İçeriğe geç

Sessiz Gece

Bölüm 12 · 2 dk okuma

Sessiz Gece

Bölüm 12

Bölüm 12: Kanlı Neşter

Leyla'nın o karanlıkta kayboluşunun yankıları zihnimde acımasızca dönerken, ameliyathanenin o soğuk, steril metal kokusu genzimi yakıyor, midemi bulandırıyordu. Murat'ın o keskin, her hatamı arayan bakışları altında neşteri tutan ellerimi sabitlemeye çalışıyordum; ama yaşadığım o yoğun duygusal karmaşa ve korku yüzünden kalbim göğsümde kafesine kapatılmış yaralı bir kuş gibi çırpınıyordu.

"Aylin, buraya odaklan," dedi Murat. Sesi, her zamanki o sert, otoriter tonundan arınmış, şaşırtıcı derecede yumuşak ve korumacıydı. "Bu senin girdiğin ilk ameliyat değil. O neşterle ne yapman gerektiğini çok iyi biliyorsun".

"Biliyorum," diye fısıldadım sadece, maskemin ardından zar zor nefes alarak. Kelimeler kuruyan boğazımda düğüm düğüm olmuştu. Sadece neyi söyleyecektim? Annemin intikamını almak, onun kanını yerde bırakmamak için bu masada olduğumu mu? Yoksa Murat'ın bana olan bu tehlikeli, tenimi yakan yakınlığının mantığımı nasıl darmadağın ettiğini mi?.

Murat, bir cerraha yakışmayacak bir zaafla, terleyen alnımdan düşen o incecik saç tutamını eldivenli parmaklarıyla nazikçe, adeta okşarcasına kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Sadece derin bir nefes al ve işine odaklan küçüğüm. Unutma, ben buradayım," diye fısıldadı. Onun bu beklenmedik, duvarlarımı yıkan şefkati kafamı daha da cehenneme çevirmişti. Annemin ölümüne sebep olan, ellerinde kan olan bu adamın, şeytani bir şebekenin parçası olabileceği gerçeğiyle savaşırken; onun o koruyucu sıcaklığına sığınmak, ruhumu şeytana satmak gibiydi.

Ameliyattan sonra omuzlarımdaki o devasa yükten bir anlığına kurtulmuş gibi, soyunma odasına kendimi zor attım. Maskemi ve kanlı önlüğümü çıkarıp soğuk fayanslara yaslanarak derin, titrek bir nefes aldım. Aynadaki o solgun, çökmüş yüzüme baktım uzun uzun. Bu lanetli intikam yolunda kendi ruhumu ne kadar kaybedecektim?. O sırada kapı tok bir sesle çaldı ve Murat içeri girdi. Üzerindeki lacivert gömleğiyle karanlık ve kusursuz görünüyordu. "Aylin, artık dürüstçe konuşmamız gerekiyor," dedi, sesi ciddiyetten taviz vermiyordu.

"Leyla'yı sen mi kaçırdın?" diye sordum, sesim titrek ama suçlayıcı bir fısıltıdan ibaretti. Murat'ın yüzü, duyduğu bu ağır ithamla şaşkınlık ve öfkeyle buruştu. "Bana, bana nasıl böyle iğrenç bir şey söyleyebilirsin? Ben sadece seni korumaya çalışıyorum Aylin!". Elini uzatıp yanağımı okşamak, o kırılan bağı onarmak istedi ama ben iğrenerek geri çekildim. "Bana sakın dokunma," dedim, sesim ölüm kadar buz gibiydi. "Ben artık sana zerre kadar güvenmiyorum".

Murat'ın gözlerindeki o kırgınlık, yerini yavaş yavaş tehlikeli bir karanlığa bıraktı. "Aylin, bu hayatta bazı şeyler var ki... hayatta kalabilmen için kesinlikle bilmemen gerekiyor," dedi tehditkâr bir fısıltıyla. "Eğer bilirsen... seni o canavarlardan koruyamam". "Benim senin o sahte korumana ihtiyacım yok!" diye meydan okudum kararlılıkla. "Ben sadece ve sadece gerçeği istiyorum!".

Tam o saniye, odanın kapısı adeta menteşelerinden koparcasına sertçe açıldı ve içeriye yüzü öfkeden kıpkırmızı kesilmiş Demir daldı. Nefes nefeseydi, gözlerinde saf bir panik vardı. "Murat, çok büyük bir sorunumuz var," dedi titreyerek. "Depoda... eski depoda bir ceset bulundu".

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.