İçeriğe geç

SEN YOKKEN

Bölüm 2 · 2 dk okuma

SEN YOKKEN

Bölüm 2

-Veda ve Yeni bir Başlangıç-

10 yıl sonra

Seren

Rüyalarla örülü o on yıl, hayatımın en güzel, en huzurlu dönemiydi. Rüya, ben ve Derya Teyze... Rüya’nın babası o daha çok küçükken hayatını kaybetmişti; bu, aramızda bir kez bile dile getirmediğimiz, üzerine bir perde çekip sakladığımız kederli bir sırdı. Ancak biz, o yaraların etrafında bir aile kurmayı başarmıştık. Annemin beni o adamla bırakıp gittiği o karanlık günleri hatırladıkça nefesim daralırdı, bu yüzden "anne" kelimesini sadece Derya Teyze için kullanırdım. O, benim için sadece bir teyze değil; sığındığım tek limandı.

Her şey İzmir’deki üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasıyla değişti. Rüya, eşsiz çizim yeteneğiyle Güzel Sanatlar’ı, ben ise Psikoloji’yi kazanmıştım. Büyük bir mutlulukla, annemize artık yük olmayacağımız hayaliyle eve koştuğumuzda, hayatın bize sakladığı asıl sürprizle karşılaştık: Derya Teyze’nin ileri seviye lenf kanseri olduğu gerçeği.

Bunu bizden saklamıştı, ancak artık saklayamayacak kadar yorgundu. O akşam, yüzündeki acı tebessümle bize bakarken söylediği her söz, sanki kalbime birer bıçak gibi saplanıyordu:

"İkinizin de İzmir'i kazandığınızı duyunca içim öyle rahatladı ki kızlar," dedi sesi titreyerek. "Ayrı düşersiniz diye çok korkuyordum. Şimdi sizinle bir şey konuşmam gerekiyor... Ben hastayım. Durum ciddi olmasaydı bunu asla size yüklemezdim. Artık on sekizinizi geçtiniz, devlet sizi almayacak. Bu ev ve bankadaki küçük birikimim size kalacak. Ama ne olursa olsun, birbirinizden kopmayın. Sizdeki bu kardeşlik, kan bağıyla bağlananlarda bile yok. Bu hayatta yalnız değilsiniz; birlikte çok güzel bir hayat kurabilirsiniz... Ama ben, sona yaklaşıyorum, bunu hissediyorum."

O an dünyamız başımıza yıkıldı. Rüya inkarla bağırdı, ben ise umutla başhekim olan tanıdıklarımızı düşündüm. Fakat annem, kendi annesini de aynı şekilde kaybettiğini söyleyerek tedaviyi reddetmişti. Yine de pes etmedik; o gece sabaha kadar ağlayıp güldük, ama onu tedaviye ikna ettik ardından ona bakabilmek için var gücümüzle çalışmaya başladık. Bunca yıl bizi çekip çeviren kadına, bunu borçluyduk sıra bizdeydi. ben bu süreçte kuryelik yapmaya başlamıştım Rüya ise sokaklarda insanların resmini çiziyordu onları satıyordu bir süre böyle devam etti Derya annede tedaviye yanıt vermeye başlıyordu

yine çalıştığım günlerden birinde aldığım telefon ile

hayatın akışı sonsuza dek değişti. Telefonun diğer ucundaki o soğuk ses, hayatımın en büyük sınavını haber veriyordu:

"Seren Doğan ile mi görüşüyorum?" Titreyen sesimle, "Buyurun, benim," dedim. Kalbim boğazımda atıyordu. "Sizi hastaneden arıyorum..." Hızla sordum: "Annem... Annem nasıl?"

Cevabın yerini alan o korkunç sessizlik, bir ömür sürdü sanki. "Başınız sağ olsun. Hastayı kaybettik."...

O an anladım. Artık bu hayatta sadece Rüya ve ben vardık.

Aradan bir yıl geçti. Hâlâ kolay değil ama birbirimize sahiptik. Ve bu, elimizdeki en güçlü şeydi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.