İçeriğe geç

Sessiz Kalplerin Kederi

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Sessiz Kalplerin Kederi

Bölüm 1

Polyannacılık

Hayatını başka insanların iki dudağı arasında olan çocuklardan biriyim bende. Benim hayatım ise babamın iki dudağı arasında. Bunu sadece yaşayan ben değilim. Bunu değiştirmek isteyenlerdenim, artık bu olaya dur demek isteyenlerdenim.

Bir gruba katıldım. Sessiz Kalplerin Kederi...

Benimle Polyanacılık oynayanların kederi değiştirecekleri kişilerin bulunduğu bir grup.

Kendi hayatlarımızı kendimiz belirlediğimiz bit grup.

Bu hikâye Polyanacılık oynamaktan bıkmış Sessiz Kalplerin Kederi'ne sahip olan kişilerin hikâyesi. Onlar huzur buldular. Huzur buldurdular.

4 Kasım 1999

Benim hikâyemin başladığı gün.

Ben Deniz, Deniz Aladuman. Benim lanet hikâyemin başladığı gün doğduğum gün olması ne kadar acınası olsa da evet benim kara hikâyem o gün başladı 4 Kasım 1999...

Hayatımın istediğim gibi bir şey olarak ilerlemediğini anladığım gün ise 25 Şubat 2009 idi. Her şeyime benim fikrimin alınmadan sadece bir kişinin iki dudağının arasında olduğu dikenli ve dört duvarla çevreli olduğu bir hapishanede yaşıyordum. Dediğim şeylerin umursanmadığı bir birey değilmişim gibi muamele görülen biriydim.

Bu hayattan bıktığım tarih ise 11 Ekim 2012 idi. Bu tarihte anladım. Hayatın ne lanet bir şey olduğunu... Hiçbir şeyin istediğin gibi olmadığını. Hayatın bir sürü oyuncusu ve oyununun olduğunu o zaman anladım. Ben Polyanna Masalı'nın Polyanna karakterini oynadım. Benim gözümde bu karakter tam beni tanımlıyordu. Artık herkesin yüzüne yalandan bir gülümseme kondurmaktan bıkmıştım. Sadece bundan değil her şeyden bıkmıştım.

Bir gün Sessiz Kalplerin Kederi ile bir grup ile tanıştım...

İşte o zaman anladım hayatın ne demek olduğunu.

Kendi hayatına kendin karar vermenin nasıl bir duygu olduğunu...

Sessiz Kalplerin Kederi sadece hayat kurtarmadı aynı zamanda hayat verdiler.

23/11/2016

Lise'nin son senesi. Lanet olasıca okula gittiğim bir gün daha. Bu yıl Üniversite Sınavı'na gireceğim ama gram ne heyecan ne de stres yoktu içimde. Okul birincisiydim ama yine de mutlu olan bir öğrenci değildim. Açıkçası mutlu biri değildim ki. Sadece babam mutlu diye kendimi avutan bir bireydim. Bu yıl üniversite sınavına gireceğim diye içimde gram heyecanım yok dedim. Çünkü istediğim şey olmayacak babamın istediği üniversiteye gidip onun istediği mesleği yapacaktım.

Tek amacım ve hedefim babamı hoşnut etmekti. Bu yüzden kendi halime bakamıyordum bile. Bu beni hayattan soğutuyordu işte.

Bugün, yine ve yine okulda sıram da otururken bir öğrenciye soru anlatıyordum. Dersimiz fizikti. Teneffüs bitince sınıf öğretmenimiz sınıfa girince sınıf ayağa kalktı bende dahil.

Hoca'nın yüzünde ki ifade bana yine tahmin ettiğim şeyin gerçekleştirğini kanıtlıyordu.Yine tahmin ettiğim şey olmuştu. Kesin yine birisi öldürülmüştü.

Yaklaşık okulumuzda ve mahallemde işlenen cinayetler ardı ardına kesilmiyordu. Her gün yeni bir insan daha katlediliyordu. Her gün bir katil birçok insanı öldürüyordu. Birçok kişi öldürüldü ve bu iş iyice ciddiye bindi. Artık kendi canım için korkuyordum. Kimseye bir zararım olmazdı ama bu katil önüne geleni öldürürmüş gibi herkesi öldürüyordu ve bunu çok güzel yapıyordu.

"Çocuklar bugün okul tatil." Hocamızın dediği şey sınıfın coşmasına yetmişti.

"Neden hocam?" diye sordu sınıfımızın ikinci en zeki öğrencisi.

"Müdürümüz okulun yakınlarında ölü bulunmuştur." Dedi hoca.

"Ne!" diye sınıf tepki verdi. Hocanın bunu çok rahat bir şekilde söylemesi beni şüphelendirse de şu soruyu sorabildim.

"Bu durumda bizi salmanız ne kadar doğru?" dedim herhangi bir tını belirtmeyen sesimle.

"Ne demek istiyorsun sen?" Dedi hoca bana karşı sesini yükselterek.

" Katil dışarıdayken bizi salmanız ne kadar doğru?" diye yineledim kendimi.

"Katilin içimizde olmadığını nereden biliyorsun sen?" dedi hoca.

"Neden? Siz öğrencilerinizin nerede olduğunu bilmiyor musunuz hocam?"

Sınıfımızın en çalışkan öğrencilerinden biri olan Ateş'in ilk defa sesini duydum. Asla konuşmayan bir öğrenciydi dört yıl boyunca hep aynı sınıftaydık ama hiç sesini doğru düzgün duymamıştım.

"Bizi salmanız ne kadar doğru. Katil eğer zeki biriyse bizi de öldürebilir."

" Okul evinizden güvenli değil."

"Neden sizin okulunuz ağzına kadar güvenlik dolu değil mi yoksa hocam?" dedi acayip sakin ses tonuyla konuşan Ateş.

" Ateş, burada ki görevli benim. Haddinizi bilin. Şimdi çıkın dışarı herkes evlere dağılıyor." dedi hoca Ateş'e gayet sinirini belli ederek.

İlk önce Ateş'in sınıftan çıkması ile bende onun peşinden çıktım. Bahçenin önünde bekliyordu.

Bende aldırmadan ilerledim.

Aslında müdürün bulunduğu yeri merak ediyordum. Tam net olarak yerini öğrenemesem de merak ediyordum işte. Bu bizim okulda işlenen ikinci cinayetimizdi. Daha önce de erkek bir öğrenci öldürülmüştü. Şimdi müdür daha öncesinde mahallemde bulunan 5 kişi. Bu kişi neden bu cinayetleri işliyor, amacı ne?

Okulun yakınında öldürülmüş olan müdürümüzün cesedi ve olay yeri hemen gözaltına alınmış kontrol ediliyordu.

Temkinli adımlarla yürüyordum. Her an bir şey olabilirdi ve farkına varmayabilirdim. Ellerim hırkamın cebinde dururken onları çıkarma eyleminde bulunup çantamın askılarına tutundum. Her ihtimale karşı hırkamın cebinde anahtarlarımı bulunduruyordum.

Katil'in çok zeki birisi olduğu çok belliydi. 7 cinayet işlendi ve kimse ne olduğunu anlamadı. Kim yaptı, neden yaptı?

Ellerinde delil bile olmayan polisler delirmiş olmalılar.

Kulak içi kulaklığımın tekini kulağıma takmıştım. "Perfect- Ed Sheeran" dinliyordum. Çok sevdiğim şarkıcılardan biriydi.

Arkamdan gelen adım sesleri ürkmeme yetmişti hatta artırmıştı bile. Arkama bakamıyordum eğer takip ediliyorsam ve hemen arkamdaysa bana zarar verebilirdi. Adımlarımı hızlandırdım. Arkamda ki adım seslerinin hızlanması uzun sürmedi. Bir şey yapmam lazımdı. Koşsam benden hızlı koşarsa beni yakalar. Dursam bana saldırır. Zaten evim tenha bir yerde kalabalık bir ortama geçemem. Dümdüz yürüyüp eve gidemem adresimi öğrenir evime gelir. En iyisi ben atak yapacaktım. Cebimde ki anahtarları çıkarıp sanki bıçak tutuyormuşçasına uzattım.

" Kimsin sen? Ne- Ateş!" dedim hayret içindeyken.

" Ben bir şey diyecektim sana." Dedi sakin ses tonuyla.

" Neden beni takip ettin?"

" Deniz seni Sessiz Kalplerin Kederi grubuna almak istiyorum." dedi.

" Ne?"

" Duydun."

" Ateş, ne grubu ?"

" Ben Sessiz Kalplerin Kederi kurucusu Ateş Erge diğer adım ile Aram Rehdan merhaba Deniz Aladuman."

Hayret etmiştim. Ateş ne diyordu saçmalıyordu. Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı. Resmen kızıla dönmüş gözlerinin içine bakıyordum.

" Ateş, ne diyorsun sen ne Aram'ı, ne kurucusu, ne grubu?"

" Cynefin Dünyası'nın bireyi, Sessiz Kalplerin Kederi grubunun lideriyim ve grubun lideri olarak seni gruba almak istiyorum."

" Ne grubu bu?"

" Çok soru soruyorsunuz?"

" Sence, soru sormakla haklı değil miyim?"

" Oh, peki. Hayatımızı değiştirecek hamleler yapıp, senin tabirinle polyannacılık oynamaktan kurtulmaya çalışan bir grup. Katılıyor musun?"

" Kaç kişisiniz?"

" Beş." dedi katı sesiyle konuşarak.

" Bu bahsettiğin dünya nasıl bir dünya?"

" Gelip görmeye ne dersin?" dedi dalga geçiyor olması beni daha da sinirledirmişti. Şaka yapıyor olmalıydı ve bu hiç komik değildi.

" Ateş, komik değil."

" Ne komik değil?" dedi tek kaşını kaldırarak.

" Kamera şakan. Kimse beni polyannacılık oynamaktan kurtaramaz. Şakan için teşekkür ederim eve gitmem lazım malum polyannacılık oynamam gereken bir babam var. Yarın okulda konuşuruz."

" Deniz, numara yapmıyorum. Hayatın tehlikede olabilir. Seni korumam lazım. Grupta olman lazım."

" Beni neden koruyorsun Ateş, benim korunmaya ihtiyacım yok."

" Deniz, bilmiyorsun..."

" Bilmemi gerektirecek bir şey yok."

" Deniz, sana yalan söyleyecek değilim."

" Yalan söylüyorsun demedim Ateş. Şaka yapıyorsun dedim ve ben çok güldüm. Gerçekten evde hoşnut etmem gereken bir babam var ve çenesi, küslüğü hiç çekilmiyor biliyor musun? Görüşürüz Ateş."

El sallayıp hızlıca yürümeye devam ettim. Yol boyunca Ateş'in dedikleri kafamdan çıkmadı. Bu grup ne? Bahsettiği dünya ne? Neden ben? Neden beni istiyor? Hiç konuşmayan bir öğrenci bana kendi grubunun olduğunu ve beni o gruba almak istediğini söyledi. Neden şimdi? Neden beni sadece diğer öğrenciler gibi okuldan tanıyan birisi beni grubuna neye göre almak istesin ki? Şaka yaptığı ya da oyun oynadığı çok belliydi.

Evin önüne geldiğim de elimde olan anahtarımı kapı deliğine sokup çevirerek kapımı açtım. Tabii tam beklediğim bir karşılama aldım babamdan.

" Erken saat?"

" Okul, tatil edildi baba."

" Sebep nedir acaba?" dedi babam kibirli bir ses ile.

" Müdür öldürüldü."

" Tamam, hadi geç odana test çöz."

" Peki, baba."

Nasılsın diye sormadı yine sormadı. Korkuyor musun demedi. Mutlu musun demedi. Test çözmekten yoruldun mu demedi. Gel biraz baba kız sohbet edelim demedi. Gel biraz yanımda yat demedi. Yine demedi. Canından endişeleniyorum en azından seni okula ben bırakıyım demedi. Ya da müdür mü öldürülmüş diye tepki bile vermedi.Babam yine baba olamadı. Babam yine babacılık oynayamadı.

Odama geçtim çantamı masamın oraya fırlattıktan sonra kendimi yatağa attım. Ateş'in dedikleri beynimi altüst etmişti. Bugün aldığım teklif, müdürün öldürülmesi, Ateş'in ilk defa konuşması... bunlar ne ?

Neler oluyor?

Dırrrt

Bir bildiriminiz var.

Bilinmeyen Numara

Ben Ateş, yarın okula sabah erken gelebilir misin?

Kaç gibi? diyerek dönüş yaptım Ateş'e.

" 7.00 gibi uygun olur mu senin için?" dedi.

" Gelirim." dedim ve mesajı gönderdim.

Benimle daha detaylı konuşmak istediğine eminim. Cevabım yine aynı. Girmeyecektim o gruba. Hala bana şaka yaptığını düşünüyordum. Dediklerinin hiçbir şekilde bir mantığı yoktu. Ateş sen kimsin? Ne istiyorsun benden?

Benim hep yalnız olduğum bu dünyam da neden kendi dünyanı katmak istiyorsun?

Neden grubuna katılmamı istiyorsun Ateş?

Nereden bileceğim beni daha da kül edip gitmeyeceğini?

Ya da Polyannacılık oynadığım için beni daha da mahvedeceğini?

Benim on yedi yıllık yaşamımda hep yalnızdım. Şimdi birisini alırsam bu yalnız hayatıma yapamam. Birisini değil birçok kişiyi alsam yapamam.

Ne yapacağım?

Yalnızlık, sessiz kalplerin kederi,

Gözlerde saklı bir hüzün derdi.

Kısıtlı bir hayatın doruklarında.

Bir hayat kurmaya çalışırken çıktın karşıma.

Bir umut ışığı, bir çıkış yolu...

Hep aradım hep araştırdım.

Ama yine de, içimde bir boşluk hissederim,

Sessiz kalplerin kederi, yalnızlık dediğim.

Meğer bir yol buldum belki de kendime...

25.11.2016 yılı...

Sessiz Kalplerin Kederi grubunun kurucusu Ateş Erge daha doğrusu Aram Rehdan.

Hayatımın kurtuluşunun bir yolu musun sen?

Yoksa daha berbat edecek o kişi misin?

Kimsin sen Ateş Erge?

O kadar insanın, çocuğunun dik

enlerle çevrili, hapishane direkleri ardında bırakılmış üzgün yüzlerle ne işin var?

Neden beni seçtin Ateş Erge?

Yoksa dalgaları durmak bilmeyen denizime ateşini akıtarak son vermeye mi geldin?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.