İçeriğe geç

Sen Ben ve O

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Sen Ben ve O

Bölüm 5

4.Bölüm: Açığa Çıkan Sırlar

Tarık Hoca'nın yardımcı antrenörlük teklifini hiç düşünmeden kabul etmiştim. Konuşmamız boyunca gözü hep üstümdeki yaralara kaymıştı. Boynumdaki o morlukları kapatmak için koca bir yara bandı yapıştırmış, Uzay'ın bıraktığı izlerle dolu kollarımı da bantlarla sarmıştım. Hoca bir şey sormadı ama bakışlarındaki acıma hissini görmek bile yetip artıyordu.

Ertesi gün kulübe gittiğimde kapının önünde Bora ve Pamir'i gördüm. Uzay beni kaçırdığı gün ikisi de oradaydı. Hatta Bora, Uzay sinirden gözü dönüp bana daha fazla vurmasın diye onu güç bela tutmuştu. Tam yanlarından geçecekken arkalarından Uzay belirdi. Göz göze geldiğimizde yüzünde alaycı bir gülümsemeyle bana açıkça göz kırptı. Söverek hızla soyunma odasına attım kendimi. Yedek antrenörler için hazırlanan eşofmanları giyip sahaya çıktım.

Ben sahaya adım atar atmaz bizim çocuklar etrafımı sardı.

"Yakışmış kardeşime!"

"Aynen valla, yakışmış."

Sado ve Mert neşeyle konuştular. Emir ise tek bir kelime bile etmedi. Sadece gözlerimin içine bakıyordu. Ben de konuşmadım, bakışlarımı kaçırdım.

Tam o sırada arkamdan ayak sesleri duyuldu. Uzay yanımıza kadar gelip, gayet rahat bir tavırla ağır elini omzuma bıraktı.

"İyileşince bir rövanş atarız artık."

O an Emir patladı.

"Lan!"

Kükreyip bir hamlede Uzay'ın yakasını kavradı. Paniğe kapılarak hemen Emir'in koluna yapıştım.

"Karışma!"

"Nasıl karışmayayım lan? Seni bu hale bu naylon getirmiş. Dövmüş lan seni!"

"Benim meselem! Seninle bir ilgisi yok!"

"Hasan."

Emir'in , bakışlarında derin bir kırgınlık ve öfke vardı. İçim sızlıyordu. Kalbim darmadağınık olmuştu ama gerçeği, içimdeki o lanet hisleri öğrenmeden benden uzak durması onun için de benim için de en iyisiydi. Dişlerimi sıktım.

"Geri bas Emir."

Sado ve Mert hemen araya girip Emir'i geriye doğru çektiler.

"Şimdi değil kardeşim, dur."

"Tarık Hoca gelirse mahveder bizi. Hesabını sonra sorarız, dur."

Geriye çekilen Emir'in öfkesi dinmemişti ama Uzay durumdan gayet memnundu. Tam arkamda dururken, kimsenin görmeyeceği bir açıyla elini belime koydu. Parmakları kumaşın üzerinden tenimi bastırdı. Bütün bedenim bir anda kaskatı kesildi, gerim gerim gerildim. Uzay hafifçe kulağıma doğru eğildi.

"Herkes gidince soyunma odasına gel."

Nefesi kulağımı yaktı. Ardından hiçbir şey olmamış gibi geriye çekilip sahanın diğer tarafına doğru yürüdü.

"Ne dedin lan?"

Emir arkasından bağırdı. Uzay yarattığı kaostan memnun arkasına dönüp el salladı.

"Ben onu var ya. Oğlum sen bu çapsızdan mı dayak yedin lan?"

Ardından bana sinirle döndü.

"Evet, ne olmuş?"

"Sen normalde döverdin bunu! Nasıl dayak yersin bu heriften?"

"Herif benden bir kafa uzun! Hem sana ne?"

Arkamı dönüp sahaya doğru ilerlemeye başladım.

"Ne demek sana ne lan? Hasan! Gel buraya, sana ne demek lan!"

Antrenman boyunca sahadaki gerilim bir an bile düşmedi. Emir ile Uzay, birbirlerine olan nefretlerinden ve gözlerini hırs bürümesinden önlerine gelen bir sürü net pozisyonu, neredeyse kesin gol olacak topları harcadılar. İkisinin de derdi topu ağlara göndermek değil, her fırsatta birbirini ezmek, gözdağı vermekti.

Ben ise sahanın kenarında, elimde Tarık Hoca'nın tutuşturduğu defter ve kalemle duruyordum. İçimdeki acıyı, bedenimdeki sızıları bir kenara bırakıp sadece oyuna odaklanmaya çalıştım. Her birinin eksiklerini, kafa yapılarını tek tek deftere not aldım.

Notlarım sadece Emir ve Uzay'la sınırlı değildi. Bora ve Mert saha kenarında veya tribünde kız gördükleri an konsantrasyonları sıfırlanıyordu. Pozisyon takiplerini tamamen bırakıp etrafa oynuyorlardı. Sado boyunun ve fiziğinin avantajını ikili mücadelelerde çok iyi kullansa da bu kalıbı hantallığa yol açıyor, ani yön değiştirmelerde hızını ciddi şekilde düşürüyordu. Pamir kaledeydi ama kafası sahada değildi. Sıkıntıdan sürekli sağa sola, kuşlara, kenardakilere bakıyordu. Oysa bir kalecinin gözü bir saniye bile toptan ve oyunun akışından ayrılmamalıydı.

Antrenman bittiğinde Tarık Hoca yanıma geldi. Elindeki düdüğü boynuna asıp defterde yazdıklarıma şöyle bir göz attı. Sayfaları ağır ağır çevirirken gözlerindeki o takdir eden ifadeyi gördüm.

"Aferin Hasan, gözünden hiçbir şey kaçmamış. Notlarının hepsine katılıyorum."

Hocadan bunları duymak gururumu okşamıştı ama bakışlarım soyunma odasına doğru yürüyen çocuklara kaydığında içimdeki o huzursuzluk tekrar baş gösterdi. Soyunma odasının kapısında Uzay'la göz göze geldik. Yüzündeki o yarım tebessümle bana bakıp içeri geçti. Birkaç dakika sonra herkes dağılacak ve ben o odaya, onun yanına gidecektim.

Herkes tesislerden çekilip de ortalık tamamen sessizleşince soyunma odasının kapısını ittim. İçeride yalnız duran Uzay'ı görür görmez hışımla üzerine yürüdüm ve göğsünden iterek metal dolaplara çarptım. Dolap çınlayan bir sesle sarsıldı.

"Ne yapıyorsun sen? Göze mi batmaya çalışıyorsun herkesin içinde?"

Uzay sırtını dolaba yaslamış, gayet umursamaz bir tavırla yüzüme bakıyordu.

"Neden göze batmayalım ki?"

"Bir de soruyor musun ulan?''

"Sizinkiler anlar diyorsan. Hepsi aptal, merak etme. Anlamazlar."

"Doğru konuş! Ayrıca sen bu senin arkadaşlarına ne kadarını anlattın bizim durumun?"

"Polise falan gitmeyecekler, merak etme."

"Sildin yani o video kaydını? İtirafı gerçekten sildin mi?"

Uzay bana doğru bir adım atıp üzerime doğru eğildi.

"Sana söyledim Hasan. O geceden sonra seni hapse falan göndermem ben."

Boğazım düğümlendi.

"Anladım, tekrar etme."

"Sen de sorma o zaman , hem sizinkilere hiçbir şey anlatmamışsın."

"Anlatmam."

"O kadar mı kötü aranız?"

"Boş versene sen."

İçimdeki o derin yarayı deşsin istemiyordum. Uzay başını iki yana salladı.

"Boş veremem. Hem aranız kötüyse, seni kendi tarafıma çekmeliyim."

Acı bir tebessüm belirdi dudaklarımda.

"O zor biraz."

"Diyorsun?"

Ve aramızdaki mesafeyi tek bir hamlede sıfırladı. Göğsü göğsüme değiyordu.

"Geri bas. Kulüpteyiz lan, saçmalama."

"Rövanş için iyileşmeni bekleyemeyecek gibiyim."

Neye uğradığımı anlayamadan beni arkamdaki metal dolaplara yasladı ve dudaklarıma kapandı. İlk an panikle gözlerimi açıp etrafa, kapı yönüne baktım. Birinin gelme korkusu içimi sarmıştı. Ama Uzay'ın dudakları dudaklarımı ezercesine baskı yapınca, karşı koyma gücüm tamamen eridi. Gözlerimi kapatıp ona geri karşılık verdim.

Aramızdaki o tehlikeli çekim yine beni içine alırken, Uzay'ın eli belime yerleşti. Parmakları kumaşı sıkınca bacaklarımdan yukarı doğru bir elektrik dalgası yayıldı, bütün bedenim kasıldı.

Uzay ne olduğunu anlamak için hafifçe geri çekildi. Tam o anda bir gürültü oldu. Gözlerimi açtığım an gördüğüm manzara beynimden vurulmuşa dönmeme yetti. Emir...

Emir gözleri yuvalarından fırlamış bir halde, devasa bir öfkeyle üzerimize uçtu. Ağır bir yumruk Uzay'ın suratında patladı. Uzay dengesini kaybedip yere yuvarlanırken Emir üzerine çullandı. Hayır , hayır. Emir'e böyle yakalanmış olamazdım.

Uzay vakit kaybetmeden toparlanıp Emir'in suratına sert bir yumruk geçirdi. Ama Emir adeta acı hissetmiyordu. Gözü dönmüş, bir canavar gibi Uzay'ın üzerine çullanmış, onu yumruk yağmuruna tutuyordu. Odada kemik sesleri yankılanıyordu.

Donup kalan bedenimi zorla hareket ettirdim. Tek çare Emir'i Uzay'ın üstünden almaktı. Öne atılıp Emir'in omuzlarına yapıştım ve var gücümle geriye doğru ittim.

"Dur lan! Dur!"

Emir'i üstünden itmeyi başarınca, yerdeki Uzay'ı kolundan tutup hızla ayağa kaldırdım. Emir göğsü hızla inip kalkarak, nefes nefese ayağa kalktı. Yüzü kıpkırmızıydı, gözlerinde öyle bir hayal kırıklığı, öyle bir tiksinti ve yıkım vardı ki. O bakışlara bir saniye bile dayanamazdım. Onunla yüzleşmek, o gözlerdeki soruyu duymak beni öldürürdü.

Sorgulamasına, bağırmasına fırsat vermeden Uzay'ın kolunu daha sıkı tuttum.

"Yürü!"

Uzay'ı da peşimden çekerek soyunma odasından dışarı fırladım. Arkamızdan büyük bir gümbürtü koptu. Emir'in metal dolapları, bankları sağa sola savurma, duvarları yumruklama sesleri koridorda yankılandı. Bacaklarım titriyordu. Ellerim, bütün bedenim zangır zangır titriyordu. Biri öğrenmişti. İçimdeki o en karanlık, en saklı sırrı biri görmüştü. Ve o biri dünyada bunu görmesini isteyeceğim en son kişiydi. Emir'di.

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

6. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.