``piknik``
İyi Okumalar🪽
⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔ ꒰ ᧔ෆ᧓ ꒱ ⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔
Siz nasıl seversiniz?
Mesela bir çiçeği dalında mı seversiniz, yoksa onu koparıp bir vazoya hapsederek mi? Birinin varlığıyla mı yetinirsiniz, yoksa yokluğunun bıraktığı o keskin acıyı mı bağrınıza basarsınız?
Vazgeçerek seversiniz; canınızın yanacağını bile bile.
Sahiplenerek seversiniz; bencilce ve hırsla.
Sessizce seversiniz; tek bir kelime etmeden, içinizde koca bir fırtına koparken.
Ben mi? Ben hepsinden biraz, ama en çok... Ben hayali olarak sevdim. Gözümü her kapattığımda orada olacağını bildiğim ama elini tuttuğumda parmaklarımın arasından kayıp giden bir rüyayı sever gibi. Gerçekliğin sıcak nefesi ensemdeyken, ben o kusursuz hayale tutunarak hayatta kaldım.
•••
"Felix,hadi gel güzelim"
"5dk daha hyunjin,hazırlanıyorum"
Ah,size bahsetmeyi unuttuğum biri var. Felix. O benim en sevdiğim, asla bırakmak istemediğim. O benim herşeyim,tam bir yıldır. Evet, bugün 1.yılımız. Tam bir yıl,365 gün,52 hafta. Yüksek rakamlar değil mi? Bence değil,ben felixle sonsuza kadar bile birlikte olsam doyamam. Peki tanışma hikayemizi anlatmışmıydım? Evet B12 eksikliğim bunuda unutturmuş. Hemen anlatayım!
Bir galeride tanışmıştık
"Elimde kahvem galerideki sergime gelen insanları seyrediyordum. İnsanlar büyük salonun tam ortasında duran büyük tuvale hayranlıkla bakıyor çok geçmeden diğerlerine geçiyorlardı. Ama dikkatimi çeken biri vardı üzerinde laciver bir takım elleri cebinde tuvalin önünde durdu. Baktı baktı... Zorlasa içine girecekti ama durdu gözleri bana kaydı bana da aynı derinlikte baktı yine upuzunca bir süre baktı ve yanıma geldi
"Ortadaki tuvalin sahibi sizsiniz sanırım"
"Evet benim"
"Peki,neden tuvalinizin ismi ölüm?"
"Çünkü tuvalin tam ortasındaki büyük ve kuru kan damlası ölümü temsil ediyor bir zamanlar canlı ve yaşayan kan oksijen ile buluştuktan sonra ölmeye mahkum oluyor yani pıhtılaşıyor."
"Çok güzel bir tablo.Ancak renk seçiminiz yanlış. Kullandığınız kırmızı rengi pıhtılaşmış bir kana göre fazla parlak. Hergün kanın gerçek hâlini gören biri olarak kanın ölmüş renginin daha dolgun bir renk olduğunu savunabilirim"
Felix bir doktordu o kimsenin görmediği ayrıntıyı görmüştü. O ölümün her zerresini görmüştü
Sonra devam etti
"Sizde de ölümü görüyorum yüzünüz sanki acıyı temsil ediyor. Asil duruşunuz da durumun ne kadar ciddi olduğunu göz önüne seriyor"
"Cidden eserlerinde bu kadar detaya inen olmamıştı. Siz farklısınız. Şey, bir sakıncası yoksa isminizi öğrenebilir miyim?"
"Ben felix. Lee Felix"
"Bende hwang hyunjin,memnun oldum"
"Bir kahve içmek istermisiniz hyunjin bey?"
"Olur,neden olmasın?"
O günden sonra bir birimize iyice ısındık içimizde anlam veremediğimiz bir çekim vardı. O daha fazla gelmeye başladı sergilere. Ben ise onu düşünerek yaptım resimlerimi."
"Hyunjin,dalıp gittin bak hava kararıcak gitmemiz gerek"
Ha bu arada bugün 1.yılımız için piknik yapmaya gideceğiz ve de Fidan dikeceğiz çünkü bu felix'in en sevdiği şeylerden
"Geldim bebeğim hadi gel gidelim"(Hyunjin)
Ben ayakkabılarımı giyerken Felix ise kapıda ağırlığını bir öne bir arkaya vererek sallanıyor beni bekliyordu
Bende onu çok bekletmeden ayaklandım ve beraber arabama bindik. Bugün gideceğimiz yer bir piknik alanıydı beraber piknik yapacaktık 1.yılımızın anısına. Ben sürücü koltuğuna o ise yanımdaki koltuğa oturmuştu. Yola çıktık. Çok geçmeden gideceğimiz yere vardık ve yerleştik
Piknik için getirdiğimiz pikeyi ben çimenlik alana sürerken Felix piknik sepetinden eşyaları yerleştiriyordu.
Aslında...buraya gelmemizin bir sebebi daha var.
Ona evlenme teklifi edeceğim!
Ama lütfen felix'e demeyin o bilmiyor.
"Hyunjin~ hepsi bitti."
"Tamam güzelim, hadi oturalım"
Oturup bir güzel yemek yemiş sohbet falan etmiştik. Artık zamanı gelmişti.
"Felix,sana bir şey diyece-"
Piuv piuv piuv
Silah sesleri
N'oluyor lan?!?!
Anlık bir refleks ile felixi siper edecek şekilde doğrulmuş ikimizin de başını koruma altına almıştım. Amınakoyayım ne oluyor böyle
Felix ise anında ağlamaya başlamıştı. Hafifçe başımı kaldırıp ne olduğuna bakmak istemiştim. Bir polis çatışması vardı muhtemelen bir suçluyu kovalıyorlardı. Silah darbeleri gelişi güzel gelmiş olmalı ki piknik alanındaki bir iki kişi yaralanmıştı bile. Hemen felixi arkama alıp yavaşça oradan ayrılmaya çalışmıştım. O ise halan ağlıyor benimle birlikte güçlükle yürüyordu.
Henüz bulunduğumuz alandan çıkmamışken çok yakınımda hissettiğim silah sesi ve beraberinde bağırma sesi bir olmuştu. Korkarak arkamı döndüğümde ise gördüğüm manzara hiç iç açıcı değildi.
Felix'im. Herşeyim. Vurulmuştu. Tam da kalbinden.
Şoklar içinde kalmıştım kafamı hafif kaldırınca karşımda piç bir şekilde sırıtan bir azınlı görmüştüm.
Biraz daha kendime gelince hemen harekete geçmiş felix'i kucağıma alıp arabama doğru koşmaya başlamıştım. İçimden bir şey olmaması için dua ediyor bilincimim kapanmaması için uğraşıyordum.
Arabaya bindiğim gibi en yakın hastaneye sürdüm. Ellerim titriyor gözlerim düzgün bir şey görmüyordu.
Yaklaşık 2-3 dakika süren ancak bana asırlar gelen yolculuktan sonra hastaneye varmıştım
[Hyunjinden]
Hastaneye varmam ile bilinci kapalı bedeni kucağıma almış kapıdan içeri girmiştim. Baştan aşağı kanlar içinde olan bedeni gören doktorlar anında yanıma gelmiş onu benden alıp ameliyathaneye götürmüşlerdi.
Peşlerinden gidip bende oraya vardığımda çaresizce duvara yaslanıp yere bırakmıştım kendimi. Herşey anlık gelişmişti. Ne yapacağımı bilemiyordum. İlk iş olarak felix'in abisini aradım.
Telefon konuşması
"A-alo Chan hyung..."
"Alo hyunjin,ağlıyor musun sen?"
"Hyung... Felix..."
"Hyunjin felixe bir şey mi oldu neden ağlıyorsun"
"H-hyung *** Hastanesi'ne gel lütfen..."
Biiip
Çok geçmeden Chan hyung gelmişti. Yüzümü elleri arasına almış göz teması kurmaya calışıyordu
"Hyunjin neden ağlıyorsun söyle bana lütfen"
"H-hyung felix'i ameliyat'a aldılar. B-ben b-bilmiyorum herşey anlık gelişti. O... O vuruldu Chan hyung. Ben hiçbir şey yapamadım..."
Chan hyung'un gözleri fal taşı gibi açılmıştı onunda gözleri dolmuştu. Ama ağlamamaya çalışıyordu.
"Tamam hyunjin ağlama lütfen. Bir şey olmayacak inan bana."
"İnanamıyorum hyung. Hiç bir şey gerçekmiş gibi gelmiyor. Daha az önce, daha az önce yanımdaydı. Gülümsüyordu."
"Hyunjin güçlü ol böyle düşünme"
"Yapamıyorum"
"Peki...kim vurdu hatırlıyor musun?"
"Vuranı tanımıyorum. Ancak bir polis operasyonu vardı. Suçlular masum insanları hedef almıştı. Onlardan biri de Felixti..."
"Tamam. Ben şimdi karakola gidip suçluların kim olduğunu öğreneceğim. Jisung'u da göndereceğim senin yanında olması için. Tamam mı?"
"Tamam."
[Hyunjinden]
Chan hyung gittikten bir süre sonra jisung gelmişti. O arada da kendimi biraz olsa da toparlamıştım.
Jisung koşarak yanıma geliyordu. Telaşlıydı. Felix onun en yakınlarından biriydi. Biz beraber olmadan önce onunla takılmış hep Felix. Felix... Her aklıma geldiğinde ağlayasım geliyor.
"Hyunjin bu halin ne?"
"Sorma Jisung,başıma neler geldi"
"Biliyorum, Chan hyung anlattı. Ama lütfen neden bu kadar ağlıyorsun. Ben seni güçlü bilirdim"
"Bana diyene bak, gözlerinin altı kıpkırmızı olmuş"
"Ya tamam bende üzülüyorum ama güçlü durman gerekmez mi? Ağlamanın bir şey değiştirmeyeceğini biliyorsun"
"Biliyorum...biliyorum da, yapamıyorum jisung"
Ameliyathanenin kapısı açılınca ikimizinde odağı oraya kaymıştı. İçerden çıkan doktor yanımıza geldi
"Lee felix'in yakınları siz misiniz?"
İkimizde onaylar anlamda başımızı salladık
"Size bunu nasıl derim bilemiyorum. Bay felix'in durumu kritik kurşun kalbinin biraz üstüne denk geldiği için ameliyattan sonra yoğun bakıma alacağız. Operasyon anında 2 kere kalbi durdu. Ama şuan iyi"
Ben gülümseyerek doktora bakıyordum jisung ise başını öne eğmişti saçlarından yüzü gözükmüyordu ancak onunda mutlu olduğunu tahmin edebiliyordum
"Bir kaç saat sonra onu görebilirsiniz"
Doktor bunu dedikten sonra gitmişti. Ben ve jisung ise beklemeye devam etmiştik
Bir süre sonra Chan hyung ve yanında sevgilisi seungmin vardı
"Hyunjin, Chan anlattı bana çok üzüldüm"
"Sağol seungmin"
•••
{İki saat sonra}
Asırlar geçen iki saatten sonra aynı doktor yine gelmişti
"Benimle gelin lütfen"
Doktor yürümeye başlayınca bizde onun peşinden gittik.
"Lee Felix bu odada"
Dedi doktor ve bizi kapısı açık bir odaya yönlendirdi
"Hyunjin, ilk sen git"
"Peki"
İçeri girdiğimde yüzü bembeyaz olmuş solgun yüzle karşılaştım ameliyat onu yormuş olmalıydı. Buradan çıktığımız gibi ona her zamankinden çok daha iyi bakacaktım.
Hâlâ uyuyan bedene yaklaştım elimi nazikçe yüzüne koydum. Yumuşacıktı hava kadar da hafifti resmen
"Beni bekle olur mu meleğim? Yine beraber olucaz"
[Hyunjinden]
Bilmem kaç saat geçmişti ama Felix hâlâ o oradaydı diğerleride gidip onu görmüş sonra da evlerine gitmişlerdi.
Aslında son birkaç saatir hepsi bana karşı garip davranıyordu. Yüzleri solgundu felix'in iyi olacağına dair tek bir umut kırıntısı dahi göremiyordum yüzlerinde. Ama ben mutluydum o güçlü biriydi yine yanımda olacaktı ona evlenme teklifimi bu sefer daha güzel bir şekilde edecektim...
Öff kimi kandırıyorum ben? Onun çıkmadığı her saatte daha da endişeleniyorum doktorlar bana gitmem için ısrar etse de gitmiyordum. Sevgilimin yanında kalamaz mıyım?
Neyse, şimdi kafamı yoramam biraz daha bekleyeceğim.
Saat 16:58 hâlâ çıkmadı
Saat 17:21 hâlâ çıkmadı
Saat 18:34 hâlâ çıkmadı
Saat 19:46 hâlâ çıkmadı
Saat 21:28 hâlâ çıkmadı
Saat 23:57 hâlâ çıkmadı
Saat 03:33 hâlâ çıkmadı
Saat 06:12 hâlâ çıkmadı
Saat 10:44 hâlâ çıkmadı
•
•
•
Aradan 4 gün geçti.
Ve ben hâlâ bekliyorum
Ve o hâlâ çıkmadı
Nasılım bilmiyorum. Tek dileğim bu hastane kokusuna daha fazla mağruz kalmamak. Sanırım tekrar yanına gideceğim. En azından bu kadar zamandan sonra onu tekrar göreyim
•••
Bebeğimi nasıl buldunuzz
Umarım beğenirsinizz