İçeriğe geç

Seul’de Sana Rastladım

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Seul’de Sana Rastladım

Bölüm 9

BÖLÜM 9 – İlk Güven

BÖLÜM 9 – İlk Güven

Ela, motosikletin uzaklaşan sesini hâlâ kulaklarında hissediyordu.

Nefesi düzensizdi.

Yaşananlar o kadar hızlı olmuştu ki ne olduğunu anlamaya fırsat bulamamıştı.

Min Jun ise gözlerini yolun sonundan ayırmıyordu.

Yüzündeki ifade ilk kez bu kadar sertti.

— Seni gördü mü? Plakasını fark ettin mi?

Ela başını iki yana salladı.

— Hayır… Her şey bir anda oldu.

Min Jun derin bir nefes aldı.

— Bundan sonra kampüsten tek başına çıkma.

Ela şaşkınlıkla ona baktı.

— Bana emir mi veriyorsun?

Min Jun bakışlarını ona çevirdi.

— Hayır.

Kısa bir duraksamanın ardından ekledi.

— Endişeleniyorum.

Ela ilk kez onun sesinde gerçek bir duygu hissetti.

Bu soğuk çocuğun gözlerinde korkuya benzeyen bir ifade vardı.

— İyiyim, Min Jun.

— Emin misin?

— Evet.

Min Jun başını hafifçe eğdi.

— Seni yurda bırakacağım.

Ela hemen itiraz etti.

— Gerek yok.

— Bu konuda tartışmayacağım.

Ela içinden homurdansa da bu kez karşı çıkmadı.

İkisi yan yana yürümeye başladı.

Aralarında sessizlik vardı.

Fakat bu sessizlik artık rahatsız edici değildi.

⸻

Kampüsün çıkışında siyah lüks bir araç bekliyordu.

Şoför hemen inip arka kapıyı açtı.

— Genç efendi.

Min Jun başıyla selam verdi.

Ela şaşkınlıkla arabaya baktı.

— Her gün bununla mı gidiyorsun?

— Çoğu zaman.

— Çok gösterişli.

Min Jun hafifçe omuz silkti.

— Ben seçmedim.

Ela onun yüzüne baktı.

İlk kez zenginliğinden rahatsız olan birini görüyordu.

Arabaya bindiler.

Şehir ışıkları camlardan akıp giderken ikisi de konuşmuyordu.

Sessizliği Ela bozdu.

— Boynundaki dövme…

Min Jun ona döndü.

— Ne olmuş?

— Sana yakışıyor.

Min Jun birkaç saniye cevap vermedi.

Hayatında dövmesi hakkında çok yorum duymuştu.

Ama ilk kez biri bunu yargılamadan söylemişti.

— Teşekkür ederim.

Ela gülümsedi.

— Sanırım bugün ikinci kez teşekkür ettin.

Min Jun istemeden dudaklarının kenarını yukarı kaldırdı.

— Saymayı bırak.

Ela hafifçe güldü.

O an şoför dikiz aynasından ikisini izledi.

Genç efendiyi yıllardır tanıyordu.

Min Jun, uzun zamandır ilk kez biriyle bu kadar rahat konuşuyordu.

⸻

Han Malikânesi…

Seo Jin, salonda otururken siyah aracın bahçeye girişini gördü.

Perdeyi hafifçe araladı.

Min Jun arabadan indi.

Ardından Ela’nın da indiğini görünce yüzündeki sakin ifade bir anda değişti.

— Demek yurda kadar bırakıyor…

Yanındaki sekreter sessizce bekliyordu.

Seo Jin alçak bir sesle konuştu.

— Bu düşündüğümden daha hızlı ilerliyor.

— Ne yapmamı istersiniz hanımefendi?

Kadın gözlerini Ela’nın uzaklaşan siluetinden ayırmadan cevap verdi.

— Yarın Türkiye’deki ailesiyle ilgili tüm bilgileri masamda istiyorum.

Sekreter başını eğdi.

— Emredersiniz.

⸻

Ela yurda vardığında telefonu çaldı.

Arayan babasıydı.

— Kızım, nasılsın?

Ela’nın yüzü yumuşadı.

— İyiyim baba.

— Sesin biraz yorgun geliyor.

— Bugün uzun bir gündü.

Murat Bey gülümsedi.

— Yorulsan da unutma… Nerede olursan ol, bu evin kapısı sana her zaman açık.

Ela’nın gözleri doldu.

— Biliyorum.

Telefon kapandıktan sonra pencerenin önüne geçti.

Aşağı baktığında siyah aracın hâlâ kampüs girişinde beklediğini gördü.

Direksiyonun arkasındaki kişi…

Min Jun’du.

Genç adam, Ela’nın yurda güvenle girdiğini gördükten sonra motoru çalıştırdı.

Bunu fark eden Ela’nın kalbi istemsizce hızlandı.

“Demek gerçekten emin olmak istemiş…”

O gece ikisi de uyumakta zorlandı.

Ela, neden sürekli Min Jun’u düşündüğünü anlamaya çalışıyordu.

Min Jun ise ilk kez kendi kendine itiraf etmekten korktuğu bir gerçekle yüzleşiyordu.

Turuncu saçlı Türk kızı, farkında olmadan kalbinin etrafına ördüğü duvarlarda ilk çatlağı oluşturmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.