S: Senin hiç hayatta kalma iç güdün yok mu be adam? Az tepki versene. Diyerek bağırdı. Son kez sesi yankılandı. Bir üst kata çıktılar. Yine karşılarında yine iki yol ayrımı vardı. S: Art Du Sang Diye mırıldandı Suin, avucunu göğr doğru açtı, avucunun içinden çıkan kanlar bir top halince toplandı. Onları kapının eşiğine döktü ve kaynattı. Ardından yollarına hızla devam ettiler. Önlerine çıkan yol ayrımından sağa döndüler ve uzun, beyaz koridor onları karşıladı. Yine sağda ve solda denek odaları vardı. Bu sefer Suin sanki tanıdık birini görür gibi oldu, yazılı camlardan birinin arkasına uzun uzun baktı ve gözlerini kaçırdı. Biraz daha ilerledikten sonra Hiroshi birilerini daha gördü, yine yan yana duran odalardaydılar: Makato ve Enau. Fakat Enau'da sanki bir gariplik vardı. Saçlarının uçlarına doğru artan bir mavi ton vardı. O sırada Hiroshi bir şeyler duyar gibi oldu. K: (Senden bir cacık olmaz) Hiroshi o anda bedenine komut veremedi. Yere eğildi ve yüzünü sıktı. Kalan gözü hiç olmadığı kadar Bembeyazdı. Yerde titriyordu. Suin geriledi ve olanları izlemekle yetindi. Hiroshi ayağı kalkıp Enau'nun camına deliler gibi vurmaya başladı. Bütün sevdiklerinin bir anda kaybetti, ne acılar çekti. Artık delirdi, kimseyi tanımadı. Herkes ona hem dost, hemde düşmandı. Hem iyi gün düşmanı, hem de kötü gün dostu. Duyguları karıştı. Kontrolsüzce vurmaya devam etti. İçindeki bütün her şeyi yumruklarına döktü. Bir süre sonra Shougun'lar etrafında toplanmaya başladı. Suin ve kafasındaki yılanlar ne kadar dirense de esir aldındılar. Ağzını bağladılar ve ters kelepçeye vurdular, Suin'in yılanlarını ise boğazlarından sıkıca tuttular. Yılanlar delilercesine tıslarken, Hiroshi'ye ise Shougun kadının cebinde çıkardığı şok silahıyla şok verildi. Hiroshi'nin bedeni o an için haraket edemez durumdaydı, fakat sadece o an için. Hiroshi kısa bir haraketsizlikten sonra Shougun'lara döndü. H? : Artık benim sıram. Dedi Hiroshi, sesi bu sefer daha derinden geldi. Vücuduna tekrar şok verdiler, Hiroshi ise o elektriği alıp parmak uçlarından tekrar Shougun'lara yöneltti. Aralarından bir kaçını bayıltmayı başardı. H? : Beni o beceriksiz mi sandınız? Bu laftan sonra Hiroshi'nin bedeninin kimin kontrolünde olduğu kesinleşti: Kaneki. Şimdi asıl direnme başlıyordu. Kaneki hızlı bir haraketle Suin'in boğazından tutup Shougun'ların arasından kurtardı, ve kelepçesini kırdı. K: Bana yardım etmen gerek. Hepsini tek başıma alamam. S: Ne oldu? Gaza mı geldin? Dedi Suin, ikiside yan yana pozisyon aldılar, önlerinde az önce geldikleri acil çıkışa giden yol ayrımı vardı. Savaşa hiç olmadıkları kadar hazırdılar. Suin ellerini ileriden yavaşça geri çekti, sanki bir şeyi kendine çekiyormuş gibi. O şey Shougun'lara temas etti, Suin'in kaynar kanı. Sırtlarında yanıklar belirdi hepsinin. Kaneki ise yumruğunu sıktı ve saldırdı. Birine yapıştırdı, tam başkası Kaneki'ye saldıracaktı ki, Suin kanını dondurdu ve kristalleştirdi. Kristal kanı Kaneki'ye yardım etmek için fırlattı, Shougun çalışanın tam boynuna geldi ve büyük bir yara bıraktı. O sırada Kaneki, Suin'in saldırdığı adama, tam yaranın üstüne başka bir yumruk yapıştırdı, adam anında yere kapaklandı. Acil çıkış kapısından bir grup Shougun daha vardı yanlarına. K: Halledebileceğimizden fazlalar. S: Farkındayım. O yüzden kenara çekilip sadece gösteriyi izlemeni öneririm. Dedi Suin, Kaneki Suin'in yanına vardı. Suin kan kristallerini eritip kocaman başka bir kristal duvar ördü ve Shougun'ların üzerine doğru itti duvarı. Hepsi geri kaçmak zorunda kaldı. Ardından Hiroshi Makato'nun ve Enau'nun olduğu odayı eliyle gösterdi. K: Oraların camlarını kırabilir misin? S: Niye kıralım? K: Hiroshi'nin onlara ihtiyacı var. S: Peki Diyerek kabul etti Suin, kristal kan duvarın üstünden küçük bir parça aldı ve iki odanında camını tek hamlede kırdı. K: Ben oğlanı alırım, sen mavili kızı al. Dedi Kaneki, Suin her ne kadar istemese de kabul etti. Önce Makato'yu serbest büyüyle serbest bıraktı, Kaneki onu sırtladıktan sonra Enau'yu serbest bıraktı. Suin de Enau'yu sırtladıktan sonra asansöre doğru yöneldiler. Bu sefer diğer asansöre binip hemen en alt kata bastılar. Asansörün kapısı yavaşça kapandı ve asansör aşağı inmeye başladı. Makato'yu ve Enau'yu omuzlarından indirdiler. S: Ben hala neden onları kurtardığımızı anlamadım. K: Bunlar olmasa bir depresyon kümesiyle vakit geçirecektin. S: Hiç düşünmek bile istemiyorum, teşekkürler. Bu arada sen, onun ikinci ruhu musun? K: Evet öyleyim. S: Alakanız yok. K: Buraya gelmeden önce vardı. Kısa bir sessizlik oldu. S: Bitti mi yani şimdi? K: Aşağıda karşılama töreni olmazsa evet. Diyerek rahatladılar, fakat bu rahatlama kısa sürdü. Aşağı inerken asansör durdu. S: Hay şansımıza sıçayım. Dedi Suin, asansör titremeye başladı. Asansörün demirlerine tutundular. Kaneki, Makato'yu tuttu, Suin ise Enau'yu kavradı. Titreme gittikçe güçlendi, artık yerinde duramaz hale geldiler. Ardından bir anda durdu , kısa bir sessizliğin ardından asansör düşmeye başladı. Suin, asansörün üstündeki kapağı açıp elini yukarı doğru tuttu. . S: ART DU SANG. Elinin içinden fışkıran kanlar asansör iplerine doğru yükseldi, fakat başaramadı. Oraya kadar erişemedi, o ise kanını geri çekemeden yere asansör çakıldı. Makato'nun ve Enau'nun bilinçsiz bedeni yere çarpıldı. Kaneki ve Suin ise onların üstüne düştü. Kalkan toz ve dumanın arasından asansörün kırılmış kapısından içeri loş bir ışık süzülüyordu. Kaneki yavaşça kafasını kaldırdı, burnu kanıyordu. Asansörün kat göstergesinde sürekli bir yazı dönüyordu, "ᛟᛇᛊᚳ ᚹᛊᚱᛇᛟᚻᛊᚳ ᚶᚣᛇᚣᛖ ᚣᚳᚣᚻᚽ".
Bölüm 8
Kırılmadan önce
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.