İçeriğe geç

Serena

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Serena

Bölüm 2

GECENİN ÇAĞRISI

"Sessizlik"

Hazar ve Hazal anne babalarının kendilerine bıraktığı mirasın ne olduğunu öğrenmek için mahkemeye gelmişlerdi.

Kendileri dışında bir kaç akrabaları daha vardı orada.

"Açıklıyorum" dedi ve herkes tüm dikkatini açıklanacak mirasa verdi.

"Esin ve Rüzgar çiftinin vasiyetname sine göre..."

"Tüm miras Hazar ve Hazal SAVAŞ'a verilecektir."

Bazı akrabalardan itirazlar yükseldi.

Hakim tekrar bağırdı:

"Sessizlik!"

Herkes sustu.

"Şimdi mirası açıklıyorum"

Akrabalar hâlâ homurdanıyordu.

"İzmir Çesme'den bir yazlık ev, buradaki ev, Adana'dan beşer dönümlük üç arsa,iki araba, Ankara'da altı katlı bir apartman ve Muğla'da eski bir köşk."

Akrabalar gözlerini hayretle açarak aralarında "Bunlar ne ara bu kadar şeye sahip olmuşlar?" diye konuşuyorlardı.

Hazal onlara gözlerini devirdi ama bir yandan da onlara hak verdi. Apartmandan ve eski köşkten haberi yoktu.

Birkaç belge ve imzalardan sonra herkes dağılmıştı. Birde ellerinde iki tane kredi kartı vardı. Vasiyet göre bankadaki paralar aylık olarak bu kredi kartlarına aktarılacakmış.

Anahtarları da alıp çıktılar.

Hazar'ın arabasına binmişlerdi.

"Hangi evde yaşayalım dersin?" diye sordu Hazal.

"Bana köşk daha cazip geldi" dedi ve burukça gülümsedi.

İçlerinde hâlâ anne babalarının acısı vardı.

Anneleri vahşice öldürülmüştü ve kim tarafından öldürüldüklerini bilmiyordu. Ekipler evde arama yapmışlardı ve hiçbir şey bulamamışlardı. En sonunda ekipler, babalarının annelerini öldürüp intihar ettiği yönünde bir açıklamada bulunmuştu. Buna inanmıyordu. Çünkü babası asla öyle bir şey yapmazdı.

Önce anne babalarının öldüğü eve gittiler. Bu evde onlarındı. Sadece kıyafetlerini alıp arabaya bindiler ve Muğla'ya doğru yola çıktılar.

🔪

Muğla'ya ulaşmaları tam on iki saatlerini almıştı. Köşk Muğla Dalaman'daydı. Köşk çok net bir şekilde görünüyordu. Hazal heyecanla yerinde kıpırdandı. Hazar ise ifadesizdi fakat ürküyordu. Evi görünce anılar zihnine hücum ediyordu fakat kardeşini de ürkütmek istemiyordu. Yine de o günlerin geride kaldığına kendini ikna ediyordu. Üstelik bir köşkte yaşamak harika olabilirdi. Arabayı evin büyük bahçe kapısının önünde durdurdu.

Hazal bahçe kapısını açmak için arabadan inecekti ki Hazar onu durdurdu.

"Bahçe kapısını açacaktım"

"Anahtarın var mı?"

"Yok ama verirsen olur"

"Tamam" dedi. İçi rahat değildi ama bunu Hazal'a çaktırmak istemiyordu.

Hazal kapıyı açarken Hazar bakışlarını evin üstünden çekti ve dikiz aynasından arkaya baktı. Yol bomboştu. Buradan hâlâ kimse sık geçmiyor olmalıydı.

Hazal kapıyı açıp kenara çekilince arabayı bahçe kapısından içeri geçirdi. Arabayı evin yanındaki büyük garaja bırakacktı.

Ev içini ürpertmişti. Anılar hızla zihnine hücum ederken gördüğü terapileri aklına getirmeye çalışıyordu.

Arabadan inip garajın kapısını açtı ve tekrar arabaya binip arabasını garaja bıraktı.

Arabayı kilitleyip garajdan çıktı ve garajın kapısını kapattı. Gözleri kız kardeşini aradı.

Hazal kapının önündeki merdivene oturmuş abisini bekliyordu.

Evin karşısındaki ormanın izliyor içini değişik bir his kaplıyordu.

Hazal abisinin geldiğini fark etmemişti kapıdan tıkırtı gelince yerinden sıçradı.

Hazar kapıyı açtı ve içeri korkarak girdi.

İçinden sakin olması için kendini motive ediyordu.

O gördükleri sadece bir hâyâldi. Öyle şeyler gerçek değildi.

Genç çocuk koşmuş gibi nefes nefese kapının önünde duruyordu.

Hazal abisinin omzuna kibarca dokundu "iyi misin?"

Hazar derin bir nefes aldı ve başını olumlu anlamda sallayarak "Hadi girelim sadece biraz heyecanlandım."

Hazal gülümsedi.

Çok yorulmuşlardı sonuçta uzun bir yolculuk geçirmişlerdi.

Hazar etrafındaki aynalara dehşet içinde bakıyordu. Aklına gelen görüntüleri silmeye çalışıyordu.

Hazal ise heyecanla etrafını inceliyordu.

Ev gerçekten çok büyük ve çok güzeldi. Hazar'ın hâlâ aynaya bakmaya devam ettiğini gördü. Abisi küçükken psikolojik bir rahatsızlık geçirmiş ve tuhaf şeyler görmüş.

O zamanlar bu evde yaşadığı için korkuyordu. Oysa bu eve gelmeyi kendisi de istemişti.

Hazar bir anda aynanın karşısından ayrılıp hızla merdivenleri tırmanmaya başladı. Genç çocuğun gözü hiçbir şey görmüyordu.

Hazal abisine yetişmeye çalışıyordu. "Abi iyi misin?" diye seslendi.

Hazar bir odaya girdi ve bulduğu bütün koyu renk çarşaf, battaniye ve kumaşları kucağına topladığı gibi tek tek odaları dolaşmaya başladı.

Genç kız endişeyle abisini izliyordu. Abisi elindeki çarşaf ve kumaşlarla teker teker odalara giriyordu.

Hazal merakla çıktığı odalara bakmak istedi fakat abisini gözünün önünden ayırmaması gerekiyordu.

"Abi ne yapıyorsun, korkuyorum" dedi genç kız gözleri dolarak.

Hazar bütün odaları ve banyoları teker teker dolaşmıştı. En sonunda durduğunda abisinin elinde bir tane siyah bir kumaş kalmıştı.

Tam gidecekken kız abisinin kolundan tuttu ve "Dur artık beni korkutuyorsun!" diye bağırdı.

Abisi ona baktı "Öyle mi? Bence de korkmalısın." dedi ve kolunu kızın elinden kurtardı.

Tekrar salona inmişti ve elindeki siyah kumaşı ilk geldiklerinde önünde uzun süre durduğu aynanın üzerine örttü.

O sırada salonun avizesindeki lambalar patladı.

Hazar korkuyla avizeye baktı.

"Korkma abi sadece lambalar patladı ben şimdi hemen lamba bulup getiririm takarsın olur mu?" dedi Hazal.

Abisi sesini bile çıkartmadı. Sadece başını sallamakla yetindi.

Hazal salondaki çekmecelerden birini açtı. O çekmecede sadece kağıtlar vardı. Diğer çekmeceyi açtı orada ise sadece el feneri ve mumlar vardı. Diğer çekmecede ise kalemler vardı. Aradığını burada bulamayınca yukarı kata çıkmaya karar verdi.

Yukarı katta bir komodin vardı. Bu komodinin de çekemceleri vardı. Hepsini teker teker açtı ve en sonunda ampülleri buldu.

O sırada bir ses duydu.

"Abi?" diye seslendi karanlık odaya doğru. Eğer abisiyse kendine zarar veriyor olabilirdi. Çünkü şuan ruh hâli pek iyi değildi. Hızla çekmeceyi kapattı ve sesin geldiği odaya yöneldi.

Kapı hafif aralıktı.

Kapıyı yavaşça ittiğinde kapı gıcırdayarak açıldı. Odaya girdi ve "Abi?" diye seslendi.

Ses yoktu.

Işığın düğmesini eliyle ararken eline yapışkan bir şey geldi. Eline baktığında bir şey göremedi. Elini biraz daha duvarda gezdirince sonunda düğmeyi buldu ve düğmeye bastı. Işık açılınca bir eşya yere düştü.

Gözü hızla odayı taradı abisi yoktu. Yere bir biblo düşmüştü. Ağzını kapatan maymun biblosu.

Bibloyu eline alıp yerine koyarken kapı sertçe kapandı.

"Abi beni korkutman hoş değil" demek istedi fakat sesi çıkmıyordu. Çığlık da atamıyordu. Ağzı birbirine yapışmıştı. Işık yanıp söndü.

Ve kız bir anda uyandı.

Bir odada uyuyakalmıştı.

Gördüğü kâbus hâlâ aklındaydı.

Odadan çıkıp abisini aramaya koyuldu.

Mutfaktan bir şeyin kırılma sesi gelince kız irkildi.

Hâlâ kabusu aklındaydı.

Yavaş ve sessiz adımlarla mutfağa ilerledi.

Hazar mutfakta omlet yapmak isterken bir tabağı düşürmüştü ve tabak tamamen kırılmıştı ve şimdi onları topluyordu.

"Abi iyi misin?" diye sordu Hazal.

Hazar karşılık olarak "iyiyim sadece tabak kırıldı" dedi ve gülümsedi.

Birlikte kahvaltı yaptıktan sonra Hazar "İstersen alışverişe gidebiliriz belki kendine biraz kıyafet falan alırsın?" diye sordu.

Kız cevap olarak başını salladı. "Olur"

Abisinin normale dönmesi onu biraz da olsa mutlu etmişti.

Evden çıktılar ve kapıyı kilitlediler.

Abisi arabayı garajdan çıkarırken Hazal da bahçenin kapısını açtı. Abi

sinin arabayı çıkarmasını bekledi.

Bahçe kapısını kapatıp arabaya bindi ve beraber alışveriş yapmak için şehiriçine doğru yola koyuldular.

🔪

~ BÖLÜM SONU ~

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.