"Yolculuğum her zamanki gibi sessizdi"Gözlerim arabanın camında ,ormanlık alanı izliyordum. Tek tük insan vardı yolda onlar da yüzlerindeki o yorgun ifade ile ilerliyordu.Artık ezbere bildiğim yol bana acı veriyordu, çünkü yolun sonunda ne ile karşılaşacağımı biliyordum. Şu koca dünyada küçücük bir yerimin olmamasına üzülüyordum ben.Ben Bade Ateş,17 yaşında olup da yorgun olan Bade.Ailenin ilk ve hatalı çocuğuydum , kusurlarla dolu olan bendim.Neredeyse 12 yıldır konuşamıyordum.Doktorlar travma sonucu kaynaklandığını söylüyor ama tedavi de edemiyorlardı.Çözümün de bende olduğunu ve tedavi için terapiye gitmem gerektiğinden bahsediyorlardı.Onlarca seans geçirmiş olmama rağmen düzelemeyince ailem umudu kesmişti benden.
Son bahardaydık,sonbahar yaprakları yere düşerken,ben de düşüyordum...Kimsenin tutamayacağı kadar sessizce.Bir anlık durup yere düşen yapraklara basmak istedim.Yapamayacağımı bildiğim için önüme döndüm.Parmaklarımın üşümesi ile birbirine sürttüm. Gözlerim şoför beye kaydı.Düz bir ifade ile yola bakıyordu. Benimle iletişim kurması yasaktı oysaki ben bir arakdaşım olması için ona bile razıydım.Genç biriydi , yirmilerin başında gibi gözüküyordu.Kumral saçları ve mavi gözleri vardı. İşine fazlası ile bağlı bir adamdı.Keza kurallara da uyan biriydi.Neredeyse hiç konuşmamıştık ama insan bir iletişim kurmak isterdi.Düşüncelerim arasında aklıma gelen şey ile gözlerimin yandığını hissettim.Konuşmuyordu...çünkü benim konuşamadığımı biliyordu""Geldik efendim"
Duyduğum ses ile daldığım düşüncelerden sıyrıldım.Onu bekletmemek için hızla indim arabadan.Elime rüzgar yüzünden yüzüme gelen saçlarımı geriye ittim ve günümün en kötü 8 saatinin geçeceği yere baktım.Okuluma.İsteyerek gelemiştim bu okula. Annem ve babam benim buraya gitmemi uygun görmüşlerdi.Kazanayacağımı düşünüp sınava kaydını bile yaptırmak istememişlerdi.Ne acı oysaki ben okuldaki en iyi öğrencilerden biriydim ama bundan haberleri bile yoktu.Eğer sınavı kazanamazsam ve bu duyulursa ailemiz için utanç kaynağı olacağını söylerdi annem.O sebepten ötürü beni direkt bu okula kaydettirmişlerdir.Bende sesimi çıkartamamıştım...
Her ailenin sevilmeyen ,kurban edilen bir çocuğu olur ya işte bizim aile için de ben o kişiydim.Arka planda olan ,gereksiz, kusurlu ve ailelerine yakışmayan kişiydim.Yorgun omuzlarım çökebildiği kadar çöktü yine.Hızlı adımlarla sınıfımın olduğu kata ilerledim. Kimseyi görmek istedigim sanmıyordum.Koridorlar boş olduğunu görünce derse girdiklerini anlamıştım.Elim sınıf kapısına gitti.Açıp açmamak arasında kalsam da tıklatıp içeri adımladım.Derin bir nefes çektim içime...Aysel hoca, arkasını dönmüş tahtaya birşeyler yazıyordu.Bende kapıyı kapatıp cam kenarındaki yerime ilerledim.Arkasını dönmeden "benim bildiğim öğrenciler geç kaldıkları için özür diler!" Sitem dolu sesi ile konuştu.Parmaklarım uyuşmaya başlamıştı.Olacakları önceden bilen bedenim titremeye başlamıştı bile.
Selin, beni rahatsız eden sesi ile "ay hocam alemsiniz. Konuşamayan kız nasıl özür diler kiii?" Sesindeki o tını ve alaycı tavrı onun seviyesini belirledi.Sınıftaki çoğu kişi de ona katılır şekilde kahkaha attılar.Aralarından biri "Ne oldu Bade? Bişey mi diyecektin yoksa?"Ona baktığımda Samet'ti. Kendisi paspal bir kişiydi yanındaki kız nasıl ona dokunabiliyordu anlamıyordum.Neredeyse üzerindeki hırkayı tüm dönem giymişti.Bu beni alakadar etmediği için ondan bakışlarımı çektim.Hoca hızlı bir şekilde arkasına baktı.Gözlerindeki o pişman ifadeyi görmek bana yeterli gelmişti. Bilerek yapmadığını ve bana , derslerime ayrı bir özen göstermeye çalıştığını biliyordum.Tam ağzını açımışken ona olan boş bakışlarımdan anladığı kadarıyla dersine geri döndü.Bende yerime geçtim.Derlse alakalı kitap ve defterlerimi çıkartıp ayriyeten kendi defterimi çıkarttım.Genelde bir çok şeyi buraya not ederdim.Ve yeni bir not ekledim."Acaba sustuğu için mi kimse onu sevmiyor, yoksa kimse sevmediği için mi susuyor?"
Boş gözlerim sınıfta gezerken Tolga ve Arda ile kesişti.Gülerek bana bakıyorlardı.Kendimi savunmasız hissediyordum.Konuşmak ve onlara neden baktıklarını sormak istedim.Artık böyle aciz bir şekilde boyun eğmek çok zor bir durumdu.Bana alay içeren bakışlarını atıp önüne döndüler.Arda, okulun sözde popüler çocuklarından biriydi.Herkese karşı olan bu davranışları yüzünden kimse onunla gerçek bir arkadaşlık kurmuyordu.Yani kısaca çıkar ilişkisi vardı aralarında.Ona acıyarak baktım, göz altları morarmıştı ki o hep böyleydi.Büyük ihtimalle geceleri uyuyamıyordu.Tabi bu en masum tahminimdi.Yanıda oturan Tolga ise daha garipti.Onu incelerken dalıp gidiyordum.Kumaraldı ve kahve rengi gözleri vardı.Sınıfın espirli çocuğuydu.Ne yazık ki espirileri çok seviyesiz ve hiç komik değildi.Ki onun amacı da komik olmak olduğunu sanmıyorum.Sadece her şeyle alay edip düşüncelerinden uzaklaşmak ona kolay geliyordu.
Başımı her zamanki gibi duvar en arka sıraya çevirdim.Elleri yupruk olmuş ,eklem yerleri sıkmaktan beyazlamıştı.Kafasını sıraya koymuş ama uyumuyor gibiydi.Siyah saçları giydiği sweatın kenarlarından çıkmıştı.Tahminimce yeşilin en güzel tonu olan gözleri de kızarmıştır. Sweatshirtun üzerine bir de ceket gitmişti.Üşüyor olmalıydı.Kalbimin derinliklerinde küçük bir sızı peyda oldu.Üşümesin o...Hava, sonbaharın etkisi ile serindi ancak üçütülecek bir hava da değildi.Dikkat etmiyordu ki...Onu izlemeyi bırakıp önüme döndüm.Yalın Koral.Bu pis okulda sevdiğim tek insan.Belkide onda, kendimde olan yalnızlık duygusundan bulup da tutulmuştum.Yalın ismi ; sade,basit ve süssüz anlmına gelir .Sınıftaki ve okuldaki herkes ona Yalın derdi oysa anlamını hiç bilmiyorlardı.Bilseler de ,bu sefer bunu onun yüzüne vururlardı.Korla ismi ise daha farklıydı.Aslında ilk anlamı denizdeki mercan anlamına geliyordu.Mercanlar denize,o benim hayatıma güzellik katıyordu.Bu ismin başka bir anlamı ise doğal,renki ve canlı demekti.Oysa Yalın Koral, ruhu ölü bir çocuktu.Bazen ona sıkıca sarılıp bırakmamak istiyordum.Benim gibi birinin böyle zor bir şey istemesi ne acı ama...
Onunla konuşamıyordum ama sanki beni anlayacak tek kişi de oydu.Dersin yarısına gelmişken bende kendimi sıranın üzerine bıraktım.***Gözlerimi sınıftaki sesleri ile açtım.Gözlerimi önündeki buğlu hissin geçmesi için zaman tanıdım kendime.Daha sonra etrafa bakındım.Sadece birkaç kız ve onların farklı sınıftan arkadaşları vardı.Sıramdan kalkıp gitmek istedim bir anlık . Bunların sınıfa neden geldiği apaçık ortadaydı.Kendime o gücü bulamıyordum.Son zamanlarda biraz halsizim, büyük ihtimalle mevsim geçişleri yüzündendi.
Camdan dışarıyı izlemeye başladım.Çoğu kişi arkadaş grupları ile dolaşıyordu.Gözlerim her zamanki gibi demirliklerin o tarafa kaydı ve aradığını buldu.Koral oradaydı.Her zamanki gibi yanındaki o arkadaşı ile konuşuyordu.Derin bir iç çektim.O da benim gibi sevilmiyordu bu okulda.Ancak onun benden tek bir farkı vardı,okuldaki abaza kızlar onun bu halinden etkileniyordu.Oysa ben onun böyle kötü bir yolda olmasından acı duyuyordum.Kendine böyle bir şey yapması kalbimi parçalıyordu.Camdan dışarı baktım tekrardan, herkes kendi hayatında kaybolmuştu.Ben ise sesimi kaybettiğim o günden beri, kendi hayatımda hiç bulunamamıştım.....