Merhaba sevgili okuyucularım 4.bölüm ile karşınızdayım. 🌙
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.
🕯Iyi okumalar🕯
🌑🌒🌕
Parti beklediğimden fazla kalabalıktı. Herkesin elinde bir alkol bardağı ve çoğu daha gece başlamadan sarhoş olmuştu. Her yerde insan vardı şu küçük kasabada tanımadığım yeni yüzler görmek bana tuhaf bir his yaşatırken en azından yenilik iyidir deyip etraftaki yakışıklı çocuklara göz gezdirmeye başladım.
Pek fazla arkadaşım yoktu belkide Jane benim tek gerçek arkadaşımdı. İlk defa gördüğüm yabancı yüzler etraftaki nahoş alkol kokusu ve son ses çalan müzik burayı bir partiden daha fazlası haline getirmeye başladı. İtiraf etmeliyim güzel ve içine çeken bir ortamdı. Benim ailem böyle bir parti yapmam izin vermezdi nede olsa her hafta sonu kiliseye gidip rahibin vaazlarını dinleyen kısımdandılar. Partide olabildiğince kalabalık insan topluluklarını bölerek yürürken çok fazla vücut parçasını vücudumda hissetmek biraz iğrençti. Etrafı dolanıp Jane ve ben evin bahçe kısmından girdik çoğu insan Jane'e sonra bana selam verdi Jane için bu gayet normaldi nede olsa koca bir haber sayfasının başıydı. Beni ise kasabadaki tek kızıl saçlı insan olduğum için küçükken takılmış lakabım ile tanıyorlardı"Cadı."
Mavi ile karışık orman yeşili gözlerim ve uzun kızıl saçlarım belki bir peri masalından fırlamışım gibi gösteriyo olabilir ama cadı lakabını kim uydurmuştu?!
...
Partide eğleniyorduk ara ara dans edip kendimizi ritme bırakırken ara ara ınsanlarla dans arası sohbet ediyorduk. Bu iyi gelmişti eğlenmeyi unutmuşum sanki.
Jane ve ben biraz yorulmuştuk ve birer içicek alıp bahçede bulunan ahşap banka oturduk. Bahçenin köşesinde kalan, biraz olsun kalabalıktan kaçmamıza yardımcı olan bu köşe konuşmamıza yardımcı olan mahremiyeti sağlıyordu.
- Kevın işini biliyor cidden çok iyi bir parti vermiş. Dedi Jane ve etrafa kısa bakışlar atarak dans ederken dağılmış olan kısa saçlarını eliyle düzeltti.
- Cidden çılgın bir parti. Dedim fakat aklım yabancıdaydı. Eğer kasabadan biriyse, oda bu partidemiydi? Belkide beni alaycı bakışlarla su an bir köşeden izliyordu.
Elimdeki ekşi elma aromalı içecekten ufak bir yudum aldım arından telefonumu çıkardım. Annem ve babamdan bir kaç kez olan cevapsız aramayı gördüm.
45 dakika kadar önce aramışlardı...Bu partide 45 dakika boyunca dans ettiğimize inanamıyorum. Dans etmeden önce telefonumu kontrol etmiştim tek bir mesaj bile yoktu o zaman.
- Ah~ cidden sesten duymamışım.
- Neyi?
- Ailem beni kontrol etmek için aramış.
- Şimdi arama. Sesten dolayı ne onlar seni, nede sen onları anlarsın.
- Haklısın iyi olduğumu ve bir partide olduğum için onları sesten dolayı arayamacağımı söyleyen bir mesaj atsam iyi olur.
Bu mesajı babama yazmış ve telefonu kapatıp arka cebime geri koymuştum.
Jane bir kaç selfie çekmişti bile üstelik benim habersiz çekilmiş bir kaç fotoğrafım onun ifşa dosyasını genişletmeye yardımcı oluyordu.
Gülümsedim ve Jane biraz daha yaklaştım böylece güzel fotoğraflar çekilmiştik. Bir kaç tanesini hemen bütün sosyal medya hesaplarında paylaşmıştı ailemle de takiplestigi için nerde ne yaptığımızı ordan göreceklerdi.
1 Saat sonra...
Biz telefonlarla ilgilenip gülüşürken evin içinden birden gürültülü sesler gelmeye başladı.
"WOOHOOWW!!!"
Bunlar bir grup erkekten ve kızdan geliyordu.
Evin içinden sekiz dokuz kişlik bir grup çıktı ve grubun başında Kevın vardı.
Herkes odak noktasını guruba çevirmiş ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Kevın partide bulunan herkese;
"HADİ ORMANA MİLLET!!!"
"Parti orada devam ediyor!!"
Coşkuyla söylenmiş bu söze herkes sürü piskolijisi içine sokmuştu.
Kevın kahverengi saçları olan kahverengi gözlere sahip ve yakışıklı bir yüzü vardı. Yapılı bir vücuda sahipti ve okuldaki spor klubünün lideriydi, kesinlikle çoğu kişiye sözünü geçiren bir erkekti.
Haliyle onun bu hali bir çok kızın etkilenmesine neden oluyordu.
Kevın'ın 1 ay öncesine ait bir sevgilisi vardı.
Lili diye sahte sarışın bir kız. Kevın'la düzgün bir ilişkisi vardı taaki Lili onu aldatana kadar...
Kevın onu okulun bodrum katında üst sınıftan birisi ile basmıştı ve Lili'den ayrılmıştı. Lili'nin ise okulda adı her bir sınıfa kadar yayılmıştı. Üst sınıftaki çocuğa gelecek olursak Kevın ondan bir yaş küçük olmasına rağmen yapıli vücudu sayesinde iyi benzetmişti.
Jane ve ben hızlıca ayağa kalktık herkes Kavın ve ufak sürüsünü takip ediyordu. Jane bileğime yapıştı ve "Hadi bizde gidiyoruz ORMANA!!!" .
Cidden başımı belaya sokacak kadar enerjik.
Parti evi bir anda boşalmaya başladı. Herkesin içindeki çılgınlık uyanmışa benziyordu ne yalan söyleyebilirim ki ortam benide cesaretlendirmiş ve gecenin bir vakti bir grup insanla gündüz bile içi karanlığa boğulan bu yerde ,gecenin iyice karanlığa battığı ormana koşmaya başlamıştık.
Jane instagram sayfasında canlı yayın başlatmış ve saniyesinde bütün kasaba canlı yayına katılmıştı.
"Selam millet! Ben Jane !... " diye başladı bir yandan koşuyor bir yandan canlı yayında geceden bahsediyordu.
Bende koşarken ormanın olduğu tarafa baktım. Dağınık bir halde herkes koşarken geriye dönüp baktığımda çoğu kişide evine dönüyordu. Anlaşılan orman fikri herkesin ilgisini çekmemişti ya da korkutmuştu.
Jane telefonunu kapatmış ve çantasına koymuştu. Ormana gelmiştik ve orda ufak terk edilmiş bir parkın olduğunu gördüm. Kırık salıncaklar ,paslanmış ve yırtılmış demir teller burayı alkolikler için iyi bir içme alanı haline getiren ayyaş mekanı sayılırdı.
Okulumuzdan herkesin bildiği tanıdık bir yüz daha vardı. Jhon.
Kamyonetinin arkasına bağladığı dev ses sistemi ile canlı bir muzik başlatmış sakin kalabalık kendini ritme vermişti. Çoğu insan dans ederken küçük bir gurup Kevın'a baktı.
Kevın yüzünde ufak bir sırıtışla,
"Ufak bir oyun oynayacağız!"
Herkes daha da meraklanmıştı ve ayrı ayrı kişilerden "Ne oyunu? " gibi sesler çıktı.
"Baştan söylüyorum korkaklar partiye dönsün gereksiz kalabalığa ihtiyacımız yok!." Dedi .
Oyundan bahsetti .
"İtaat etmeyen nehre atılacagı bir oyun" sözünü duyan herkes iklime düşmüş ve ne olduğunu merak içinde beklemişlerdi.
Jane ve bende olmak üzere 16 kişi 9 erkek 7 kızdan oluşan bir grup el kaldırdı.
Oyun ilgimi çekmişti ve bunu oynamak istiyordum.
Kevın eliyle olduğumuz gruba işaret yaptı ve Jhon'a dönerek partiyi bir süreliğine onun yerine göz kulak olması için uyardı.
Jhon okulumuzun Dijey'iydi. Müzik, konser, partiler ve eğlencelerin adamıydı. Bu yüzden bütün okulun tanıdık yüzüydü.
Arkamızdaki kalabalığı bırakıp Kevın ile ormanın biraz daha içine girdik. Ağaçların arasında olan açıklığa geldik. Ormana ilk defa gidiyordum.
Kevın elindeki bira şişesini kaldırdı ve "Cesaretmi yoksa cezamı" oyununu oynayacağız . Dedi
Bu bildiğimiz doğrulukmu cesaretlikmi oyunuydu sadece Kevın bunu biraz değiştirmişe benziyordu.
Herkes heyecanlanmış ve başlarıyla onaylamışlardı. Bir kısa yürüyüşten sonra iki koca ağacın devrildiği yere getirdi. Herkes devrilmiş olan o ağaçların üzerine oturdu. Kevın'ın arkadaşları hızlıca ateş yakmıştı tabi yanlarındaki alkol sayesinde olmuştu bu.
Dağire şeklinde dizilmiştik ve ortada yanan ateş dışında başka ışık kaynağı yoktu.

Kevın kuralları açıkladı:
Kural 1 oyunda kim sizden ne istediyse cesaret ederek yapmakla zorunlusunuz eğer yapmak istemiyorsanız ceza yersiniz.
- ceza ne peki?. Dedi sarışın ve saçları kısa bir çocuk.
Kural 2 cezanız sağ tarafta bulunan nehirde 1 dakika boyunca beklemek. Dedi. Ardından buz gibi akan ürkütücü nehri işaret etti.
Herkes onayladı. Onlaylamaktan başka seçenekleri yoktu zaten herkes buraya bunu kabul ederek gelmişti.
Kural 3 eğer cezayıda kabul etmezseniz sizi zorla o nehre atarız.
Bu herkeste ufak bir panik yarattı ama heyecan verici olduğu için kimse karşı çıkmadı.
- Neden doğruluk değilde ceza?. Dedi minyon ve kurnaz bakışları olan kız.
_"Çünkü kimse hiçbir zaman doğruyu söylemez. " Dedi ciddi bir ifade ile Kevın.
Kevın'ın bu sözü bana Lili'yi hatırlattı. Sanırım Bi nevi aldatma ile yalan söyleyen Lili'ye atıfta bulunmuş gibiydi.
Burdaki herkesi tanıyordum yani sima olarak ama hiçbiri ile konuşmuşluğum yoktu. Sadece Jane burda yanlız hissetmememe sebep oluyordu ki oda benim için aynı şeyi hissediyor olmalıydı, eliyle ceketimden sıkıca tutmuştu çünkü.
Arkamı döndüm ve soğuk nehre baktım cidden oraya kimse girmek istemezdi.
...
Oyun başladı ve Kevın şişeyi çevirdi bir kaç saniye sonra şişe durdu ve şişenin ucu sarışın çocukla Kevın'ın en yakın arkadaşı Luca'nın arasında durdu.
Herkes meraklı gözelerle ikisini izledi,
Luca elini çenesine götürdü be düşünmeye başaldı. Sarışın çocuk ise düz bir ifade ile onun ağzından çıkacak olan kelimeleri bekledi.
- Saçlarını çok sevdim fazla...iyi görünüyor. Dedi. Luca biraz kıskanç bir ses tonu ile.
Sarışın çocuğun saçları ciddende parlak ve bakımlı duruyordu.
- Git ve saçını toprakla yıka.
Herkes çocuğa baktı. Sarışın çocuk yerden bir avuç toprak alıp saçlarına sürdü hiç itiraz etmemişti ve yüz ifadesi hiç bozulmamıştı ama boyunudaki belirginleşen damarı ben fark etmiştim. Luca'ya sinirlenmişti ama nehre atılmakta istemiyordu.
Herkes ikisinide alkışladı ve şişe tekarar çevrildi. Bu sefer Kevın ve bir kız arasında durdu. Şişenin ucu Kevın'a dönüktü.
Kız Kevın'a biraz arzulu fakat küstah bir bakış atmıştı Kevın ise sadece minik bir sırıtışla cevap verdi.
- Gel ve ayakkabılarımı öp.
Burdaki herkesin biraz zorba insanlar olduğunu anlamak zor olmadı.
Herkes "Oow" demişti Kevın gibi birisinden böyle bir şey istemek biraz cesaret isterdi.
Kızın yüzüne yayılan küstah ifade doğrudan Kevın'a bakıyordu.
Kevın kızın yanına gitti ve ceketinin kolu ile kızın topraktan tozlanmış ayakkabılarını sildi sonra minik bir öpücük bıraktı. Hekres izliyordu ve Kevın işi bitince kızın gözlerinin içine baktı.
Şişe bir kez daha döndü ve bu sefer ucu o kıza ve öbür ucu Kevın'a geldi.
Kız başta olmak üzere herkes gerildi ve Kevın kızı süzerek ona baktı.
Cebinden keskin katlanabilir bir bıçak çıkaran Kevın kıza doğru yürüdü kız birden ufak bir çığlık kopardı ve ayağa kalktı.
- G-gelme!
Kız arkasında bulunan ağaca yapıştı ve herkes bir endişe ile ikisine baktı.
Kevın korkumuş olan kıza baktı ve elini tuttu avucuna bıçağa bıraktı.
- Bir tutam saçını kes. Dedi soğuk bir sesle.
Bunu duyan herkes kıza baktı ve uzun kahve rengi saçlarını incelediler.
- Ben böyle bir sey yapamam!
- Git ve nehre gir o zmn.
- Hayır!
Kevın kızın kolundan tuttu ve " sen istedin "diyerek kolundan nehre sürüklemeye başladı.
Kızdan böylece az önceki istediğinin acısını çıkaracaktı.
Kimse sesini çıkarmadı çünkü oyunun kuralı buydu cesareti olmayan girmemeliydi.
Kızı tam nehre atacakken " Tamam! Dur! Yapacağım " dedi kız.
Kevın ondan aldığı bıçağı ona uzattı ve kızın kendi saçını kesmesini bekledi, kız iki parmak kalındığında bir tutam aldı ve Kevın onun tuttuğu saçını sertçe çekti.
- Bu kadar. Dedi ve iki parmak kalınlığında olan bir tutam uzattı kız nerdeyse ağlayacaktı.
Ve uzattığı tutamı hızlı bir hareketle kesti. Dirseklerine kadar uzanan tutam artık omuzuna geliyordu.
Ikili yerine geçti ve kızın gözünden bir damla yaş aktığını gördüm. Korudan elleri titremiş ve kesilmiş bir tutam saçını eliyle tutuyordu. Kevın ise umursamazdı. Hekres işin ciddiyetine varmıştı.
Oyun devam etti ve şişeler döndü.Hekres herkesin isteğini o nehre girmemek adına yapmıştı. Saat gece yarısı olmuştu ve bana tek bir şişe bile gelmemişti şanslımıydım yoksa bahtsızmı bilemedim.
Ormanın soğuk havası içime işlemişti ve dudaklarımın morardığıni hissetmiştim. Sadece kırmızı rujumdan dolayı farkedilmiyordu.
Kevın şişeyi eline aldı ve bana baktı belkide ilk defa göz göze geliyoruk. Bende ona baktım.
"Bizim kızıl saçlı cadımızın hiç oyuna katılmadığını farkettim yoksa büyü felan mı yaptın? " dedi alaycı bir ses tonuyla. Ateşin başındaki grup kıkırdaşmaya başladı.
- Hayır ve bana cadı demeyi kes Kevın. Ben sana hiç tas kafalısın diyormuyum?. Dedim tehditkar bir ima ile.
Hekres bana ve Kevın'a baktı . Kevın'ın yüzündeki alaycı ifade anında kayboldu ve siyahlaşan gözlerini bana dikti.Delici bakışları beni biraz ürpertmişti. Gözlerimi kaçırdım.
Kevın son oyun dedi ve şişeyi hızlıca çevirerek bana gelme umduyla baktı.
Itiraf etmeliyim ki kalbimin ritmi hızlanmıştı umarım şişe bana gelmezdi.
Herkes şişeye odaklandı ve şişe yavaşladı...yavaşladı...ve ucu bana arkası ise Kevın'a denk geldi.
Kevın ufak kahkaha patlattı. Sonra bana baktı ve baştan aşağı süzdü bakışları normal degildi o kadar dik cüretkar bakıyordu ki zihninden geçenleri tahmin etmek zor degildi.
"Miğde bulandırıcı..."
- Gel ve beni öp. Dudaklarındaki ince sırıtış yüzüne yayılmıştı.
Jane birden ortaya atıldı.
- Sen ne dediğinin farkındamısın Kevın!? Pislik gibi davranmayı kes!
- Onu zorlayan yok Jane, beni öpmek yerine buz gibi nehrede girebilir. Dedi bakışlarını tekarardan bana kaydırdı.
Bunu kabul etmeyeceğimi biliyordu amacı ben değildim sadece beni göle sokmaktı.
Olabildiğince umursamaz görünmeye çalışarak "Ceza" dedim.
Jane hariç herkes heyecanla göle girmemi bekliyordu. Ceketimi çıkardım ve telefonumla birlikte onları Jane verdim. Jane beni getirdiği için pişman olmuşa benziyordu bense ona gülümsedim çünkü onun suçu degildi olacakları kim bilebilirdi ki?
Nehre ilerledim ve kıyının dibinde durdum. Arkama son kez dönüp baktım Jane dışında Herkes "Nehre gir! Nehre gir!" Diye bağırıyorlardı. Kevın büyük bir zevkle ağaca yaşlanmış beni izliyordu.
Yavaşça ayağımı suya soktum ayaklarım çıplaktı ayakkabılarımı çıkarmıştım diz hizama gelene kadar suyun içine girdim iliklerime kadar donmuştum.
-Tüm bedenin! Dedi Kevın.
Ters bir bakış attıktan sonra boynuma kadar suya gömülene dek nehre girdim. Herkes "Whoow!!!" diye bağrışıyorlardı hemen suda geri çıktım ve kıyafetlerimden sular süzülüyordu ,kıyafetlerimi büzerek kalan suyu sıkmaya çalıştım.
Ceketimi ve telefonumu alan Jane hemen gidelim işareti yaptı. Ayakkabılarımı giydim ve Kevın'a öfke dolu bir bakış attıktan sonra hızla eve yol aldım.
Arkamdan "Yolda giderken üşütme !" Diye kahkaha atarak bağırdı.
Onu duymamazlıktan geldim.
Ormandan çıkmıştık ve ıslak olduğum için bedenim her adımımda rüzgarın çarpması ile titriyordu. Jane yol boyu küfür etti tatlı ve neşeli olabilirdi ama tersinde baya ağzı bozuktu. Onun küfür etmesi beni güldürmüştü ikimizde evime yol aldık.
...
Eve gelmiştik. Jane bana kurulanmamda yardımcı olmuş ve eve gitmek zorunda kalmıştı. Ailesi canlı yayını görmüş ve bir kaç kez aramıştı fakat o gürültüde duymamıştı. gitmeden önce benden özür dilemişti. Ona suçlu hissetmemesini söyledim.
Kevın neden beni bir partiye çağırıyor ve aptalca davranıyor anlamadım.
Oyunun kuralları buydu ve bu kuralları bilerek kendi isteğimle katıldım. Kevn'ı suçlayamazdım. Ama yinede sinirlerimi bozuyordu beni nehre sokmak için kabul edemeyeceğim bir sey öne sürmek... cidden sinir bozucu.
Odama ağır adımlarla çıktım ve vazomdaki güllere bir bakış attıktan sonra
temiz kıyafetler giydim.
"Ne geceydi ama" diyerek kendimi yatağa attım , attığım gibi yorgunluktan uyuya kalmıştım.
Gülleri, yabancıyı ve Kevın'ı sonra düşünecektim.
"4. Bölümün sonuna geldik sevgili okuyucularım uma
rım bu bölümü beğenimizsindir. Oylama yaparak bana destek olabilir ve yorum yaparak bölüm hakkında düşüncelerinizi belirtebilirsiniz. 🌑🌘🌕"
"Buraya Kevın'ın örnek bir fotoğrafını bırakıyorum 🌙"
@leydi_lucie_de kitabımın ınstagram sayfası 🧚🏼♀️