Üstümdeki hırkanın önünü kapatırken ürperdim.
"Çok soğuk ya!"
"Sızlanmak yerine gözlerini kapat."
Daisy gözlerime jilet gibi eyeliner çektikten sonra yanağıma hafifçe vurdu.
"Rujunu hemen nasıl silebildin?"
Parlak ruju dudaklarıma fazlaca sürdüğünde burnumu kırıştırdım.
"Fazla sürdün."
"Dudaklarını yalama."
"Evet, çocuklar yerinize geçin!"
Bayan Kristen'ın sesini duyar duymaz gözlerimi açtım. Daisy yerine geçerken omzuma biri dokundu. Arkamı döndüğümde Adrian bana doğru eğildi.
"İstersen hırkamı verebilirim."
Dudaklarım aralanırken kaşlarımı çattım. Daisy karnıma dirseğini vurduğunda önüme döndüm.
"Nixie burada değilsin sanırım."
Bayan Kristen imayla gözlüklerinin altından baktı.
Dudaklarımı birbirine bastırırken Adrian hırkasını omuzlarıma bıraktı.
"Teşekkür ederim. Diğer teneffüs vereceğim."
☆☆☆☆☆
"Dizimi eziyorsun."
Daisy'nin bacağını bacağımın üstünden çekmeye çalıştım.
"Tanrı'm eteğin açılıyor. "
Daisy'nin eteğini kapatırken üstümdeki hırkayı çıkarmaya çalışıyordum.
Daisy parmaklarını eteğime koyup havaya kaldırırken altım gözükmesin diye hızlıca atıldım.
"Yapma Daisy."
Hırkayı çıkarttıktan sonra Adrian'ın sırasına koydum.
"Teşekkür ederim. Fazlasıyla ısıttı."
"Rica ederim. Üşüdüğün her zaman isteyebilirsin."
Gülümseyip önüme döndükten sonra hızla ayağa kalktım.
"Hadi kantine inelim."
Daisy kollarını göğsünde kavuşturmuşken kaşlarımı çattım.
"Ne yapıyorsun Daisy?"
"Eteğini açmama izin vermedin."
"Tanrı'm..."
Kolundan tutup çekiştirdim. Ayağa kalkıp kollarını omzuma doladı.
"Neyse affettim ama param yok."
"Tamam ısmarlayacağım. Yürü."
Daisy hoplaya zıplaya önümden giderken sırtımda hissettiğim bakışlarla Adrian'a döndüm. Göz göze geldiğimizde hafifçe gülümsedim. Parmaklarını hafifçe kaldırdı ve o da gülümsedi.