Senden önce ben...
Seni görmeden önce ben yaşamaya değer bir şey olmadığını düşünürdüm. Ne zaman hayatıma girdin, bana başka bir yaşamın daha olduğunu öğrettin.
Eskiden yağmur da ıslanmak saçma gelirdi. Şimdi ise her gün yağmur yağsa da sırılsıklam ıslansam diyorum. Eskiden hiç kitap okumazdım. Şimdi ise elimden kitap eksik olmuyor. Her gün sabah erken kalkıyorum sırf senin sevdiğin çikolatalı kurabiyeleri yemek için...
Her sabah erken kalkıyorum çünkü seni görmek ümidi ile yaşıyorum ben.
Bugün de geldin sabah lakin kolunda bir kızla girmiştin okuldan içeriye. Canım çok acımıştı lakin vardır bir nedeni dedim. Bekledim her gün beni görmeni lakin sen her seferinde beni görmemekte ısrar ettin
Keşke bu kadar inat etmek yerine beni görseydin.
Bugün hava yine yağmurlu, sen yağmurlu günleri seversin...
Bak yine elimde sevdiğin çikolatalı kurabiyelerden var. Derin bir iç çekmek zorundaydım çünkü bu kadar yakışıklı olmana gerek yoktu.
Allah neler yaratıyor da Allah'ın yarattığı kul beni görmüyor. Keşke beni görsen. Ne kadar mutlu olurum bir bilsen.
Artık günlüğüme seni yazmayorum çünkü artık günlüğüm bile beni görmeyen birini anlatmamdan bıktı. Herkese seni anlatmaktan bıktım da sen beni görmemekten bıkmadın...
Telefonuma gelen bildirim sesi ile telefonumu elime aldım. Mesaj kız kardeşimdendi. Kız kardeş bu dünyadaki en büyük nimetlerden biriydi.
Sister: Yine şu boktan çocuğu düşünmeyi bırak da sınavına çalış. Kariyer yap bak nasıl senin yanına geliyor.
Kız kardeşim böyleydi hep beni güldüren açık sözlü biriydi. Aslında çevrem çok geniş değildi. Kuzenim Melike ve kız kardeşim Zümrüt vardı.
Birde dedikodu yaptığım annem ve anneannem vardı. En çok ise konuşurken kendimi rahat hissettiğim babam vardı. Birde her sabah günaydın dediğim apartman yöneticisi vardı. Gerçekten muhabbeti sarıyordu. En azından aşkımı anlayan tek kişi apartman yöneticisi Salih abiydi.
İsme takılmayın benden altı yaş büyük olan ve çok tecrübeliymiş gibi gözüken, mahallenin delikanlı abisidir kendisi...
Otobüs hareket edince elimdeki çikolatalı kurabiyelerden biri yere düşmüştü. Tam yerden almak için eğildiğim esnada biriyle ellerimiz birbirine değmişti. Onun yeşil gözleri ile göz göze gelince şoka girmiştim. Ben nasıl olurda onunla aynı otobüse bindiğimizi fark edemezdim.
Hızla elimi çektiğim de yere düşen çikolatalı kurabiyeyi bana uzattı. Dudaklarını büzerek"Yazık olmuş." Dediği esnada ben şoktan ne yapacağımı şaşırmıştım.
Elinden kurabiyeyi hemen aldığımda bana bakarak "Sende mi seviyorsun?" Diye sorduğunda 'Sen sevdiğin için seviyorum.' diyemedim. Onun yerine "Tadı güzel oluyor." Diye yanıtladım.
Önüme döndüğüm de bana alayala sırıtarak bakmaya başladığında tekrar başımı çevirip ona baktım. "Bizim okuldan mısın?" Sorusuna karşılık kırılmıştım. Kaç yıldır aynı okuldaydık beni nasıl fark etmemişti?
Kantinde , yemekhanede, spor salonunda, klüp saatlerinde, müzik ve resim atölyesinde illa ki beni görmüş olmalıydı... Beni hiç görmemişti. Ben onun için hayalet Casperdım yada bir duvardan farkım yoktu.
"Aynı okuldayız." Diye yanıtladım. Bir süre düşünür gibi baktı yüzüme "Güzel." Diye yanıtladı. Sonra aklı karışmış gibi durdu. "Seni nasıl görmemişim." Dediğinde biraz sinirlenmiştim çünkü kendisi beni hiç görmek istememişti.
"Beni görmeyen sensin." Diyerek omuz silktim. Eliyle çenesini sıvazlayarak "Yanlış cevap." Dediğinde kaşlarımı çatmıştım. Şimdi ne demek istemişti ki?
"Seni görmeme izin vermemişsindir. Hepsi bu..." Diyerek göz kırpmıştı. Bende yüzüne küçümseyen bir bakış attım. "Demek ki beni görmeni istemedim." Diyerek önüme döndüm. Bu ona iyi bir kapak olmuştu.
"Hımm!" Dedi mırıldandanarak. O sırada yanımda oturan genç kadın kalkacağı için ayağa kalktım. Genç kadın yanımdan kalkarak otobüsten aşağıya inince yerime oturacağım sırada otobüs ani fren yapınca onu üzerine düştüm. Yeşil gözleriyle göz göze geldim.
Eli belimi tutuyordu. "Tutmasam düşüyordun." Dediğinde yutkunarak yüzüne baktım. "Hiçte bile." Dedim alayla. Yeşil dediğim gözleri şuan en siyah tonlarına bürünmüştü. "Keşke seni daha önce göreseymişim." Dediğinde kalbim deli gibi hızlanmaya başlamıştı.
Hızla ayağa kalktığımda benim durağımın önüne gelmiştik. "Keşke beni hiç görmeseydin." Diye cevap verdiğimde otobüsün kapıları açılmıştı. Aşağıya inmiştim ve bir kere bile arkama bakmamıştım.
Beni görmen için gerekli günler, aylar ve yıllar geçmemeliydi. Beni görmen için etrafına bakman gerekirdi. Sen her şeye geç kalmış bir adamdın, benim de en büyük hatam yanlış bir adamı kalbime alıp, sevmekti...
Aşık olmak zordu en büyük zorluk ise kalbimizin gelipte annemizin oluşturduğu dokuz aylık kalbi bir günde parçalara ayırabiliyor olmasıydı.
Cadde boyu yürürken onu düşündüm fakat biliyordum o başka bir kızı düşünüyordu. Neden bizim düşündüğümüz kişinin aklında biz olmazdık?
Apartmandan içeriye gireceğim sırada kapıdan dışarıya çıkan Salın abiyi gördüm. Bugün yeşil gömlek giymişti. Fazla çekici bir fiziği vardı. Yinede bizim mahallede ki tüm kızlar illaki Salih abiye gönüllerini kaptırmışlardı.
"Naber ufaklık?" Diye sorduğunda mavi gözlerinin harelerinde birer ışık parlıyordu. "İyidir Salih abi." Dediğim zaman sanki 'Abi' kelimesine bozulmuş gibiydi.
"Nereye böyle?" Diye sorduğumda zorlukla gülümseyerek "Kız kardeşim Gülsüm'ü okuldan alacağım." Demişti. Erkek kardeşim Ender ile aynı yaştaydılar lakin pek iyi anlaştıkları söylenemezdi.
"Selam söyle fıstığa." Diyerek kapıdan içeriye girdiğimde arkamdan "Tamam, söylerim." Diye mırıldandandığını duymuştum.
Asansörü beklerken içeriye kuzenim Melike girmişti. Babası şehit olduğundan beri yanımızda kalan kuzenimdi. Babam bizden asla ayırmazdı, sevgisini hep eşit paylaşırdı.
"Sevdiğini söyledi mi bu sefer." Dediğinde yüzümü buruşturdum. "Allah'ın kurosu." Diyerek asansöre bindiğimiz de heyecanlı şekilde bir şeyler anlatıyordu. Bense sadece onu düşünüyordum.
"Alo!" Diye çemkirdiğinde tekrar kuzenime döndüm. "Gözünü aç artık çok güzel kızsın. Kendisi kaybeder." Kafamı sallamakla yetinmiştim.
Zile bastığımızda kız kardeşim kapıyı açtı. Kuzenim ile bakıştılar. Bende direk odama doğru yürüdüm.
Aklımda mutlu olabilmem için tek bir neden vardı. Bugün 18 Mart 2024 yılında elleri elime ilk kez değmişti. Bunu günlüğümün sayfasına bile yazmıştım.
Herkes duymalıydı çünkü ben, benim canımı acıtan bir adamı seviyordum.
Sabah sabah yine herkes telaşlıydı. Ender kardeşimin bugün okul korosu vardı. Herkes telaşlıydı. Sabah sabah kravatını anneanneme düzelttirmiş. Sonra anneme çantasını hazırlaması konusunda iki saat ikna etmeye çalışmış, sakin olan babamın bile sinirlerini zıplatmıştı.
En sonunda önce kuzenim Melike'yi okula bırakmış, sonra kız kardeşim ve Ender'i okula bırakmıştık. Benim okulun önünde durduğumuz zaman babam bana dikkatlice baktı. "Annen ile aramızda konuştuk. Anneannende hem fikir istersen bir psikoloğa gidelim. Belki sana iyi gelir."
Babamın buz gibi bakan mavi gözlerine baktım. Gözlerim dolmuştu. 'Benim tek ihtiyacım olan şey onun beni sevmesiydi.' babamın yüzüne bu cümleyi söyleyememiştim sadece "Gerek yok." Diyerek arabadan dışarıya çıkmıştım.
Okula girdiğimde etrafta onu görmedim. Bir kaç dersin teneffüsünde gözlerim onu aramıştı lakin bugün okula gelmemişti. Son ders bedendi. Bende peteğin önünde ısınmak için hemde buraya kimsenin gelmeyeceğini bildiğim için kafamı dinliyordum. Yoksa düşünceler beni mahvediyordu.
Yanımda bir hareketlenme oldu biri yanıma gelmişti. Siyah bir gölge hissediyordum. "Beni sevmemiş." Demişti onun kalın erkek sesi.
Bu oydu... Biraz durduktan sonra cesaretimi topladım. Siyah kapşonlu bir ceketi ile yanımda duruyordu. "Kim seni sevmemiş." Dediğim de sesim kısık çıkmıştı çünkü bu cevabı duymaktan korkuyordum.
"Sevdiğim kadın." Dediğinde yutkunmuştum. Ne denli isterdim ilk aşkı olmak, şimdi ise ne kadar imkansızdı. Ne ilk aşkı olabilirdim ne de son aşkı benim onun hayatında bir yerim bile yoktu.
"Neden böyle düşündün?" Diye sordum lakin kalbim bin parçaya bölünmüştü. "Başka bir erkek var." Dediğinde o kadar çok mutlu olmuştum ki... Salak gibi hala beni sever umuduyla sevinmiştim.
"Sende başka birini sev." Dediğim de derin bir iç çekti. "Turuncu saçları var, bana bakınca kısılan ela gözleri var. İki tane gamzesi var."
Bugünde onun sevdiği kadını dinlemiştim. Lakin bir kez bile cesaret edip 'Bende seni seviyorum. Neden bana acı çektiriyorsun.' demek yerine "Sende onu unut." Diyerek yanından gideceğim sırada kolumu tutmuştu. "Unutmak o kadar kolay mı?" Acıyla yüzüne baktım.
Sahi unutmak o kadar kolaymıydı?
Kolay olsaydı kalbim senin unutmazmıydı?
"Unutmak kolay." Dedim yüzüne bakarken yalan söylemiştim. Unutmak kolay değildi...
"Önce beyninden ismini sil sonra kalbinden aşkını çıkar. Bu kadar basit." Kaşlarını çattı yeşil gözleri bir süre düşünür gibi yüzüme baktı.
"Sende öylemi yaptın?" Diye sorunca böyle bir soru soracağını düşünmemiştim.
"Ben unutmak yerine öldürdüm. Öldürdüğümü zannettiğim zaman kalbimde küçük bir umut oluştu. Kalbimin ortasında bir karadeliğe dönüştü."
Yine uzun uzun düşündü "O zaman aşk insanı öldürür." Biraz daha dibine girdim. Bugün 19 Mart 2024 kolumu tuttuğu ve beni dinlediği ilk gün...
"Aşk insanı öldürmez, aşk insanı yaştır." Dediğim yeşil gözleri siyaha doğru kayboldu.
" O zaman ben ona sırılsıklam aşığım." Dediğinde tanrıdan dua etmeliyim. Bu anı duymak yerine kalbimin durmasını istemliydim lakin yapamadım. Ben korkak biriydim öyle bir dua bile edemezdim çünkü benim aşkım onsuz yaşayamazdı. Ben artık onsuz bir hayat bile düşünemiyordum.
Onun hayatında ise başka bir kız vardı...
Arkama döndüm o sırada göz yaşlarım gözümden akmaya başlamıştı. Sınıftan çantamı aldığım gibi siniftan dışarıya çıkmıştım. Yağmur çok hızlı yağıyordu. Sırılsıklam olmuştum. Bugün otobüste durak beklemek yerine eve kadar yürüdüm. Sudan çıkmış balığa dönmüştüm.
Caddenin sonunda kız kardeşim Zümrüt'ü gördüm. Karşı tarafa geçtim. Kardeşim siyah şemsiyesi ile bana baktı. Halimi görünce korkmuş gibi gözüküyordu.
"Bugün bana başka bir kızı anlattı. Sevdiği kızı anlattı." Dediğim de yüzüme acıyla baktı. Ağlamaktan harap olmuştum. Kardeşim. Şensiyesini yere bırakarak bana sarıldı. "Geçecek başka birinin sevgsidinde mutlu olacaksın." Demişti de...
Ben sadece onun sevgisini istiyordum. Başka birinin sevgisinde nasıl mutlu olabilirdim?
"Belki bencillik." Diye fısıldadım. "Ben sadece onun sevgisini istiyordum."
Hep derler sevgi görmemiş çocuklar başka birsinin sevgisine muhtaçtır diye...
Bu söz yalandı. Ben el bebek gül bebek büyümüştüm. Kimsenin sevgisine muhtaç büyümedim. Herkes beni sevdi... Beni annem sevdi, babam sevdi, anneannem sevdi, kuzenim sevdi, iki kardeşimin ikisinde beni sevdi. Herkes beni severdi....
Lakin bir tek o beni sevmemişti.
Birkaç saat sonra kardeşim sürekli "iyi misin?" Soruları ile yanımda olması beni daha iyi hissettirmişti. Bu dünyada herkesin bir kız kardeşi olmalıydı.
Sonunda annem beni markete ekmek almak için göndermişti. Ben ne kadar bahane üretsemde pek bir sonuç elde edemeyince paşa paşa gitmek zorunda kaldım.
Apartmandan dışarı çıktım, marekete gittim iki ekmek aldım. Eve gerlirken Salih abiyi gördüm. Beni bu halde görünce kaşlarını çattı. Buz gibi bakışlar atarak on adımda atması gereken adımı bir adımda atarak tam karşımda durmuştu.
"Seni o adam mı bu hale getirdi." Dediğinde cevap vermeden gözlerimden akan yaşlar cevap vermişti. Kolumu tutarak beni kendisine çekti ve sarıldı.
"Seni bu dünyadan nasıl koruyabilirim miniğim. Söylesene?" Dediğinde daha çok ağlamaya başlamıştım.
"Bunları ağla diye söylemedim." Dediğinde gözlerinin içine baktım. "Beni sevmiyor Salih abi. Bugün benim karşımda sevdiği kadını anlattı."
"Sende ona inat başkasını sev." Başımı iki yana salladım. "Ben başka birini sevemem."
"Ah küçüğüm! Bulacağız bir çaresini." Bir kaç adım uzaklaştım. "Sen her zaman bir çaresini bulursun Salih abi." Dediğim de yine mavi gözlerinde bir hüzün oluşmuştu.
"Buluruz minigim, buluruz." Dediğinde beraber yürüyerek parkın önündeki bankalardan birine oturduk.
"Çok sevme senin kalbim buna dayanmaz." Şaşırarak yüzüne baktım. Yüzü bana değil karşı tarafa bakıyordu. "Beni çok iyi tanıyorsun Salih abi..."
"Ben seni doğduğun günden beri tanımaya çalışıyorum." Karşı tarafa bakınca nutkum tutulmuştu bu oydu...
Benim ışığımı karanlığa çeviren, en büyük rüyalarımı kabusa çeviren adamdı.
"Gece çolpan." Diye mırıldandım lakin o beni yine fark etmezdi. Bir kere bile arkasına dönmeden uzaklaştı. Az ileride duran kız arkadaşının koluna girerek yürümeye başladılar.
Salih abim elimi tuttu. "Üzüme küçüğüm olana bir çare bulamayız."
"Bulmalıyız bir çare..."
Neden benim karanlığın oldun aydınlığım olmak yerine?
"Beni bir gün sever mi sence Salih abi?"
"Bilemyiz küçüğüm."
"Peki bir gün ben onu unutur muyum?" Soruma karşılık gözlerime baktı. Sonra başını gökyüzüne çevirerek imkansız bir şey söyleyecekmiş gibiydi.
Kısa bir cevap vererek "Belki." Dedi.
Belki... Hiçliğin umutsuzluğun anlamı olan 'belki' benim kalbimde bir umuttu. Sevmenin anahtar kelimesiydi.
Belki bir gün beni görür, aynı kaderi paylaşırız...
Beni sevmezsin bilirim, zorla beni Sevde diyemem sana lakin kalbim artık dayanmıyor. Lütfen artık beni gör çünkü ben o sevdiğin kadından farklıyım.
Ben seni ölene kadar ya da dünya yok olana kadar sevmeye devam edeceğim. Saatler, aylar yılar geçsede ben seni artık unutamam. Sen benim kalbime girdim... Evim, yuvam oldun.
"İmkansız düşünüyorsun." Diye mırıldandanmıştı Salih abi.
"Ben o imkansıza aşığım." Dediğim an Salih abi derin bir iç çekti.
"Keşke bunu yer gök şahit olduğu gibi o kişide görse..."
Yağmur çisilmeye başladı yine banktan ayağa kalktı. "Gidelim miniğim." Dediğinde yürümeye başladık. Ben onu daha çok sevmek için Yürüdüm tüm yolları.
"Keşke minik kalbin artık acı çekmese." Benim kalbim onu gördüğüm günden beri acı çekiyordu. Tam kalbimin ortası acıyordu.
Bir tek kalbimin acıdığını onu görmeyen kişi sevdiğim adamdı.
Telefonuma gelen bildirim sesi ile telefonuma baktım. Salih abi yüzüme baktı. Telefonumu açtığımda kalbim yine paramparça olmuştu.
Anonim bir hesap: Okulun popüler kızı ve valeybol takımının lideri barışmışlardır.
Not:Okulun tüm kızlarına duyurulur.
Bu hesap o kızın en yakın arkadaşının hesabıydı...
Kafamı telefondan kaldırınca Salih abi yüzüme endişeyle bakıyordu. "Barışmışlar." Dediğimde derim bir iç çekti. "Miniğim yapma böyle." Demişti ama kalbime söz geçmiyordu işte.
Sol gözümden akan yaş artık yüzümü ıslatmıştı. Salih abi sağ eliyle göz yaşımı sildi. "Beni bir kere bile sevmedi Salih abi." Dediğim de beni dinliyordu.
Derin bir iç çekti koluma girdi. "Bizde onu unuturuz."
"Unutamayız Salih abi. Unutamayız."
Keşke unut denilince unutulsaydı yada aşık olmak yasak olsaydı belki o zaman kimse acı çekmezdi...
Senden önce
Ben daha mutluydum, daha neşeliydim.
Her gün içimde bir umut vardı. Sen ise o tüm umutları öldürdün, bazen diyorum keşke hayatıma girmeseydin. O zaman acı çekmezdim diye düşünüyorum.
Her geçen gün senin için ölüyorum görmüyor musun?
senden önce yaşıyordum da... Senden sonra nasıl yaşarım...
Belki bir gün beni fark edersin.
19 Mart 2024 yine beni görmediği günlerden biriydi...
(Devam edecek...)