İçeriğe geç

Şeytani Aşk

Bölüm 1 · 10 dk okuma

Şeytani Aşk

Bölüm 1

Bölüm 1

Tina, sınıfın kapısının önüne geçmiş kızları bekliyordu. İçinde müthiş bir heyecan vardı. Bugün pekte onlar gibi küçük kızların yapmayacağı bir şey yapacaklardı. Ellerini cebine koymuş kafasını geriye atmıştı. Etrafta volta atarken kapının sesiyle hızla kafasını indirdi.

Hızlı adımlarla kapıdan çıkan kızların yanına gitti. Sorgulayıcı bakışlarla kızlara bakarken “Neredesiniz sabahtan beri, ağaç oldum burada.” dedi. Lara gözleri ile Betty’i işaret edip “Hanımefendi bir türlü oyun oynamayı kabul etmedi de, ondan.” hâlâ gözünü kısmış bir şekilde Betty’e bakıyordu.

Betty şaşkın ve sinirli bir şekilde “Oyun mu?” diye bağırarak karşısındaki iki kıza baktı. Etrafına bakıp sesini biraz alçalttı “Siz buna oyun mu diyorsunuz ya, şeytan çağırmak ne zamandan beri oyun?” Lara tekrar Tina’ya dönüp “Bak gördün mü. Bu yüzden.”

Tina minik bir yaratık gibi yumuşak yumuşak zıplayıp Betty’nin karşısına geçti. Ellerini tutup “Sadece bir defa.” dedi. Gözlerini artarda kırpıştırıp “Benim için... Lütfen.” diyerek kafasını yana eğdi. Betty yanaklarını şişirip ellerini yumruk yaptı “Tamam oynayacağım. Ama korktuğumuz an bırakacağız, tamam mı?” dedi. Lara fazla uzatmadan hemen “Tamam, söz. Korktuğumuz an bırakacağız.” diyerek kestirip attı. Hâlâ ağızından sanki korkacak bir şey var da! diye geveliyordu.

***

Koridorda dolaşırken Betty’nin konuşmasıyla ikisi de durup Betty’e döndü. İkisi de Betty’e bakınca Betty konuşmaya devam etti “Öncelikle şu şeytan çağırma işini nasıl yapacağız.” dediğinde Tina “Bir sürü yöntem var ama biz fincan ile yapacağız.” dedi. Betty kafasını sallayıp “Peki, biz neden fincanla yapıyoruz? Yani bir sürü seçenek varken.” Tina güzel soru der gibi başını sallayarak “Çünkü... Çünkü en fazla o kullanılmış ve işe yaradığı söylenilmiş.”

Betty başını sallayarak “Tamam, güzel, peki nerede yapaca-” demişti ki Lara onun sözünü keserek “Bu akşam annem ve babam evde değiller, babaanneme gidecekler. Bu yüzden benim evimde yapacağız.” dedi. Hepsi de bu kadar konuşma yeterli der gibi önüne döndü. Bugün onları bekleyen şeyden haberleri yoktu.

***

Lara cebinden anahtarı çıkarıp kapıyı açmaya çalışırken Tina ve Betty ellerini birbirine sürtüp ısıtmaya çalışıyorlardı. Dışarısı buz gibiydi. Lara ağızından buharlar çıkarken “Açıldı, hadi içeriye geçelim.” Tina başı ile Betty’e içeriyi işaret etti.

Lara çantasını yana bırakırken Tina ve Betty ağızı açık bir şekilde içeriye girdiler. Betty içerisi neredeyse tamamen krem tonlarda olan evden gözünü ayırmadan “Lara burası harika.” dedi.

Diğer ikisi de çantasını yana bırakıp Lara’nın peşinden yukarı çıktılar. Tina ve Betty bugünlük ailelerinden izin aldıkları için burada kalacaklardı. Odaya girdikleri an üçü de aynı anda kendilerini yere attılar. Tina saçındaki tokayı çıkarıp cebine koydu. Kızıl tutamlarını tek savuruşta arkaya atıp “Eeee ne yapıyoruz?” diyerek yanıt bekleyen gözlerle ikisine baktı.

Lara bağdaş kurarak oturup “Önce şu sıkıcı üniformalardan kurtulalım. Sonra da bir şeyler atıştırırız.” deyip ayağa kalktı. Dolabın kapağını açıp içerisinde biraz oyalandı. Nihayet kafasını

çıkardığında elinde üç pijama takımı ile yanlarına geldi. Pijamaları yatağa serip seçmesi için kızlara baktı. Pembe meraklısı olan Betty daha hiç kimseyi beklemeden kalpli olan pijamaları aldı. Diğer iki kızda birbirine bakıp omuzlarını silktiler. Yapacak başka bir şey olmadığı için geriye kalan turuncu pijamayı Tina mavi olanını ise Lara seçti.

Üçü de odada birlikte giyindiler. Hepsi de neredeyse aynı boylarda oldukları için rahatlıkla üzerlerine olmuştu. Tina saçını toplarken “Sarah ve onun diğer arkadaşları bu gün pijama partisi yapacaklarmış.” dediğinde Betty onlara dönüp “Bizde burada şeytan çağıralım.” deyip tekrar önüne döndü. Lara ise gözlerini devirip ağızından bir şeyler geveledi. Tina konuyu dağıtmak için hemen “Ne zaman başlıyoruz oyun oynamaya.” oyun kısmını bilerek bastırmıştı. Lara elindeki kitabı masaya bırakıp “Gidip biraz bir şeyler atıştıralım, artık geç olacak.” Tina’nın istediği cevabı ona verdi.

Merdivenlerden inen Betty “Bence noodle yiyelim.” dediğinde Lara kafasını sallayıp “Bencede noodle güzel. Sen ne dersin Tina?” dedi. Tina merdivenlerden ikişer ikişer indiği için sesi kesik ve boğuk çıkıyordu “Ih ta... mam, tamam olur.” deyip son basamaktan atladı. Sanki Everest Dağından aşağı inmiş gibi gururla zıplıyordu. Hızlı adımlarla kızların arkasından mutfağa girdi.

Isıtıcıya su dolduran Lara bir yandan da Tina ve Betty’e diğer eşyaların yerlerini söylüyordu. Kısa olduğu için boyu yetişmeyen Betty tabak almaya çalışırken kafasına düşürdüğü plastik sepet yüzünden yerde ağlamaklı bir sesle hem gülüp hem de söylenirken Lara ve Tina’nın karnına gülmekten kramp girmişti.

Noodle’ı açmaya çalışan Tina elini çizdiği için çocuklara özel hakaretler yağdırıyordu. Bütün tabaklara baharatları dökünce çıkan kokudan dolayı hepsi de içine derin bir nefes çekti. İçerisi mükemmel kokmuştu. Hepsinin de aklından “Noodle’dan çıkan baharatın kokusunu sevmeyen var mı?” sorusu geçiyordu. Noodle’ı yerken çıkan gülüşme sesleri bütün evi doldurmuştu. Dışarıdan bakan biri “Ne kadar da güzel eğleniyorlar.” derdi. Ama kimse bilmiyor ki bu kızların hayatının en büyük hatasını bugün yapacaklarını.

***

Hepsi de yukarı çıkarken Tina ve Betty odaya, Lara ise fincanı almaya gitti. Tina etraftaki fazlalık olan eşyaları kaldırıp Lara’nın gelmesini bekledi. O sırada Betty ise bir öne bir arkaya sallanıyordu.

Lara içeriye girdiğinde Tina ayağa kalkıp etrafa mumları bırakmaya başladı. Lara fincanı yere bırakıp çekmeceden düz bir tahta çıkardı. Yerdeki fincanı alıp tahtanın tam ortasına koydu. Arkasındaki masanın üzerinden bir tane kalem alıp tahtanın dört köşesine birer yıldız çizdi. Sonrada özenle her iki yıldızın arasına birer çarpı işareti çizdi.

Geldiklerinden beri gülen Betty şimdi dudaklarını birbirine bastırmış bir şekilde fincana bakıyordu. Sertçe yutkunup “Kızlar emin misiniz?” dediğinde Lara onu duymamış gibi yapıp tahtaya harfleri ve sayıları yazmaya başladı.

Tina, Lara’nın yazmayı bitirdiğini görünce kuralları anlatmaya başladı “Öncelikle herkes elini fincanın üstüne koyacak. Sonra herkes içinden belli bir soruyu tekrarlayacak, ama inanarak. O sırada bir kişi soruyu seçen kişi sesli bir şekilde soruyu soracak.”

Minderleri yere bırakan Lara konuşmayı devam ettirdi “Sorduğun soruya karşılık cevaplar tahtanın üzerindeki fincanın harflerin üzerinde hareket etmesiyle verilecek. Ama burada dikkat etmen gereken bir şey var.” bunu özellikle Betty’nin yüzüne bakarak söylüyordu “Oyun bittiğinde hoşça kal demeden ellerini çekmemelisin.” dediğinde Betty “Hoşça kal demeden elimizi çekersek ne olur?” diye sordu. Lara daha fazla korkmasın diye elini çeken kişiyi öldürür diyemedi. Bunun yerine “Bu dünyada serbest kalır ve kötülük yapar.” diyebildi. Buna sevindiği belli olan Betty yerine bağdaş kurup oturdu.

Tina da mumları yakıp yerine geçti. Hepsi de birbirine bakıp derin bir nefes aldılar. İçlerinde minik bir korku ve ona tezat olarak ta büyük bir heyecan vardı. Lara kendi yerini -kalkmadan kalçasının altından- düzeltirken Betty bir anda elini fincanın üstüne koydu.

Bunu gören Lara ve Tina şaşkınlıkla birbirine baktılar. Betty hafif ve gülünç bir sesle “Siz söylemediniz mi kuralları? Hem bunları çiğnemediğimiz sürece o ucubeler bize karışamaz.” Tina omuzunu sen bilirsin der gibi kaldırdı.

Tina ve Lara da fazla uzatmadan elini fincana koydular. Kızlar birbirine bakarken Lara sadece ağızını oynatarak ben soracağım dedi. İkisi Lara’yı beklerken Lara “Öncelikle burada biri varsa fincanı hareket ettirsin.” dediğinde ikisi de kendi içinde tekrar ettiler. Başlarda fincan hareket falan etmedi.

Ama bir kaç defa daha tekrarladıktan sonra fincan evet kısmında durdu. Hepsi bir birine heyecanla bakarken Lara ikinci soruyu sordu. “Adın ne?” fincan yavaşça hareket etmeye başladı. “C-h-r-i-s, Chris!” Lara sesli şekilde fincanın üzerinde durduğu harfleri okuyordu.

Lara bir diğer soruyu sormak için ağızını açmıştı ki Betty onun yerine başka bir soru sordu. “Chris bize zarar verecek misin?” ilk başlarda cevap gelmedi. Betty dudağını iç kısmını kemirerek cevabı bekledi. Sonra bir anda fincan hareket etti. Cevap hayırdı. Hepsi de nefesini tuttuklarını yeni fark etmişlerdi. Aynı anda yüksek bir sesle nefes verdiler.

***

Chris hakkında birçok soru sormuşlardı. Şu an biri gelip Chris hakkında bilgi istese onun sicilini çıkartabilirlerdi. Sormak için başka soru düşünürken Tina bir anda “Söylesene Chris, yaptığın en büyük kötülük ne? Sana göre.” dedi. Kızlar da kendi içlerinde tekrar ettiler. Fincan hareket etmeye başlayınca Lara okumaya başladı. Lara gülümseyerek “Biraz yavaş olabilir misin Chris, okuyamıyorum.” dedi ama fincan yavaşlamadı.

Ortada hızlı daireler çizmeye başladı. Sonrada durdu. Tekrar hareket etmeye başladı ama bu sefer yavaş bir şekilde. Lara sesli bir şekilde okudu. “Üç tane küçük kıza yalan söyledim.” Betty daha diğerleri soruyu idrak etmeden elini fincandan çekti.

İkisi de hızla Betty’e baktı. Tina yüzünü ellerinin içine alıp “N-ne yaptın sen!” sesi titrek çıkıyordu. Betty yaptığı şeyi yeni idrak ediyordu. “B-ben ko-korktum.” dedi. Lara sertçe yutkundu “O artık burada... Bizimle.” Elleriyle saçını arkaya attı. Gözü fal taşı gibi açılmıştı.

Betty kafasını önüne eğip ağlamaya başladı. Sürekli burnunu çekiyordu. Lara’nın fincanı yere fırlatmasıyla Betty hızla kafasını kaldırdı. Ağlamaktan kızarmış gözleriyle kızlara bakıp sümük-ten dolayı tıkanmış sesiyle “Belki de gitmiştir.” dedi. Bu dediğine kendisi de pek inanmıyordu.

***

Lambanın sallanmasıyla kafalarını kaldırdılar. Sessizliği ilk bozan Lara oldu. “Gitmemiş.” eliyle kendine destek sağlayıp ayağa kalktı. “Hadi kalkın gidiyoruz, hemen!” Tina da ayağa ka-lkıp elini Betty’e uzattı. “Kalk.” Betty onun elini tutup ayağa kalktı.

Lara hızlı adımlarla gidip tahtayı aldı. Daha kızlara sormadan tahtayı ortadan ikiye kırdı. Tahta parçalarını kolunun altına koyup hızlıca odadan çıktı. Kızlarda onun peşinden çıkıp kapıyı kapattılar.

Merdivenlerden hızla inen Lara’yı takip ederken merakla onu izliyorlardı. Lara salona geçip yanan şöminenin kapağını açtı. Sonrada elindeki tahta parçalarını ateşe attı. Kapağı kapatıp onlara döndüğünde Tina gözü dolmuş bir şekilde Lara’ya bakıyordu. Lara “Ne oldu? Niye öyle bakıyorsun?” dediğinde Tina yüksek sesle “Ne yaptın sen!” diye bağırdı. Lara hiçbir şey anlamadığı için “Ne yaptım ya ben.” dedi. Tina eliyle burun kemiğini sıkarak “O tahtayı ikiye değil yedi parçaya bölüp öyle yakman gerekiyordu.” dedi.

Lara bu duydukları karşısında donup kalmıştı. Onu yok edeyim derken sonsuza kadar serbest bırakmıştı. Tina sinirli bir şekilde “Betty çabuk çantaları al gid-” demişti ki Betty’nin olmadığını gördü. Etrafına bakındı, Betty gerçekten de yoktu.

Ellerini Lara’nın omuzuna koyup “Lara, Betty yok.” Lara duyduklarının etkisiyle kendine geldi. O da etrafına bakındı ama Betty’i göremedi.

Birlikte ona seslenirken yukarıdan gelen sesle birbirine baktılar. Tina kısık bir sesle “Yukarı gitmiş.” Lara da başını evet anlamında salladı. Tina Lara’yı beklemeden yukarı koştu. Lara da hemen onun arkasından koştu.

Yukarı vardıklarında odanın kapısı açıktı. Tina arkasına dönüp sessiz olması için eliyle işaret etti. Yavaş ve küçük adımlarla kapıya doğru yürüdüler. İçeriye baktıklarında Betty hareketsiz bir şekilde arkasını dönmüştü.

Tina odaya girdi. Lara da içeriye girip Betty’i gördüğünde eliyle ağızını kapattı. Gözünün önüne gelen saçları kulaklarının arkasına koyup kısık bir sesle “B-Betty” dedi. O konuştuğu gibi Betty hemen “Sizin yüzünüzden!” diye bağırdı. İkisi de bir an irkildi.

Lara “Özür dilerim.” demesine rağmen Betty hâlâ öfkeliydi. “Özür falan dileme, bir anlamı kalmadı.” deyip kafasını duvara vurdu. “Sizi dinlememeliydim.” diye defalarca söyleyip kafasını duvara vurmaya devam etti. Lara onu durdurmak için “Betty lütfen dur... Lütfen.” dedi. Sesi pişman ve ağlamaklı çıkıyordu. “Bak hadi gel, gidelim buradan.” dedikten sonra Betty yavaş bir sesle “Artık çok geç.” dedi.

Çok yavaş bir şekilde kafasını döndürdü. Kafasının üst kısmı tamamen kandı ve buna rağmen sırıtıyordu. Sırıttığını gören Tina onlarla konuşanın Betty olmadığını anlamıştı. “Lara koş, bu Betty değil.” diyerek Lara’nın kolunu tutup odadan çıktı.

Merdivenlere doğru koşarken anlından soğuk terler akıyordu ama Lara’nın kolunu asla bırakmıyordu. Tırabzanlara tutunup hızla aşağı indiler. Tina çantaları kapıp hemen kapıya yöneldi. Anahtarı çevirmeye çalışırken elini çizdiği için parmaklarını dizlerinin arasına koyup inledi.

Gözünü açtığında ayağının önündeki kanı gördü. Yavaşça kafasını kaldırıp kanın geldiği tarafa baktı. Merdivenlerden geliyordu. Gözleriyle kanı takip ettiğinde merdivenin en üstünde duran Betty’i gördü yüzünün tamamı kan olmuştu. Sırıtarak ağır ağır merdivenlerden inerken “Hadi ama kızlar oyun daha bitmedi.” dedi. Tina kandan biraz uzaklaşıp Betty’nin yüzüne baktı, kandan dolayı midesi bulanmıştı. Yüzü korkunç halde olduğu için fazla bakamadı.

Olduğu yerde kalıp ağlamaya başladı. “Lara yardım et bana lütfen canım yanıyor. O benim içime girmiş.” Lara tam merdivene doğru gidecekken Tina onun önünü kesip “Betty öldü Lara, bu bizim arkadaşımız olan Betty değil. Artık ona yardım edemeyiz.” dedi.

Tekrar yürümeye başlayıp “Ah Tina, ne kadar da akıllısın.” sesi alaycıyı. Tina bir adım öne çıkıp “Bırak artık peşimizi.” diyerek bağırdı. Sırıtışı yerini öfkeli bir gülüşe bıraktı. Tina’ya bakarak onun birkaç adım uzağında durdu. Tina belli etmek istemese de onun karşısında durduğu için korkuyordu.

Kafasını yana eğince sanki boynu kırılmış gibi bir ses çıktı. Yüzündeki sırıtma daha da büyüdü. Kafasını düzeltip “Kaybettin Tina Morgan.” diyerek ona doğru atladı. Tina yapacak başka bir şeyi kalmadığı için sıkıca gözünü kapatıp çığlık attı.

Ama çığlığını onunkisini bastıran başka bir çığlıkla bırktı. Gözünü açtığında Betty yerde hareketsiz bir şekilde yatıyordu. Kabinin olduğu yerde bir bıçak vardı. Hızla kafasını çevirince arkasında duran Lara’nın duvardaki dekor bıçağını fırlattığını anladı.

Lara göz yaşları dökerek “O sa-sana s-saldıracaktı.” dedi. Tina bunun için Lara’ya bir şey demedi. Tekrar Betty’e dönerek arkadaşının yerde yatan kanlı bedenine baktı. Sadece ağzını aralayarak “Özür dilerim.” diyebilmişti.

Elleri titreyerek konsolun üzerindeki telefonu aldı. Zorlanarak da olsa da numarayı aradı. Telefonu kulağına götürerek “Alo, ambulans mı?”

THE AMERİCA NEWS

24.10.2013

Dün gece saat 11 sularında Chicago Garfield Ridge’te

küçük bir kız hayatına son verdi. 11 yaşında olan Betty

Grand dün gece arkadaşları T--- M--- ve L--- S--- ile

evde eğleniyorlardı. Ambulansı arayan arkadaşları

odada oyun oynarken Betty’nin aşağı indiğini, gelmeyince

kendilerinin de aşağı indiğini ve arkadaşlarının kanlar içinde

yatan bedenini gördüklerinin ifadesini verişlerdir. Ellerimize

ulaşan bilgilere göre bıçağın üzerindeki parmak izlerinin

Betty Grand’e ait olduğu tespit edilmiştir.

Gazete Muhabiri Louis Tera

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.