BÖLÜM 8: ŞÜPHE VE TUZAK
Ertesi günün ilk ışıkları şehre vururken, Doğu Limanı’ndaki o nemli deponun içinde kâbus gerçek olmuştu. Rejim Muhafızları Komutanı, emrindeki ağır silahlı askerlerle birlikte Kenan’ın sığınağını basmış, kaçakçılık ağının tüm haritalarını, gizli geçit şemalarını ve isim listelerini ele geçirmişti.
Kenan, elleri arkasından zincirlenmiş halde kanlar içinde yerde yatıyordu. Yüzü tanınmaz haldeydi ama gözlerindeki o direnç henüz sönmemişti. Komutan, masanın üzerindeki listede yazılı isimleri tek tek incelerken alaycı bir şekilde gülümsedi. Kirli çizmeleriyle yerdeki kan göletine basarak Kenan’ın tepesine dikildi.
"Demek Gece Pazarı’nda Kuzey Kapısı’ndan sızacaktınız..." dedi Komutan, çizmesinin ucuyla Kenan’ın çenesini kaldırarak. "Demek o yetimhanedeki tehlikeli küçük kız ve onun saf marangoz sevgilisi de bu plandaydı. Ne kadar romantik bir kaçış hikâyesi, değil mi?"
"Onların... onların hiçbir şeyden haberi yok..." diye inledi Kenan, ağzındaki kanı yere tükürerek. "Bütün planı ben yaptım. Beni öldürün, beni surlara asın ama o çocuklara dokunmayın... Onlar sadece yaşamak istiyor."
Komutan arkasını döndü, masadaki haritayı katlayıp cebine koydu. Emrindeki subaya soğuk ve tüyler ürpertici bir sesle talimat verdi:
"İnfazı hemen yapmayın. Planı bozmayacağız. Gece Pazarı kurulana kadar hiçbir şey olmamış gibi davranacaksınız. Onlara kaçabileceklerini düşündürtün. Bırakın hazırlıklarını yapsınlar. Umut etmelerine, hayal kurmalarına izin verin... Çünkü bir insanı öldürmenin en tatlı yolu, ona önce özgürlüğü koklatmak, sonra o özgürlüğü tam elini uzattığı an ciğerlerinden söküp almaktır. Onlara umudun nasıl bir zehir olduğunu öğreteceğiz."
Aynı saatlerde Aden, atölyesinde Gece Pazarı için son hazırlıklarını yapıyordu. Ahşap sandıkların altına çift tabanlı gizli bölmeler yapıyor, Bahar’ı ve kendisini saklayabileceği alanları santim santim ölçüyordu. İçindeki umut, üzerine yaklaşan o kanlı tuzağın gölgesinden habersizce büyüyordu.
Sokaktan geçen küçük bir çocuğun kapının altından bıraktığı gizli pusulayı aldı Aden. Pusulada Kenan’ın yazısına benzetilmiş bir not vardı: "Her şey hazır. Gece Pazarı kurulduğunda Kuzey Kapısı’nın arkasındaki tahta arabada olun."
Aden pusulayı göğsüne bastırdı, gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. "Az kaldı Bahar," diye fısıldadı kendi kendine. "Sadece üç gün kaldı. Bu kâbus bitecek."