Eleni: Bu sisli Karadeniz de böylesine büyük acılar özlemler ve büyük bir aşk yaşayacağımı kim bilebilirdi ki?
Böylesine bir bağ bir daha bulunabilir miydi ama bu güçlü aşkın pençesindeyken yalanla geçirdi dişlerini bana sevdiğim. Hani aşıklar kıyamazdı sevdiğine, peki bu kalbimdeki izler de ne?
O gün bir umudum vardı, annemm Esme'm bana açıklamış olsa da Oruç'tan da istedim gerçekleri. Ama o hep hüzünlü gözlerle bana bakarak sustu lakin hüzünlü gözleri asla susmadı. Oruç'un kendisinin aksine gözleri bana hiç yalan söylemedi. Ama nasıl olurda benim için atarken kalbi yalan söylebildi bana?
Şimdi ne yapmalı bu iki kalbi de (benim ve Oruç'un kalbi) söküp atmalı mı ha?
Diye düşünürken herkese her şeyi açıklamadan önceki sabah, kurban bayramı sabahı, yanıma geldi gizlice penceremden çağırdı beni, babam görmeden....

