Aile evinden çıkmış kendi evime taşınmıştım. Camımda masmavi denizin manzarası vardı. Ah, o denizden bahsetmiyorum,siyah saçlarına ölüp masmavi gözlerinde kaybolduğum Koray'dan bahsediyorum. Mükemmel bir insan nazik, saygılı kötü alışkanlığı olmayan harika bir beyefendi. Evet onunla komşuyuz ve bu yüzden aile evimden ayrıldığıma pişman değilim.*Kapı çaldı* kim olabilir ki bu saatte? "Selam Işıl senden bir şey rica edebilir miyim?" Ah,Koraymış "Tabii buyur" "Evde kahvemiz bitmiş ve misafirimiz var acaba biraz verebilir misin?" "Üzgünüm kahve içmiyorum" "Peki o zaman teşekkür ederim görüşürüz" "Görüşürüz" diyerek kapıyı kapattım. Keşke şurada kahvem olsaydı da hepsini verebilseydim.
Koray Yanık'tan
"Üzgünüm kahve içmiyorum" "Peki o zaman teşekkür ederim görüşürüz" "Görüşürüz" dedi ve kapıyı kapattı,olacak iş değildi nasıl kahve içmezdi Kahretsin diye söylenerek kapıyı kapattım. Balkona çıkıp sigaramı yaktım ve Uras'ı aradım "Alo" "Naber lan Uras" "İyidir senden naber kardeşim" " İyi iyi geçen konuşmuştuk ya" "Ne hakkında?" "Bu Bora hakkında" " O iş" "Aynen kardeşim o iş" "Ya abi çocuk seviyor işte hem sen zaten Işıla aşık falan değilsin ki?" "Peki kardeşim olabilir ama bana acilen onunla görüşebileceğim bir yer ayarla" "Tamam abicim ben kapatıyorum Ali Abi arıyor" "Tamam hadi Allah'a emanet" dedim ve telefonu kapattım hayatımda yaşadığım en boş konuşmaydı...Bir dakika ben neden böyle bir şey yapıyorum ki? Işıl benim sadece benim komşum saçmalamaya başladın Koray...
Işıl Öngürdü'den
Saat 06.30'da çalan alarmıma oflayarak uyandım,hemen kalkıp üstüme beyaz bir crop siyah bir Baggy Jean giyinip siyah gözlüğümü taktıktan sonra kapıdan dışarı atmamla içeri tekrar girmem bir oldu. Koray'ı binadan çıkarken bana bakmasını fark etmem beni yerin dibine sokmaya yetince koşarak arabama bindim "Hey Mercedes" "Sizi dinliyorum" "Bana Kolpa Beni Aşka İnandır çalmanı istiyorum" "Tamam" arka planda Kolpa çalarken okuluma doğru arabayı sürdüm.
Nihayet teneffüse girmiştik hukuk okuduğum için ezber yapmak benim için kolaydı fakat bazen heyecanlanıp karıştırabiliyorum. "Naber?" "İyi Bora senden naber?" "Bende iyi çıkışta bir şeyler içmeye ne dersin?" "Ne gibi mesela?" "Bilmem kahve falan içeriz" "Üzgünüm kahve içmiyorum" dedim ve sıramdan kalktım tam gidecekken kolumdan birinin tuttuğunu hissettiğimde arkamı döndüm. "O zaman limonata falan içeriz?" diyen Bora'ya göz devirip kabul ettim çünkü gitmek için pes etmeyecekti bunu biliyordum. Son derse geldiğimizde arkadaşım Nehir'e haftasonu buluşup buluşmamak istediğini sordum Nehir:"Kanka ben Urasla buluşucam haftasonu ama diğer haftasonu olur" diyerek konuyu uzatmadı.
Akşam oldu arabama bindim buluşacağımız yere Ferhat Lokantası'na geldim ve Bora'nın olduğu masaya yeşil kazağım siyah paraşüt pantolonum siyah çantam ve açık olan hafif kumral saçlarımla Bora'nın olduğu masaya yöneldim. "Ben geldim" "Hoşgeldin Işıl çok güzel olmuşsun" "Teşekkür ederim" "Ben bizim için sipariş ettim sorun olmaz değil mi?" "Yok sorun olmaz" dedim ama ayda yılda bir geliyorum sonuçta kimi bunu nazik bulsada ben bunu nazik bulmuyorum açıkçası. "E, Işıl sevdiğin biri var mı" "Efendim?" "Hoşlandığın biri var mı?" "Evet aslında var" üzgün olduğunu düşündüğüm yüz ifadesi ile "Kim peki" "Üzgünüm bunu sana söyleyemem" " Kızım robot musun sen üzgünüm üzgünüm" "Alakası yok ve insanların nasıl konuştuğu seni alakadar etmez" "Biliyorum ama-" "Naber Işıl" "Merhaba Koray iyi senden naber?"
"İyi bu kim?" "O Bora benim sınıf arkadaşım" "Merhaba Bora Koray bende Işıl'ın komşusuyum" dedi ve elini uzattı Bora memnun olmamış bir şekilde elini sıktı"Gel bizle otur istersen" dememle Bora'nın bana dik dik bakması bir oldu."Yok teşekkür ederim buralarda işim vardı seni görünce selam vereyim dedim hadi görüşürüz" dedi ve masmavi gözlerini benden alarak lokantadan çıktı.