İçeriğe geç

SEN BENİM HERŞEYİMSİN

Bölüm 5 · 2 dk okuma

SEN BENİM HERŞEYİMSİN

Bölüm 5

Blue Rose ve Küçük Sırlar

Philip önlüğünü çıkarıp arabaya geçtiğinde Beatrice büyükbabasından gelen e-postalara göz atıyordu. Çoğu önemsizdi. Ama biri dikkatini çekti. Avukat Walker’dan gelmişti. Son karşılaşmalarından sonra hâlâ vazgeçmemişti. Okulu satın almak için teklifini yükseltmişti. Beatrice maili silip evden çıktı. Bishop Caddesi’nden Blue Rose’a varmaları yarım saat sürmüştü. Bugün Beatrice’in ilk işi, gelecek yıl okula başlayacak öğrencileri seçmekti. Her yıl farklı bir yöntem uygulanırdı. İlk elemeyi geçen elli öğrenci tiyatro salonunda bekliyordu. Her sene maddi durumu iyi olan bazı aileler fazla para ödeyerek çocuklarını bu okula sokmaya çalışırdı. Ama Blue Rose böyle bir okul değildi. Beatrice kürsüye çıktığında umut dolu gözle karşılaştı. Aileleri beşerli gruplar halinde kabul odasına alıp sorular sordu. Verilen cevaplar çocukların ne kadar zeki ve dürüst olduklarını gösteriyordu. Sonunda elli öğrencinin tamamı Blue Rose’da eğitim almaya hak kazandı. Philip kayıt işleriyle ilgilenirken Beatrice Frank’in restoranına gitmek üzere yola çıktı. Onu okulda kalmaya ikna etmek zaman almıştı. Okuldan çıkması saat bir buçuğu bulmuştu. Bugün restoranda yemek servisi yapılmayacaktı. Tüm ekip akşamki sürpriz için hazırlanıyordu. Beatrice yola çıkmışken Frank aradı. Yönünü değiştirmek zorunda kaldı. Lily’yi oyalaması gerekiyordu. Lily, Beatrice’in liseden arkadaşıydı. Yıllar içinde birbirlerinin en yakın dostu olmuşlardı. “Umarım heyecanımı belli etmem,” diye düşünerek kapıyı çaldı. Lily başarılı bir araba tasarımcısıydı. Aynı zamanda motor mühendisiydi. Evde durmaktan hiç hoşlanmazdı ama yetiştirmesi gereken işleri yüzünden bugün evindeydi. Kahvelerini içerken Lily, dışarı çıkamayacağını söyledi. Bu Beatrice’e birkaç saat kazandırmıştı. Ama sonra onu nasıl ikna edeceğini düşünmesi gerekiyordu. Lily çalışırken Beatrice onun ne kadar yorulduğundan şikâyet ediyordu. Lily gülümseyerek, “Abartıyor,” dedi. Tam o sırada Frank’ten mesaj geldi. “Hemen hemen her şey hazır. Saat yedide burada olun. Gecikme.” Beatrice için zor kısım şimdi başlıyordu. “Düşün Beatrice, düşün,” diye mırıldandı. Lily’yi yerinden fırlatıp restorana götürecek bir fikir bulmalıydı. Kitaplığın önünde parmaklarını gezdirirken Lily’nin evine bir kez daha hayran kaldı. O an fark etti. Duvarlarda, konsolda, her yerde Frank’in fotoğrafları vardı. Sanki Lily başını nereye çevirse Frank’i görmek istiyordu. Beatrice bunu fark ettiğinde bir an kıskanmıştı. Sonra anladı. Galiba aşkın gözü gerçekten kördü. Ya da Lily’nin gözleri fazlasıyla açıktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.