İçeriğe geç

Sessizce Solmak

Bölüm 42 · 2 dk okuma

Sessizce Solmak

Bölüm 42

Bölüm 40: Final

Bölüm 40: Final

Şehrin gürültüsü, uzak bir anı gibi geride kalmıştı. Ruan ve Harin, sahilin kenarında, isimsiz bir kasabanın ıssız bir köşesinde, güneşin ufukta yavaşça kayboluşunu izliyorlardı. Arkalarında bıraktıkları o "parıltılı" hayatın, babasının otoritesinin, beklentilerin ve o bitmek bilmeyen manipülasyon oyunlarının artık hiçbir hükmü yoktu.

Harin, Ruan’ın ceketinin içine biraz daha sokuldu. Denizden esen serin rüzgar, saçlarını Ruan’ın yüzüne savuruyordu. Artık ne bir sanatçıydı ne de birinin seçeneği; sadece Ruan’ın yanındaki Harin’di.

"Daha önce hiç bu kadar sessiz olmamıştık," dedi Harin, sesi dalgaların ritmine karışarak. "Oyunların içindeyken bile bu kadar çok konuşuyorduk. Şimdi sadece... buradayız."

Ruan, elini sıkıca Harin’in eline geçirdi. Parmakları birbirine kenetlendiğinde, aralarında tek bir boşluk bile kalmamıştı. "Sessizlik korkutucu sanıyordum," dedi Ruan, gözlerini ufuktaki turuncu ışıklardan ayırmadan. "Ama şimdi anlıyorum ki, gürültü bizi birbirimizden uzak tutmak için varmış. Babamın sesi, üniversitenin baskısı, o yalanlar... Hepsi seninle benim aramdaki o bağı susturmak içinmiş."

Harin, başını Ruan’ın omzuna yasladı. Omuzlarındaki yükün, o sosyal baskının kalktığını gerçekten hissediyordu. Artık kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değillerdi.

"Peki ya pişmanlıklar?" diye sordu Harin. "Oyunlarla geçen aylarımızı geri alamayız."

Ruan, Harin’e döndü ve yüzünü nazikçe avuçlarının arasına aldı. Gözlerinde sadece tutku değil, derin bir teslimiyet vardı. "O aylar, bugünü anlamlı kılan tek şeydi," diye fısıldadı. "Seni kaybetme korkusu olmadan, senin için savaşmanın ne kadar zor olduğunu anlamadan, bugün bu sahilde bu kadar huzurlu olamazdık. Biz, birbirimizi yitire yitire bulduk."

Ruan, yavaşça Harin’e yaklaştı. Dudakları birbirine değdiğinde, bu bir oyunun parçası ya da bir tepki değil; saf bir başlangıçtı. Öpücükleri, o kasabanın sessizliğinde, hayatlarının en gerçek ve en derin anı olarak mühürlendi. Harin, Ruan’ın kollarında, onun göğsünde atan o kalbin sadece kendisine ait olduğunu biliyordu.

Hava iyice karardığında, kasabanın uzak ışıkları yanmaya başladı. Ruan, Harin’in belinden tutarak onu kendine daha çok çekti. "Yarın," dedi Ruan, sesinde hiç olmadığı kadar büyük bir umutla. "Yarın sabah, hiçbir planımız olmadan uyanacağız. Sadece ikimiz."

Harin gülümsedi; bu kez gerçekten, içten bir gülümsemeydi. "Sadece ikimiz," diye tekrarladı.

Sahilde yürürken, arkalarında bıraktıkları hayatın tüm izleri, dalgaların kıyıya vuruşuyla yavaş yavaş siliniyordu. İkisi de biliyordu ki; asıl hayat, artık o kurguların, o yalanların ve o baskıların bittiği yerde, yani tam burada, birbirlerinin yanında başlıyordu.

Sessizce Solmak, artık solmuyordu; aksine, en parlak haliyle, gözlerden uzak bir yerde yeniden doğuyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.