Selam canlarım.
Yeni bölüm için yorum sınırı 400 yorum.
BİR HAFTA SONRA...
"Sevda de."
"Tamam...Sevda."
Gözlerinin en derine baktım. Çekene kadar çekmedim. Çekmedi. İçimden ona kadar saydım gene çekmedi. Biraz daha baktım. Önce o vazgeçmeli.
"Kim?" Dedim
Sorduğum soru ile gözlerini kırptı sonra kaşları çatıldı.
"Ceyda kim?"
Bakışları kaçırdı, Şahin'e doğru döndü. Ayağa kalkıp Şahin'in elime ne zaman aldığını bilmediğim Beyaz bezi alıp kaşına bastırdı. Omzunun üstünden bana doğru döndü. Tekrar yanıma geldi. Eğilip benimle göz hizasına geldi. Elimi tekrar avuçlarının içine aldı. Elimdeki kesiğe beyaz bezi bastırdı. Hangi ara elimi kesmiştim ben..
Bakışlarını tekrar bana çevirdi. Soruma hâlâ cevap bekliyordum. Oda bunu anlamış olacak ki konuştu.
"Eşim."
İrice açılan gözlerim ile ona baktım.
"Neh!?"
Daha Demir'in söylediği kelimeleri idrak edememişken Şahin gözüne buz tutarak konuştu.
"Benimde kız kardeşim."
********
Öğrendiklerimi idrak etmek istedim. Elimdeki fotoğrafa baktım, gözlerimi kırpıp tekrar karşımdaki kıza baktım.
"Bir dakika.. Bu benim. Bu.. Bu nasıl?"
"Hayır aslında o sen değilsin. O Ceyda benim kardeşim."
"Yok yağ bu benim. Ama bu kız gibi giyinmem ki ben."
"Bak Sevda Demir burada değilken son bir kez daha anlatıyorum. Seni bu kız sanıyorlar."
"Sanmaları gerek yok bence bu kız benim."
"Afferim sana! Diğerlerinin yanında da böyle de."
"Derim be ne var."
"Hııh! Sana güzelinden bir işkence bekler."
"İşkence derken?" dedim çekinerek
Kapının açılması ile elimdeki fotoğrafı yere attım.
"Valla ben bu değilim, tamam bu kişiye biraz benziyorum ama ben o Ceyda dediğiniz kişi değilim."
Şahin sözlerime gülerken Demir tek kaşı havada yanıma geldi. Yere çöküp attığım çerçeveyi eline alarak ayağa kalktı. Çerçeveyi eliyle düzelterek;
"Bir daha bu fotoğrafı yere atarsan alnının ortasına bir kurşun alırsın bil." dedi net ifadesiyle ben derince yutkundum.
"Kimsin sen? Kim seni bu mahalleye soktu? Amacın, görevin ne?"
"Beni kimse bu mahalleye sokmadı, amacım ve görevimde yok."
"Anlayacağız." dedi beni bileğimden tutup evden çıkardı.
Şahin'de peşimizden geldi.
Arabanın kapısını açarak beni arkaya bir torbaymışım gibi attı. Şahinde ön koltuğa oturdu, Demir şoför kısmına yerleşti.
Neler oluyordu, beni neler bekliyordu?
******
Geldiğimiz yer benim Şahini sormam için geldiğim yerdi.
"Rıhtıma hoş geldin."
"Rıhtım ?"
"Bizim mekan ya, toplantı yaptığımız dostlarımızı ağırladığımız sıcak bir ortam işte."
Şahin'in sözleri bitmesi ile Demir deri koltuğa gidip oturdu.
"Kurt."
Arkada bana çatılı kaşlarıyla bana bakarken Demir'in ona seslenmesi ile Demir'in yanına doğru yürüdü;
"Buyur abi?" dedi saygılı bir asker gibi.
"Kızı al işkenceye başla. Konuşana kadar da durma."
"An..Anlamadım abi?"
Demir eline aldığı siyah üzümleri ağzına keyif içinde atarken Kurt'un sözlerine bana bakarak konuştu.
"Neyi anlamadın?"
Bu cümle içinde geçen kız umarım ben değilimdir.
Zaten canım çıkmıştı, bir haftadır yaşadıklarım bana işkencenin âlâsıydı.
"Anladım abi."
********
Üstüme dökülen soğuk su ile ellerimi yumruk yaptım. İşkence sandalyesi dedikleri şeye elim kolum ayağım bağlı bir şekilde bağlanmış karşımdaki kıza tarafından işkence yapıyordum.
"Konuş arkanda kim var?"
"Allah var desem bırakacak mısın?" dedim dişlerimi titrerken birbirine bastırdım.
Şahin sözlerime dudaklarını kıvırdı. Demir'in gözünden kaçmayan bu durum Demirin canını sıkmıştı.
"Serçe sen dinlen."
"Tamam abi."
Şahin oturduğu yerden kalkıp ellerini birbirine vurdu.
"Tamam bugünlük işkence bitti, hadi gidelim."
Uyuzum laflarına bak ya nede olsa onun başından aşağı soğuk su dökülmemişti!
"Sırayla sende Şahin bey hemen nereye gidiyoruz öyle."
"Anlamadım?"
"Bugün ailecek olarak algılarınızda bir sıkıntı var galiba. Bana algılarınızı siktirmeyin, elektirik sende.", dedi sözleri Kut ,kenarda duran iki erkek ve turuncu saçlı kızaydı onlarda bana işkence yapmakta çekinmiş anlamadıklarını söylemişlerdi. Şahinde bu gruba girmişti. Şahin yüzünü buruşturup ;
"E..Elektrik? Saçmalama abi kız zaten daha yaralı, öldürmeye mi niyetlisin kızı?!"
"Bana yükselen o ses tonunu sikerim sonrada se-",dedi durup bana baktı.
"Yarın sabah bu kızın arkasından kim var öğrenmiş olun."
Demir çıkıp gitti.
"Ee napıyoruz?",dedi çekinerek turuncu kafalı kız.
"Abiyi duydunuz, işkenceye devam edin öğrenin sabaha kadar. Bende gidiyorum gerisi sizde sağ kollar."
Kurt'da sözlerini diyerek bana baktı, gözlerini tekrar kaçırdı deri ceketini üstüne giyerek çekip gitmişti.
Geriye kalan grup Şahin'e baktı.
"Şöyle yapalım işkence sırası bitenler gitsin kalanlar sabaha kadar konuşursun."
"Eyvallah ya Vaveyla sen ne kral adamsın öyle, hemen paçayı kurtar."
"Ne Babayani? Mantıklı konuşuyorum. Şahinden sonra sıra sende mızmızlanma."
"Siktir git Vaveyla."
"Gidiyorum zaten, size kolay gelsin sabah konuşuruz."
Vaveyla ile birlikte bir kaç kişide çıkıp gitti.
"Üşüyorum." dedim sessizce saçmaydı belki sözlerim ama donuyordum.
Babayani olduğunu öğrendiğim adam üstündeki ceketi çıkarıp omuzlarıma koydu. Bu hareketi gözlerimin dolmasına neden oldu.
"Lütfeen eve gitmek istiyorum.."
"Tamam siz gidin ben hallederim." dedi Şahin.
Diğerleri ona baktı ama sorgulamadan kafalarını sallayarak çıktı. Galiba diğerlerinin canına minnetti. Bana işkence yapmayı asla istemiyorlardı.
Şahin diğerlerinin gitmesi ile yanıma gelip elimdeki deri kemerleri çözdü.
Burnumu çektim.
"Ağlama." dedi abi edasıyla.
Kafamı salladım.
*********
"Bilmiyorum." dedim üstümdeki kuru elbiselerin içinde.
"Niye buraya geldin?" dedi Şahin yerde bağdaş kurmuş benimle sohbet ederken.
"Ablam için geldim."
"Peki şu S harfi olan bilekliğini nerden aldın?" işaret parmağı ile kolumdaki bilekliği gösterdi.
"Bilmiyorum, kendimi bildim bileli kolumda var."
"O boncuklar çok değerli taşlardan, kolunda bir servet taşıdığını biliyor muydun?"
"Ne, servet mi? Saçmalama sıradan boncuklar işte."
"Hıhı bir kuyumcuya gidip sor ama dikkat et kaybetme."
"Sen nerden biliyorsun servet olduğunu?"
Şahin bilekliğini bana doğru kaldırıp gösterdi.
"Bende de var hatta Ceyda da vardı."
"Ohaa nasıl ya hepimizde bu bileklikler neden var?"
"Asıl soru şöyle olmalı bence, bu taşları yapan kişi babam ve bu bilekliğini sende ne işi var?" dedi sonra güldü
"Yok da kayıp kardeşim misin sen?"
"Iyyy düşüncesi bile iğrenç seninle kardeş olmak mı? Allah korusun, başımdan aşağı soğuk suyu dökerlerken kıskıs gülüyordun. Kardeş olan yapmaz."
Şahin dediklerime kahkahalar attı.
"Ama halin çok komikti, alık balıklar gibi çırpınıyordun."
"Uyuz."
"Oh oh ne güzel işkence ediyorsunuz Şahin bey?!"
Demirin sesi ile ikimizde suç üstü yakalanmış suçlular gibi ayağa kalkıp birbirimize baktık.
**********
Şahinin gevşek başladığı kemere baktım.
Kurtularak ablama gitsem ne güzel olurdu. Demir, Şahini yanına gelmesini söyleyerek gitmişti.
Ağzımla bağlı kemeri iyice gevşettim. Elimdeki kemelerden kurtulunca ayağındaki bağlı kemerlerden de kurtularak ayağa kalktım. Bu korkunç odadan çıkmam gerekti.
Odadan dikkatli bir şekilde çıkıp etrafa baktım, her taraf da kapı vardı.
Uzaktan gelen seslerin ters yönünde ilerleyin başladım. Karşıma çıkan merdivenleri çıkarak üst kata çıktım. Gelen ayak sesleri ile kendimi balkon olduğunu anladığım yere attım. Bir karış yüksekliğe sahip kenar duvarlarından aşağı eğilip baktım. Yükseklik beni korkuttu, geri çekilip çıkacağım zaman duyduğum ses ile durdum.
"Hadi bakalım, nerde o abilerin, yazık olacak sana da be Portakal, Hşşt ses yok sakin ol, eğer biri duyar gelirse seninle beraber kendimi aşağı atmaktan çekinmem."
"Sen.. Nasıl çıktın.. O mahzenlerden?"
"Bir aylık emek var be kızım."
Duyduğum kısık seslerin yanına doğru parmak ucunda gittim. Kafamı duvarın ucundan eğip baktım
Bir erkek turuncu kafalı kızı duvara yaslamış boğazına bastırdığı bıçak ile kızın saçıyla oynadı. Turuncu kafa yüzünden acı çektiği belliydi eliyle kolunu tutarken pislik adam kıza daha sokuldu.
"Biraz tadına baksam, Portakal hanım benimde vitamini ihtiyacım var canım."
Yerdeki kan damlaları turuncu kafalı kızdan geliyordu. Erkek turuncu kafaya taciz ederken kan beynime sıçradı. Nerden geldiğini bilmediğim cesaret patlaması ile etrafa baktım.
Kenarda duran demir çubuğu alarak nefesimi tuttum. Erkeğin arkasına varıp tüm gücümle adamın kafasına vurdum. Erkek küfür ederek elini kafasına koydu.
Üstüme doğru gelirken arkadan kolu kanayan eliyle yarasına bastırarak tutan turuncu kafa da bana doğru gelen adamı balkondan aşağı doğru itti. Son anda adam aşağı düşerken turuncu kafayı da çekti. Turuncu kafalı kız elimi tuttu! Yaşadığım paradoksun içinde bende turuncu kafalı kızın elini tuttum tüm gücümle onu çekmek için mücadelede versem de iki kişiyi çekecek gücüm yoktu. Adam turuncu kafalının bacağından tutmuş bırakmıyordu.
"Yardım ediiin!" Tüm gücümle içeri doğru bağırdım.
"Lütfen bırakma beni." ,dedi Turuncu kafalı kızın git gide azalan enerjime ek söylediği sözler ile bir kez, daha bağırdım.
"Yardım ediiiin!!"
Saniyeler sonra Demir, Şahin ve bir kaç adamın balkona dolması bir oldu.
Demir hemen koşup yardıma geldi. Turuncu kafalı kızı tek başına yukarı çekerken, Şahin beni balkondan çıkardı.
Arkamdan duyduğum bir el silah ile yerimde sıçrarken Şahin'e baktım.
"Arkana bakma yürü.", dedi otoriter bir şekilde. Yaşadığım olaylar ile derince yutkundum.
*******
"Senin orda ne işin vardı?"
"Şey odada sıkıldım."
"Ellerini ayaklarını nasıl çözdün?"
"Onlar mı ya.. Şey.."
Demir'in odaya girmesi ile sustum.
"Sana bir teklifim var, ya teklifimi kabul et. Bu kapıdan çık git yada sonun balkondaki adam gibi olsun."
Demek adam ölmüştü.
Şahin'e baktım.
"Teklifin ne?"
"Benimle evleneceksin."
Şaşkın bakışlar ile Demire döndüm.
"Neee! Hayatta senin gibi biriyle evlenmem ben."
BİR HAFTANIN SONUNDA..
İnsanın yaşadığı şehir insana tutsak olur muydu?
Bu şehir bu mahalle?
Benim tutsaklığımdı.
"Şikemperver misin kızım sen?"
Şahin'in gözleri ile beraber benimde gözlerim Demire döndü.
"Ha? O ne demek?"
"Homini gırtlak homini gırtlak."
Söylediği kelimelere kaşlarımı çatarak sinirle baktım.
"Yooğ ben öyle çok yemem ki."
Demir bu sözlerime kahkahalar ile gülmeye başladı. Şahine döndüm
O ise dudaklarını gülmemek için ısırıyordu.
"Sakın sende gülme!"
Biz bu noktaya nasıl mı gelmiştik?
Her şey aslında Demir'in beni o ağaç eve götürmesi ile başlamıştı.
Her gün yaşadığımız sürtüşmeler, benim kurtulmak için verdiğim mücadelelerin bir meyvesi olmuştu bu geldiğimiz an.
219'da gözlerimi gezdirdim. Özlemiştim burayı anlamadığım bir şekilde.
"Deste ne zaman gelecekmiş?"
Demir bu soruyu Şahin'e sormuştu.
"Valla bize giderken bir ay sonra geleceğini söyledi."
Demir kafasını anladım der gibi salladı.
Bakışları bana döndüğü zaman bakışlarımı kaçırdım. Vişne suyundan bir kaç yudum alarak;
"Ben gidiyorum, saat zaten geç oldu sabah gene erken gelirim."
Sandalyemi geriye doğru itip masadan kalkıp kasa tarafına doğru gittim, arkamdan gelen seslere kulak kabartmadım. Artık yeni bir şey duymak istemiyordum. Siyah çantamı aldım. Demir ayağa kalktı, Şahin'e bir şeyler diyerek kapının yanına doğru gitti.
Çantamın askısını kafamın üstünden geçirerek omzuma taktım.
"İyi akşamlar." dedi Şahin'in sözlerine hafifçe kafamı salladım.
"Küs müyüz?" diyerek bana göz kırptı.
Omuzlarımı kaldırıp indirdim.
"Yoooğ değiliz niye küs olalım ki? Alt tarafı bana arkadaşlarınla işkence yaptın canım, aramızda böyle şeylerin lafı olmaz ki değil mi?"
Sözlerime bıkkın bir tavırla kendini savunmaya geçti.
"Ya Sevda yapmaa, anlattık kızım işte durumu artık sende biliyorsun hem unutma ki sende Kralı'nın canını pis sıktın."
İki elimle canıma değsin anlamında iki elimi göğsümden aşağı doğru indirdim.
"Ohh çok güzel yaptım, gene olsa gene yaparım." diyerek dil çıkardım ona.
"Ablana selam söyle." dedi.
"Olur. Söylemem." diyerek uyuzluk yaptım.
Pastanenin dışına doğru çıkınca Demir bana doğru döndü. Dudaklarının
arasındaki sigarasını yere atıp ayağının ucuyla bastı. Yanıma doğru yaklaştı. Biraz önce sigarayı tutan elleri şimdi ellerimi tuttu.
Bu duruma alışmam gerekti. Önüme dönerek onunla beraber yürümeye başladım.
"Ellerin soğuk?"
"Çıkan bulaşıkları yıkadım ondandır."
"Niye elinde yıkıyorsun, Deste üç tane bulaşık makinesini bana boşa mı aldırdı."
"Bilmem Deste'ye sormak gerek."
Baş parmağı ile elimin üstünü de yürürken okşamaya devam etti.
"Şunu yapmayı kes." dedim sessizce Etraftaki adamlara bakarak
"Neyi?" dedi gülerek uyuz. Kaşlarımı çatarak ona doğru döndüm;
"Şu baş parmağınla yaptığın eylemi diyorum."
Beni birden kendine doğru çekti, bu ansızın yaptığı davranış karşısında düşmemek için sağ ekimi onun göğsüne koydum, şaşkın bakışlar içinde ona bakarken o alnıma sıcak dudaklarını bastırdı.
"Ah bilsen o parmaklarımla başka ne eylemler yapıyorum."
"İstemem!.." dedim panikle bu kadar yakınlık kalbime ters bir davranıştı. Gözlerimi kırpıştırdım;
"Yani bilmek istemem." dedim onu göğsünden itip ayrılmak isterken sözleri ile durdum.
"Niye karım değil misin?"
Yanağını yanağıma sürtüp beni tahrik ediyordu.
"Oldu ya öyle bir şeyler." dedim şu anın biran önce bitmesi için. Demir
dudaklarını kulağıma doğru yaklaştırdı;
"Olduysa ona göre davran."
Kafamı sallayarak onu onayladım.
"Abi?"
Arkamdan duyduğum ses ile ondan ayrıldım bir kaç adım geri gittim.
"Söyle Kurt?" dedi Demir yanımdan geçip gidecek sanırken elimi tekrar tuttu. Benim elime oranla onun eli sıcaktı.
"Abi dediğin gibi yerleştirdiğimiz adamlardan biri bir şey yakaladı."
"Tamam rıhtıma geçin ben geliyorum."
Kurt kafasını salladı, yanımızdan geçip giderken boştaki elim istemsizce alnımın üstündeki sargı bezine gitti. Kurt yüzünden olmuştu bu yara. Adı gibi gerçekten sadıktı bu adam Demir'e.
"Yaran mı ağrıyor?" dedi bakışlarımı yavaşça ona çevirip kafamı salladım.
"Evet, hâlâ devam ediyor."
Bu şehir, bu mahalle.
Benim tutsaklığımdı.
Demir de yörüngesinde çıkmış tutsaklığımın arasında ilerliyordu.
Bu Ankayı merak edenler kimler?
Demir ve Sevdanın evlendiğini şok olanlar buraya😅🤭
