Egzoz sesi kulakları tırmalarcasına bir gürültüyle duman dolu atmosfere yayıldığında, tezahürat yapanların çığlıkları genç adamın kulaklarına karışık bir şekilde işliyordu. Elleri motorun kollarında, önünde ki kadının işaretini beklercesine kasılı bir şekilde dururken, Jungkook hırslı bir soluk bıraktı. Kafasını yan tarafına çevirdiğinde ise karşılaştığı rakibine kaskın altından ukala bir sırıtış sundu.
Hoparlörden gelen boğuk müzik, çevresinde ki insanların sesinin altında eziliyordu. Jungkook da şarkıya içinden eşlik ediyor, kadının yarışı başlatması için saniyeleri sayıyordu. Ki saniyenin sonunda kadın işareti saçlarını savurarak verdiğinde, Jungkook gaza basarak pistte yoğun bir şekilde kaydı. Direksiyonu biraz kırarak, pistte döndü ve yarış tam olarak başlamış oldu.
Boş olduğu zamanlarda sıradanların partilerinde vakit geçirmeyi seviyordu genç adam. Bazen kendini yarış pistlerinde buluyor, Natasha adı verdiği motoruyla pistte tarih yazıyordu. Burada ki herkes onu tanırdı. Kaybettiği bir yarış yoktu ve çoğu insan sadece onun için geliyordu. Fakat Jungkook için sadece zaman geçirmek için yapılan basit bir hobiydi. Sıradanlar ile çok fazla yüz göz olmak istemiyordu.
Direksiyonu kırdı ve motoru hafifçe yere doğru eğildi. Jungkook da motoruyla bir bütün olduğundan sımsıkı tutundu kollarına. Yanında ki rakibi ise hemen arkasında varlığını belirttiğinde, başını hafifçe çevirerek rakibine kaskın altından baktı. Fakat ağır çekimdeymiş gibi kesiştiği göz rengi ben bir sıradan değilim diye bağırırken Jungkook irkildi ve rakibinin arkasında yer aldı. Anında çevresinde ki insanlar geride kaldığından çığlık çığlığa bağırırken, Jungkook bir iblisin neden motor yarışında olduğunu düşünüyordu. Ama hızı hala ortalamanın üzerindeydi. Daha sonra olayı tam olarak çözdüğünde, motorunun gaz kolunu sertçe kendine doğru kavrayıp hızını daha çok arttırdı. Yarıştan çok iblisi yok etmenin bir yolunu düşünmeliydi. Bu yüzden hemen iblisin peşine takıldı.
Rüzgar deri ceketinin yakalarına çarpıyor, yaptığı hız ile kulaklarında uğultu misali bir his bırakıyordu. Kaşları çatılı, dili ise dudak piercinginin üzerinde üçüncü turunu atarak bir ıslaklık bırakıyordu. Aynı zamanda cebinde hissettiği titreşim, bir aramayı işaret ettiğinde Jungkook bunu görmezlikten gelerek iblisi takip etmeye devam etti. Hızını arttırırak rakibinin yan tarafına geçtiğinde tekrardan iblisin o keskin hareleri ile kesişti. İblisin işini tamamen bitirebilmesi için yarışın bitmesini beklemeliydi. Bu yüzden hızlanarak bitiş çizgisine yöneldi.
Daha sonra dudaklarında ukala bir gülümseme yerleşti. Dilini yanağına vurarak, bitiş çizgisinde motorunu kaydırdı. Anında çığlıklar kulaklarına iliştiğinde, Jungkook bakışlarını rakibi daha doğrusu iblisin bulunduğu motora kitledi. Kaskını çıkartıp, suratına çarpan rüzgarın saç tutmalarını göz pınarlarına değinmesine neden oldu.
Daha sonra rakibi de kaskını çıkardığında yüzünde ki her detayı inceledi Jungkook. Bu yüzü kaybetmemesi için ezberlemeliydi. Çünkü eğer şekil değiştirici bir iblis ise onca sıradanın içinde kaybedebilirdi.
İblis kendisine sırtını döndüğünde Jungkook gerildi ve motorundan hızla indi. Çevresine bir sürü sıradan doluşmuştu bu yüzden iblisin sırtının belirli kısmını görebiliyordu. Telaşla çevresinde ki sıradanları itip iblisin peşinden ilerlemeye başladı. Daha sonra stelini çıkartıp, boynunda ki görünmezlik dövmesinin üzerinde yavaşça gezdirdi. Anında teni yandı ve dövme kırmızı bir ışıkla belirginleşti. Artık etrafında ki sıradanlar için bir görünmezdi.
Daha sonra gözleri tanıdık sarışın arkadaşı ile kesiştiğinde, Jungkook bakışlarıyla hemen önünde ki iblisi işaret ederek arkadaşının odak noktasını değiştirdi. Anında Jimin bileğinde ki koluna sarılı şekilde duran kırbacını parmak uçlarıyla okşayıp, adımlarını iblisin peşinden atarak ilerlemeye başladı.
Kalabalıktan gelen boğuk sesler, ıssız sokaklara doğru yankılandığında ikili beden peş peşe iblisi takip ediyordu. Ta ki iblis bir sıradanın koluna çarpıp, çarptığı sıradanın şekline büründüğünde Jungkook bütün bu olanlara şahit olmuştu. Artık iblisin yeni yüzünü biliyordu. Peşinden ilerlemeye devam etti. Jimin ise bir araba kaputunun üzerine doğru atlayarak, tok bir ses bıraktı. Ve deri pantolonun verdiği sıkı uyluklarla dizlerini kırdı ve bakışlarını sertleştirdi.
İblis ıssız sokaklara giriyor kendini kaybettirmeye çalışıyordu. Fakat peşinde ki üç gölge açısından bir haberdi. Daha doğrusu sadece birisini görmüştü. Halledebileceğini düşündüğünden, peşine takılan gölge avcısını bir tuzağa doğru çekiyordu. Fakat Jungkook her şeyin farkındaydı. İblis kendisini bekliyordu ve ona istediğini verecekti.
Tok adımlarla çıkmaz sokağa giren iblis, bedenini Jungkook'a doğru döndürdüğünde yüzünde itici bir gülümseme vardı. Bakışları ise kızıl harelerinin altında parlıyordu. Jungkook, dilini yanağına vurdu. Daha sonra melek kılıcını çıkartıp, ışıltısını iblisin koyu kızıllıkları ile buluşturdu.
"Duydum ki sadece pistte ezilmekle kalmıyormuşsun?" diye derin ses tonuyla konuştuğunda yüzünde ukala bir gülümseme vardı Jungkook'un. İblis ise Jungkook'un cümlesiyle öne doğru bir adım attı. Daha sonra sıradanın yüz ifadesinden kurtulup gerçek silüetine büründü. Şimdi yüzü yarık bir ağız ve tek gözden oluşuyordu. Dili ise uzun ve bir yılan misali çatallaydı.
Jungkook öne atıldı ve melek kılıcını iblise doğru savurdu. Fakat iblis hızlı davranarak kılıçtan kurtuldu. Daha sonra pençelerini Jungkook'a doğru çıkartarak, büyük bir darbe yaptı. Fakat pençesi Jungkook'un tenine değmeden, Jimin'in kırbacı seri bir şekilde bileği kavradı. Anında Jungkook'un bakışları sarışın arkadaşını buldu. Sarı tutmaları terden dolayı alnına dökülüyor, sert bakışlarının altından iblise bakıyordu. Daha sonra kırbacın - şlok- sesini sokakta yankı yaptırarak, iblisin geri arkaya doğru tökezlemesini sağladı.
"Artık senin bebek bakıcın olmaktan sıkıldım Jungkook." dedi giydiği üç santim topuklu botlarıyla yanına iliştiğinde. Jungkook ise yakın arkadaşına küçük bir kıkırtı bırakıp, iblisin kolunu melek kılıcıyla kesti. İblis ise acıyla tıslıyor, kaçmaya çalışıyordu. Fakat birden göğsüne saplanan okla, yerinde kasıldı ve bakışları irileşti. Daha sonra yavaşça küle dönmeye başladı. Jungkook ise iblisin göğsüne saplanan oku görmesiyle, sıkıntı ile yüzünü buruşturdu.
"Hadi ama! Sende mi hyung?" dedi etrafına bakarak görmek istediği bedeni aradığında. Daha sonra bakışları sert bayık hareler ile kesişti.
"O sikik telefonun ne işe yarıyor senin?" dedi hırıltılı ses tonuyla parabataisine ilerleyen genç adam. Beyaz teni ay ışığının altında dövmelerini gözler önüne serdiğinde, Yoongi tek eliyle omzunda ki okluğunu tutuyordu.
"Yarıştaydım" dedi kısaca. Daha sonra adımlarını parabataisine doğru attı.
"Tamam o zaman Namjoon ile kendin konuşursun." diyip parabataisinin omzunu iki kere patpatladığında Jungkook ağlamak istedi. Namjoon ile konuşmak çok zordu çünkü her dakika kendisini bir çocuk misali azarlıyor birde üstelik ağır cezalar veriyordu.
"Beni nereden buldunuz?" dedi konuyu değiştirerek. Namjoon meselesini sonra halledebilirdi.
"Jimin, çevrede bir iblisin olduğunu tespit etti. Konum da burayı gösteriyordu" diye cevap verdi anında. Daha sonra sokakta ilerleyip, tok adımlar bıraktı.
"Bu yüzden mi aradınız beni?" diye sorduğunda melek kılıcını kapatıp, arka cebine attı. Daha sonra parabataisinin peşine takılıp ilerlemeye başladı.
"Telefonunu açsaydın bizim buraya gelmemize gerek kalmazdı. Kendin halledebilirdin" diye böbürlenen Jimin ile göz devirdi üvey kardeşine. Şu an onunla hiç uğraşası yoktu.
"Bir iblis için beni aramanıza da gerek yoktu?" diyerek tek kaşını kaldırdığında Jimin dudaklarının arasından bir 'hah' nidası çıkardı. Daha sonra bileğine sarılı olan yılan motifli kırbacını çıkartıp, Jungkook'un ayağına doğru 'şlap' sesi ile birlikte yere vurdu. Anında Jungkook irkildi ve öne doğru tökezledi.
"Şu yılanını boynuna dolamamı istemiyorsan uslu durursun Park Jimin?" dedi keskin çenesinin altından. Jimin ise Jungkook'un bu tehdidine küçük bir kahkaha atıp tekrardan kırbacını ayağına vurdu.
"Çocuk musunuz siz? Düzgün durun!" diye soğuk kanlı ifadesiyle konuşan Min Yoongi, sıkıntılı bir soluk bıraktı. Gerçekten de çoluk çocukla uğraşıyordu.
"Gölge Avcıları"
Grup açıklaması
-Aşağıdünyalılar kapatılsın-
{ Parabatai, Baş belası, siz}
*
Siz:
Namjoon hyung çok kızgın mı
Ona göre gideceğim odasına
Baş belası:
hiç kızgın olur mu hiç 😇
Papatya tarlasında gezmiş kadar sakin
Bir görün sen bence birlikte papatyadan taç yaparsınız
Siz:
O papatyaları götüme sokacakmış gibi his
Parabatai:
iki gündür iblis baskınları yüzünden oldukça gerginken en sevdiği biricik Jungkooku ortadan kaybolursa baya sakin karşılar bu durumu zaten
Siz:
Sen yapma bari hyung yaa
Altı üstü yarışa gittim
Baş belası:
o bu değilde bugün Vampir klan lideri olan Taehyung'un doğum günü partisi varmış
gider miyiz 👉👈🥺
Siz:
Şu kızıl kafanın mı
Baş belası:
Evvett🥳
Çok ateşli bir vampir
Parabatai:
Kaç yaşına gireceğini biliyor mu bari
Siz:
bir aşağıdünyalının dg partisine niye gideyim amk
Baş belası:
senin şu aşağıdünya antiliğin delirtiyor beni 🤦
Siz:
Hepsi birer aptaldan ibaret
Özellikle de vampirler
Parabatai:
Vampir klan lideri Taehyung ile biraz konuşmuşluğum var
Baya ağır başlı bir lider
Baş belası:
Carmilla'nın oğlu ilk vampir doğan
Siz:
Vampir doğan derken
Vampirler kısırdır doğum yapamaz
Baş belası:
Carmilla melek Uriel tarafından kutsanmış diyorlar
Bu yüzden bir bebeğe sahip
Taehyung ilk doğan vampir
Parabatai:
Diğer vampirlerden farklı
Gündüz yürüyen
Siz:
Çok garip
Gündüz yürüyen vampir mi olurmuş
Baş belası:
Sadece gündüz yürüyen değil
Kandan başka yemekte tüketebiliyormuş
Parabatai:
bu yüzden diğer vampirler tarafından pek sevildiği söylenilmez
sadece lider olarak doğduğu için ona itaat ediyorlar
Siz:
Sevilmemesi normal
diğer bütün vampirler geceye mahkumken o hem gündüz yürüyen hemde kandan başka yemek tüketilen biri
Doğuştan şanslı amk
Kim olsa kıskanır
Baş belası:
oldukça ciddi ve otoriter biri olduğunu duydum
Onunla tanışmak istiyorum
Siz:
Amk sen bir gölge avcısısın
siktir boktan bir aşağıdünyalı için bu kadar heyecanlı olman çok saçma
Baş belası:
Yaa siktir git Jungkook
senin aşağıdünyafobikliğini çekecek halim yok
Namjoon hyungun odasına
git daha fazla bekletme adamı
artık senin bakıcın olmak istemiyoruz
Siz:
Ooff offf
Benimle gel
Kapıyı sen çalarsın ben konuşurum
Parabatai:
İlkokulda mıyız Jungkook ya
