Çığlık at artık çığlık at ses çıkar susma ne bekliyorsun daha kötüsünü mü? Felaketin içindesin zaten daha ne bekliyorsun. Hep söyledim sana beni dinlemedin neden? Ben delirdim sen delirme çünkü delirmek ölmek demektir hayatın bir tadı olmaz.
Susma artık değişmiyor işte değişmeyecekte. Tanıyamıyorum seni artık benim bildiğim Efnan değilsin sen bana derdin korkaksın diye ne oldu da fikrin değişti asıl simdi senkorkaksın. Çığlık at çığlık at çığlık at bağır susma bağır.
İrkilerek kalktım yataktan yine rüyama girmişti ve hep aynı şeyleri sayıklıyordu. Neyin içindeydim. Tamam o ölmüştü ve ben tek bir damla göz yaşı bile dökmemiştim. Annem ölmüştü ve ben ağlamamıştım bile. O günden sonra rüyalarım da hep çığlık atmamı söylüyordu bana.
Hangi biri için susmayayım anne keşke onu da söylesen . Artık söyleyemezsin gerçi demi ne sen varsın ne de babam tamamen yapayalnızım. Alışamıyorum evet çoktan kabullenmem alışmış olmam lazımdı ama olmuyor anne. Babam seni sayıklıyor ama beni görmek istemiyor çoğu zaman. Her an sen gelicekmişsin gibi davranıyor ama gelmiyorsun, bazen ben bile onun gibi umutlanıyorum ama yoksun işte.
Babamı görmeye gidecektim bugün hastaneye. Annem öldükten sonra akıl sağlığını yitirmişti ve bir akıl hastanesine yatırılmıştı. Aslında kimsesizdim bu hayatta ne annem vardı yanımda ne de babam. Tamam babam yaşıyordu ama bazen beni görmek bile istemiyordu. Çoğu zaman gittiğim ziyaretlerden onu göremeden dönüyordum.
Artık yataktan kalkmalıydım bu kadar düşünmek yeterdi. Sonuçta babam beni beklerdi ya da beni görmek istemezdi. Bu her ne kadar canımı yaksa da alışmıştım zaten 2 senedir böyle bir durumun içindeydim.
Annem psikologtu ama bir türlü kendi psikolojisini toparlayamamıştı intihar etmişti. Oysa bana ölümün güzel olmadığını söyleyip dururdu. Ne olmuştu sahi benim anneme ne diye yapmıştı bunu kendine, bana , bize.
Siyah giyinirdim hep yine siyah tercih etmiştim sevmezdim cıvıl cıvıl giyinmeyi annemle hep bunu tartışırdık. Bana çekmemişssin derdi severdi o rengarenk giyinmeyi. Kırmızıya aşıktı öyle ki çok fazla kırmızı elbisesi vardı hala duruyorlardı dolabında. Belki bir gün onları giymeye cesaretim olurdu.
Evden çıktım, arabaya bindim gidiyordum bu sefer benimle görüşmek isteyeceğini umut ediyordum. Geçen sefer beni görmek istemediğini söylemişti. Ruh hali değişkenlik gösteriyordu bazen canım kızım diyerek sevinçle karşılıyordu beni ki bu nadiren oluyordu. Çoğunlukla benim onun kızı olmadığımı gitmemi söylüyordu.
Durdum hastanenin önündeydim bugün babamın buraya ilk geldiği gündü. Çok diretmiştim yanımda kalması için ama bu olmadı amcamda böylesinin daha uygun olduğunu söylemişti.
Yavaş adımlarla içeriye girdim, ne için geldiğim sorulmuştu ama aslında ne den geldiğimi biliyorlardı babamı görmek istediğimi söyledim. İlk önce babama sormalıydılar bir süre bekledim.
'' Efnan hanım maalesef babanız sizinle görüşmek istemiyor.'' Yine evet yine benimle konuşmak yüzümü görmek istemiyor. Nefret mi ediyor benden peki ya öyleyse neden, her şeyin bir nedeni vardır bununda bir nedeni olmalı.
Dışarıya çıktım ve bir banka oturdum her ne kadar bu duruma alışmış olsam da zor geliyordu yine de. Annem yoktu babam ise ne vardı ne de yoktu, aslında bana çok yakındı ama bir o kadar da uzaktı. Bazen buraya bir daha gelmeyeceğim diyordum sonra yine kendimi burada buluyordum çaresizdim ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.
Bakışlarım yan tarafımda ki banka kaydı yaşlı bir kadın ve benim yaşlarımda bir adam vardı. Duyduğum kadarıyla aksanları değişikti yabancıydılar galiba. Kumral saçlı yeşil gözlüydü adam. Anne diyordu kadına ama kadın onu tanımadığını onunla böyle konuşmamasını söylüyordu demek ki benden daha kötü durumda olanlar da vardı.
Tam o anda kadınla göz göze geldik ve ayağa kalktı bana doğru geliyordu ben ise şaşkın bir şekilde bakıyordum. '' Kızım'' dedi bana hafifçe tebessüm ettim biri bana böyle seslenmeyeli çok uzun zaman olmuştu. Güzel hissettirmişti anne demek gelmişti içimden. '' Kusura bakmayın annem sizi ölen kardeşime benzetti'' bakışlarım ona döndü yeşil gözleriyle öyle güzel bakıyordu ki.
''Hayır sorun değil bu beni mutlu etti aslında ben, bende 2 sene önce annemi kaybettim de bi an kızım deyince bana bu çok güzel hissettirdi özlemişim bunu.'' Daha içten baktı bana anlamak ister gibi hayır anlıyordu sanki beni. O sırada kadın bana dönüp '' Hadi kızım odama götür beni.'' Masum bir şekilde baktı bana kadının da gözleri yeşildi annesinden almıştı gözlerini. ''Tamam hadi gidelim o zaman.''
Adam bana döndü ''Buna gerek yok.'' dedi. ''Hayır bence var hem bak annen mutlu.'' kadın gerçekten mutluydu koluma girmişti ve genişçe gülümsüyordu sımsıcaktı gülmsemesi. ''Ama buna alışır ve sürekli seni görmek ister.'' haklıydı bu doğruydu. ''O zaman ben onu da görmeye gelirim buraya gelmek için bir nedenim var zaten'' sustu bir şey söylemedi gülümsedi sadece teşekkür edercesine.
Sare teyzeyi odasına götürmüştüm yine gelip gelmeyeceğimi sordu bana bende geleceğimi söyledim o an o kadar mutlu oldu ki, bende mutluydum sanki annemle vakit geçirmiştim bu his hem çok tanıdık hem de çok yabancıydı bana bunu fark etmiştim.
''Şey ben teşekkür ederim anneme karşı nazik olup anlayış gösterdiğin için ben Simon bu arada.'' Simon güzel isimmiş doğrusu.
'' Efnan ben de ama teşekkür etmene gerek yok bu durum hoşuma bile gitti annem yanımdaymış gibi hissettim.'' Başını yana yatırdı ve dikkatli bir şekilde baktı bana, inceledi tanımak hissetmek ister gibi.
''Benim artık gitmem gerek belki sonra yine görüşürüz.'' dedim önemli bir işim yoktu ama yine de daha fazla burada bulunmak istememiştim. ''Belki'' dedi sadece.
Uzaklaştım oradan arabada kısık sesli bir şarkı çalıyordu. ''Herkes gider mi?'' diyordu. Sahi herkes gider mi? Annem gitmişti babam da gitmiş sayılırdı kimse yoktu etrafımda , yanımda olan destekleyen varlığını hissettiren. Tamamen yalnızdım alışmaya çalışıyordum ama yalnızlıktan korkardım. 2 senedir alışamamıştım buna uyumakta zorlanıyordum kabus görerek uyanıyordum. Kötüydüm iyi hissetmiyordum ama iyiymişim gibi davranıyordum. Kimse de nasıl olduğumu anlamıyordu zaten.
Akrabalarımdan da görüştüğüm biri yoktu annem öldükten ve babam hastaneye yatırıldıktan sonra beni doğru düzgün arayıp sormamışlardı bile.
Mezarlığın önüne gelmiştim eve gidecektim ama bir şekilde yine buradaydım. Mezarın yanındaydım diz çöktüm sadece durdum baktım boş boş . O mezarın boş olduğunu düşünüyorum buna inanmıyorum sanki hala bir umut var ve geri gelecekmiş gibi.
Kabullenemiyordum hayatımın her anında yanımda olmuştu oysa şimdi yoktu bir yolu olsaydı eğer şuan bu durumda olmazdım.
Ölüm bana hep yabancıydı biri öldüğünde insanlar neden bu kadar üzülüyor diye düşünürdüm küçükken meğerse insan yaşamadan anlayamıyormuş bazı şeyleri. Bunu o gün fark ettim, annemi götürmelerini istemezken buna engel bile olamamıştım. İlk bana bunu söylediklerinde inanmamıştım şaka yapıyorlar diye düşünmüştüm. Böyle bir şeyin şakası olur muydu?
Hayır olmazdı ama her ne kadar mantıksız olsa da ben öyle düşünmüştüm kendimi kandırmıştım. Tabutla karşılaşıncaya kadar inanamamıştım ama sonra gerçekle yüzleşmiştim. Sadece bir damla akmıştı gözlerimden başka da hiç bir şey olmamıştı.
O gün babam bana ilk defa sımsıkı sarıldı bir daha hiç sarılamayacakmış gibi ve bana demişti ki ''Ben anneni koruyamadım affet beni seni annesiz bıraktım lütfen affet özür dilerim benim yüzümden , benim yüzümden.'' demişti.
Oysa onun bir suçu yoktu ben onu iç bir zaman suçlamamıştım bu annemin kararıydı babamın kendini bu denli suçlu hissetmesine gerek yoktu. Ben babama hiç bir zaman kırılmamıştım orta da affetmeye gerek bir şey yoktu.
Ama babam hep kendini suçladı halen daha suçluyor biliyorum anlıyorum. Beni de belki de bu yüzden görmek istemiyor ama ne kadar inkar etse de ben onun kızıydım affetmiştim onu onun bir suçu yoktu annem bunu bize kendi isteğiyle yapmıştı.
Onu da suçlayamazdım ne düşündü neden böyle yaptı bilmiyordum sadece anlamak istiyordum.
Yaklaşık bir saattir burada öylece duruyorum, sanki annem bana bir şey söyleyecekti ama yapamazdı yoktu çünkü artık. Sesi çıkmazdı bana ulaşmazdı ben onu duyamazdım belki de konuşmak istemediği için böyle bir şey yapmıştı.
''Efnan'' yine o ses arkamı döndüm ve onu gördüm Simon tesadüf müydü yoksa başka bir sey mi?
''Simon ne yapıyorsun burada?" aslında burada yapılacak çokta bir şey yoktu neyse sormuştum bir kere. "Ben kardeşimin mezarına gelmiştim sonra seni gördüm."
"Anladım" ne diyebilirdim ki başka. Şimdi ikimizde birbirimize boş boş bakıyorduk ne o bir şey söylüyordu ne de ben.
"Şey benim eve geçmem lazım Simon" dedim. "Peki belki tekrar görüşme şansımız olur o yüzden görüşürüz Efnan" yani benimle tekrar görüşmek mi isterdi yok canım öylesine demiştir.
Kandırma kendini kızım baya tekrar görüşelim diyor işte sana neden anlamak istemiyorsun.
Ya sen bi sussana tam böyle zamanlarda ortaya çıkarsın anca iç sesmisin nesin artık.
"Peki tamam görüşürüz o zaman"
Yavaş adımlarla arabaya doğru ilerledim Simon da arkamdan bana bakıyordu.
Aradan ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum eve varmıştım ama arabanın içinde boş boş oturuyordum inmeye pekte niyetim yok gibiydi.
Telefonuma bildirim sesi geldi evde biri olduğuna dair bir bildirim gelmişti. Güvenlik sistemi vardı tabi sonuçta tek başıma yaşıyordum bu tarz önlemleri almak zorundaydım.
Bi dakika ne evde biri vardı ama kim nasıl benden başka bu eve giren çıkan yoktu ki.
Hayır ne yapmalıydım şimdi girmelimiyim içeriye yoksa beklemelimiyim polisi mi arasam acaba.
Bırak şimdi polisi kızım gir içeriye ne olabilir ki en fazla gündüz vakti hırsızlık yapacak değiller ya.
Evet çok haklısın bence de gitmeliyim içeriye.
Arabadan indim ve sakin adımlarla evin bahçesine doğru yürüdüm buraya gelebilecek birisi yoktu bir çalışan falan da olamazdı çünkü annem öldükten ve babam gittikten sonra herkesi işten çıkarmıştım.
Kapıya doğru eğildim anahtarı çıkardım kapıyı tam açıyordum ki benden önce birisi açtı kapıyı.
İşte asıl şimd
i korkmalıydım benim evimde başka biri vardı ve ben henüz yüzüne bakmaya cesaret edememiştim.