İçeriğe geç

SEN UYURKEN

Bölüm 1 · 2 dk okuma

SEN UYURKEN

Bölüm 1

Herkes öldürür sevdiğini.

Taehyung okay yerine vardığında sabah henüz yeni aydınlanıyordu.

Depoların bulunduğu sanayi bölgesi neredeyse boştu.

Polis araçlarının ışıkları gri beton duvarların üzerinde yanıp sönüyordu.

Arabasından inip olay yerine yürüdü. Bir memur onu görünce yanına geldi.

- Dedektif.

- Ne durumdayız?

- Bir erkek cesedi.

Taehyung emniyet şeridinin altından geçerek depoya girdi.

Kapı zorlanarak açılmıştı. Kilidin olduğu kısım parçalanmıştı.

İçeri girer girmez demir ve kan kokusu genizini yaktı.

Yerde yatan adamı görünce duraksadı. Adlı ekip çoktan incelemeye başlamıştı.

- Kimliği?
- Park Minjae. Elli iki yaşında.

Taehyung cesedin yanına çömeldi. Adamın yüzünde donup kalmış bir korku vardı. Sanki ölmeden önce gördüğü şey son nefesine kadar peşini bırakmamıştı.

- Ölüm saati?

- Gece yarısı ile 4 arası.

Taehyung başını salladı. Sonrasında adamın omuzuyla boynu arasında bir yerde ki dövmeye baktı.

Bir daire.

Ve dairenin içinde birbirine dolaşmış üç çizgi.

Yine aynı sembol.

Çenesi gerildi.

12 yıl.

12 yıldır aynı sembol.

12 yıldır aynı katil.

12 yıldır tek bir cevap yoktu.

Yetimhane yıllar önce yanmıştı. Belgeler bulunamamıştı. Kayıtlar yok olmuştu. Orada çalışan insanlar ya ölmüş yada kaybolmuştu.

Sanki biri geçmişi bilerek siliyordu.

-Dedektif Kim?

Taehyung ayağı kalktı.

Görevli elindeki dosyayı uzattı.

-Kurbanın depo sahibi olduğu onaylandı.

-Bu depo onun mu?

-Evet.

Taehyung etrafına baktı.

Dağınık kutular. Eski raflar. Paslı dolaplar.

Adam kendi deposunda öldürülmüştü.

Tam dosyayı geri verecekken bir detay dikkatini çekti.

Depo numarası.

B-217 numara.

Taehyungun eli korkuyla ceketinin cebine gitti.

Kalbi bir anlığına duracak gibi sıkıştı.

Hayır.

Tekrar olamaz.

Tekrar olamaz.

Tekrar olamaz.

Kalbi daha da sıkıştı.

Ceketinin cebinden çıkardığı anahtara bakıyordu.

Dün gece arabasının torpidosun da bulduğu anahtar.

Nereden geldiğini bilmiyordu.

Nasıl geldiğini bilmiyordu.

Atmayı düşünmüştü.

Ama yapamadı.

Anahtarın üzerinde ki metal etikete baktı.

B-217.

Yine oluyordu.

Taehyung gözlerini depodan ayıramadı.

Midesi düğümlenmişti.

Yine.

Yine aynısı oluyordu.

Önce birşey buluyordu, sonra birkaç gün geçmeden cinayet mahallin de bulduğu şey ile ötüntülü birşey buluyordu.

İlkinde tesadüf demisti.

İkincisinde de.

Üçüncüsünde de.

Ama bu kaçıncıydı?

Dört?

Beş?

Çok kez.

Hatırlayamıyordu.

-Dedektif?

Taehyung irkildi, anahtarı hızla cebine koydu.

-Birşey yok.

Vardı.

Birşeyler vardı.

Ve ilk kez içinden yükselen düşünceyi bastırmakta zorlandı.

Ya bu bir tesadüf değilse?

Telefonu cebinde titredi.

Ekranda tek bir isim belirdi.

Jeongguk.

Biraz uzaklaşıp, şeritten çıktı. Çağrıyı cevapladı.

-Balım?

-Yine iş başındasın.

Gözünü cesetten ayıramadı.

-Ne yazık ki.

-Kahvaltı yaptın mı velet?

-Bana velet deme.

-Ama veletsin.

-Yapmadım kahvaltı.

-Tahmin etmiştim.

-Fotoğrafçılık yerine falcılığa başlamalısın.

Karşı taraftan kısa bir kahkaha geldi.

Taehyung o sesle omuzlarının gevşediğini hissetti.

O sırada şehrin diğer ucunda olan jungkook üzerinde tae'nin kapanmış bir bar önün de çekildiği resim olan fotoğrafı da dosyanın içerisine koydu.

Ve kendinin bile zor duyacağı şekilde fısıldadı.

-Sen uyurken çok şey oluyor.

İlk ficim olacak ama çok iddialıyım. Bu fici okurken herşey de bir ibnelik aramalısınız. Herşey birbiri ile örüntülü olacak. Ayrıca bayağı büyük bir spoi verdim bu bölümde de. Yeni bölüm okunmaya göre gelecek umarım beğenirsiniz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.