Otobüste parasını verip yerine oturdu Hiroshi. Camdan dışarıyı izlerken son yaşadıklarını tekrar tekrar düşündü: Okuldaki gizemli canavarı, oturduğu mahallenin ölüşünü, ve en önemlisi Enau'yu. Belki onu o gün bulmasaydı bunların hiç biri yaşanmayacaktı, belkide diğer herkes gibi oda kaybolacaktı. Bunlara rağmen yüzünde "İyi ki" dermiş gibi bir ifade vardı. H: (İyi ki bulmuşum onu.) Ardından lekeyi yine düşündü, son bir kez daha internete girip bakma kararı aldı. 3 siteye tekrardan girdi, yine hiç bir şey yoktu. Görsellere girdi. Sadece tek bir resim vardı: Biri elindeki fotografı çekmişti, nerden baksan üstünde yılların tozu vardı. Sanki toprağın altından vekip çıkarmış gibi. Toz toprağın arasından bir figür gözüküyordu. Kanatlı bir insan uçarak güneşin önüne geçmişti, o yüzden de simsiyah gözüküyordu. 4 tane göğü delip geçen kanadı vardı. Kafasında ise 4 tane daha küçük kanatçıklar vardı. Bu meleğimsi varlık kollarını iki tarafa açmış yukarı bakıyordu, ve tam karnında bir şey parıldıyordu. Bu parlayan şeyin şekli aynı lekeye benziyordu. H: (Melek mi? Ne yani Tanrı tarafından seçilmiş kişi falan mıyım ben?) Ardından telefonunu kapattı. Cebine attı ve yolun tadını çıkardı. İnshi merkezinde indi, buradaki insanlar hala duruyordu. Hızlı adımlarla okula gitti. Okula vardığında önce etrafa bakındı, Enau'yu aradı. Hiç bir yerde göremeyince gece kaldıkları kullanılmayan hademe odasına gitti. Kapıyı pat diye açtı. İçerde minderlerin üzerinde büzülmüş bir beden dikkatini çekti. H: Enau? Diye seslendi Hiroshi. Enau kafasını kaldırdı. E: Efendim? H: İyi misin sen? E: Sence yaşananlardan sonra iyi kalabilir miyim? H: Doğru diyorsun, pardon. Diye söyledi Hiroshi. Enau kafasını tekrar gömdü, Hiroshi'de kapıyı açık bırakıp onun yanına oturdu. E: Ne istiyorsun yine? H: Bir şey istediğim yok. E: Git o zaman. Diye mırıldandı Enau. Hiroshi derin bir nefes aldı. H: (Ona nasıl yardım edebilirim ki? Biriyle hiç böyle bir durumda kalmamıştım) Diye geçirdi içinden Hiroshi. Ardından Enau'ya döndü. H: Hadi kaldır kafanı. Dedi usulca. Enau kafasını kaldırdı ve Hiroshi'ye baktı. Hiroshi, Enau'nun mutasyonunu iyice dipten görünce önce bir irkildi. E: Ne istiyorsun be? Diye atıldı Enau. Hiroshi donakaldı. H: İyi olmadığını biliyorum. Ailenden ayrıldın. Benim içinde pek farklı değil bu durum. Dedi ve önüne döndü Hiroshi. H: ... Az önce evimdeydim. Gitmeden önce babamla konuşmuş olsam bile kimse yoktu, bütün mahalle birer çöplüğe dönmüştü sanki. Yani bilemiyorum, şu iki gündür başıma o kadar olay geliyor ki bende taşımakta zorlanıyorum. Bende aileme ulaşamıyorum. E: Biliyor musun? H: Neyi biliyor muyum? E: Senden iyi yazar olur. Kullandığın kelimeler büyüleyici. H: Konumuzla ne alakası var? E: Boşver. Sadece söylemek istedim. H: Hazır ordan konu açılmışken, yazarlığı bilmem ama resimde iyiyimdir. E: Hadi ya. H: En baştan söyleyeyim, seni çizmem. E: Niye ya? H: Niye çizeyim? E: Niye çizmeyesin? H: İstemedikçe çizmem. E: Of peki. Çizmiyorsan çizme. Dedi Enau. Ardından kafasını gömdü. H: Bak sen şuna trip de atarmış. Diye mırıldandı Hiroshi ve kafasına bir fiske attı. Anında Enau kafasını kaldırdı. E: Ne vuruyorsun ya? H: Trip atıyorsun çünkü. Diye karşılık verdi Hiroshi. Ardından Enau, Hiroshi'ye hafif bir tokat vurdu. Tokattan daha çok onun yüzünü diğer tarafa çevirir gibiydi. E: Şapşal seni. Dedi Enau. Ardından kafasını tekrardan gömdü. E: Ha bu arada. Diyerek yine kafasını kaldırdı. H: Yine ne var? E: Sen gittikten sonra siyah saçlı biri sana bunu vermemi istedi. Dedi Enau. Ardindan elini cebine soktu. Çıkardığında elinde katlanmış bir kağıt çıkardı ve Hiroshi'ye verdi. H: Siyah saçlı olması önemli bir detay mı? E: Tabi ne demezsin. Dedi Enau, ardından sessizce gülümsedi. Hiroshi kağıdı açtı. Kağıtta bir şeyler yazılıydı, kapıdan gelen ışıkla anca okunuyordu: "Dün gece için özür dilerim. Eğer sizin için mümkünse okulun en üst katında buluşalım. 12/D'nin önüne bekliyor olacağım, insan halimle. " H: İnsan halimle derken? E: Ne yazıyormuş bakayım? Dedi Enau ve Hiroshi'nin elindeki kağıda doğru uzandı, Hiroshi'nin dibine kadar girdi. Yanakları neredeyse birbirlerine değecekti. H: (Bu kız bana fazla mı yakın davranıyor yoksa şizofren falan mı oldum ben?) Diye söylendi içinden Hiroshi. Enau o sırada kağıdı okudu. E: İnsan halimle mi? Gece gelen o sesin bir insandan geldiğine kimse inandıramaz beni. H: Sana açık ve net söyleyebilirim ki o insan falan değildi. E: Nası bişidi peki. Dedi Enau ve Hiroshi'ye döndü. Yüzleri normalden çok daha yakındı. Hiroshi iki boş göz yuvasıyla bakışıyordu. Hiroshi biraz geriledi. H: Bilmiyorum yani, nasıl desem? Tavana kadar uzanıyordu, kolları da yere değiyordu. İp ince çubuk gibi bir şeydi. Canavarı anlatırken konuşması hızlandıkça hızlandı ve sesi titrek bir hal almaya başladı. H: ...Kafası yuvarlaktı ve gözleri yoktu. Ağzı bütün yüzünü kaplıyordu. İçinde sayamayacağım kadar dişi vardı. Sonra beni duydu ve- E: Hey tamam tamam, sakin ol. Çok hızlı konuşmaya basladın. Bir nefes al. Dedi Enau, ardından Hiroshi'nin sırtını sıvazladı. O sırada Enau bir şey farketti: Hiroshi'nin elleri titriyordu. E: (O kadar mı etkilenmiş?) Dedi içinden. Ardından Hiroshi'nin ellerini tuttu. E: Neden titriyorsun? Diye sordu. Hiroshi'nin kafası yere eğildi. E: Tamam tamam sakin ol. Diyerek destek olurmuşçasına sarıldı Hiroshi'ye E: Geçti, geçti. Diye sayıkladı. Hiroshi'nin titremesi yavaşça geçiyordu. Ardından Hiroshi kafasını kaldırdı. H: Şimdi akşama kadar ne yapacağız? E: Bende bilmiyorum. Ne yapalım? H: Ben okulda küçük bir tura çıkacağım gelecek misin? E: İyi o zaman. Önden buyur. Dedi Enau. İkiside ayağı kalktı. Ardından okulda tur atmaya başladılar. Önce Enau'nun yüzüne su tuttular tuvalette, Bir yandan da sohbet etmeye devam ettiler. Enau'nun yüzü normale döndü. Okulda dolaşırken havadan sudan dönen sohbet Hiroshi'nin daha iyi hissetmesini sağladı. Kısa süre için bile olsa sanki o travmayı unutmuştu. O mahalleyi, o geceyi, her şeyi. Birlikte yavaş yavaş havanın kararmasına tanık oldular. İkiside kullanılmayan hademe odasına geri döndü, ve minderlerine geçtiler. E: Ee sonra ne oldu? H: Neyse işte kartoplarını attık saklanıyoruz. Adamın bir el frenini çekişi var, duyman lazım. Elinden sopayla indi arabadan, kovalamaya başladı. 3-4 sokak kovalamıştır rahat. Birde arkadaşım Daichi'nin bir koşusu var, sanki arkasında taksici değilde çita kovalıyor. Bir süre sonra kaybettik zaten çocuğu. Diye anlatıyordu Hiroshi. Enau bir yandan gülerken karnını tutuyordu. E: Peki neden yaptınız böyle bir şey? H: Çocuk eğlencesi işte, eğleniyordukda. Çok şeyler yaşadım o mahallede. E: Keşke benimde senin gibi bir çevrem olsaydı. H: Boşver olmasın. E: Niye ki? H: Bir süre sonra çok karmaşıklaşıyor. E: Onu bunu boşver de saat kaç? Diye sordu Enau. Hiroshi cebinden telefonunu çıkardı ve saate baktı: Saat 21.56 idi. H: Ona beş var. Diye cevapladı Hiroshi. E: Bizi beklemiyor mudur? H: Kim? E: Mektubu gönderen. H: Doğru ya onu unuttuk. Dedi. Hiroshi, ardından Enau'yu da yerinden kaldırıp elinden tuttu ve hızlıca koridora çıktılar. Koridorun tam ortasında volta atan biri vardı. Ayın içeri vuran hafif ışığıyla sadece silüeti gözüküyordu. Yine gerici bir atmosfer hakimdi. Yavaş adımlarla silüete doğru ilerlediler. Hiroshi bu atmosferin içinde oldukça güvensiz hissediyordu. H: Hey. Diye seslendi Hiroshi. Silüet onlara doğru döndü. Ardından koridorda bir ses yankılandı: ? : Dün geceki siz misiniz? E: Evet biziz. Diye karşılık verdi Enau. ? : Yaklaşın, size bir kaç sorum olacak. Dedi silüet. Sesi Hiroshi'ye tanıdık geldi. Ona doğru yaklaştılar. Yaklaştıkça yüzü daha belirgin hale geldi. Hiroshi'nin yaşlarında gibi duruyordu. 1.75 boylarındaydı, dağınık siyah saçları vardı. Gozleride aynı saçı gibi simsiyahtı. Üstünde ise yine koyu renkli bir hırka ve eşofman vardı. Ayın ışığında üstündekilerinin rengi çok seçilmiyordu. ? : Bu saatde neden buradasınız? H: Uzun hikaye. ? : Zamanım bol. Dedi çocuk, tam o anda Hiroshi sesi tanıdı. Bu ses dün geceki canavara seslenen sesti. H: Peki sen neden kendinin 2 katı bir canavarla konuşuyorsun? ? : Siz benim sorularıma cevap verin, bende sizin sorularınıza. Dedi çocuk. Hiroshi, Enau'ya döndü. Yüzünde "Sence anlatalım mı?" dermiş gibi bir ifade vardı. Enau kafasını onaylarmış gibi salladı. Ardından Hiroshi yine çocuğa döndü. H: Anlatmadan önce, ismin ne? ? : Makato. H: Hiroshi bende. E: Bende Enau, memnun oldum. M: Sevgilisiniz galiba. Dedi Makato. Hiroshi ardından Enau'nun elini tuttuğunu hatırladı, anında elini bıraktı. Enau konuşamadı. H: Yok değiliz. M: Peki öyle madem. Neyse sorumun cevabını alabilir miyim? H: Hazırsan başlıyorum. Dedi Hiroshi, ardından Enau'nun olayını, kendi mahallesini, ve lekeyi sırayla ve detaylarıyla anlattı. M: Cevaplarınız bende. Diyerek karşılık verdi Makato. M: Kaldığınız odaya götürün beni, orada anlatmaya başlayacağım. Dedi Makato, ardından kullanılmayan hademe odasına geri döndüler. Hiroshi ve Enau minderlerine oturdu, Makato'da tam karşılarında bacaklarını bağlayıp oturdu. Cebinden telefonunu çıkarıp fenerini açtı ve oratya koydu. Ardından anlatmaya başladı: M: Önce lekenin gizemini bir açığa kavuşturalım, bu leke nesli tükenen bir ırkta bulunan bir leke, o kadar önce nesli tükendi ki şuan kimse hatırlamıyor bile. Siz neslinizin son örneklerisiniz, bende dahil. Bu ırka Shiukan deniyor, ve- H: Bir dakika, bende dahil derken? M: Dün gece gördüğünüz o canavar varya. H: Ee? M: O benim dönüştüğüm şeydi işte. H: Dönüşebiliyor muyuz yani? M: İstersen. Bir de bir şey diyeceğim. Ellerinde neden eldivenler var? H: Ailem asla çıkartmamam gerektiğini söyledi, o yüzden takıyorum. M: Nedenini merak ettin mi? H: Normal olarak evet. M: O zaman dinle, her Shiukan'ın farklı bir tetikleyicisi vardır. O tetikleyici maddeyle temasa geçtiği anda mutasyona uğrar, aynı Enau gibi. Her Shiukan'ın mutasyonu da farklıdır. H: Şu Shiukan'ı tamamen bir anlatır mısın? M: Dur işte anlatıyorum, aslinda iki ırk yok. Üçüncü bir ırkta var: Shougun'lar. Bunlarda insanların mutasyona uğramış hali gibi düşün. İşte biz bu iki ırkın karmasıyız. E: Yarı-insan yarı-shougun'uz yani. M: Aynen öyle. Bildiğim kadarıyla Shougun'lar da burdan çok uzaktalar zaten. H: Ne kadar tahminen? M: Başka bir boyut gibi bir uzaklık. Zaten oradan buraya gelmeleri imkansız gibi bir şey. E: Peki sen nasıl bu kadar bilgiye sahipsin? M: Orası çok karmaşık, konuya derinlemesine girmemiz lazım, ki ben bile tam bildiğimi söyleyemem. H: Peki öyle olsun madem, peki mahalleye ne diyorsun? M: Onu inan bende bilmiyorum. Dedi Makato. Hiroshi'nin dünyası başına yıkıldı. Şimdi üzerinde sadece ailesinin yükü değil, ırkını devam ettirme yükü de yüklendi. Makato, Hiroshi'nin durumunu anlamış olacak ki hemen araya daldı. M: Size mutasyonunuzu nasıl kontrol edebileceğinizi gösterebilirim. E: Çok iyi olur. Teşekkür ederiz. Diye karşıladı Enau. Ardından Makato telefonunu alıp ayaklandı. M: Yarın okul binasının kapısında buluşalım. Okul bittikten sonra gelebilirsiniz ikinizde. H: Tamamdır geleceğiz. Dedi Hiroshi. Ardından Makato telefonunun fenerini kapatıp odadan çıktı, çıkarken arkasını döndü. M: Kapıyı kapatmamı ister misiniz? H: Evet kapatırsan iyi olur. Diye karşıladı Hiroshi, ardından Makato kapıyı kapattı. İçerisi yine göz gözü görmez hale geldi. Ardından Hiroshi kendi minderine uzandı. E: Bir şey diyeceğim. H: Dinliyorum. E: Bugün için çok teşekkür ederim. Çok iyi geçti. H: Asıl ben teşekkür ederim, bana dertlerimi unutturdun, ama biz bu minderlerde yatmaya devam edersek başka bir derdim daha olacak. Dedi Hiroshi, Enau hafifçe güldü. Ardindan Enau'da kendi minderine kıvrıldı. Bir süre sonra ikiside uykuya daldı.
Bölüm 4
İnsan Halimle
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.