İçeriğe geç

Sessiz Gece

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Sessiz Gece

Bölüm 14

Bölüm 14: Kanlı Gülün Fısıltısı

Arşivin o genzi yakan, tozlu ve boğucu karanlığında yankılanan tek şey, korkudan boğazımda düğümlenen kesik nefeslerimdi. Telefon hattının aniden kesilmesiyle okyanusun dibine itilmiş gibi çaresiz kalmıştım. Ve hemen ardından, karanlığın tam kalbinden, ensemde hissettiğim o dondurucu nefesle birlikte gelen fısıltı... "Senin için çok geç artık, küçük kız..." Korkuyla çığlık atarak arkama döndüğümde, karanlığın içinden sıyrılan o uzun, heybetli silueti gördüm. Murat'tı. Okyanus gözleri, arşivin loşluğunda bile tehlikeli bir yırtıcı gibi parlıyordu. Beni buraya kadar takip etmiş, nefesimi izlemişti.

"Ne demek çok geç? Ne hakla beni böyle korkutursun!" diye bağırdım, sesim arşivin sessizliğini paramparça ederken. Adrenalinden tüm bedenim titriyordu. Ellerimi yumruk yapmış, üzerime çöken bu karabasanla savaşmaya çalışıyordum.

Murat, yüzündeki o gergin, karanlık ifadeyle aramızdaki mesafeyi tek bir adımda kapattı. "Çünkü artık o dönüşü olmayan sınırı aştın, Aylin. O dosyayı açtın, o ismi gördün. Artık bu lanet olası oyunun tam merkezindesin," dedi, sesi hem öfkeli hem de çaresiz bir tını taşıyordu.

"Selim Demir..." diye fısıldadım, annemin katilinin ismini bir zehir gibi dilimden dökerek. "Neden ondan uzak durmamı söylüyorsun? Sen ne biliyorsun Murat? Yoksa... yoksa sen de mi onunla aynısın?"

"Benimle o kasabı aynı kefeye koyma!" diye kükredi Murat. Bir anlık öfkesi o kadar büyüktü ki, geri adım atmak zorunda kaldım. Sonra hızla sakinleşmeye, o soğuk maskesini geri takmaya çalıştı. Güçlü elleriyle omuzlarımı kavradı; dokunuşu her zamanki gibi tenimi yakıyor, mantığımı uyuşturuyordu. "Sana yemin ederim, seni korumak için her şeyi yapacağım. Ama bana güvenmek zorundasın. Selim sadece bir doktor değil; o, bu hastanenin altındaki o lağım çukurunun, o kanlı şebekenin en tehlikeli, en acımasız adamlarından biri."

"Sana nasıl güvenebilirim?" diye fısıldadım, gözyaşlarım yanaklarımı ıslatırken. "Her adımında, her sözünde bir sır var. Dudakların bana koruma vaat ederken, gözlerin beni cehenneme çekiyor."

Murat'ın başparmağı usulca gözyaşımı sildi. O an, o karanlık arşiv odasında, zaman yine sadece ikimiz için durmuştu. "Biliyorum," dedi fısıltıyla. "Sana güvenmen için hiçbir neden vermedim. Ama şimdi akıllıca oynamak zorundayız. Selim'in üzerine direkt gidemeyiz. Önce onun zayıf noktasını, Leyla'nın kayboluşuyla olan o gizli bağlantısını bulmalıyız. Yarın fakülteye git ve Leyla'nın en yakın arkadaşlarıyla, özellikle Elif'le konuş. Bakalım o geceye dair ne biliyorlar."

Ertesi sabah, zihnimdeki o ağır karanlıkla fakültenin bahçesine adım attım. Güneş parlıyordu ama benim dünyam zifiri karanlıktı. Leyla'nın en yakın arkadaşı Elif'i kantinin köşesinde, gözleri kan çanağına dönmüş bir halde buldum. Korkudan titriyordu.

"Elif," dedim, ellerini tutarak. "Bana doğruyu söyle. Leyla kaybolmadan önce birinden mi saklanıyordu?" Elif, etrafına paranoyakça bakındı. Gözlerindeki dehşet, benimkini aratmıyordu. "Aylin, Leyla son günlerde çok tuhaftı. Sürekli birinden, onu tehdit eden mesajlar aldığını söylüyordu. Çok korkuyordu... O mesajları atan kişinin onu izlediğinden emindi."

"Kimden? Kimden mesaj alıyordu?" diye üsteledim, kalbim hızlanırken. Aklımda tek bir isim yankılanıyordu: Selim Demir. "Bilmiyorum," diyerek hıçkırdı Elif. "Ama o kişiden bahsederken yüzü bembeyaz oluyordu. Lütfen Aylin, beni bu işe daha fazla karıştırma, ben de ölmek istemiyorum!"

Elif'in yanından ayrıldığımda telefonum titredi. Ekranda Murat'ın ismi parlıyordu. Açtığımda, o tanıdık, nefes kesici sesini duydum. "Aylin, hemen fakültenin arka bahçesine gel. İnsanların olmadığı, o eski deponun oraya. Selim Demir hakkında, her şeyi değiştirecek çok önemli bir şey öğrendim. Acele et."

İçimde filizlenen umutla adımlarımı hızlandırdım. Belki de nihayet o katili hapse attıracak, annemin intikamını alacak o büyük kanıtı bulmuştuk. Ancak fakültenin arka bahçesine, o terk edilmiş soğuk bölgeye geldiğimde, Murat ortalarda yoktu. Etraf ölümcül derecede sessizdi. Sadece rüzgarın uğultusu duyuluyordu.

Ve sonra... Yerde yatan o silueti gördüm. Adımlarım yavaşladı, nefesim boğazıma dizildi. Titreyen bacaklarımla yaklaştıkça, zihnim gördüğüm şeyi inkar etmek için çırpınıyordu. Yerde yatan, sadece dakikalar önce konuştuğum Elif'ti. Açık kalan gözleri, gökyüzüne donuk ve boş bir şekilde bakıyordu. Kan, beyaz gömleğini acımasızca kırmızıya boyamıştı.

Ama asıl kanımı donduran, asıl beni paramparça eden şey, Elif'in cansız göğsünün tam üzerine, o kan gölünün ortasına özenle bırakılmış olan o eşyayı görmek oldu. Kan kırmızısı, taptaze bir gül. Murat'ın bana, sadece bana hediye olarak getirdiği o kusursuz kırmızı güllerden biri.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

15. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.