2005 8 Mayıs Yazarın anlatımıyla; Bir gece Hançer odasında uyurken annesiyle babası acımasızca sekiz yerinden bıçaklanarak öldürüldü, ama sekiz kez, sekiz farklı yer ve dayanılmaz acı...---Hançer sabah kalktığında gözlerini ovuşturarak mutfağa doğru gitti kahvaltı hâlâ hazır değildi ve annesi hâlâ uyanmamıştı. Annesi ve babasının odasına gitmeye karar verdi. Odanın kapısını yavaş ve sessizce açtı, onları uyandırmak istemezdi. Annesi ve babası kan gölünün içinde sonsuz bir uykuya dalmışlardı. Ama Hançer bunu idrak edemedi. Minik adımlarla annesinin yanına gitti ve yanağına minik bir öpücük kondurdu ama annesi uyanmadı, minik elleriyle annesini dürttü ama annesi yine uyanmadı. Hançer'in eline kırmızı bir sıvı geldi, yaşı her ne kadar küçük olsa da bu sıvının kan olduğunu anlamıştı ve işte o zaman bir şeyler olduğunu anlamıştı. Var gücüyle annesi babasının üzerindeki yorganı çekti, işte o zaman asıl gerçeği gördü. Bembeyaz çarşaf annesi ve babasının kanı ile boyanmıştı, resmen kan gölüne dönmüştü. Hançer artık yapayalnızdı.---Hançer, annesi ve babasının cesedi başında bir saat boyunca beklemişti. Ev çok sessizdi ama o sessizlik Hançer'in çığlıklarıydı, kimse onu duymamıştı, hem de hiç kimse... Artık onun için bir şeyler hep eksikti. Hançer sessizlik içine yerleşip büyüdü, adaleti hep sessizce sağladı.
(Biraz kısa oldu kusura bakmayın ama ilerideki bölümler daha uzun olacak 😊)