İçeriğe geç

SAYIN SAVCIM

Bölüm 25 · 4 dk okuma

SAYIN SAVCIM

Bölüm 25

Bölüm 22

Bora Atay'dan devam

Doktorun söyledikleriyle beraber olduğum yere düşerken bir hemşirenin "hocam hastanın kalbi yeniden atmaya başladı" dediğinde resmen sevinçten havalara uçacaktık. Barlas'ın abi diye sarılmasıyla ona karşılık verdim ve yeniden olduğum yere çöktüm.

... 3 hafta sonra

Defne Türkeri'nden devam

Kazanın üstünden tam 3 hafta geçmişti , şimdi siz diyeceksiniz ki ne oldu. Ameliyattan sonra yoğun bakıma alınmış ve 2 hafta sonrada uyanmışım. Uyandıktan kısa bir süre sonra ifadem alınınca her şey ortaya çıkmıştı.

Öncelikle kazayı açıklığa kavuşturmak istiyorum. Ben üstlere zebo'yu bildirirken , binbaşı bir terörist olduğunu bildirmiş yani Laura değil direk onu takip eden bir terörist olduğunu sonradanda laura olduğunu anlamış, üstler Zebo'nun şehit binbaşı olduğunu bildikleri için sivil ekip isterken Binbaşıya yakala emri veriyor. Bundan sonrasında biliyorsunuz zaten.

Bütün aile fertleri savcı olduğumu öğrendi, bu duruma şüphesiz en çok Arda sevinmişken ona uzun zamandır aklımda olan şeyi yani dersleri için yardım edebileceğimi söylediğimde aklıma Gece geldi. Ben telaşa kapıldığım zaman Yüzbaşı onunla ilgilendiğini söyleyince rahatlamıştım.

Bütün bu süreçte Atay'ların evinde kalmıştım. Her ne kadar kendi evime gitmek istesemde diğerleri bırakmamıştı. Mustafa bey uyandığından beri çok tuhaf davranıyordu sanırım kendisini suçluyordu yine, emri onun verdiğini biliyordum ama böyle olacağını nerden bilebilirdiki. Abi takımı her ne kadar daha yeni akıllarına gelen abilik görevlerini yapmaya çalışsalarda izin vermiyordum. Benim savcı olduğumu öğrendikten sonra yaptıkları hiç bir iyiliği istemiyordum , her şey tam da tahmin ettiğim gibi olmuştu...

Güney hâlâ görevde olduğu için hayliyle hiçbir şey bilmiyordu. Onun uzun süreli görevde olması her ne kadar canımı sıksada işin ucunda Vatan vardı.

Yüzbaşı çok garipti ona çok kızgınım ama bana inanmadığını söyleyip gelmesi çok tuhaf ve güzeldi.

Kafamın üstünden geçen topla gözlerimi kocaman açıp oturduğum koltuğa sindim. Topun sahibine baktığımda doğrusu karşımda bir adet Çağan ve Ayça beklemiyordum. Onlar masum masum bakarken Çağan'nın komik yüzüne karşı bir kahkaha patlattım. Çağan anlamış gibi hemen yalandan kızarak "gülme ya , sana bir şey oldu mu?. Top çarptı mı?" diye sorduğunda kötü bir yaralı rolü yapmaya çalıştım "evet koluma geldi resmen kolum koptu" diye biraz çemkirdiğimde bu sefer üçümüz birden gülmeye başladık.

Ayça koşarak yanıma gelip ıslak ıslak yanağımı öptüğünde onu kucağıma alıp bu sefer ben onu ıslak ıslak öptüm. Her ne kadar halinden memnun olsada "hala ya , bu nasıl öpmek ya ıslak ıslak" dediğinde , "aynı senin gibi halacım" dedim tebessümle.

Çağan da gelip yanımıza oturunca Ayça koşarak Çağan'nın kucağına kaçınca kısık sesle "hain" diye çemkirdim.

Üst kattan koşarak gelen Arda yardım isterken üçümüzünde bakışları ona döndü. Anlaşılan Baran'ı uyandırmak için pekde masum bir yöntem seçmemişti. Üçümüzde onları izlerken Arda'nın yardım çığlıklarına daha fazla sessiz kalamayarak onu himaye (koruma) altına aldım.

... 2 gün sonra

Bu gün iş başı yapıcağı için erkenden kalkıp hazırlanmaya başladım. Şık bir takımımı giydikten sonra saçlarımı salaş bir topuz yapıp silahımı belime taktım. Arabam kendi evimin önünde olduğu için bu gün beni Barlas bırakacaktı. Eslem hanım onlarda kalacağım için evime gidip ihtiyacım olabilecek bir kaç parça kıyafet getirmişti , onlarıda siyah sırt çantama koydum.

Aşağıya indiğimde kahvaltıya oturup kahvaltıya başladım , kendimi hazır hissedince söze başladım. "Her şey için teşekkürler ama artık kendi evime geçmemin zamanı geldi Eslem hanım" dediğimde yüzündeki o acı ifade kalbimi parçaladı. Eslem hanım "Ne teşekkürü kızım burası seninde evin , burada bizimle kalmanı çok isteriz" dedi bir umut. "Maalesef Eslem hanım ben kendi evimde mutluyum, burda kendimi bir misafir , bir yabancı gibi hissediyorum inanın bu sizlik bir durum değil. Geldiğimden beri bana çok iyi davrandınız ama ben kendimi buraya ait hissetmiyorum" dedim.

Evet burada geçirdiğim 1 hafta çok güzeldi ama onlarada dediğim gibi kendimi bir misafir , bir yabancıdan başka bir şey hissetmemiştim. Mesela her sabah olan Baran ve Arda'nın kavgalarına bir türlü alışamadım , Çağan'nın Ayça'yla beraber oyun oynadıkları zaman gördüğüm o mutlu tabloya , Bora'nın küçük jestlerine , Barlas'ın hem mantıklı hemde bir o kadar mantıksız olan konuşmalarımıza alışamadım evet muhabbeti her ne kadar sarsada yanlarında ne yapacağımı şaşırıyordum. En azından her sabah Eslem hanımın beni uyandırması veya Mustafa beyin geceleri odama gelip başımda beklemesine alışamıyordum...

Gözlerimdeki o acıyı herkes görünce Barlas "Tamam o zaman akşam seni aldıktan sonra ailecek dışarıda bir yemek yeriz ve seni evine bırakırım" dediğinde herkes ona sinirlice bakarken konuşmaya devam etti "ne dememi bekliyorsunuz kız istemiyor, zorla güzellik olmaz" dedi son cümlesine vurgu yaparak.

Minnetle ona baktığımda göz kırpınca bakışlarımı kaçırdım.

Sessiz ve huzursuz geçen bir kahvaltıdan sonra adliyeye geçtik. Ben tam arabadan inecekken Barlas "bu gün seni savunmuş olabilirim ama sen bizim kardeşimizsin bizden uzak durmanı istemiyoruz. Lütfen sende bize bir adım at , sen bize bir adım atsan bizim sana 10 adım atacağımızdan şüphen olmasın" dediğinde açtığı kapıyı kapatıp Barlas'a döndüm.

Gözlerinin içine baktığımda ruhumdaki tüm acıları görmesini istedim. Çok yaralıydım , daha kendi yaralarımı saramadan onlarınkini nasıl sarardım ki. Onlarda kaldığı bu 1 haftalık süreçte onlarıda çok iyi gözlemlemiştim.

Ayça geceleri kabus görmekten uyuyamıyordu, Bora bazenleri çok durgunlaşıyordu , Baran'nın çığlıklarını kimse duymazken ben duyuyordum , Çağan her ne kadar mutlu görünmeye çalışsada içindeki acıların haddi hesabı yoktu, Arda insanlardan çekinirken Barlas insanların üstüne gidiyordu. Eslem hanımın ruhu çok yorulmuştu . Mustafa bey ise bambaşkaydı , o bütün olanlar için kendini suçlayıp duruyordu.

Ne yaşadıklarını bilmesem de en az onlarda benim kadar yaralıydı bunu her hareketlerinden anlayabiliyordum. Aramızdaki tek fark ise onlar kötü günleri atlatmak için birbirlerine sarılmışken ben kendi yalnızlığıma sarıldım.

Arabadan inip odama geçtim.

Umarım bölümü beğenirsiniz :)

İyi kalın hoşçakalın :)

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

26. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

5 yorum