"Fiona Anderson,tekrar ediyorum Fiona Anderson"
Kırmızı renkte olan ve yanıp sönen 419 sayısı vardı karşımdaki duvarda.5 gündür kusuyordum ve başım feci şekilde ağrıyordu.Ben gitmek istemesemde Caroline'in zoruyla hastaneye gelmiştim.İsmimin anons edildiğini anlamadan telefona bakmaya devam ettim.Sosyal medyada gezindim ve 1 ay önce çekildiğim mor bikinimi giydiğim fotoğrafı ekledim.Kendimi çoğu fotoğrafta beğenmezdim ama bu fotoğrafta gerçekten güzel çıkmıştım.O sırada bir bildirim sesiyle ürktüm.Sesi çok açık olduğu için beni korkutmuştu.Hemen bildirimlere girdim,biri mesaj göndermişti.Kim olduğunu bilmediğime rağmen merak edip mesajın üzerine tıkladım."Merhaba Fiona:)" oldu olacak birde gülücük koymuş.Kim bu? Hızlaca mesaj kısmına girerek titreyen ellerimle mesaj yazmaya başladım."Seni tanıyor muyum?"evet, bir yabancıyla ilk mesajlaşmam için gayet güzeldi.Telefonu hızlıca cebime doğru soktum ve beklenen an! Bir mesaj sesi daha,ve bir tane daha.Telefonu tam açacaktım ki bir kadın beni durdurdu.Beyaz saçlı,kısa boylu,kumral bir kadındı.Kahverengi çerçeveli gözlüğü dikkatimi çekmişti.Hemen üstünde mor renkte bir şapka vardı.Uzun ve çiçek desenli bir etek giymişti.Telefonumu cebime geri koydu."Siz kimsiniz?" Kadın cevap vermiyordu bende sinirle tekrar ettim."Siz kimsiniz?!"Kadın sağır olabilir miydi?Kadını yavaşça dürttüm.Beni umursamadı bile.Hemen ardından bana bakarak gülümsedi.Tahminimce 60 yaşlarındaydı.Etrafımdan robot gibi yürüyerek yanımdakı koltuğa yöneldi."Beni rahat bırakır mısınız?"sesim çığlık atar gibi çıkmıştı.Kadın yine beni umursamıyordu,delirecektim!Hiç kendini bozmadan gri sırt çantasına yöneldi.İkinci gözün fermuarını açtı.İçinden ıslak mendil çıkardı ve yanımdaki koltuğu sildi.Şaka mı bu?Kadının deli olduğu yetmezmiş gibi birde temizlik takıntısı mı var?Koltuğu ardından mendil ile kuruttu ve bir hanımefendi edasıyla koltuğa yavaşça oturdu.İç çekerek beni izliyordu.O anda ki gözümdeki korku ifade edilemezdi.Önce tanımadığım birinden ismimin yazılı olduğu bir mesaj geliyor ve şimdide bana öldürecek gibi bakan kadın mesaja bakmamı engelleyip yanıma oturuyordu.Elimde duran numaramın yazılı olduğu kağıda doğru
gözlerini kaydırdı."Sıra size gelmiş "Gözlerini kırpıştırdı.Ka-
ğıda doğru baktım.Mavi renkte ve kocaman 419 yazıyordu.Doğru ya uzun zamandır anons edilen rakam benimkiydi.Kadına doğru yüzümü çevirdim.Daha ismini bile bilmediğim kadın,canı pahasına koşarak hastanenin kapısına
doğru yöneldi.Ayağı kayıp yere doğru setçe düştü.Kılımı bile
kıpırdatmadım.Hızlıca kalkıp koşmaya devam etti ben ise hala kadına bakakalmıştım.Yere doğru baktığımda elmas desenli bir kolye vardı.Kadın bu kolyeyi ayağı kaydığında düşürmüş olmalıydı.Kolyeyi almanın yanlış olduğunu biliyordum ama şuan doğrunun yanlışın bir önemi yoktu.Merakıma yenik düşüp eğilerek kolyeyi cebime attım.İncelemek için vaktim yoktu.419 sayısı hâla yanıyordu.Hızla doktorun odasına doğru koşmaya başladım.5 numaralı odanın kapısını tıklattım.Doktorun sert bir sesle "gel" dediğini işittim.Kapıdan girerken
doktor sert bir ifadeyle bana bakıyordu.Nedenini biliyordum,geç
kaldığım içindi.Doktor haklıydı geç kalmayı bırakın neredeyse
yarım saattir beni bekliyordu."ilk defa bu kadar geç kalan bir
hastam oldu,gerçekten tebrikler.Oscar ödülü verilmesi gereken
nadir kişilerden birisiniz."Doktor resmen benimle dalga geçiyordu.DALGA!Ben böyle durumlarda ağzımı açmadan duramazdım.Ben onun hiçbir şeyi değildim.Sadece hastasıydım
bana böyle davranması tepemin atmasına neden oldu."Aaaa!
sizde Oscar ödülünü hak edecek nadir doktorlardan birisiniz
hastanıza bağırma cesaretini nereden bulduysanız!"İşte şimdi
içim rahatlamıştı son sözü ben söylemeseydim içimde kalırdı.
Doktor tepkisini bozmadan bana bakıyordu.Kapıya doğru yöneldim.Küçük adımlarla rahatça yürüyerek odadan çıktım.
Son hamleyi de eksik etmedim tabii.KAPIYI SERTÇE KAPAT-
MAK! O sırada midemin bulandığını hissettim kusacak gibiydim.Ayakta duramıyordum.Çok iyi bir zamanlama!
Neredeyse yere kusacaktım ki bacaklarımı zorlayarak tuvalete doğru yürüdüm.Şanslıydım ki tuvalet yakındaydı.Tuvaletin kapısından içeri girdim.Bacaklarım iflas etmek üzereydi.Eğilerek tuvalete doğru öğürerek kusmaya başladım.Neyse ki yetişmiştim yere kussaydım büyük rezillik olurdu ve insanların tiksinç bakışlarına maruz kalırdım.Kusmam durduğunda kafamı tuvalete doğru yasladım.Herşey berbattı,
her günümün sonunda kötü birşey olmak zorunda mıydı?!
Mavi kol çantama doğru uzandım ve en ön gözünde ki peçeteyi
alıp ağzımı sildim.Tuvaletin sifonunu çekip lavaboya yöneldim yüzümü yıkayarak kendime gelmeye çalıştım.Tuvaletin kapısından çıktım.Yorgunluktan ağlamaya başladım.Gözyaşlarım hızlıca yanaklarımdan akıyordu.Çok sinirliydim ve bayılmak üzereydim.Hastanenin kapısından hızlıca çıktım.Dışarıya çıktığımda ilk gördüğüm banka yöneldim ve kendimi hızla banka doğru attım.Temiz hava almak bana iyi gelir diye düşünmüştüm.O sırada aklıma kadının düşürdüğü elmas kolye geldi.Hala cebimde mi diye cebimi yokladım.
Cebimdeydi.Dikkatle cebimden çıkardım.Yumuşak bir dokuya
sahipti.Kolyeyi incelerken içinin açıldığını fark ettim.Dikkatle içini açtığımda küçük bir kağıt parçası olduğunu gördüm.Üze-
rinde çok güzel bir yazıyla yazılmış bir cümle vardı."Fiona Anderson kısaca 419"Nutkum tutulmuştu,ellerimi oynatamı-
yordum.O kadınla daha önceden karşılaşmış mıydık?Onu daha önce gördüğümü hiç hatırlamıyordum.Kağıdın altında sarı renk
ile yazılmış bir yazı daha vardı."Sıra sizde.Sıra içinizden birinde.
Belki ailen,belki arkadaşların,Belki de sen ama şunu bil ki içinizden birini seçtim.Sıradaki sizsiniz."Korkudan titriyordum,
hayatımda ilk defa korku duygusunu dibine kadar yaşamıştım.Bir mesaj sesi geldi.Elim titreyerek telefonu açtım ve mesaj yine bilinmeyen numaradandı.Alt alta üç mesaj geldiğini gördüm.
"Bunu zamanla kendin anlayacaksın."
"Şimdilik beni bilmemen ikimiz içinde daha iyi"
"Mesajımı almana sevindim."
Kafamı yavaşça kaldırıp etrafa bakındım birkaç kişi dışında
kimsecikler yoktu.Birinin bana baktığını fark ettiğimde kafamı
ona doğru döndürdüm.O kadındı,Hastanede ki kadın.Bana dikkat kesilmiş bir şekilde bakıyordu.O kimdi? Benden ne isti-
yordu? Bu mesajları atıp beni korkutan o kadın mıydı?Ve ben eninde sonunda bu soruların cevabını öğrenecek
miydim?Kadın benim onu gördüğümü farkettiğinde dudaklarını
büzüştürdü ve koşarak ortadan kayboldu.