*Bu kitapta geçen hiç bir olayın veya kişinin gerçek hayatla bir ilgisi yoktur tüm olaylar hayal ürünüdür. Kitap hiçbir idolü kötülemek yada yüceltmek amaçlı yazılmamıştır. Kitapta yazılanların idollerin gerçek kişilikleri ve gerçek yaşamlarıyla bir alakası yoktur. Tüm bilgiler ve tarihi olaylar yazarın kurgusundan ibarettir. Kitapta geçen ilişkiler ship değildir tamamen olay örgüsüne bağlı olarak kurgulanmıştır. Kısacası idoller sadece temsili olarak kullanılmıştır.*
Kitap okurken ambiyans güçlendirmek için yapay zeka ile görseller kullanılmıştır kitabı daha da hissetmek heycanlı hale getirmek ve kitap okurken şarkı dinlemeyi sevenler için spotify playlisti hesapta gönderiler kısmında
-
15. Yüzyılın sonları
Kore
Genç kız diz çökmüş, ellerini birbirine kenetlemiş buda'nın önünde rahmetli annesinin ruhuna dua ediyordu. Aklında binlerce soru vardı annesine ona bir işaret vermesi için yalvarıyordu. İçinde bulunduğu çıkmazdan kurtulması için ne yapması gerekiyordu? Çıkmaza girdiği bu yoldan dönse tüm uğraşlarını görmezden gelerek kaçsa ne olurdu ki? Düşündükçe daha da saplanıyordu bu bataklığa. Tam o sırada tapınağın arka bahçeye açılan küçük kapısı açılıp kapandı. Genç kız arkasını döndü.
- Küçük hanım Joo-hyun? Burda olduğunuzu bilmiyordum ne kadar güzel bir rastlantı.
Gelen kişi güler yüzü, yakışıklı suratı ile tanınan Kim ailesinin varislerinden Kim tae-hyung'du. Eskiden krallık mahkemesinde sözü en çok geçen Kim grubunun başı olan Kim sou-jun'un küçük torunu tae-hyung, annesi cheonmin¹ sınıfından bir köle olduğu için dedesi tarafından pek sevilmezdi. Yine de diğer aile fertleri arasında çok sevilir ve sayılırdı. Ailenin neşe kaynağı tae-hyung 15 yaşından sonra eğitim için Gyeongju tapınağına yatılı olarak gönderilmişti.
İrene (bu Joo-hyun'nun diğer adıydı bu isimler bizzat saraydan batıya daha yakın olma ve müttefik toplama amacıyla yapılan yeniliklerden sadece biriydi. Herkese özel olarak batı tarzı isimler verilmişti.) hafifçe gülümseyerek,
- İçim daralmıştı bende biraz dua edersem rahatlarım diye düşündüm.
- Bir sıkıntınız yoktur umarım. Nasılsınız kardeşleriniz Küçük hanım Seung-wan ve ye-rim nasıllar?
İrene'nin yanına çömeldi.
- İkisi de çok iyiler... bana gelirse sıkıntım ülkenin şu durumundan başka bir şey değildir.
Tae-hyung dudaklarını birbirine bastırıp irene'nin söylediklerine hak verdiğini belli etmek için kafasını salladı.
- Haklısınız şu dönemde ülkecek en büyük sıkıntımız bu. Duyduğuma göre durum daha da kötüye gidiyormuş kral artık iyice kukla olmuş durumda. Son cümleyi söylerken İrene'e doğru eğilerek ve son derece kısık bir sesle söylemişti.
İrene de aynı tae-hyung gibi fısıltı şeklinde,
- Geçenlerde Japon askerlerinin genç kızlara yaptıkları hakkında bazı söylentiler duydum. Eğer söylentiler gerçekse bir an önce bir şeyler yapmalıyız. Belki de...
- Yoksa sizde- (bu kısmı şaşkınlıkla biraz yüksek sesle söylediği için durakladı ve irene'a yaklaşarak yine alçak sesle devam etti) yoksa sizde mi Park ailesi gibi düşünüyorsunuz?
İrene başını sallayarak,
- Evet bende tahta kralın en küçük kardeşinin geçmesinden yanayım. Sizde benimle aynı fikirde olmanıza rağmen aileniz sebebi ile bunu belirtemiyorsunuz. Kendinizi kandırıyorsunuz! Herkes kralın kukla olduğunun farkında ama herkes korkuyor kimse sesini çıkartamıyor.
- Belki haklısınızdır ancak sizde biliyorsunuz ki tahta kralın en küçük kardeşi çıkartılsa da yine de bu halden kurtulamayız.
İrene bir iç çekti,
- Belkide... Ama halkla en alakadar olabilecek kişi o bunu ikimizde çok iyi biliyoruz.
Tae-hyung tam konuşmaya başlayacaktı ki içeri Joo-hyun'un küçük kardeşi Seung-wan girdi.
- Wendy (Seung-wan'nın 'batı tarzı' adıydı) sonunda gelebildin gel de bize katıl.
Seung-wan, tae-hyung'a kısa bir baş selamı verdikten sonra ablasının yanına çöktü ve sessizce konuşmaları dinlemeye başladı.
- Bizde tam ülkenin durumu hakkında konuşuyorduk sence ne yapmalı? Ülkeyi, bu Japon yağmacıların elinden ne edipte kurtarmalı?
Wendy çok kısa bir süre düşünür gibi yaptıktan sonra konuşmaya başladı,
- Yapacak bir şey varsa bile bence artık çok geç. Tabi eğer bir mucize olup bir anda bir grup çıkıp yönetimi ele geçirmezse değil mi ablacığım.
Bunları söylerken yüzünde imalı bir gülümseme vardı. Ancak irene Seung-wan'nın söylediklerini duyunca bir anda seung'a doğru döndü ve kaşlarını çattı.
- Ha-ha-ha! Görüyorsun ya tae-hyung kardeşim wendy pek şakacı ve hayalperest bir kızdır. Rahmetli annem ona hep peri masalları anlatırdı ondan böyle hayalci olup çıktı başımıza.
Tae-hyung da gülümseyerek,
- Bilirim tabii anneniz rahmetli Mong hanımımın üstümde çok emeği vardır seung'un üstüne de çok titrerdi rahmetli. Hep ondan sebeple şımardı bu yaramaz kız.
İrene durumu son anda kurtardığı için rahatlamıştı.
- Üzülerek güzel sohbetimizi burda bitirmek durumunda olduğumuzu söylemek zorundayım. Saat oldukça geç oldu bizim eve gitmemiz gerekir. Malum Japon askerler yüzünden sokağa çıkma yasağı başlamak üzere. Tanrı'ya emanet olun.
İrene ve wendy'nin ayağa kalkması üzerine tae-hyung da onlara eşlik etmek üzere ayağa kalktı ve kapıya kadar geçirdi.
- Tanrıya emanet olun küçük kardeşiniz ye-rim'e de selamlarımı iletiniz.
İrene gülümseyerek baş selamı verdi ve Wendy ile beraber tapınağın dar kıvrımlı yolunda yürümeye başladılar.
- Seni daha kaç defa uyarmam gerekiyor seung? Çocuk gibi davranmayı kes şu zamanlarda özellikle dikkatli olmamız gerekirken senin şu yaptığına bak. Ya tae-hyung bir şeylerden şüphelenseydi ya da seni ciddiye alsaydı?
Seung derin bir iç çekti ve ona göre her şeye çok titizlenen ablasının defalarca yaptığı bu konuşmaya bu sefer cevap vermemeye karar verdi.
Joo-hyun, Seung-wan ve ye-rim krallık hazinesinden sorumlu olan maliye bakanı Mong Chon-yan'nın torunlarıydı. Anneleri Mong Sou-rim, Seung doğduktan 1 yıl sonra hastalanıp hayatını kaybetmişti. O zaman joo-hyun ve ye-rim daha 3 yaşlarındalardı. Seung'un ablaları İrene ve ye-rim çift yumurta ikizleriydi. Babaları Song alt tabakadan geliyordu kendisi Mong ailesine hizmet eden bir uşakken, ailenin tek kızı olan Mong ile zamanla yakınlaşmışlar ve en sonunda evlenmişlerdi. Babaları anneleri öldükten 1 ay sonra krala ihanetten idam suçuna mahkum edildi. Hem anneleri hem babaları ölmüş olan 3 kız kardeşin bakımı ise dedeleri Mong'a kalmıştı.

3 kız kardeş dedeleri tarafından tıpkı anneleri gibi yetiştirilmişti. Onların çağındaki genç kızlar dikiş, nakış ile uğraşarak büyürken Mong varisi genç kızlar devlet konularını tartışarak, kutsal kemik ailenin erkek çocuklarının gördüğü eğitimleri bizzat dedeleri tarafından görerek yetiştirilmişlerdi. Dedeleri, kızlara gerçekten değer verir onları kendi kızının emanetleri olarak görüyor onların üstüne titriyordu. Belki bu yüzden babaları alt tabakadan olmasına rağmen saray içinde ve dışında asla bu sebepten bir aşağılamaya uğramamışlardı. Çünkü herkes bu üç kıza değecek en ufak lafta dedelerinin bu duruma karşılıksız kalmayacağını bilirdi.
- Çabuk ol toplantıya geç kalıcaz.
Ablasının dediği gibi yaparak adımlarını hızlandırdı.
.............
Genç kız pencereden yavaş yavaş batmakta olan güneşe baktı.
- Kyung!
Genç kızın seslenişinden kısa bir süre sonra kapıda hizmetçi kyung belirdi.
- Küçük hanım Kim beni mi çağırdınız?

Küçük hanım dediği genç kız, Kim ailesinin mirasçılarından kralın yiğeni Kim Jong-in'nin nişanlısı Kim jennie den başkası değildi.
Genç kız başını sallayarak eli ile hizmetçinin yaklaşması için yanını gösterdi. Hizmetçi genç kızın yanına yavaşca sokuldu.
- Anlat en küçük ayrıntısına kadar neler konuştuklarını bilmek istiyorum.
Hizmetçi hemen tapınakta İrene ve tae-hyung arasında geçen tüm konuşmayı hanımına anlattı.
- Ah! Demek 3 köylü birleşmiş yüce devletimiz hakkında kendi kendilerine karar veriyorlar. Bakalım dedem o Nobi² yığınının böyle konuştuğunu öğrenince ne yapacak.
Bu cümleleri söylerken yüzünde sinsi ve duyduklarından memnun olduğunu belli eden bir gülümseme vardı.
- Gözün onun üstünde olsun sakın hiçbir hareketini kaçırma, kaçırma ki ondan kurtulabileyim... sonsuza kadar. Çekilebilirsin!
Jennie tıpkı annesi gibi kardeşi tae-hyung dan nefret ederdi. Kardeşi, o daha 1 yaşındayken girmişti hayatlarına. İlk başlarda Kim kardeşler çok iyi anlaşsalarda zamanla jennie annesinin ona gerçekleri anlatması ve kardeşine karşı doldurması sonucu araları epey açılmıştı. Jennie babasının annesine ihanetine olan öfkesini tae-hyung dan çıkartmaya ve bundan zevk duymaya başlamıştı. Şimdi ise kardeşinden sonsuza kadar kurtulmak için açığını arıyordu. Ve nerdeyse amacına ulaşmak üzereydi.
-
cheonmin¹ : koredeki kast sisteminde en alt tabakadan olanlara verilen isim.
Nobi² : alt tabakadan olanlara hakaret etmek için kullanılan bir kelime
-
Kitap ile ilgili görseller, sorularınız ve kitap hakkında bilgi almak için ig/perilies
Wattpad/@perilies