İçeriğe geç

SAYIN SAVCIM

Bölüm 7 · 8 dk okuma

SAYIN SAVCIM

Bölüm 7

Bölüm 6

Gözlerimi zar zor açıp hazırlanmaya başladım aynı zamandada kahve makinesini çalıştırdım ve taksi çağırdım. Siyah termusuma kahvemi koyup evden çıktım. Saat erken olsada sokağın başındaki market açık olduğundan kendime atıştıracak birkaç çikolata ve bisküvi alıp kapının önündeki taksiye doğru hafif tempolu şekilde koşup kendimi arka koltuğa oturdum.

Evet biliyorum olay daha dün yaşanmış olsada yinede taksiye bindim çünkü bir arabam yok! ve karargah evime 30dk yürüme mesafesinde , aslında aklımda hep bir araba alma fikri vardı ama eski çalıştığım adliyeyle evim arası 5dk yürüme mesafesi olduğundan dolayı bir araba almaya gerek duymamıştım , artık bir arabaya ihtiyacım olduğundan ve her gün taksiye binmek bütçemi fazlasıyla aşacağından dolayı mesai bitiminde bir otogaleriye gidip kendime temizinden bir araba alabileceğimi kesinleştirdim zaten bankada biraz param vardı , hangi marka araba alacağıma karar verirken düşüncelerden arınıp taksiden indim.

Erlere selam verip karargahdaki odama geçip hızlıca masama oturdum ve dosyaları bir kez daha okudum , bu sefer gözüme çarpan yerleri fosforlu kalemle çizdim.

12.07.2023

**** bölgesinde görev dönüşü pusuya düştük oysaki arkamızdaki bütün teröristleri öldürmüştük .Sanki bu gün buraya baskın yapacağımızı biliyorlardı gibi çünkü çok kalabalık ve hazırlıklıydılar .Adamlardan birini sorguladığımızda bir çobanın onlara haber verdiğini söyledi. Oysaki yalan söylediği bariz bir şekilde ortadaydı .

*Sorgunun kaydı*

Bu rapor 6 ay öncesine aitti raporu yazan kişi Yüzbaşı Efe Öztürk'tü. Kaydı açıp izlediğimde aynı raporda denildiği gibi adamın yalan söylediği bariz bir şekilde ortadaydı. Sonra Eren savcının yazdığı iddianameyi okumaya başladım;

13.07.2023

Sorgulanan adam askerlerimizden korktuğu için öyle davrandığı ve askerlerimizin ordan geçeceklerini kendi adamlarından öğrendiğini itiraf etti ek3 de ifadesi vardır. Ankara'ya sevkedilip orda yargılanmasını arz ederim...

Adam Ankara'ya sevkedilirken yolda pusuya düşmüşler adam öldürülmüş ,4 yaralı ve 5 şehit vermişiz.(tüm askerlerimizi Allah korusun ve şehit olmuş tüm askerlerimiz için El Fatiha)

İddianamedeki eksik yerleri ajandama not ederek dosyaları incelemeye devam ettim. Diğer dosyalarada eksikler vardı onlarıda ajandama yazdım .

...

Kafamda hâlâ eksik yerler vardı bir türlü çözemiyordum. Sakin kafayla devam edebilmek için ve günde en az 10L kahve içtiğim için bu sefer çay alıp bahçedeki banklardan birine oturdum saat 15.42'ydi. Çayımı içerken bahçedeki çardaklarda oturan bazı askerlerin sesini işitiyordum ama arkam dönük olduğu için göremiyordum, içlerinden biri "eren savcıyı gördünüz mü yeni savcı geldiğinden beri karargaha uğramıyor " dedi.

İçlerinde kalın sesli olan "Görmedim ama o adamda bir şeyler var seziyorum 6. hissim kuvvetlidir benim o adamda bir b*kluk yoksa bende yiğit değilim" dedi. İçlerinden sesi yiğitinkine göre bir tık daha kalın olan adam "bencede etrafta terör estiriyordu adam , sanırsın tererist" dedi biraz düşünceli sesiyle , başka bir adam alayla "he canım adam ajan koskoca karargahda 2 tane bordo bereli timi ve 2 tane mavi bereli komando timi var onlara farkettirmeden bilgi sızdırıyor te Allahım" dedi sonlara doğru alayla gülerek.

Sesinden yiğit olduğunu anladığım kişi "abi biliyorsun adam geldiğinden beri sancak timi gizli görevdeydi yeni geldi , hançer timide sık sık göreve gitti he bide 2 gün boyunca esir alınmıştılar sancak timi kurtarmıştı onları sonrasında zaten hastane , adamları artık karargahda gören şaşırıyordu" dediğinde diğerleri de onu onayladı.

Sonra klasik futbol muhabbetine başladılar. Benim ise aklımda bin bir senaryo dönüyordu dedikleri gibi ya karargahda köstebek varsa daha neler ya! ama bunların hepsi birer tesadüf olamazdımda.

Şimdi şöyle düşünelim: Karargahda 2 tane bordo bereli timi var. Biri hançer timi sık sık göreve gidiyorlar. Anladığım kadarıyla sancak timi ise süresiz bir göreve gidiyorlar. Hançer timi pusuya düşüp esir alınıyor ve 2 gün sonra sancak timi onları kurtarıyor , hançer timi doğru hastaneye gidiyorlar ve sancak timinin süresiz görevi bu sayede bitmiş oluyor.

Bencede bu işte bir b*kluk var ama albay bu işi nasıl farketmiyor sonuçta o da bir bordo bereli , sanırım onda da bir b*kluk var.

...

Düşüncelerden sıyrıldığımda kaç saattir burda oturduğumu bilmiyordum. Odama çıkıp bundan 2-3 hafta önce olan bütün dosyaları incelemey başladım. Bir süre sonra tıkanınca küçük bir esneme hareketi yapıp gözlerimi oluşturdum. Mesainin bitmesine yaklaşık yarım saat olduğu için bu sefer her ne kadar istemesemde kendime kahve alıp bahçeye çıktım, tam geçenki oturduğum banka oturacakken dolu olduğunu farkettim ve bir ağacın altına oturup zihnimi toparlamaya çalıştım.

Ben yetimhanede büyümüştüm... yani kimsesizdim , ailemi bir trafik kazasında kaybetmişim pek bir şey hatırlamıyorum yetimhane müdürümüz anlatmıştı tabi ne kadar doğruydu bilemiyorum o kadına güvenilmezdi doğrusu , bize fiziksel şiddet uygulamazdı ama çok iyi piskolojik şiddet uygulardı mesela bazen bütün çocuklara korku hikayeleri anlatır bazende izletip elektirikleri keserdi , sanırım ben 13 yaşındayken ölmüştü pis m*ndebur kadın ama sonra daha da kötü bir müdür atandı pis pis gözleri tüm kız çocuklarının üstündeydi. Keşke bakmakla yetinseydi...

Ailemden bana küçük bir miras kaldığı için 18'den sonra rahatça okuyabilmiştim. Pek sosyal biri değildim yani gezeyim , çevrem geniş olsun diyen kişilerden değilim. Aklıma hâlâ İzmir'deki başsavcımı aramadığım gelince onu aramak için odamdaki telefonumu almaya gittim. Belki başsavcım bu olaylarla ilgili bana bir yol gösterebilirdi.

Masadaki telefonuma dikkat edince bir farklılık gördüm yeri değişmişti ben biraz! takıntılı biriyim, tamam bazı konularda baya takıntılı biriyim mesela çalışırken düzenli olmak gibi masamda belli bölgeler vardır eşyalarım hep o bölgelerde olduğu için her şeyimi kolay bulurum , bence beni tıp ve hukuk okuyan arkadaşlar anlardı , bazen o notların içinde kaybolabiliyoruz. Dediğim gibi telefonum olması gerektiği yerde değildi. Buda demek oluyor ki biri ben yokken odama girmiş ve benim çıkmamı beklemişti.

Bundan sonra odamı kitlemeden çıkmayacağımı kesinleştirip telefonumun ekranına dikkatlice baktım, tahmin ettiğim gibi ekranda parmak izi yoktu. Belki ben takıntı yapmışımdır falan diye düşünebilirsiniz ama ben 4 yıl lise , 4 yıl hukuk okudum , 2 yıl da stajyer oldum ve 2 yıldırda görevimi icra ediyorum anlayacağınız böyle bir şey yapma olasılığım yok çünkü hep aynı düzende çalıştım. (Benim gibi düzen manyakları burada mı?)

Telefonumu alıp odadan çıktım ve kapıyı bu sefer kilitledim , kalktığım ağacın altına tekrar oturup başsavcımı aradım ve şimdiye kadar olan bütün olayları ki odama giren gizli kişi veya kişileride dahil anlattım , bana mitteki güvenilir bir arkadaşının numarasını verdi ve ne yapmam gerektiği hakkında biraz nasihat verdi.

O numaraya "4276819" yazıp gönderdim ve ardından "ben cumhuriyet savcısı defne türkeri ...(olayları özetledim)... açıkçası karargahda bir veya daha fazla köstebek olduğunu düşünüyorum. En kısa sürede geri dönüşünüzü bekliyorum" diye yazıp gönderdim. Cevap olarak ise "1 hafta" yazdı bu 1 hafta içinde bana geri dönüş yapacağı anlamına geliyordu yani sanırım.

Mesai çıkışı yine taksiye binip bir otogaleriden bütçemi çok aşmayacak şekilde! bir siyah Mercedes aldım. Çok gösterişli veya parlak değildi tam istediğim gibi mat siyahtı. Yeni arabama binip eve geçtim.

...

Sabah güzel bir kahvaltı yapıp adliyeyi çok boşladığım için adliyeye geçtim , bu gün çok işim vardı hem adliyede hem de karargahda çalışınca normal olarak evrak işleri 2 katına çıkıyordu.

Mesai çıkışı eve geçtiğimde arabadan indikten sonra arabanın altından bir ses geldi, yere eğildiğimde arabanın altında daha küçücük yeni doğmuş sim siyah gece gibi tüyleri olan bir kedi çıktı , kedinin annesini bulmak için tüm mahalleyi 3-4 kere dolaştım fakat annesi yoktu .

1 saat kadar kediyle oynadıktan sonra eve geçmek için ayağa kalktım elbet annesi gelirdi, ben eve doğru ilerlerken kedinin peşimden geldiğini farkettim. Sanırım kediye bu kısacık zaman dilimde çok alışmıştım o her miyavladığında içimde sanki bir şeyler kopuyormuş gibi oluyordu.

Kediyi arabaya tek elle bindirip en yakın veterinere doğru sürdüm. 2 saat kadar sonra tüm aşıları ve bakımları yaptırılmış şekilde yeni dostuma kavuştum. Onun için güzel bir ihtiyaç alışverişi yaptıktan sonra dostuma nasıl sesleneceğim düşünürken onu ilk gördüğüm zamanki tüyleri aklıma geldi , ona 'Gece' ismini verdim , kedim zaten dişi olduğu için çok uyumlu olmuştu.

Eve geçip Gece'ye cam kenarında güzel bir köşe ayarladım ve altına **** aldığım siyah üstünde beyaz yıldızlar olan battaniyeyi serdim. Bence çok güzel olmuştu, sıra gelirken taşıyamadığım 10'ar kiloluk kuru mama ve sayısını unuttuğum konserve yaş mamaya geldi .Apartmanda asansör olmadığı için beş kat boyunca kendim taşımak zorundaydım ve kolumun askıda olduğu için bir 10 sefer yapacağım kesindi.

İlk önce yaş mamaları taşımaya başladım ardındanda 10'ar kiloluk olanları arabanın bagajından çıkardım tam dış kapıdan içeriye girecekken Ali "savcım" diye seslenince ona dönüp "efendim" diye cevapladım , Ali "İsterseniz evinize kadar yardım edeyim malum kolunuzun hali belli, zor olur "dedi.

"Teşekkürler, normal hayatta savcım demenize gerek yok" dedim ve ardından "gerçekten çok iyi olur " diyerek ekledim mamaları kastederek . Ben önden çıkıp kapıyı açınca Ali "savcım nereye bırakayım" diye sorunca diğer mamaların yanını gösterdim ve "gerçekten çok teşekkürler istersen otur sana bir şeyler ikram edeyim" dedim , elini kafasına atıp "yok teşekkürler savcı- yani defne abla , abla dememde bir sıkıntı olur mu" dedi mahçupça . Bende hafif tebessümle "sıkıntı yok istediğin gibi hitap edebilirsin" dedim o da yarım bıraktığı cümlesini tamamladı "komutanım yani Efe abi bekliyor aşağıda" dedi ve hızla aşağıya indi. Bu hareketine anlam veremedim. Bir şeyler yedikten sonra yattım.

...

Sabah biraz! uyuya kaldığım için tek kolla ne kadar olabilirse o kadar hızla hazırlandım. Dün Gece'ye aldığım otomatik mama kabını ağzına kadar doldurup karargaha geçtim. koridorda yüzbaşı Öztürk'le karşılaşınca küçük bir baş selamı verip odama geçtim. Bu adamla ne zaman karşılaşsam içim bir tuhaf oluyordu.

Odanın camını açıp odadaki tozları bir bez yardımıyla aldım , işimi tam konsantre olmuş bir şekilde yaparken telefonum çaldı arayan numaraya biraz sövüp yanıtladım . Bilinmeyen bir numaraydı "Defne Türkeri'ylemi görüşüyorum" dedi bir kadın sesi ,"Evet numaramı nerden buldunuz" dedim kadına göre sert sesimle. Kaba bir cevap olsada numaram sayılı kişilerde vardı , kadın "Karakoldan aldım hanımefendi ******* hastanesinden arıyorum . Doğduğunuz hastanede karışmış olabilirsiniz sizi yarın DNA testi için hastanemize bekliyoruz"dedi ve kapattı...

Umarım bölümü beğenirsiniz :)

İyi kalın hoşçakalın :)

Bölüm sonu

5 yorum