İçeriğe geç

SENLE BİR OLAMADIM

Bölüm 1 · 5 dk okuma

SENLE BİR OLAMADIM

Bölüm 1

SENLE BİR OLAMADIM 1. BÖLÜM

​Ataşehir’in yüksek binalarının gölgesinde, güneşli ama rüzgarlı bir İstanbul günüydü. Esin, gözlüklerini burnunun üzerine doğru hafifçe itti ve koyu kumral saçlarını rüzgarda savurarak derin bir nefes aldı. Yanında, hayatındaki neredeyse her anı paylaştığı, onun için dünyalara bedel olan Simay yürüyordu.

​Esin’in günleri bazen çok güzel, bazen de bulutlu geçiyordu; ama Simay yanındayken en gri günler bile renkleniyordu. O gün de o günlerden biriydi. Sokaklarda amaçsızca yürüyor, vitrinlere bakıyor, kulaklıklarını paylaşıp en sevdikleri şarkıları dinleyerek gülüşüyorlardı. Esin, evdeki minik tüylü dostlarını düşündü; eve döndüğünde onların o abartısız, sessiz sevgisiyle dinlenmek ona her zaman iyi gelirdi. Dünyada onun için en değerli şey sevilmek, değer görmek ve birinin ona içtenlikle sarılmasıydı.

​Simay birden durdu, Esin’in koluna girdi ve gözlerinin içine bakarak, "İyi ki varsın Esin, seni çok seviyorum," dedi. Esin gülümsedi. İşte duymak istediği, onu dünyanın en mutlu insanı yapan kelimeler bunlardı.

​Ancak Ataşehir'in bu neşeli sokaklarının arkasında, Esin'in kalbini acıtacak bir fırtına kopmak üzereydi...

​Hikayemizin ilk sayfası bu şekilde. Esin ve Simay'ın o güçlü bağını hissettik.Aslında çok değil, kısa bir süre öncesine kadar Esin de okulun en çok dikkat çeken, o havalı grubunun tam merkezindeydi. Okul koridorlarında onlarla yürür, kantinde birlikte oturur, projelere onlarla dahil olurdu. Çevresi kalabalık gibi görünüyordu ve Esin kendini o okul ortamının ayrılmaz bir parçası sanıyordu.

​Ama okul duvarları bazen arkandan dönen fısıltıları hiç beklemediğin bir anda önüne seriverirdi. Esin, çok güvendiği bu arkadaşlarının aslında kendi arkasından dedikodu yaptığını, onu yavaş yavaş gruptan dışlamaya çalıştıklarını hissettiğinde kalbi çok kırıldı. O sahte gülüşlerin, arkasından fısıldaşan gözlerin ortasında daha fazla kalamazdı. Büyük bir tartışma yaşandı ve Esin o grupla bağlarını bir daha asla birleşmeyecek şekilde, tamamen kopardı. Onlarla tamamen küsmüştü.

​Esin, onların da okulda tıpkı kendisi gibi yalnız kalmasını, dışlanmasını ve bu haksızlığın ne hissettirdiğini anlamasını her şeyden çok istiyordu. Ancak okulda hayat her zaman adil davranmıyordu. Esin gruptan ayrıldıktan sonra, onlar yalnız kalmak bir yana, okulda gittikçe daha da popüler oldular. Diğer sınıflardan herkes onlarla arkadaş olmaya çalışıyor, teneffüslerde etrafları dolup taşıyordu. Esin her gün okulda yanlarından geçmek zorunda kalırken, onların bu yükselişini izlemek içindeki haksızlık duygusunu ve intikam isteğini daha da büyütüyordu.

​Neyse ki o kalabalık ve gürültülü okul koridorlarında, Esin'i yalnız bırakmayan tek bir kişi vardı: O grubun hiçbir zaman parçası olmamış, Esin'i sadece kendisi olduğu için seven Simay...Esin için okulda her gün bir mücadeleye dönüşmüştü. Ama en ağır darbe, gruptaki diğerlerinden değil, bir zamanlar en yakın arkadaşı olan Elif’ten gelmişti. Elif, popülerliğini kaybetmemek ve o grubun gözünde yükselmek için Esin’i hiç acımadan satmıştı. Üstelik sadece uzaklaşmakla da kalmamış; Esin’in asla yapmadığı, söylemediği şeyleri birer iftira olarak bütün sınıfa yaymıştı.

​Sınıftaki diğer çocukların ona inanarak bakması, Esin’in arkasından fısıldaşması koridorları her gün daha da daraltıyordu. Esin dışlanmıştı, yapayalnız hissediyordu ve canı çok yanıyordu. İçinden bir ses sürekli, "Neden?" diye soruyordu. "Neden her şey eskisi gibi güzel değil?" O popüler grubun içinde, Elif’le yan yana güldükleri, okul bahçesinde dert tasasız yürüdükleri o eski günleri o kadar çok özlüyordu ki... Hak etmediği bu durumun içinde geçmişe duyduğu özlem kalbinde büyüyordu.

​Ama neyse ki okul çıkış zili çaldığında, o iftiralarla dolu kasvetli sınıfın kapısında onu bekleyen biri vardı. Simay, Esin’in yanına geldi, çantasını almasına yardım etti ve kimsenin ne düşündüğünü umursamadan Esin’e sımsıkı sarıldı. Kulaklarına fısıldadı: "Sana inanmayanlar seni hiç tanımamış demektir. Sen çok güzelsin, çok değerlisin ve ben her zaman senin yanındayım."Zaman geçiyor, Esin okul koridorlarında sadece üzülen o kız olmaktan yavaş yavaş sıyrılıyordu. Elif’in ve grubun attığı iftiraların altında ezilmeye niyeti yoktu; artık harekete geçme ve onlara yaptıklarının bedelini ödetme zamanı gelmişti. Simay ile baş başa verdiklerinde, o grubun popülerliğini sarsacak, ayaklarını yere bastıracak küçük ve zekice planlar yapmaya başladılar. Esin, uğradığı haksızlığın intikamını alırken gücünü yeniden kazandığını hissediyordu.

​Ancak hayat, Esin’e okul kantininin tam ortasında hiç beklemediği bir oyun oynadı.

​O grupta yer alan ve Esin dışlandığında ona en çok zorbalık yapan, arkasından en ağır lafları söyleyen çocukla göz göze geldi. Normalde ondan nefret etmesi, gördüğü yerde yolunu değiştirmesi gerekirdi. Ama o gün, o kalabalığın içinde çocuk Esin’e doğru baktığında, Esin’in kalbi hiç atmadığı kadar hızlı atmaya başladı. İçini garip bir sıcaklık kapladı. Kendisine okulda kök söktüren bu çocuğa karşı içinde bir aşk kıvılcımı çakmıştı. Esin kendine kızıyor, "Hayır, olamaz, o bana oyun oynadı, o canımı yaktı!" diyerek duygularını bastırmaya çalışıyordu ama kalbi mantığını çoktan devre dışı bırakmıştı.

​İntikam planları tıkır tıkır işlerken, Esin artık hem düşmanına karşı savaş açmış hem de o düşmana sırılsıklam aşık olmuştu...Esin, okul koridorunda o çocuğa doğru yürürken kalbi aşkla değil, buz gibi bir intikam ateşiyle çarpıyordu. İçindeki o "aşık olma" hissi tamamen bir maskedendi; profesyonel bir oyuncu gibi rolünü kusursuz oynuyordu. Ona zorbalık yapan, arkasından iftiralar atan bu çocuğun zaafını keşfetmişti: Ego. Eğer ona ilgi gösterir, onu "seviyormuş" gibi yaparsa, çocuk savunmasını indirecek ve ona tamamen güvenmeye başlayacaktı.

​Esin’in planı basitti: Onu kendine bağlayacak, ona dünyanın en güzel günlerini yaşatacak ve sonra o tam ona aşık olduğunda, onu herkesin içinde yapayalnız bırakacaktı. Tam ona yaptıkları gibi...

​Simay ise bu durumdan habersizdi. Esin, Simay'a karşı her zamanki gibi dürüst ve sevgi doluydu; çünkü Simay onun tek güvenli limanıydı. Simay'a "Ona karşı duygularım değişti, sanırım artık o kadar da kötü biri değilmiş," diyerek küçük yalanlar söylüyor, bu yalanı Simay’ın üzülmemesi veya tehlikeli işlere bulaşmaması için titizlikle saklıyordu.

​Her teneffüs, her bakış, her gülümseme kurgulanmıştı. Çocuk, Esin'in bu "değişimine" inanmış, oltaya takılmıştı bile. Okulun o popüler grubunun içinde, Esin’in intikamı sessizce ilmek ilmek işleniyordu. Ancak Esin, bu oyunun içinde yavaş yavaş kendisinin de kaybolmaya başladığını hissediyordu; zira intikam ateşi, bazen onu yakanın ta kendisi olabiliyordu.Sonunda Esin’in planı işe yaramıştı; artık o çocukla resmen sevgiliydiler. Okulda, herkesin gözü önünde el ele yürüyorlar, teneffüsleri birlikte geçiriyorlardı. Ancak bu aşk, tamamen yalandan ibaretti. Çocuk, Esin’in gözlerinin içine bakarken gerçek bir sevgi görüyordu ama Esin’in o gözlüklerinin arkasındaki bakışlarda sadece geçmişin intikam planları saklıydı. Çocuk hiçbir şeyin farkında değildi; Esin’e tamamen inanmış, ona bağlanmıştı.

​Dışarıdan bakıldığında her şey tıkır tıkır işliyordu ama Esin’in içi hiç de rahat değildi. İçten içe büyük bir korku yaşıyordu. "Ya bir gün bu yalanım ortaya çıkarsa? Ya o gruptakiler, Elif ve diğerleri bunu öğrenip bana daha büyük bir tuzak kurarsa?" diye düşünmeden edemiyordu. Üstelik en yakın arkadaşı Simay’a her gün yalan söylemek zorunda kalmak, onun kalbini iki kat daha fazla sıkıştırıyordu. Simay, Esin’in o çocukla sevgili olduğunu gördükçe şaşırıyor ama Esin’e olan sevgisinden dolayı sessiz kalıp onu desteklemeye çalışıyordu; yine de Esin’in içindeki gerçeği, bu büyük intikam oyununu asla bilmiyordu.

​Esin, çocuğun kendisine her tatlı söz söyleyişinde, her sarılışında kendini suçlu hissetmekle intikam arzusu arasında sıkışıp kalıyordu. Kendisine yapılan o ağır zorbalıkları, Elif’in attığı iftiraları hatırlayarak kalbini taşlaştırıyor, "O bunu hak etti," diyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.