İçeriğe geç

Sevda yüklü yürekler

Bölüm 4 · 7 dk okuma

Sevda yüklü yürekler

Bölüm 4

4 Bölüm

Bergüzar dan...

Ben bu olanlara inanamıyorum herşey o kadar hızlı ilerlemişti ki... Halamın kızının düğünü için gelmiştim meğer kendi düğünüm için gelmişim.

Ve şuan üzerimde prenses modelinde giydiğim ışıltılı bir gelinlik vardı... Kızımın üzerinde pembe renginde gelinlik vardı... Alaz ağa bir gün içinde bunları nasıl ayarlamıştı, daha sabah bedeli kabul ettim akşamında düğünüm vardı.Kimsenin dile düşmemek için acele etmişlerdi ve Ben şuan kayınvalidem, görümcem, kayınlarım kim bilmiyor dum yabancı olduğum aileye gelin gidiyordum, içimdeki korkuyla. Evleneceğim adamın yaşını bile bilmiyor dum kısır döngü içinde kalmıştım.

"Çok güzel oldun Bergüzar, Alaz ağa güzelliğinden kalp krizi geçirmeze iyi valla" dedi Berçem.

"Teşekkür ederim canım" diye bildim sadece.

Ferzan Kapı'dan içeriye girdi hala sinirliydi bana "Bergüzar bak bacım ciddimisin bu evlilik için, berdel demek ömür boyu süren bir evlilik demek özellikle hiç tanımadığın sevmediğinle evlenmemek zulümdür"

Hak veriyordum sonuna kadar ve beni düşünmesi beni o kadar mutlu etmişti ki sanki öz abim gibi ama ortada doğmamış bebeğin hayatı söz konusu, ben düşünmesem ölürlerdi , ben bunu istemiyordum çünkü ben bir anneyim "Haklısın ama kabul etmeseydim o doğmamış bebek dahi ikisi de ölürdü, buna dayanabilir miyiz Ferzan "

"Bergüzar haklısın ama orda sana yada kızına en ufak bir zarar gelirse seni dahi dinlemem bu konağa geri getiririm ve bunun bedelli ne olursa olsun " deyip yana biraz daha yaklaşıp anlıma bir öpücük kondurup geri çekildi "Kuzen dahi olsak sen benim bacımsın ve bu yaptığını asla unutmayacağım, unutturmayacağız "

"Ayyy geldiler, geldiler Alaz ağa aşiretini toplamış kapıya Bergüzar ve kızını almak için özellikle 14 davulcu ve zurnacıyla ve büyük bir bomba daha Simsiyah bir atla... Ata bineceksin kız" dedi. Nurşen yüzünde güller açarak.

"Anişşşş ata mı bineceksin?? "

Ne dedi o ne demek at, aşiret davulcular bu adam yüreğime indirecek.

"Berçem kırmızı kuşağı ver" Dedi Ferzan ve onun yanına gelen Berzan başı yerde bana bakmıyor du.

"Al abicim*dedi Berçem yerinde duramıyor du davulun sesini duymuştu bile.

Ferzan eline aldığı kırmızı kuşağı üç kere belime dolayıp çözerek " Bismillahirrahmanirrahim "diyerek bağlamıştı.

Cebinde çıkartığı beşi bir yerde boynuma taktı" Ferzan ne gerek vardı "

"Sus bakayım gelin kısmı çok konuşmaz" diye azarladı ayak üstü.

Ferzan geri çekildi bu sefer Berzan karşımda durdu yine başı yerde "Özür dilerim Bergüzar ne olur hakkını helal et"

"Helal olsun" diye bildim sadece.

Sonra oda cebinden 4 Burma bilezik çıkarıp taktı elime "sakın gerek yok deme " dedi sustum yine.

"Damat geliyor, kapıyı ben tutacağım " dedi Nurşen.

Berçem hemen kapıyı tutup "Sus kız sen nişanlısın ayıp ben bekarım o yüzden tutacağım "

"Hayır ben tutacağım" dedi kızım onlar kadar heyecanla.

"Kız senin anan evleniyor sen niye tutacaksın " dedi Berçem.

"Ne bağırıyorsun kıza valla alırım seni elime.. Gel şirim birlikte tutulalım" dedi Nurşen.

Ve o sıra kapı çalındı, Nurşen hafif kapıyı aralayıp "Kapı açılmıyor " dedi kapının arkasında gülme sesleri yükseliyor du.

Ferzan, Berzan da gülüyordu.

"Acaba ne yapsak " dedi Şirin'im.

O sıra kapının arkasında iki tomar dolar para göründü "Yeter mi"

Nurşen beklemiyordu galiba gözleri yuvalarında çıkacak gibi bakıyor du sonra şirin'e bakıp "Açalım mı " dedi

"Açalım" dedi cıvıl cıvıl gülerek.

Berçem gelip kırmızı duvağı başıma örtü.

Ve Nurşen geri çekilip kapıyı açtı. Bütün görkemliğile Alaz ağa girdi o kadar uzund ki eğilerek girdi kapıdan, üzerine giydiği siyah damatlığı ve içine giydi beyaz gömleğiyle göz kamaştırıyor du. Dama trajı ise karizmatik yüzünü daha çok orta ya çıkartmıştı, zifiri gözleri ışıl ışıl parlıyor du.

Berzan ve Ferzana selam verip yanıma geldi. Duvağımı açıp alnıma sahiplenici bir öpücük kondurdu, yüreğim titriyor du ve utanıyordum da kızım yanında böyle bir an yaşandığı için çünkü kızım beni hiç bir erkekle bu kadar yakın görmemişti.

"Göz kamaştırıyorsun Yavru ceylan" dedi.

Sonra kolunu uzattı ve kızıma da bir yanında kızım diğer yanında ben kapıdan çıktı zılgıtlar eşliğinde.

Merdivenlerden aşağı inerken davullar zurnalar daha çok içten çalmaya başladı.

Halam ve Eniştemin yanına gittik . Ve onlarda Berzan gibi yüzüme bakamıyorlardı.

"Güzel kızım hakkını helal et demeyeceğim çünkü bu na yüzümüz yok... Umarım çok mutlu olursun ve her zaman kapımız sana açık unutma" dedi Eniştem ve Altın kemer taktı belime. Elini tutup öpüp başıma koydum.

"Hakkım helal dir Enişte sizde bana helal edin" dedim çünkü evlilik demek mutluluk huzur bereket demekti arkamda kimseyi vicdan azabı ile bırakmak istemiyordum.

"Güzelim benim umarım iki cihanda da mutlu olursun " dedi Halam ve sımsıkı sarldı, dayanamadım o an göz yaşlarım aktı yanaklarıma.

Ben den ayrılınca onun da ağladığını gördüm.

"Ağabeyim ilk son evladıydın umarım çok mutlu olursun yavrum eskiden cahildim ama şimdi senin yaptıkların karşısında daha çok utanıyorum " dedi bir daha sarıldım tek akrabam olan halamın kulağına fısıldadım "Beni bu sefer yalnız bırakma hala ne olur" dedi

"Asla bu cahilliği bir daha yapmam özellikle Ferzan seni bırakmaz bir eksiğin olursa ara çekinmeden " dedi. Elindeki kağıdı verdi.

"Bu ne hala"

"Şirin için 100 dönümün tarla tapusu dur kızım"

"Hala sen ne ettin"

"Biliyordum senin kabul etmeyeceğini o yüzden Şirin'in üzerine tapuladık, ister sat istersen ek biç o sana kalmış kızım" dedi bu kadarını beklemiyordum.

Alaz Ağanın "Hadi Bergüzar " dedi ve attın yanına götürdü ve o sıra silah sesleri yükseldi başımı çevirip "Şirin kızım yanıma gel " dedim biliyordum kızımın korkacağını.

Ama Alaz ağa benden önce davranıp kızımı kucağına alıp "Çok güzel olmuşsunuz Şirin hanım"

Kızım yanakları kısararak "Teşekkür ederim Alaz ağa sizde çok yakışıklı olmuşsunuz" dedi ve ben şaşkın bir şekilde ikiliye baktı bu kadar iyi anlaşacalarını tahmin etmemiştim.

Sonra kızımı kucağından indirip yanıma gelip aşiretin gözü önünde beni gördüğüm muhteşem ata bindirdi sonra kızımı kucağına alıp önüme bindirdi kızımı sımsıkı tuttum düşmemesi için.

"Ben HanımAğamı ve kızımı aldım şimdi Ağit konağına yol alıp anlı şanlı olacak düğünümüze" dedi bu Adam'ın her sözü her hareketi benim yüreğimi neden heyacanlandıyor ve kızıma, kızım demişti, Şirin'imde Alaz Ağanın sözleriyle başını çevirip dolu olmuş gözleriyle bana baktı.

Ağit konağına geldiğimizde Alaz Ağa ilk önce kızımı indirdi attan sonra beni sanki incitmekten korkar gibi nasır tutmuş ellerine nazaran İncitmemiş ti.

Konağın kapısına gelince Yöresel kıyafet giymiş gözleri sürmeli ve çenesinde değ olan iki kadın vardı bir yaşlı diğer orta yaşlı kadın.

"Hanemize evimize bereket getirdin hoş geldin " dedi ve elindeki testiyi verdi, elime alıp bütün gücümle yere attıp ve içindeki altınlarla beraber yere saçıldı. Ve Kur'an-ı Kerimi üç kere öpüp duâlarla kapından içeriye girdik.

"Ağam geldi sizi bekliyor terasta " dedi

"Tamam" dedi Alaz ağa.

Awir Ağayın yanına gitti ikimizde elini öptük ve kızımda bizim yaptığımızı yapıp oda da öptü Awir Ağa o kadar sevindiki "MaşaAllah subhanallah hoş geldiniz kızım hoş geldin torunum" dedi.

"Hoş bulduk " dedik kızımla birlikte sonra yaşlı kadının elini öptüm ve ben ne yapıyorsam kızımda aynısını yapıyor du.

"Hoş geldin Gelin hanemize ben Alaz Ağanın baba annesiyim " dedim

Tabi kızım durmadı herkesin içinde "Benimde babaannem olur musunuz" dedi.

Kızımın sözleriyle herkesin yüzünde kocaman bir tebessüm oluştu.

Tanımadığım orta yaşlı kadın gelip durdu yanımızda "O senin büyük babaannen olur bende senin babaannen Alazın annesiyim " deyip eğilip kızımın yanalarını öpüp geri çekildi "Hoş geldin Gelin kızım " Deyip sarıldı "Sen benim ailemi hayatını kurtardım eğer kabul etmeseydin bu eve düğün değil cenaze evi olacaktı" Deyip geri çekildi.

Ben hemen elini tutup öpüp başıma koydum "Sonuçta artık aileyiz ne yaparsam ailem için yaparım... Adınız ne "

"Doğru herşey aniden oldu adım Zana Zana ana diyeceksin kızım" dedi.

"Peki Zana ana" dedi mecbur.

Sonra sabah gördüğüm erkekler geldi "Hoş geldin Yenge Ben Behram senin kaynınım "

"Hoş buldum Berham abi " dedi çünkü benden büyük görünüyordu.

Diğeri geldi "Hoş geldin Yenge bende Dijvar küçük kaynınım "

"Hoş buldum abi " dedim yine bizde erkeklerin adıyla seslenmek ayıptı o yüzden abi diyeceğim.

"Hoş geldin yenge bende Rojin senin küçük görümcenim ailemize hoş geldiniz tekrar" dedi heyecanla.

"Hoş buldum Rojin"

Benden yaşta büyük bir kadın geldi yanıma "Hoş geldiniz Bergüzar ben senin büyük görümcen Zelal, bu da kocam Resul Adıyaman dan geldik düğününüz için inşaAllah bir ömür mutlu olursunuz"

"İnşaAllah abla teşekkür ederim" dedim sonra kızımın yanına gidip "Hoş geldin Şirin ben senin halanım bundan sonra hala dersen çok sevinirim"

"Hoş buldum hala" dedi hevesli bir sesle.

"Bergüzar hadi hoca dini nikahımızı kıyacak " dedi Alaz ağa başımı sallayıp "Kızım da gelse olur mu" dedim

"Siz geçin biz arkanızdan geliyoruz " dedi Zana ana.

Biz önden Teresa gidip hocanın karşısında oturduk, Zelal abla yanıma gelip inne oyallı beyaz bir yemeniyi başıma güzelce örtüp geri çekildi . Ve o sıra herkes gelip oturmuştu.

Hoca söze girip herşeyi söyledikten sonra "Sen Halim , kızı Bergüzar Awirden olma Alaz dan mehir olarak ne istiyorsun" dedi.

Mehir mi, halam söylememişti bunları, ilk evliliğimde de bir istememiştim.

"Ben bir şey istemiyorum" dedim.

Alaz ağa yandan bana bakım kaşlarını çattı.

"Öyle bir şey olur mu Gelin" dedi Alaz Ağanın babaannesi.

"Yaz hoca bütün malvarlığımı mehir olarak veriyorum ,"

"Ne? " dedim Alaz Ağa bu kadarı fazla. Aile büyüklerine baktım herkes normal bir şeymiş gibi bakıyor du.

Kulağıma yaklaşıp "Yavru ceylan, ben sana kalbimi vermişim mal varlığım nedir ki "

Bölüm sonu

7 yorum