İçeriğe geç

Sessiz Çığlık

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Sessiz Çığlık

Bölüm 1

Kendine İhanet

İstanbul'a taşınalı henüz birkaç ay olmuştu ki, aniden geçirdiğim felç yüzünden yatalak kaldım. O günden beri yatağımda hareketsiz yatıyor, konuşamıyor, kimseye derdimi anlatamıyordum. Hayatımın kontrolünü kaybetmiş, çaresiz bir adam olarak sadece gözlerimle etrafımı izliyordum. Eşim Fatma ve çocuklarımız Ayşe, Zeynep ve Murat için İstanbul'da yeni bir hayat kurmak istemiştik. Ancak bu şehir, hayallerimizi birer birer yıkıyordu.

Gözlerimle gördüğüm her şey, içimde büyük bir acı ve çaresizlik yaratıyordu. Fatma, tüm yükü omuzlarına almış, çocuklarımızın geleceği için çabalıyordu. Ama onun da gücü sınırlıydı. Ne zaman yanıma gelse gülümsemeye çalışıyordu. Yine de ağlamaktan kızarmış gözlerini güzel gülüşü bile gizleyemiyordu.

Büyük kızım Ayşe, ailemize destek olmak için iş arıyordu. İstanbul gibi koca şehirde iş bulmanın zorluklarıyla mücadele ediyordu. Her gün eve yorgun ve umutsuz dönüyor, gözlerindeki karanlık beni kahrediyordu. Bir akşam, Fatma'ya iş bulamadığını ve ne yapacağını bilmediğini söyleyerek ağladığında, içimdeki çaresizlik daha da büyüdü.

Lakin keşke içimde çaresizlik uyandıran tek şey iş bulamaması olsaydı. Günler bir bir geçip giderken Ayşe’nin eve geç gelmeleri başladı. Sürdüğü kokular, kırmızı ruju, günden güne ruhsuz bakan o gözleri… Bağırmak istiyor, konuşmak istiyor, “Yapma kızım!” demek istiyordum ama nafile. Önceleri elimi tutmadan uyumayan kızım yattığım odaya uğramaktan kaçıyor, göz göze geldiğimizde gözlerini indiriyordu. Ben kızımı göz göre göre kaybediyordum.

Zeynep, üniversite sınavlarına hazırlanmaya çalışıyordu ama ablasının yaşadığı zorluklar ve benim durumum onu da derinden etkiliyordu. Bir gün, çalıştığı kafede tanıştığı zengin bir adamın ona para teklif ettiğini Ayşe’ye anlattığını duydum. Son gücümle anlam ifade etmeyen bir ses çıkardığımda Zeynep ağlayarak karşıma çıktı.

“Engel olmak mı istiyorsun baba? Hadi kalk ayağa! Kızın kötü yollara düşüyor işte ne duruyorsun? Kalk vur bir tokat!” diye bağırmaya başladı. Ağlayarak dinlemekten başka bir şey yapamadım. O da ağlıyordu. Gözyaşlarını elinin tersiyle silip “Yapmak zorundayım baba. Ne bu şehirde bir evimiz var, ne senin ilaçlarına yetecek paramız. Küçük prensesini artık sen koruyamazsın baba.” dedi. Keşke öldürmek için sözlerini değil de bir bıçağı seçseydi. Aldığım her nefes bana yük, yaşadığım her saniye cehennem oldu.

Ben nasıl bir babaydım ki aileme yetemez olmuştum? Nasıl bir babaydım ki gücüm hiçbir şeye yetmiyordu? Ben sadece bir yük, sadece bir kamburdum. Ölmek için her şeyimi verirdim ama her şeyim bile hiçbir şey etmiyordu. İşlevsiz bir bedenden fazlası değildim.

Bilmiyordum ki bunlar daha başlangıçtı. Bilmiyordum ki kör olması için dua ettiğim gözlerim, sağır olsun diye koparıp atmak istediğim kulaklarım nelere tanık olacaktı…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.