İçeriğe geç

SENİN DIŞINDA

Bölüm 1 · 4 dk okuma

SENİN DIŞINDA

Bölüm 1

İHBAR

Ben kim miydim. Ben yıllarını bu mesleğe adamış bu meslek için canını verecek bir kadın polistim. Zorlu süreçlerden ve sınavlardan geçmiştim. Ailemden vazgeçmiştim. Ve şimdi tüm by yaşadıklarıma rağmen stresli olduğum bir konu vardı. Az önce bir telefon almıştım. Arayan komiserdi. Komiser Adem Bey. Beni olabildiği en acil şekilde karakola çağırıyordu. Ne olduğunu bilmiyordum. Ama sesindeki tedirginlik konuştuğumuz esnadan beri aklımdan çıkmıyordu. Beni ve ekip arkadaşlarımı zorlu bir sürecin beklediği kesindi. Kendimi rahatlatmak için en fazla ne olabilirki diye düşündüm. Şu ana kadar bir sürü vakayla karşılaşmıştım. En kötüsü bile 2 ay dolmadan çözülmüştü. Daha kötü ne olabilirdiki. Gördüğüm bir sürü ceset vardı. Ailelerin feryatları, o ağlayışları hala aklımdaydı. Unutamazdım hiç birini. Bunlardan kötü ne olabilirdiki. Pencereden dışarıya bakarken daldığımı fark ettim. Araba çoktan durmuştu. Taksi şoförü elinde pos cihazıyla kartımı okutmamı bekliyordu. Kartı okuttum ve derin bir nefes alıp dışarı çıktım. Karakolun önü tıklım tıklımdı. Hiç bu kadar dolu görmemiştim burayı. Hızlıca kalabalığın arasından sıyrıldım ve komiserin odasına doğru yürüdüm. Etrafta çok yoğun bir tütün kokusu vardı. Diğer arkadaşların bir konu hakkında fısıldaştıklarını duyuyordum. Konuluyorlardı ama hepsinin yüzü bembeyaz kesilmişti. Kötü bir cinayet davası olabilirdi. Komiserin odasına vardığımda kapıyı tıklattım ve içeriden "Gel" sesini duyunca hemen içeri girip kapıyı kapattım. Adem Bey'in beni görünce yüzüne babacan bir gülümseme yayıldı ve elini koltuğa doğru uzatarak "Geç otur Adal'cım konuşmamız gereken önemli bir konu var." Dedi. Sesi her ne kadar gayet normal çıksada sadece onu gerçekten tanıyanların anlayacağı o tedirginlik tenimi ürpertmişti. Sakin ama hafiften korkmuş bir sesle sordum, "Kötü bir cinayet davası mı yoksa daha da ötesi mi?" Adem Bey iç çekti; "Maalesef Adal, ikisinin birleşimi şu ana kadar karşılaştığım en kötüsü." Bir anda havalandırmadan üstüme doğru soğuk bir rüzgar esti. Ürperdim. Adem Bey sert bir şekilde yutkundu ve konuşmaya başladı. Bu esnada aynı zamanda alt çekmecelerden çıkartmış olduğu bir dosyayı karıştırıyordu. "Helin KATAR, 14 Nisan 2005 doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesinde Elektrik Elektronik Mühendisliği 2. sınıf öğrencisiydi." İşte o -di eki her şeyin özetiydi. Adem Bey konuşmaya devam etti. "Bugün sabah 7 sularında okula gitmek için yola çıktı fakat yolda yürürken havaya doğru sıkılan kuru sıkının telefonuna isabet emesi sonucu yolunu değiştirerek telefoncuya doğru gitmeye başladı. Yani en azından biz böyle biliyoruz. Telefoncuya vardığında alınan ifadeye göre saat 8 sularıydı. Telefonunun tamir edilecemeyeceğini fark ettiği için telefonu orada bıraktı ve okula giden otobüsün olduğu durağa doğru yürüdü. Durağa vardığında saat çoktan 08.30 olmuştu ve derse geç kalmıştı. Sokaktan çevirdiği birinden annesini arayıp tüm bunları anlattıktan sonra, ki biz tüm bunları annesinin verdiği ifadeden biliyoruz, evlerine yakın bir kafeye gitmeye başladı. Kafeye giderken bir anda yolunu değiştirdi ve kamera kayıtları bu noktada bitti. Daha sonra hiç bir kameranın bulunmadığı bir bölgeye doğru gitti. Arama çalışmaları başlatıldı ve..." sertçe yutkundu. "Bu saate kadar bulunabilen tek şey işte bu." İnce bir poşetin içinde bulunan bir şeyi havaya kaldırdı. Başta ne olduğunu anlayamamıştım ama. Bu bir dildi ve poşetin üstündeki etikette ise büyük harflerle HELİN KATAR yazıyordu. Bir saniye, bu şey tam olarak kaynolan kızın dili miydi? Kalbim hızlanmaya başladı. Dildeki dokular hala tazeydi ve bir zarar görmemişti. Ama korkunçtu. Hem de fazlasıyla korkunçtu. Adem Bey gözlerimdeki korkuyu görünce dili daha fazla havada tutmayıp masaya koydu. Konuşmaya devam etti, "Bulunan diğer şey ise Helin'in mermi alan telefonu." Elinde sol üstü mermiden dolayı kopmuş bir telefon duruyordu. Vahşetti,dehşetti bu. Bu şey çok korkunçtu. Konuşmaya başladım, "Sizce merminin o kadar kişi arasından Helin'e isabet edip hemen ardından da kızın kaynolması ve geriye sadece dilinin kalması tesadüf mü?" Diye sordum komisere. "Kimse tesadüf olduğunu düşünmüyor Adal. Zaten her şey birbiriyle burada çakışıyor. Mermiyi sıkan adam için arama çalışmaları sürüyor. Yakında bulunabileceğine emin olabilirsin. Bu dosya için seni görevlendiriyorum. Tüm süreci sen ilerleteceksin Adal. Seni yıllardır tanıyorum ve bu dava için en uygun polisim sensin. Diğer hiç bir polis bu ağır görevi kaldıramazdı." Göğsüm gururla kabardı. Emeklerimin karşılığını alıyorum sayılabilirdi. Komiser devam etti, "Kalabalığı görmüşsündür, kalabalık aslunda bu olaydan dolayı oluşmadı. Gelen haberciler görevin sana ait olacağını ve senin kadın bir polis olduğunu duyunca hemen karakolun etrafına toplandı. Dışarıda konuşulan ise sadece sensin Adal. Sadece sen. Bir anlığına boşluğa doğru daldım ve aklıma annemin sözleri geldi. Annem henüz ben 9 yaşındayken vefat etmişti. Onu hala çok özlüyordum. Polis olmak istediğimi duyunca bana şöyle demişti, "Sen sensin kızım, diğerleri ise başkaları sen kendin olmaktan vazgeçme ki diğerleri ileride sana hayranlıkla baksınlar. Seni sen yapan hırsın ve iraden olsun." Şimdi ise herkes bana hayranlıkla bakıyordu ama bana hayranlıkla bakmalarına sebep olan kişinin bunu görmeye ömrü yetmemişti. Boşluğa dalmışken gözlerimin dolduğunu hissettim. Tam o esnada Adem Bey'in sesini duydum. "Adalcım istersen biraz hava alıp gelebilirsin kızım." Adem Bey beni küçüklüğümden beri yetiştiren bana babalık yapan biriydi. En zor anlarımda yanımda hep o vardı. Onu babam yerine koyardım. O da beni kızı olarak görürdü. Dışarı karakolun bahçesine çıktım. Kalabalım dağılmıştı. Tek tük insanlar vardı. Cebimden sigara paketimi ve çakmağımı çıkarıp bir dal sigara yaktım. Beni zorlu bir görevbekliyordu. İnsanların benden umudu vardı. Bana güveniyorlardı. Adem Amcam ise benle gurur duyuyordu. Sigaradan derin bir nefes çektim. Tepeden bir kaç tane karganın sesi duyuldu. Ben bu göreve baş koymuştum ve en doğru sonucu almadan da görevi bırakmayacaktım. Gerekirse canımı bile verirdim. Ne demişler, kadın kadının yurdudur.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.