İçeriğe geç

Seul’de Sana Rastladım

Bölüm 22 · 3 dk okuma

Seul’de Sana Rastladım

Bölüm 22

BÖLÜM 22 – İlk Sır

BÖLÜM 22 – İlk Sır

Pazartesi – Saat 08.20

Seul Üniversitesi…

Gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı. Kampüsün taş yolları gece yağan yağmurdan hâlâ ıslaktı.

Ela, bordo örgü kazağının üzerine bej trençkotunu giymiş, elinde sıcak kahvesiyle fakülte binasına doğru yürüyordu.

Gece gelen mesajı hâlâ aklından çıkaramamıştı.

“Onu koruyamazsın.”

Bu söz neden Min Jun’u işaret ediyordu?

Düşünceler içinde yürürken biri omzuna hafifçe dokundu.

— Günaydın.

Min Jun’du.

Bugün koyu yeşil bomber ceket, beyaz tişört ve koyu renk kot pantolon giymişti. Boynundaki dövme bu kez tamamen gizlenmişti.

Ela gülümsemeye çalıştı.

— Günaydın.

Min Jun dikkatle yüzüne baktı.

— Dün gece uyumadın mı?

— Bu kadar belli oluyor mu?

— Gözlerinden.

Ela kahvesinden bir yudum aldı.

— Sen de pek iyi görünmüyorsun.

Min Jun hafifçe omuz silkti.

— Alışığım.

İkisi birlikte atölyeye doğru yürümeye başladı.

Bu kez aralarında rahatsız edici bir sessizlik yoktu.

⸻

Ders başlamadan önce Profesör Han sınıfa girdi.

— Önümüzdeki hafta üniversiteler arası tasarım yarışması var.

Sınıfta heyecanlı fısıltılar yükseldi.

— Her fakülteden yalnızca bir ekip seçilecek.

Kazanan ekip, Milano’daki genç tasarımcılar programına katılma hakkı elde edecek.

Ela’nın gözleri büyüdü.

Milano…

Bu, yıllardır hayalini kurduğu fırsatlardan biriydi.

Profesör devam etti.

— Han ve Ela.

Siz de aday ekipler arasındasınız.

Sınıfta alkış sesleri yükseldi.

Ela sevinçle Min Jun’a baktı.

Min Jun ilk kez gözlerinin içine bakarak hafifçe başını salladı.

— Tebrikler.

Ela gülümsedi.

— Birlikte başardık.

Koridorun diğer ucunda onları izleyen Soo Ah’ın yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.

⸻

Öğle arasında Ji Hoon koşarak yanlarına geldi.

— Kutlama yapıyoruz!

Ela güldü.

— Daha hiçbir şey kazanmadık.

— Olsun. Aday olmak bile büyük başarı.

Ji Hoon onları kampüsün küçük kafesine götürdü.

Üçü birlikte otururken ilk kez gerçekten rahat bir sohbet etmeye başladılar.

Ji Hoon çocukluk anılarından bahsediyordu.

— Min Jun ilkokuldayken resim yarışmasına katılmıştı.

Ela merakla döndü.

— Gerçekten mi?

Min Jun gözlerini kapattı.

— Anlatma.

Ji Hoon kahkaha attı.

— Birinci olmuştu ama ödül törenine çıkmamıştı.

— Neden?

Min Jun birkaç saniye sustu.

— Babam toplantıya gitmem gerektiğini söylemişti.

Resim yarışması yerine şirket yemeğine katıldım.

Ela’nın yüzündeki gülümseme silindi.

O daha çocukken bile kendi hayatını yaşayamamıştı.

⸻

Dersler bittikten sonra kampüs yavaş yavaş boşalmaya başladı.

Ela çantasını toplarken masasının üzerinde beyaz bir zarf gördü.

Üzerinde yalnızca adı yazıyordu.

Ela Yılmaz

Eli titreyerek zarfı açtı.

İçinden tek bir anahtar çıktı.

Küçük, eski bir dolap anahtarı…

Arkasında ise kısa bir not vardı.

“Gerçeği öğrenmek istiyorsan, Güzel Sanatlar Binası’nın bodrumundaki 27 numaralı dolabı aç.”

Ela’nın kalbi hızlandı.

Yine aynı kişi…

Tam notu çantasına koyacakken Min Jun içeri girdi.

— Hazır mısın?

Ela irkildi.

— Evet…

Min Jun onun saklamaya çalıştığı kâğıdı fark etmişti.

— Elindeki neydi?

Ela birkaç saniye düşündü.

Bu kez yalan söylemek istemiyordu.

Sessizce notu ve anahtarı uzattı.

Min Jun satırları okudukça yüzü ciddileşti.

— Tek başına gitmeyi düşünmüyorsun, değil mi?

Ela başını eğdi.

— Düşünüyordum.

— Kesinlikle hayır.

— Ama belki her şeyin cevabı oradadır.

Min Jun kararlı bir sesle konuştu.

— O zaman birlikte gideriz.

Ela şaşkınlıkla ona baktı.

— Bu tehlikeli olabilir.

— Zaten tehlikeli.

Bu yüzden yalnız gitmene izin vermeyeceğim.

Ela uzun süre sustu.

Sonunda ilk kez ona tamamen güvenerek başını salladı.

— Tamam…

Birlikte gidelim.

İkisi de farkında değildi.

Koridorun sonundaki güvenlik kamerasının hemen altında duran siyah şapkalı biri, telefonuyla onların fotoğrafını çekmişti.

Ardından tek bir mesaj gönderdi.

“İkisi de bu gece bodruma inecek.”

Mesajın karşı tarafına yalnızca iki kelime yazıldı:

“Hazırlıkları başlat.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.