İçeriğe geç

Sessiz çığlık

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Sessiz çığlık

Bölüm 2

Geçmişini öldürmediğin sürece, geleceğin yaşamana izin vermez."

Keyfili okumalar 🌙

Hayat; uçsuz bucaksız, umut mavisi bir denizdir. Sakin ve güvenli bir koyda başlar yaşam yolculuğu. Bir gemi yanaşmıştır limana, binersin. Ufkun güzelliği ve sonsuz maviliğe kanat vuran martıların mutluluğu gözlerini kamaştırır hep. Hayatın ileride bir dönemi için kurduğun gelecek hayallerin oradadır ve bindiğin geminin seni hayallerine ulaştıracağına inandırırsın. Bu yolcu olmaktır.Genç yaştan beri içimde olan umutsuzluk ve öfkenin sahibi bu adam şimdi az ötede hevesle düzenlediğim odamdaydı...

Kapıya doğru hızlandığım sırada yeni atanmış Savcının odama girdiğini gördüm. Konuşmacı, olarak geliyordu...

İçeriye adım attığımda oturduğu sandalyede yayılmış oturuyordu...

Bakışlarımı yeni atanan Savcıya çevirdim. Gülümsemenin ardından masama oturdum. Bakışlarını uzun uzun üzerimde hissedince kafamı kaldırdım yine o kara gözleri ile karşılaşmıştım.

Savcının önüme indirdiği dosyanın kapağında babamın kanlar içindeki 3 fotoğrafı ve Akın Kara kayanın fotoğrafı vardı.

Dosyanın sayfasını çevirdiğimde ise köşedeki tarih dikkatimi çekmişti.

Haziran 2015

"Okuldan yeni gelmiştim ve babam bahçede geçen hafta gelen adamlarla, beraber oturup kahve içiyordu. Üniversite sınavına hazırlık sürecinde olduğum bu dönemde babamla aramızdaki bağ biraz olsun azalmıştı...

Babam komutan olduğu için çeşitli belaları üzerine çeker, bizi de hem kendisinden hemde çevresinde ona zarar veren herkesten korumak için çok çaba sarf eder." " Akın Kara kaya babamın en güvendiği askerlerinden biriydi. Göreve gittiğinde bazen haftalar aylarca gelmediği zamanlarda Akın , bize gelir ve her zaman bizi desteklerdi. Annemin gözünde her zaman oğlu gibiydi. Bazen annemin benden çok onu sevdiğine şahit olurdum. Babam bahçedeyken kapı sesi ile anneme doğru dönmüştüm. Adımlarımı kapıya yönelttiğimde annemin babama seslendiğini duydum. O dönem çok fazla tehditlere maruz kalmıştık annemde babamda bende çok korkuyorduk. Kapıyı açtım.

Akın gelmişti... Gülümseyerek bakıyordum ona. Bana bakmadan, yanımdan hızla babamın karşısında dikildi. Ona doğru silahı uzattığında kalbinin üzerine gelen silahla korku ile öne doğru atıldım."

Hıçkırıklarımı bastırmaya çalışarak

*Akın ABİ NAPIYORSUN ALLAH AŞKINA*

öfkeyle bana doğru bağırdı.

" Ağzını açıp tek kelime etme, kes sesini.

Korku ile gözlerimi kapattım...."

Art arda gelen silah sesleri ile kapının köşesine sinmiş sessizce ağlıyordum... Babam kanlar içinde yerde beraber aldığımız beyaz halının üzerinde yatıyordu. Annemin yanına doğru adımlayıp

"Tek kelime ettiğini duymayacağım kimseye."

Annem ağlıyordu. Usul usul sakin sakin göz yaşı döküyordu.

Bana bakışlarını çevirince

"AĞZINI AÇMIYACAKSIN DUYDUN MU BENİ UNUTUCAKSIN BU GÜNÜ."

Başımı sallayıp arkasından bakmıştım..."

Ben Zeynep Tekin Başkomutan Erhan Tekin'in tek kızı Savcı Zeynep Tekin bu davanın tekrar görülmesi için göz altı kararı talebinde bulunuyorum.

Gözlerim dolu dolu bakışlarımı dosyadan kaldırdım. Herşey usulüne uygun olmalıydı.

Karşımdaki yeni savcı olmuş olan Kerem sıkıntıyla üfledi. Bakışlarımı ona çevirdim.

" Savcı hanım emin misiniz bakın anneniz şehit olduğunu ve kesinlikle Akın beyin böyle bir, iftirada bulunmamızın doğru olduğunu düşünmüyor."

"İfadesinde sizin o zaman verdiğiniz ifadeler ile ilgisi olmayan bir sürü dosya bulunmakta, bakın sizi anlıyorum ama gören kimse yok. Silah sesini bile duyan hiç bir komşunuz yok.'

Bakışlarımı çaresizce AKIN'a çevirdim. Keyif alıyordu, çünkü kendisini o kadar yenilmez sanıyordu ki.Hırsla

"Ben ne gördüğümü nede bana söylenen hiç bir şeyi unutmadım. Annemin Akın beyi ne kadar sevdiğini verdiğim ifadelerde var. Ben dava açılmasını istiyorum"

İtiraz etmeye hazırlandığı anda hızla

"Emir veriyorum."

"Hemen şimdi"

Kerem odadan önümdeki dosyayı alıp odadan çıkması ile bakışlarımı Akına çevirdim.

"Neden uğraşıyorsun? Kimse inanmıyor sana sen neyi çabalıyorsun hala ?"

Bakışlarındaki derinlikle gözlerimi ondan çektim.

"Bak senin böyle olmanın sebebi ben değilim."

*Vicdanına bir dön bak istersen acıyorum sana *

"Acınacak olan biri varsa oda sensin. Korkarsın kızım sen, benim suçlu olmadığımın farkında değilsin ,dilsiz değil sen körsün Kör.'

" Korkaklık acizliktir."

Acıyarak bakışlarını yüzümün her yerinde gezdirdi.

" Sen böyle değildin, cesaretliydin ben senin o haline ---"

Kapının açılması ile bakışlarımı kapıya çevirdim.

" Akın Kara kayayı serbest bırakmak zorundayız."

Duyduğum cümle ile kapının arkasında sinen Keremi gördüm.

"Sana davayı aç dedim"

Öfkeyle bakışlarımı Kereme çevirdim. Yutkunarak

"Benim suçum yok , Baş Savcım konuyu açtırmadı bile kabul etmediler. AKIN Karakaya'yı serbest bırakmasak, zorla kazandığım meslekten atılma ihtimalim var.

Öfkeyle kapıyı hızla çarpıp bahçeye çıktım. Dosya kabul edilmiyor ve ben asla AKINI hapishaneye sokamıyordum...

"Korkaksın sen"

Kurduğu cümle ile dilimi hafifçe ağzımda çevirmeye başladım.

Ondan korkmadığımı söylerken hile tir tir titriyordum.

Yanıma gelen ayak sesleri ile arkamı döndüm. Bana doğru oturup

"Yeter be güzelim uğraşma olmuyor sokamıyorsun beni içeriye."

Bakışlarımı gökyüzüne çevirip yanaklarımdan aşağıya akmasına izin verdim. Yüzümdeki sıcaklık ile geri çekildim.

Gözyaşlarımı siliyordu. Nasır tutmuş elleri kucağıma düşmüştü. Hızla ayağa kalkıp arabaya doğru ilerledim.

'Baban ölmek zorundaydı."

Duyduğum cümle ile ellerimin titremesini durdurmak amacıyla sıkıca birbiri ile birleştirdim. Karşıma dikildiği zaman, bakışlarımı ellerimden çekip tekrar ona çevirdim.

" Ölmek zorundaydı.Eğer ölmeseydi babanı yaşarken kaybedecektin."

gülümsedim...

" Benim için benim babamı mı elinden aldın sen ? Benim için benim gözlerimin önünde 7 kurşunla vurdun babamı öyle mi ? Benim için? Bana bir daha iyilik yapma olur mu"

Hızla Adliyeye girip odamdan çantamı ve telefonumu alıp aşağıya indim. Bıraktığım yerde öylece dikiliyordu. Arabaya binmeden son bir kez daha dönüp baktım ona... Gözlerini bana çevirince içlerinin kızardığını anlayınca durakladım...Ağlıyor muydu? Bakışlarımı ona sabitlediğim sırada onunla arama biri girdi.

2 Yıldır sevgilim gelmişti şuan karşımdaydı.Şehir dışında olduğunu ve bu ara gelemeyeceğini söylemişti. Ona sımsıkı sarılmıştı.

Gökhan; Üniversitenin başlarında yakın arkadaş olmamıza rağmen son iki yılda içimde olan her şey sevgiye dönüşmüştü. Esmerdi uzun boylu ve aşırı sevimliydi.Kimsenin kolay kolay sinirlenmesine sebep olmazdı.Öksürme sesi ile başımı yasladığım göğsünden kaldırdım. Akın,sinirle bana doğru bakıyordu...

Gökhan elimi tutarak

"Hayırdır kardeşim bir şey mi istiycektin?"

Her kelimenin üzerine bastıra bastıra söylüyordu. Daha önce tanışıyorlar mıydı bilmiyorum ama ortam aşırı derecede soğukluk vardı.

"Zeynep kim bu adam?"

Soruyu bana sormasina rağmen bakışlarıni hala Gökhan'ın üzerindeydi.

Gökhan'ın elini bırakıp

*Sevgilim*

Ellerimden bakışlarını çevirip tekrar Gökhana baktı...

Gökhan ise gülümsüyordu...

Gökhan bana dönerek

"bugün tedavi için hastaneye gidiceksin biliyorsun işim uzayabilir demiştim sana Ankara'dan çabuk döndüm seni götüreyim diye."

Korku ile geri çekildim

"Ben hastaneye gitmiyorum Kafanda kurma"

Sinirle soludu kolumu tutarak

"Bin hadi."

Arabasına doğru çektiği anda kendimi Akın'ın arkasında buldum.

"Bana bak Gökhan seni sevmiyorum, bu kıza zor kullanmanı hiç sevmiyorum, ve aşırı gözüme batıyorsun adamım haberin olsun."

"Şimdi siktir git o bok yuvana Zeynep gelmiyor."

Bakışlarım ikisin üzerinden çekip kendi arabama binip o ortamdan uzaklaştım.

Nerden tanışıyorlardi ? Gökhan'ın Akın katiliyle işi neydi ve en önemlisi bana neden bir eşya gibi davranmıştı? Arabanın frenini hızla çekip çocukken babamla her zaman geldiğimiz sahil yoluna indim.

Oturduğum taşın üzerindeki küçük taşları denize doğru atmaya başladım. Attığım her bir taşta denizde küçük yuvarlak şekiller çıkıyordu.... Çocukken babam burda otururken,

"Eğer bana birsey olursa kızım Seni Akın abin hep korucak unutma bunu tamam mı *

-Ay babacim sacmalama ben Akın'ı korurum asıl.

Çocukken babam hep bizi abi kardeş olarak büyütmeye çalışsa da benim çocukluk aşkımdı Akın.

Aklıma gelen konuşma ile gözyaşlarımın tekrar akmasına izin verdim.

Akın katildi. Benim hayallerimi yerle bir eden bir adamdı. Babamı öldürmüştü. Beni öldürmüştü. Bakışlarımı telefonun titremesi ile telefona baktım.

05******

"Karşındaki adamı ne kadar seversen sev sana asla mal muamelesi yapmasına izin verme." "Çok güzel bir kadın olmuşsun yüreğini üzmesine izin verme." "Yoksa katil olan ben onu da öldürürüm."

~Akın

Hırsla mesajı sildim.. Çok hakklıydı. Bana böyle bir şey yapmasına izin vermemem gerekiyordu.

Mesaj sesi ile elimin altında titreyen telefonu kaldırdım .

05******

"Eve git yağmur yağacak"

Ayağa kalkıp etrafıma bakındım

Telefonu elime alıp yazmaya başladım.

*Aptal herif beni mi takip ediyorsun, Seni mahvederim Akın *

Atar atmaz mesajımı okuyup yazmaya başladı.

05*****

Seni takip etmiyorum, sadece seni tanıyorum.Ve ayrıca numaramı da kaydet :)

Hırsla arabaya bindim sakin olmam gerekiyordu eğer şimdi sakin olmasam ağlamaya başlıyacaktım ve bu istiyeceğim son şeydi. Annemle konuşmam gerekiyordu.Onu ikna etmem gerekiyordu.Arabayı eve doğru sürmeye başladım...Kendimi sakinleştirip arabadan indim. Elime aldığım anahtarım tir tir titriyordu. Yavaşça kapıyı açıp verandaya ilerledim. Annemin yüzü bana doğru dönüp oturmuştu gözlerinin içi gülüyordu. Uzun süre sonra böyle içten güldüğünü görmüştüm kararından dönüp Akına açtığım dava için mi mutluydu.... Gülümsemesini uzun uzun izleyip içeriye doğru adımladim.

Bakışları beni görünce burukça gözlerini kaçırdı.

Ona doğru adım atınca tanıdık bir yüz ile karşılaştım, bulunduğum yerde dikilip anlamaya çalışıyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.