Merhaba ben Uraz Demiroğlu kendimi kısaca size tanıtayım 20 yaşındayım 1,90 boyu olan, Siyah saç, mavi gözlü 90 kiloluk bir insanım işte ne eksik,ne fazla içime kapanık , hayatımı düzeltemeyeceğime inanan, Hayal bile kurmaya korkan çünkü ailem yüzünden gerçekleşmeyiceğini bilen bir insanım. Kendimi bildim bileli 4 duvar arasındayım. 10 yaşımda annem ve abimle birlikte babam tarafından Amerika'ya gönderildik. yaklaşık 5 yıl kaldıktan sonra İstanbul'a hapishanemize geri döndük Abim yüzünden Amerika'ya gitmek zorunda kalmıştık çünkü canım abim düşmanımız olan Acar ailesinin Kızlarından birine aşık olmuştu Cansu Acar'dı ve babam abimin evden kaçmasına bir yol bulamıyordu bu sebepten gitmek zorunda kaldık . Bildiğim kadarıyla Acar ailesinin 2 kızları var ama babam diğer kızının Adını dahi bulamadı kızlarını sır gibi saklıyorlardı.
Ne yaparsak yapalım Abim akıllanmamıştı 25 yaşında olan abim Aras Demiroğlu ve 24 yaşında olan Cansu Acar tabiii ben o zamanlar 15 yaşında olduğum için hiç birşeye anlam veremiyordum eskiden aile buluşmaları vardı ,kaos yoktu, mutluyduk ,okula gidebiliyordum ama bir gün babam Mehmet Demiroğlu ve Aslan Acar Abim ile Cansu'yu evlendirme kararı aldılar. Her şey hoş ve güzel gidiyordu nişanlandılar odalarını dekor etmeye başlamışlardı. Babam bir gün akşam yemeğine Acar ailesini çağırdı öbür kızları yoktu nişanada gelmemişti. Niye sakladıklarını Merak ediyordum ama beni ilgilendirmediği için işin peşine düşmedim .Herkes mutluydu iki kişi hariç Aslan Acar ve Ceyda Acar ikisininde suratı sirke satıyordu. Yemekten sonra babam Aslan Acar'ı odasına çağırdı ben meraklı biri olduğum için dinlemek için onların arkasından gittim ama hesaba katmadığım birşey vardı korumalar. Öfleyip salona geri döndüm o sırada Annem ve Ceyda Acar düğün gününü konuşuyorlardı.
Sonunda Cansu ve Aras 'ın beklediği gün gelmişti düğün günü herkes koşuşturma içindeyken babam arka bahçeyi organize ediyordu. Babam ve acar ailesinin düşmanları yüzünden sadece yakın akrabalar gelmiş yaklaşık 40 kişi falan vardı o zamanlar yanlış hatırlamıyorsam. Nikah kıyıldı ve ardından arabaya binerek balayı için yola çıktılar arkalarından sadece 3 koruma gitmişti düğün bittikten ve herkes gittikten sonra saat 02.45 olmuştu yorgunluktan bayılacaktık ve uyumak için kalkıp odalarımıza geçtik, saat 06.30'da annemin çığlıklarına uyandım kalkar kalkmaz aşağı indim ve annem babama sarılmıştı. ben noldu demeye başlamıştım Babam kafa hareketini yaptı ve koruma beni odama çıkarmak için çabalıyordu odama zar zor çekiştirelerek çıkarılırken annemin yere yığıldığını görmüştüm bu beni çok korkutuyordu.
odamın kapısı açıldı içeri giren Babam'a
"Ne oldu baba annem niye ağladı niye fenalaştı söyler misin?"
Dedim. Babam iç çekip Konuşmaya başladı;
"Oğlum abin öldürüldü."
Dedi sanki o an onu değil beni öldürmüşlerdi 15 yaşında kardeşimi kaybettim canımdan birini kaybettim o anlık şaşkınlıkla babamın suratına baktım
"Nasıl baba nasıl kim öldürdü?"
Dedim.
"Cansu'nun elinde bulmuşlar silahı"
Cansu'nun yaptığına inanmazdım
"Baba emin misin Cansu mu yaptı?"ı
"Orda ikisinden başka kimse yoktu korumalar vardı başka kim yapabilir uraz"
Gözümden bir damla yaş düştü hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım.Ben ağlarken babam odadan çıkmıştı.
Kendime gelmem 1 saati almıştı odamın kapısını açıp annemlerin odasına doğru yürümeye başladım kapının önünde durup nefes alıp kapıyı açtım ve içeri girdim. annem odada yatıyordu doktor gelmiş ve serum takmıştı.babam da başında oturmuş derin derin düşünüyordu odaya girdiğimi duymadı bile beni görünce
"Gel oğlum kapıyı kapat"
ayağa kalkıp kafamı ellerinin arasına alıp öptü ve sarıldı.
"Benim işlerim var annenin yanında kal ona destek çık"
dedi bende tamam der gibi kafamı salladım babam silahını beline takıp odadan çıktı bende annemin yanına gidip yatağa oturdum yüzüne dokundum.
Yaklaşık 15 dakika sonra uyandı
"Anne iyi misin?"
Dedim yüzüme dönüp baktı bir elini kaldırıp saçlarıma dokundu sonra
"Nasıl iyi olayım oğlum abin gitti öldürüldü. O aileye hiç güvenmemeliydik"
dedi ben birşey demeden annem ağlamaya başladı. Olayın kan davasına dönüşeceğini iyi biliyordum babam bunu onların yanına bırakmayacağına bal gibi emindim babam bize hep "Sizin canınızı yakanı n bende onun canını yakarım" der. Eğer Cansu öldürdüyse babam dünyayı onlara dar eder. Eğer abim öldüyse Cansu'da ölür.
Akşam olmuştu annem odasında saatlerce ağladıktan sonra onu aşağı indirdim ve salona götürüp oturtturdum dalgın dalgın dışarı bakıyordu o sırada dışarda bağırma sesleri geliyordu annem kafasını çevirip kapıya doğru baktı ve ayağa kalktı.
"Anne nereye?"
Dedim ama annem sorumu duymamazlıktan geliyordu yürüyerek dış kapıya doğru gitti bende arkasından gittim. Dışarı çıktığımızda Aslan Acar ve babam kavga ediyordu daha doğrusu babam ona bağırıyordu. Panik bir şekilde
"baba noluyor"
dedim baban öfkeyle bize döndü
"içeri girin hemen"
annemin kolundan tutup çekiştirdim ama kılı bile kıpırdamadı sadece babamları izliyordu
"Anne hadi gel içeri girelim"
dedim
"hayır"
dedi.
Israr da etsem içeri girmeyi kabul etmedi.
Babam Aslan Acar'a silah çekti çeker çekmez karşı tarafın korumalarıda silah çekti Aslan bey iki eliyle korumalarına silahlarını indirmelerini emretti.
"Mehmet Demiroğlu her zaman aynı kalacaksın değil mi kimseyi dinlemeyeceksin merak etme beni öldüreceğini biliyorum ama bunu göze alıyorsam bir bildiğim vardır değil mi?"
dedi babam sert bir sırıtmayla
"Her konuda bir diyeceğin var tabii söyler misin kızın oğlumu tam olarak neresinden vurdu?"
Olayı şaşkınlıkla izliyordum ve bende en az babam kadar intikam istiyordum acar ailesinden
"ben sana kızımın yapmadığını söyledim"
dedi
"evet kızın yapmamıştır o yüzden silahta parmak izleri var değil mi? Merak etme seni değil kızını vurucam ve nerde saklarsan sakla onu bulucam"
nefes aldı ve devam etti.
"Evlât acısını ben çektiysem sende çekeceksin"
dedi aslan bey sinirini çok zor tutuyordu dişlerini sıkışından belliydi.
"Savaşı sen başlattın Mehmet Demiroğlu ama ben bitiricem merak etme"
dedi ve arkasını döndü tam gidecekken
"beni öldürme diyip yalvaracaksın"
dedi ve gitti babam sinirden oraya buraya saldırıyordu
"Orospu çocuğu!"
Diye bağırmaya başladı asla durmayacağını biliyordum annemde iyi biliyordu ki biz dur desekde durmayacaktı.