Merhabalar ben İdil sezer henüz liseye gidiyorum fakat okuduğum liseden babamın taini dolayısıyla ayrılmak zorunda kaldım.
Bu gün yeni okulumda ilk günümdü.Hızla deri ceketimi ve altıma siyah bir etek giyip saçlarımı kıvırarak odamdan çıktım.
Annem ile Babam beni kahvaltıda bekliyorlardı
-üzgünüm kahvaltı yapamam, çünkü okulun ilk günü geç kalamam.
Hızla koltuğun yanına bıraktıgım siyah temalı rozetlerle kaplı olan gri çantamı takıp arabaya bindim.Biraz süren araba yolculuğundan sonra okula vardık.
Okula vardıgımızda arabadan hızla inip okula doğru koşmaya başladım.
Daha sınıfımı bile bilmiyordum.
muhtemelen birine sormak zorunda kalacaktım.Okulun kapısından içeri girdiğimde elektriklerin olmadıgını fark ettim
Sanırım arızalanmış diyerek kareli gri bir gömlek giymiş olan saçları lacivert'e çalan siyah saçlı birinin yanına gittim
-Şeyy...ben bu okula yeni katıldımda sınıfımın neresi olduğunu bilmiyorum nereye sorabilirim?
-Sınıfının nerede olduğunu bilmem ama artık 11-A
Bu çocuk sınıfımın nere olacagına bu kadar çabuk nasıl karar veriyordu böyle?
-N-nasıl yani?
-Duydugun gibi Artık sınıfın 11-A
-Buna sen nasıl karar verebiliyorsun?dedim oldukça alaycı bir ses tonuyla.
-Okulun sahibi babam olduğuna göre burada kararları ben veririm ufaklık.
Dedi sırıtarak
-Şimdi sınıfa gitme vakti.Diyerek gözleri ile yürümemi işaret etti.Sınıfa vardıgımızda isminin bile Burak olduğunu yeni ögrendigim çocuk.
-Arka sıra bizim yerimiz senide davet ederim ufaklık arka dörtlü tamamlanmış olur diyerek gözleri ile sıralarının ne tarafta olduğunu işaret etti.
Çocuk resmen göz dili ile konuşuyordu.
-Arkadaşlar yeni üyemize hoşgeldin deyin.
İkiside aynı anda "Hoşgeldin İdil" dedi
-Siz...siz benim ismimi nasıl ögrendiniz.
-Bunu sana söyleyemem ama duyduğumu söyleyebilirim dedi Murat.
Burak çantamı sırtımdan alarak kendi çantasının yanına koydu.
İsmi Batu olan çocuk.
-Eee gençler bir okulu turlamamız yokmu?
Sessizce
-Var diyerek mırıldandım.
-O zaman herkes kendisini tanıtsın dedi Batu.
Koridorda dolaşırken sessizliği bozdum.
-Ben İdil 19 yaşındayım.babamın taini ile bu okul'a geldim ilk tanıştıgım kişi
Burak oldu.
-Ben Burak 19 yaşındayım grubun lideriyim murat ve Batu ile kendimizi bildik bileli arkadaşız zaten biliyorsunuz okul babamın öyle işte.
-Murat bende 19 yaşındayım burak'ın dediği gibi arkadaşız.
-Ben de Batu biz murat ve Burak ile kendimizi bildik bileli annelerimiz arkadaş oldugundan dolayı bir grup'uz.
-Ne güzel bir arkadaşlıgınız varmış,Çocuklugunuzdan beri hiç bitmeyen bir arkadaşlık.
Koridorda sessizce ilerlerken Burak sessizliği bozdu.
-gençler kantine inmeye ne dersiniz?
-Bana göre hava hoş idil'e sormalı.dedi Batu.
Burak gözleri ile aşagı kata inmek için gözleri ile merdiven'i işaretledi.hızla merdivenlerden aşagı indik.Kantin'e vardıgımızda alt katta ışıklar'ın olmadıgını fark ettik.Hızla cebimden telefonu çıkarıp telefonun ışıgını açacaktımki Burak.
-Ben buradayken karanlıktanmı korkacaksınız?Ben karanlıgın ta kendisiyim.
Diyerek telefonu geri cebime koydu.
Kantine vardıgımızda murat.
-Eee,ne yiyelim?size ne uyar.
-Ben aslında aç degili- diyecekken Burak eli ile agzımı kapattı.
-idil ile bana bir hamburger.
-Belki ben istemiyorum.
-Ben buradayken öyle bir lüksün yok ufaklık.
Bu çocuk ne sanıyordu kendini okul'un Bad Boy'u falanmı?
-Bizde bir tost alırız o zaman kendimize.dedi murat
-Ben paramı ödeyip geliyorum.Diyerek tam sıraya gidecektimki Burak beni kolumdan tutup tekrar masaya oturttu.
-Ben buradayken kimse hesap ödeyemez.
Centilmen olmaya çalışıyordu ama bu onu daha da kaba yapıyordu.
Batu ile murat yemeklerimizi almaya gittiğinde.
-Eee,nelerden hoşlanırsın yani hobilerin neler?
-Hobilerim Kitap okumak,Müzik dinlemek yani klasik hobiler.
-Hmm,Güzelmiş
-Sana sormalı hobilerin neler?
-Şaşıracaksın ama benim hiç bir hobim yok.
-Bir insanın nasıl hiç bir hobisi olmaz?
-Müzik dinlemek olabilir aslında.
-Klasik hobiler diyorsun yani.
-Yani...evet
Sonunda Batu ile murat yemeklerimizi getirmişlerdi.kurt gibi acıkmıştım.Burak benden önce davranıp yemeğimi alıp önüme koymuştu.
-Afiyet olsun ufaklık
-T-teşekkürler s-sizede.diyerek hamburgerimden büyük bir ısırık aldım.Yemeklerimiz bitince.
-Ben bir lavaboya gideyim,hemen gelirim.
-Tamam ufaklık.
Hızlı adımlarla lavabonun yolunu tuttum.Lavabonun kapısından içeri tam girecektimki.Siyah eldivenli bir el agzımı kapattı ve kulagıma şu sözleri fısıldadı.
-Eger birazdan olacakları onlardan başka birisine anlatırsanız sonunuz ölüm korkusunun sizi iliklerinize geçirmesi olur.Diyerek koşarak uzaklaştı.
Lavaboya girmeden kantin'in yolunu tuttum.ve olanları onlara anlattım.
-Kim bu adam ya,kendini ne sanıyor?İdil sen bize adamın koştugu yönü göster.
-T-tamam beni takip edin.
Hızlı adımlarla lavabonun oraya gittik.
-Sag tarafa doğru koştu.H-hemen şurası.
Adamın gittiği tarafa doğru koştuk fakat ne ses nede bir adam vardı.bir anda kısık bir çıglık sesi duyuldu.Burak hemen önümüze geçip.
-İdil sen benimle geliyorsun.siz ise etrafı kontrol ediyorsunuz bir kişi bile anlarsa sonumuz olabilir.Çabuk!
Burak'ı takip etmeye başladıgımda sert ayak sesleri duyduk.Ayak sesleri olmayabilirdi çünki bir ceset sürükleme sesi gibiydi.
-B-burak neler oluyor?
-Sakin ol güzelim takip et beni.Diyerek elimi sıkıca kavradı.O an ki korkumdan elimi tutmasını hiç sorun etmedim.
Yukarıya vardıgımızda yere kanlarla yazılan bir yazı
bulduk. Sıcak soğuk oynayalım.burası çok soğuk.
-B-burak adam resmen yere kanla yazı yazmış.Burak ayakkabısı ile yerde kan ile yazılmış yazıyı dagıttı.