"Evet, evet bizdik!
Ama yargılamadan önce şunu düşün; bilgisayar oyunları, rap müzik, televizyon, internet ve reklamlar... daha zengin olabilmemiz için jenerasyonumuzum gırtlağımıza soktuğu şeyleri istememizi sağlıyor.
Buradaki asıl kurban kim?
Hazır başlamışken bunu bir düşün!
Gerçek suçlu kim? Çürümüş toplumumuzun kurbanı kim? Bir şeyi yapan kişi mi, yapılmasına izin veren kişi mi?"

~ ~ ~ ~ ~
Alıntı burada bitti arkadaşlar. Şimdi geçelim kendi yorumlarımıza.
~ ~ ~ ~ ~
Öncelikle belki henüz izlemeyenler için bölümümüz adı "Kazak" 2. Sezonda yer alıyor diye hatırlıyorum. Bölümün konsepti ise klasik dönem anime hicvini çağrıştırıyor bana. Siz ne düşünüyorsunuz belirtin lütfen.
Tabii bugün bizim konumuz bu bölüm hakkında konuşmak değil, bilakis Gumball'un Darwin ile birlikte Müdür Brown'un odasına ne yaptığını bilmeden çağrılması ve olası azar yeme durumuna karşın önceden hazırladığı bu "Anti azarsavar." mahiyetindeki savunmasına müdür daha tek kelime etmeden başlamasıyla ve de mazeretlerin düşündürücülüğüyle ilgilidir.
Şimdi evvela size soruyorum. Ne geliyor aklınıza bu söylemler karşısında? Haklı mı sevgili Gumball'umuz? Yoksa biraz ondan biraz bundan mı? Yarın 09'da üniversite sınavım olmasına rağmen şuan kafayı buna taktım ve üzerinde konuşmadan, düüşünmeden, söylemi irdelemeden rahat edemeyeceğime karar verdim. Bu yüzden sizin dişünmeniz bittiyse hadi birlikte başlayalım.
Öncelikle Gumball'un temel savunmasına bakalım. Savunmasının temel dayanağı nedir?
Genç kuşak olarak bilumum medya ve eğlence sektörünün üzerimizde kurmak istediği ipsiz kontrol araçları mı? Peki görünüşte çoğu birbirinden bağımsız kişiler olmasına rağmen sanki tek hedefmişcesine bunu nasıl yapıyorlar? Özendirmeyi. Çoğu zaman sahip olmadığımız ve muhtemelen olmasa da yaşam standartımızın eksi yemeyeceği ıvır zıvıra özendirmeyi. Nasıl yapıyorlar hakikaten? Ya da yapabiliyorlar mı? Bence yapıyorlar ve nasıl yaptıkları hususu ise hayli dolambaçlı ve sinsi. Ancak genel yöntemlerinin gösterme, özendirme üzerine kurulu sosyolojik bir strateji olduğuna inanıyorum. İnsanın sosyal canlı oluşunun bug'ı gibi gösterip, aslında belki de umrunda olmayan kimseleri kiralayarak süsletip daha sonra da istem oluşturup pazarlama, heves, özenim... böyle bir şeyler işte. Ben böyle düşünüyorum.
Peki Gumball'un temel iddiasını anladıysak bir de bunu sonuç ile ilişkilendirelim şimdi.
"Asıl kurban kim?"
Bilmiyorum. Ama tek kurban, tek suçlunun biz olmadığımız gibi onların da olmadığına inanıyorum. Ortada dönen birtakım dolaplar olduğu vakitte tek suçu marangoza yüklemek o dönmeli dolaba binen ya da dolabı alanın dikkat özensizliğinin, manipüle edilebilirliğinin veya daha kaba ifade etmek gerekirse "Keriz" yerine -her ne kadar nitelikli birtakım etkiler altında- konmasının hiç mi kabahati yok sorusunu aklıma getiriyor.
Demek istediğim tek suçlu dolandırıcıdır anlayışı bizi başkalarından dolandırılmaktan korumaz. Biraz da suçu kendimizde bulalım. "Neye, niçin özeniyorum?" sorusunu ara sıra kendimize soralım ve daha bilinçli bir hayat için bir adım daha atmış olalım.
Final cümlenin alıntısına şunu ilave etmek isterim kendi bölümümüzün finali için, "Bir şeyin yapılmasına izin veren kişinin de suçlu olması yapılanın suçsuz olduğu anlamına gelmiyor. Neyi niye yaptığımızı beraber düşünmek lazım."
Kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın! ~