Eve girdiğimde salon her zamanki gibi yarı aydınlıktı. Annem mutfakta bir şeyler karıştırıyordu, babam koltuğunda gözlüğünü takmış, televizyona bakıyor ama izlemiyordu.“Hayal geldi,” dedi annem, sesinde yorgun ama tanıdık bir sıcaklıkla.Ayakkabılarımı çıkarırken Hande salondan çıktı. Üzerinde eşofman vardı ama yüzü ışıl ışıldı, belli ki içindeki haberi tutamamıştı.“Hayal,” dedi, kolumdan tutup beni salona çekerek.“Tarih aldık.”Babam gözlüğünün üzerinden baktı. “Anlat bakalım,” dedi.“Nişan tarihi,” dedi Hande. “Doruk’la bugün kesinleştirdik.”Annem mutfaktan çıktı, elini kurulaya kurulaya. “Gerçekten mi?”“Gerçekten.”Annem Hande’nin yanına oturdu, saçını düzeltti. “Artık resmileşiyor demek,” dedi.Babam boğazını temizledi. “Doruk iyi bir çocuk,” dedi. “Benim tek derdim… ailesiyle." Hande hafifçe gülümsedi. “Biliyorum baba.”Ben sessizdim. İki hafta. İki hafta sonra Doruk’un ailesi, Deniz, herkes aynı ortamda olacaktı.“Sen ne diyorsun Hayal?” dedi annem.Gülümsedim. “Mutluyum,” dedim. “Gerçekten.”Yalan değildi. Ama eksikti.Odamda gitarı elime aldım. Tellerin üstünde parmaklarım durdu kaldı. Çalmadan, sadece tuttum. Kapı aralandı.Hande içeri girdi. “İyi misin?”“İyiyim,” dedim hemen. “Yalan,” dedi gülerek.Yatağıma oturdu. “Doruk’un kardeşi de gelecek,” dedi sanki laf arasında.Kalbim istemsizce hızlandı. “Biliyorum.”Hande dikkatle yüzüme baktı ama bir şey sormadı. “Uyuma,” dedi sadece. “Yarın erken kalkacaksın."Işık kapandıktan sonra uzun süre tavana baktım.Sabah okula girerken Asuman’la telefondaydım.“Bugün senin adın dönüyor,” dedi. “Ne anlamda?” “Her anlamda.”Kapıyı kapattım. Koridor kalabalıktı. Daha dolabıma varmadan Pelin koluma girdi.“Günaydın şan yıldızı.”“Abartma,” dedim.Sude arkamızdan geldi. “Abartı değil ki,” dedi. “Hoca bile seni konuşuyor.”İpek gözlerini devirdi. “Yardımcı hoca,” diye düzeltti. “Asıl olay o.”Tam o sırada Burak yanımıza geldi. “Hayal,” dedi. “Dün çok iyiydin.”“Teşekkür ederim.”Burak konuşurken Pelin’le Sude bakıştı. İpek hafifçe gülümsedi. Fısıltılar başladı.“Bak işte,” dedi Sude alçak sesle. “Biribitmedenbitmeden diğeri.”İçimde bir sıkışma oldu. “Saçmalamayın.”Derse girip çıktım. Çıkışta herkes ek ders meselesini biliyordu artık. Bakışlar daha dikkatliydi. Kapıyı tıklattım.“Gel,” dedi Deniz.Odaya girdiğimde piyano açıktı. Deniz notaları masaya bırakmıştı. “Bugün nefese odaklanalım,” dedi. “Sesin yukarıda kaçıyor.”Piyanonun başına geçti. Birkaç nota bastı. “Şuradan alalım,” dedi. “İlk kıta.”Söyledim. Durdurdu. “Bir daha,” dedi. “Ama bu sefer acele etme.”Tekrar söyledim. Bu kez başını salladı. “İşte bu.”Sessizlik oldu. Sonra sanki aklına yeni gelmiş gibi konuştu: “Bugün okul kalabalıktı.”“Evet.”Tuşlara hafifçe dokundu. “İnsan konuşurken bazen şarkıdan daha yüksek çıkar sesi,” dedi.“Dikkatini dağıtmasın.”Ne demek istediğini anlıyordum ama yüzüme bakmıyordu. “Alışığım,” dedim.Bu sefer baktı. “Bazı isimler özellikle mi yüksek çıkar, yoksa bana mı öyle geldi?”Kalbim hafifçe sıkıştı. “Bilmiyorum,” dedim.Gülümsedi. Gerçek bir gülümseme değildi. “Merak etmiştim,” dedi sadece.Tam o an telefonu çaldı.Ekrana baktı. Yüzü değişti.“Açmam lazım,” dedi.“Evet Begüm.”İsmi duyduğum an içimde bir şey yerinden oynadı.Telefonu kapattığında oda eski haline dönmedi. “Devam edelim,” dedi ama sesi biraz uzaktı.Piyanoya bastı. Ama bu sefer, aynı şekilde çalmıyordu. Ek ders bitmişti. Deniz notaları masaya bıraktı, tuşlardan son birkaç nota hâlâ havada çınlıyordu. Ben yerimden kalkarken gözlerim koridorun girişinden buraya doğru gelen kendinden emin adımlarından ödün vermeyen, hastanede görüp aşina olduğum Begüm'e takıldı. Az önce konuşmuşlardı. Muhtemelen Deniz'in haberi vardı. Begüm onu kapıda bekliyordu. Deniz henüz farketmemisti. Kalbim hızlandı, ama aynı zamanda bir plan oluştu kafamda. Sessizce, dikkat çekmeden çıkmalıydım.“Peki, teşekkür ederim Deniz,” dedim. Sesi olabildiğince sakin tuttum. “Çok faydalı oldu.”Deniz başını kaldırıp bana baktı. Gülümsemesi vardı, ama gözlerinin kenarında hâlâ o mesafe ve gizem.“Rica ederim,” dedi, “güzel ilerleme kaydettik.”Dersten çıkarken ayaklarımı sessizce sürükledim. Koridorda birkaç öğrenci dikkatle bakıyor gibiydi ama ben fark edilmediğimi hissettim.Begüm hâlâ oradaydı; ders odasına dönüp bir şeyler yazıyor, fısıltılar duyuyor gibi görünüyordu. Gözlerini üzerime diktiğini hissediyordum. Ama fark etmesin diye kafamı hafifçe indirdim, adımlarımı hızlandırdım. Okuldan çıkmam gerekiyordu. Hızlıca asagiya indim. Kantinin girişinde beni bekleyen Asuman'ı görünce içim biraz olsun rahatladı. Fakat o rahatlık hiçte uzun sürmedi. Çünkü Asuman'ın arkasından bana beklentiyle bakan bir çift göz daha vardı. Yanıma geliyordu. Tolga'ydı. "Hayal, nasılsın?" bana daha da yaklaştı. "Seni çok özlemişim." dediğinde Asuman, Tolga'yı arkasından tutarak kendi yanına çekti. Ben henüz cevap bile verememisken, okulun kapısından kendimi dışarıya atmak geldi içimden. Hızlıca okuldan çıktım. Tolga ve Asuman da peşimden geliyordu. Okulun önündeki uzun merdivenleri tek tek inmeye başladım. Tolga arkamdan seslendi fakat ona bakmadim. En son Asuman seslenince duraksadım. En son basamaktan indikten sonra orada durup yanıma gelmelerini bekledim. "Hayal biraz konuşalım mı?" Dedi Asuman. Eğer bunu diyen Tolga olsaydı reddederdim fakat Asuman'ı reddedemedim. Biz orada dikilirken Deniz okuldan çıkıyordu. Yalniz olduğunu sanmıştım, arkasından çıkan Begüm'ü görmeden önce. Aralarında mesafe vardı. Bakışlarımı onlardan alamıyordum ta ki Tolga konuşup dikkati üzerine çekene kadar. Keşke sadece konuşsaydı. Hiç beklemedigim bir anda Tolga ellerimi tuttu ve bakışlarına uzerime sabitledi. Önce ellerimize sonra merdivenlerin başında duraksayan Deniz'e baktım. Onun da bakışları tam olarak ellerimdeydi. Tolga'nın ellerindeki ellerimde. Ellerimi çekmeye yeltenecekken Deniz'in Begüm'ün elini tutmasını beklemiyordum. Elini bırakmadan merdivenlerden inmeye başladığında kitlenmiş gibiydim. Ellerimi cekemiyordum. Begüm bile inanamamis gibiydi bu duruma. Son basamağa geldiklerinde Deniz artık bana bakmıyordu sadece Tolga'nınkilerin arasında kaybolan ellerime bakıyordu. Baktı, ve gitti. Tek bir söz söylemeden. Ben artık hiçbir şey anlamıyordum. Neyin içindeydik biz? Ellerimi Tolga'nın ellerinden çekip oradan hızlı adımlarla uzaklaştım. Arkama hiç bakmadan. Bu defa kimse arkamdan gelmiyordu. Ve ben ne hissettiğimi anlayamıyordum. Kalbim olması gerektiğinden çok daha hızlı çarpıyordu. Nefesim git gide hızlanıyordu. Ne olduğunu bilmediğim bir durumun içinden kurtulmaya çalışıyordum. Bilmediğim bir yaraya merhem arıyordum.
Bölüm 8
Bölüm : 8
Bölüm sonu
Sonraki bölüm kilitli
9. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.