“Ah Tina Hanım bu çaylar ne kadar güzel olmuş, ne koydunuz içine?” dedim neşeyle hizmetçim Tina’ya.
“Dolmalık biber kralım. Tyrkiet’tan getirildi.”
“Ah ne hoş, ne hoş… Oğlum şu televizyonun sesini biraz daha açar mısın?” Ses açıldıkça kulağıma ilişen haber, ağzımdaki biberli enfes çayı püskürtmeme yetti.
“Emine’m, intihar mı etmiş! Nasıll! OLAMAZ!” Korku ve dehşet içinde jet pilotumu aradım, “Alo reis, bizi bi Türkiye’ye tükürsene.”
(10 dk sonra)
“Ay dad ben niye geliyorum anlamadım abi. Evde ne güzel pornhub izlicektim iste.”
“Sus bakayım søn, arastır bakalım suan nerelerdeyiz?”
“İlerde Mcdonalds var dad oraya mı gitsek.”
“AKLI FİKRİ MCDONALDSDA! BİRAZ SAGLIKLI ŞEYLER ARAŞTIR!”
“Ay tm abi kızma. Tam ilerde güzel bi bakkal varmış. Oraya mı gitsek.” Telefonu pilotun gözüne sokar, ve jet dengesini kaybeder.
“AMAN TANRIM ÖLÜCEZ!”
Jet hızlı bir şekilde Sebo’nun Mekanı’nın yanına düşer.
Dehşet içinde ayağa kalktığımda, aniden “SØN NERDESIN” diye bağırmaya başladım. “NERDESIN SØN NERDESIN!”
“Burdayım dad” sesin geldiği yere doğru gittiğimde, søn’ümü bir bakkalın önünde dururken gördüm. “Dad bak johny sins’te gördüğüm kırmızı dildolar burda satılıyomuş alsana bana”
“Bakarız.”
İçeriye girdiğimizde burnuma dolan garip koku, adeta iştahımı açmıştı. “Bura salam kokuyo.”
“ne dedin dad salam mı?” diye sorduğunda “Ayn böyle eşşek etinden falan. Sarayda yapıyo ya Tina am çorbasına koyuyo.”
“MERHABALAR EFENDİM! Bakkalıma hoş geldiniz. Her türlü illegal işin yapıldığı bu bakkaldan ne almak istersiniz acaba?” diyerek bizi karşıladı mr sebo.
“Biz içeri girdiğimizde etrafta bi salam kokusu aldık, eşek eti değil mi?”
“Aynen kaç km eşek eti istersiniz”
“Ha öyle değil, biz yemeğe koyucaz.”
“Ay pardon reis bizde hem giyilebilir hem de yenebilir var da.” deyince “biz sikini istioz essegin.” dedim.