İçeriğe geç

Sevgili yazarım; lütfen Ege’yi öldürme.

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Sevgili yazarım; lütfen Ege’yi öldürme.

Bölüm 1

Ege’yi öldürmek

Odasının açık penceresinden içeri güneş ışınları hınzırca sızarken yerinde gerindi Mengü. Neredeyse tüm gecesini oldukça ünlü bir platformda yeni yayımlamaya başladığı hikayesi için bölüm yazarak geçirmişti ve sırtı bilgisayar ekranına eğilip durmaktan olsa gerek, fena halde ağrıyordu.

Kalkıp odasında bir kaç tur attıktan sonra odasının penceresinden dışarıyı izlemeye başladı genç kız. güneş henüz yeni doğuyordu.

Fazlaca efordan uyuşmuş beyni ve saatlerce bilgisayar ekranına bakmaktan kupkuru olmuş, acıyla yanan gözleri bile bu manzaraya hayran olmasına engel değildi.

Her ne kadar bu manzara sayesinde huzurla dolsa da aklından bütün gece çıkmayan o mesele zihnine tekrardan dayandı.

Ege’yi öldürmek.

Ege, yeni romanının baş erkek karakteriydi ve Mengü’ye göre o, başından beri ölümü kararlaştırılmış bir karakterdi.

‘Ölmesi gerekiyor.’ Diye düşünmüştü Mengü onu ilk kez yazarken.

Ölmesi gerekiyor.

Ama bilirsiniz, bir yazarsanız, eninde sonunda kendi karakterlerinize bağlanırsınız. Hatta gerçekten mesleğinize tutkulu biriyseniz onları aileden biri gibi görmeye bile başlayabilirsiniz.

Aslına bakarsanız Mengü Şanlı, insanların en çok sevdiği, hatta ana karakterden bile daha çok sevdikleri, ayıla bayıla okuduklar o mükemmel yan karakterleri öldürmekle ünlü bir yazardı.

Mengü kendi kendine gülmeden edemedi. Pek çok hikayesinde o tür karakterleri öldürdükten sonra okurlarının bazılarından gelen küfür mesajlarını hala hatırlıyordu. Eh, bunları eğelenceli buluyordu da. Hiç bir zaman da hiç bir okurunu bu yüzden şikayet de etmemişti.

Ama bu sefer farklıydı. Gerçekten.

Daha öncede öldürmekte tereddüt ettiği karakterler olmuştu ama hiçbirini öldürmemeyi gerçekten Ege’yi öldürmemeyi istediği kadar istememişti.

Niyeyse pek bir sevmişti o çocuğu.

Mengü kendi kendine iç çekerken pencereden uzaklaştı fakat kapamadı. Zaten yaz ayındalardı. Cayır cayır yanıyordu her yer.

Adımlarını mutfağa yönlendirirken mutlulukla gülümsedi. Tüm gece süren bir çalışmadan sonra güzel bir kahvaltıyı hak etmişti cidden.

“• • •”

Açık -hem de baya bir açık, ayrıca kıvırcık- kahverengi saçlara sahip genç bir çocuk caddeden aşağı son süratle koşarken kahvehanede okey oynayan amcalardan biri tıch tıchladı. Ardından çocuğu eliyle yanındaki arkadaşlarına göstererek “Şuna bak, nasıl da sokağın ortasında koşuyor dana!” Dedi.

Ege Karca ise o sırada derse yetişmeye çalışmakla meşguldü. Boynuna gelişigüzel atılmış kravatı, yanlış iliklenmiş gömleği ve sabah kalkar kalkmaz nasılsa hala öyle dağınık duran saçlarıyla okul otobüsüne yetişmeye çalışıyordu.

Tam sokağın köşesini dönmüş, durağın yanına gelmişti ki-

“Hayır ya, hayır! Dur! dur, dur yaa!” Ege otobüsün arkasından koşarken bir an bile durmayan otobüsle okkalı bir küfür etti.

”Sanki Örümcek adamım lan? Ne bu okul otobüsü zırvası ya!” Yanındaki tabelayı sertçe tekmelediğinde ayağının acısıyla bir haykırış koparıverdi. Bu sefer de ayağını tutarak olduğu yerde sekerken söyleniyordu.

“• • •”

“Ege yine mi oğlum ya! yine mi yavrum!” Ege ayakkabılarını çıkartıp eve girerken annesi Esma söylendi çocuğun arkasından. Genç çocuk omzunda okul çantasıyla ev kapısının hemen yakınındaki mutfağa girdiğinde somurtmakla meşguldü. Otobüsü de kaçırdığından okula gitmemiş, bacaklarını kıçına vura vura eve dönmüştü.

“Sana daha kaç kere söyleyeceğim yavrum, ha? Daha kaç kere diyeceğim? Bir kere de erkenden kalk, tüm gece boyunca şu kitapları okuyorsun, sonra da okula kalkamıyorsun. Hayır bak seni geliştirecek kitaplar okusan tamam diyeceğim de, aşklı meşkli şeyler okuyorsun sen de a yavrum! Böyle bir şeyi de ilk kez sende gördüm doğrusu.”

Ege ise o sırada elindeki reçelli ekmeği yerken annesinin söylenmelerine karşılık duyarlılık geliştirmiş kulakları sayesinde çoktan hayallere dalmıştı bile.

“• • •”

Ege nihayet mutfaktan odasına geçtiğinde derin bir nefes çekti. Odası hem karanlık hem de serindi.

‘Bu sıcak yaz aylarında mükemmel bir ikili.’ Diye düşünmeden edemedi genç çocuk. Ardından ışık hızında kıyafetlerini değiştirerek kendisini şak diye yatağına attı ve telefonunu heyecanla eline alarak çok sevdiği bir kitap okuma uygulamasına girdi. Eli her zamanki gibi favori yazarının profiline giderken bildirimlerde gördüğü yeni bölüm duyurusuyla içini bir sevinç kapladı. Hızlıca açıp okumaya başladı yeni bölümü.

Ama bölümü bitirdiğinde sevinci kısa sürdü.

Ekrana boş boş bakarken kaşlarında derin bir çatıklık hakimdi.

En sevdiği yazarı, yeni bir kitap yazmaya başlamıştı. Daha da iyisi bu kitabın ana erkek karakterinin adıyla kendisi adaştı!

Ege.

Ege Karca, Mengü Şanlı’yı uzun zamandır severek takip ediyor ve her yazdığını hemencecik okuyordu. Yılların getirmiş olduğu bu alışkanlık, Ege’nin hem genç kızın değim yerindeyse yazım dilini ezberlemesine, hem de her okuduğu hikayesinde yazara daha da bağlanmasına sebeb olmuştu.

Bundandır ki Mengü’nün yazdığı son bölümü okuduktan sonra içini bir aşinalık hissi kaplamıştı.

Bu bölüm şey gibiydi, şey-

Mengü’nün bir karakteri öldürmeden hemen önce yazdığı ön hazırlık bölümleri gibi.

’Ege’yi öldürecek.’ Diye düşünmüştü genç çocuk. Bunca zamandır kendisiyle arasında bağ kurduğu ve okumuş olduğu romanlar arasında favori karakteri olarak gördüğü karakterin ölmesine hiç mi hiç hazır değildi. Ve bundandır ki panikle yazarın profiline girerek ona özel bir mesaj yazmıştı. ‘Lütfen,’ demişti kendi kendine ‘lütfen mesajımı gör, yalvarırım.’

Evet, Mengü Şanlı insanların favori yan karakterlerini öldürmekle ünlü bir yazardı. Ama kendisinin ünlü olduğu başka bir şey vardı ki o da, okurlarına değer vermesi ve sık sık onların gönderdiği mesajları cevaplamasıydı.

Ege Karca belki o an çok düşünmeden göndermişti o mesajı, ama Mengü Şanlı genç çocuğa karşın o mesaj karşısında oldukça düşünecekti.

Merhabaaa~ Bu hikaye bu platformda yayınladığım ilk hikayem. Umarım beğenmişsinizdir!

Kitabın herhangi bir şekilde kopyalanması veya çalınması halinde yasal işlemler başlatılacaktır. Lütfen uyarımı ciddiye alın.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzereee>

sevgilerle!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.