İçeriğe geç

SEYRE DURSUN | Yarı Texting

Bölüm 4 · 5 dk okuma

SEYRE DURSUN | Yarı Texting

Bölüm 4

0.4

0552....: İyi akşamlar.

0552....: Çalışman nasıldı bugün?

Siz: Sor bakalım, çalıştın mı diye.

0552....: Çalıştın mı?

Siz: HAYIR ÇALIŞAMADIM.

0552....: Neden, sınava az kalmadı mı, çalışman gerekiyor.

Siz: Bu öneri için çok teşekkürler çünkü ben çalışmam gerektiğini bilmiyordum.

Siz: O kadar iyisin ki sağ ol.

0552....: Sakin ol şampiyon bir şey demedim, tamam hadi söyle neden çalışamadın?

Siz: Annemin o kutsal misafirleri yüzünden.

Siz: Bir kadın canı sıkıldıkça gün yapar gibi tüm arkadaşlarını eve çağırır mı ya?

Siz: Her gün canı sıkılıyor bu kadının.

0552...: Bu aslında çalışmaman için bir engel değil, kütüphaneler var çalışman için.

Siz: Ben sence bunu bilmiyor muyum?

0552....: Bilmiyor gibi gözüküyorsun.

Siz: Hayır biliyorum sadece kütüphane ile ev arasında 1 saat var bir saat gidiş bir saat dönüş desek 2 saati yolda geçiriyorum.

Siz: O saatleri yolda geçirmek yerine evde çalışmak daha mantıklı geliyor.

0552....: Evde hiç çalışamıyorsun yani senin için kütüphane daha az vakit kaybetmeni sağlayacak.

Siz: Böyle düşününce gayet mantıklı geldi.

Siz: Yarın kütüphaneye gidip bir denemem lazım o zaman.

Siz: Şimdi sabah kalk, hazırlan çık, otobüse bin, kütüphaneye git ah çok yorucu geldi böyle bile.

Siz: 4 ay daha sabredeceğiz napalım.

0552....: 4 ay dediğin ne ki hemen su gibi akıp

gider.

Siz: Bu beni daha çok strese soktu şu an.

0552....: Stres yapmak yok başaracaksın.

Siz: İnşallah.

0552....: Ee şimdi ne yapıyorsun?

Siz: Yatağımda ikiseksen uzanmış yatıyorum, sen napıyorsun?

0552....: Oo hep böyle boş boş mu duracaksın kalk az daha ders çalış.

0552....: Ben de öyle arkadaşlarla takılıyordum kafede.

Siz: Beyefendiye bak kendisi kafelerde takılsın bana da ders çalış desin.

0552....: Biz de o yollardan geçtik kızım şimdi keyfini sürüyoruz işte.

0552....: Şu an sen yatarken bir sürü kişi daha senin önüne geçmiştir.

Siz: Sen böyle benim moralimi falan mı bozmaya çalışıyorsun?

0552....: Asla öyle şeyler yapmam, kuru iftira.

Siz: Git sen arkadaşlarınla takıl.

Siz: Sinirimi bozdun, kalktım ders çalışacağım.

Son mesajı da yazıp telefonu yatağın üzerine fırlattım. Şimdi test kitaplarımın kapağını açıp açmamak arasında gidip geldim. Ders çalışacağım dedim ama yapmak zorunda değildim sonuçta. Ama sınava da az kaldı.

İkilemi bırakıp önümde duran matematik kitabını elime alıp kaldığım sayfayı açtım. Neredeyse tüm konuları bitirmiştim sadece anlamadığım konuların üzerinden tekrar geçiyordum. O yüzden pek bir sorunum yoktu sınavla.

Netlerimde istediğim bölümün çok üstünde kalıyordu. Bu yüzden kendimi çok zorlamama gerek yoktu. Çok salmam da kötü sonuçlar doğuracağı için tam ortasını bulmaya çalışıyordum.

Annemin her gün gelen arkadaşları yüzünden sabahları çok derse odaklanamıyordum bu yüzden genel olarak akşamları dersin başına oturup gecelere kadar çalışıyordum.

Annem kızının sınav senesi olduğunu bilmesine rağmen hala arkadaşlarını her gün eve davet ediyordu. Misafirleri çağırma desem bu sefer de "Baban seni dershaneye gönderelim dedi neden kabul etmedin" cümlesiyle başlayıp burnumdan getirirdi. Bu yüzden bu konuyu hiç açmıyordum.

Kütüphaneye gitmeye başlamak benim için daha iyi olacaktı.

"Ahu kızım, müsait misin?" Düşüncelerimi Aylin teyzenin sesi kesmişti.

"Müsaitim teyze, gelebilirsin." Annem olsa sormadan direkt dalardı. Annem, Aylin teyzeden kesinlikle bu konuda örnek almalıydı.

"Benim güzel kızım kapatmış kendini odalara neler yapıyormuş bakalım." Oturduğum sandalyeden kalkmama gerek kalmadan o benim yanıma geldi. Yüzümü ellerinin arasına alıp iki yanağımdan da öptü.

"Yüzünü gören cennetlik vallaha Ahu'm." Aylin teyzem kesinlikle dünyanın en iyi komşusuydu. Beni neredeyse annemden daha çok severdi. Kızı olmadığı için beni de kızı yerine koyardı.

"Sınava az kaldı biliyorsun Aylin teyzem, derslere daha çok odaklanıyorum bu sürede." Külliyen yalan.

"Ay benim zeki kızım çalış çalış, yolun sonu güzelliklerle gelsin sana." Amin teyzem amin.

"Sadece sen mi varsın şu an evde?" Ona göre aşağıya inip oturacaktım.

"Evet sadece ben varım diğerleri gitti." Çok şükür bir an yatıya kalacaklar sanmıştım. Sandalyeden kalktım, Aylin teyzeyi hızlıca öpüp oturma odasına kaçtım.

Koltuğun üzerini tamamen kaplayacak şekilde yayıldım. Evdeki en sevdiğim şey kesinlikle bu koltuklardı.

Aylin teyze kapının orada durmuş bana gülerek bakıyordu. Ne yani rahat bir yer bulmuşum bırakır mıyım? Biraz daha insancıl davranıp oturur hale geldim.

Aylin teyzede kapıda durmayı bırakıp karşımda duran ikili koltuklardan birine oturdu. Diğerine de eliyle vurup beni çağırdı. İkiletmeden hızlıca yanına gidip koltuğa oturdum.

"Var mı kız sende bir şeyler?" Teyze girme oraya çıkamayız.

"Ne gibi şeyler teyzem." Lafı nereden çevirirsek o kadar kârlıydık.

"Lafı çevirme sen ne demek istediğimi anladın."

"Ay yok nereden bulayım derslerden başımı kaldırdığım mı var, evde beni bulmasını bekliyorum kısmetimin."

"Böyle hayat mı geçer sende kızım kendini eve hapsetmişsin, az dışarı çık bir hava al yeni insanlarla tanış." Sağ ol teyzem ama ben almayayım.

"Ben böyle gayet iyiyim." O yeni bir soru sormadan ondan önce ben atladım.

"Ee Kartal abi nerede, hayta bir gitti gelemedi ha." Bunu sormakla iyi mi yapmıştım kötü mü yapmıştım tartışılırdı.

"Oy oğlumu çok özledim Ahu'm, bir gelse de böyle kocaman sarılsam içime çeksem kokusunu." Gözleri dolu dolu sözlerini sıraladı. Bir kadını ağlatmadığım kalmıştı onu da başardın yani Ahu bravo.

"Ay senin oğlanda 4 yıl dışarıda okudu sonra da direkt askere gitti benden söylemesi bence sizi görmek istemiyor yoksa böyle acele acele 5 sene buradan uzak kalır mıydı?" Sonlara doğru şakaya vururak konuşmuştum.

"Kız deme öyle benim oğlum öyle biri mi?"

"Şaka yapıyorum kız sende hemen alınıyorsun biliyorsun beni." Koluma vurup gözündeki yaşları sildi.

"Bana da yapar mısın aynı şakayı?" En son 2 sene önce duyduğum ses bünyemde şaşkınlık etkisi yaratmıştı. Aylin teyzenin oğlunun sesini duyup ağlamaya başlaması bir saniye bile sürmemişti. Oturduğu yerden kalkıp hızlıca kapıya koştu. Ben hala o tarafa dönememiştim.

Yavaşça oturduğum yerden kalkıp arkamı döndüm. Aylin teyzenin ağlayarak göğsüne yasladığı kişi tam olarak az önce dedikodusunu yaptığım kişiydi. Benim zamanlarım her zaman böyle harika mı olmuştur?

Annem, ablam , eniştem , abim , babam herkes onun arkasından geçip odanın içine girdiler. Hepsinin gözü dolmuştu bu manzara karşısında. Babam yanıma gelip beni kolunun altına aldı ben de kolumu beline sarıp göğsüne yaslandım.

Aylin teyze sonunda oğlunu birazcık boğduğunun farkına varıp kollarını çözmüştü.Gözlerim baştan aşağıya üniformalar içinde olan kişiyi süzdü. Yeşil hareler ile göz göze geldiğimde bir iki saniye duraksadım. Çok yakışıklı olmuştu vicdansız. Yüzünün bazı yerlerinde hafif yara izleri vardı onun dışında hala en son gördüğüm günki gibiydi.

Sırasıyla herkesin teker teker sarılmasıyla duraksadım. Benimde mi sarılmam gerekiyordu? Babamdan kollarını çözüp bana döndü. Sonuçta o da abim sayılırdı sarılmaktan bir şey olmazdı. Ondan önce adım atıp ben sarıldım.

Kolllarımı boynuna sarmak için biraz parmak ucunda yükselmem gerekiyordu ama buna izin vermeyip o eğildi. Ellerini belime sarmasına fırsat kalmadan hızlıca sarılmayı bitirdim.

"Hoş geldin abi." Elini saçıma atıp karıştırdı. İşte en nefret ettiğim şey yine başlıyorduk.

"Hoş bulduk da hâlâ soruma cevap alamadım ben." Sen orada mı kaldın ya.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.